MedyaFaresi MedyaFaresi

Türkler diktatörlüğün hiçbir şeklini kabul etmez

t24.com.tr yazarlarından Murat Sabuncu, Büyükelçi Ricciardone ile bir söyleşi yaptı. İşte Sabuncu'nun Ricciardone ile gerçekleştirdiği söyleşi;

Eklenme: 27 Haziran 2014 16:01 - Güncelleme: 31 Mart 2016 16:30

Nisan ayının sonuna doğru Ankara.

ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone ile görüşme.

Türkiye'ye büyükelçi olduğu günden beri sözünü sakınmayan, sık sık da hükümetin hedefinde olan bir isim.

Türkiye'ye geldiği ilk günlerde kimi davaları ve gazetecilerin tutukluluğunu anlamadığını söylediği için Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından "acemi büyükelçi" ifadesiyle eleştirilmişti.

Başbakan "acemi" demişti ama Ricciardone, kariyeri boyunca hem Türkiye'de, hem de içinde bulunduğu coğrafyada uzun yıllar geçirmişti.

Büyükelçilik internet sitesindeki hayat hikâyesine bakıldığında bu net şekilde görülüyor:

"Büyükelçi Ricciardone, Obama tarafından ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak 1 Ocak 2011 tarihinde  göreve atandı. Büyükelçi Ricciardone’nin daha önceki büyükelçilik görevleri arasında, 2009-2010 yılları arasında Afganistan Büyükelçi Yardımcılığı, 2005-2008 yılları arasında Mısır Büyükelçiliği, 2002-2005 yılları arasında Filipinler Cumhuriyeti ve Palau Cumhuriyeti Büyükelçiliği gelmekte. Daha önce, ABD Dışişleri Bakanlığı Terörizmle Mücadele Koalisyonu Görev Gücü Direktörü ve Dış Hizmetler Genel Müdürünün Kıdemli Danışmanı olarak çalıştı. 1999 Mart ayından 2001’in ilk aylarına kadar Dışişleri Bakanı'nın Irak’ın Geçiş Dönemi Özel Koordinatörlüğü'nü yürüttü.

Boston doğumlu olan ve Malden Katolik Lisesi'nden mezun olan Büyükelçi Ricciardone, Dartmouth Koleji’nden 1973’te iftiharla mezun olduktan sonra İtalya’da okumak ve öğretmenlik yapmak üzere Fulbright Bursu kazandı. 1976’da İran’a öğretmen olarak giden Büyükelçi, 1978’de Dış Hizmetlere girene dek Güneybatı Asya, Avrupa ve Ortadoğu’da seyahat etti.

Dış Hizmetlerdeki görevi süresince Büyükelçi Ricciardone, Kahire, Amman ve Londra’da çalıştı ve en yakın tarihlisi 1995-1999 yılları arasında Başmüsteşar ve Maslahatgüzar olarak iki kez Türkiye’ye görev yaptı. İki çokuluslu askeri görevlendirmede yer alan Ricciardone, Mısır’ın Sina Çölü'nde Çokuluslu Güç ve Gözlemciler Sivil Gözlem Birimi Şefi olarak ve Irak’ta yürütülen Türkiye merkezli Huzur Harekâtı’nın Amerikan ve Türk komutanları için Siyasi Danışman olarak çalıştı.  

Büyükelçi Ricciardone, Washington, DC’de İstihbarat ve Araştırma Bürosu, Yakın Doğu İşleri Bürosu ve Dış Hizmetler ve İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nde kıdemli makamlarda görev yaptı. Politika, program yönetimi ve siyasi rapor alanlarında ödüllere sahip.

Büyükelçi Ricciardone, İtalyanca, Türkçe, Arapça ve Fransızca dillerini konuşmakta."

Büyükelçi ile buluştuğumda Türkçe başlayıp İngilizce devam eden bir sohbetimiz oldu. Suriye politikasından MİT'e ve çözüm sürecine kadar pek çok konuda görüşlerini paylaştı. O gün ayrılırken bu sohbeti "veda ederken" tekrarlamak üzere sözleştik.

Aşağıda okuyacağınız söyleşideki soruların önemli bir kısmını o gün sormuştum. Yeni sorular da ekledim. Ancak veda ziyaretlerinin yoğunluğunun getirdiği vakit darlığından söyleşiyi yüz yüze değil yazılı olarak gerçekleştirdik.

Sorduğum hiçbir soruya itiraz etmedi. Yanıtlarından da, diplomatik ölçüler içinde sözünü sakınmadığını gördüm. Yüz yüze olsak muhtemelen daha da iyi bir sonuç ortaya çıkardı. Yine de "veda söyleşisini sizinle yapacağım" sözünü unutmadı. Yanıtlarını okuduğunuzda, gönderme yaptığı atasözündeki gibi, Ricciardone'nin "saçlarını değirmende ağartmadığını" ihtimal siz de düşüneceksiniz.

 

'Liderlerinizin endişelerini paylaşıyorum'

 

- Dışişleri kariyerinizde ve öncesinde Afganistan'dan İran'a, Kahire'den Amman'a İslam coğrafyasının önemli ülkelerinde, başkentlerinde görev yaptınız, yaşadınız. 1999 Mart ayından 2001’in ilk aylarına kadar da ABD Dışişleri Bakanı'nın Irak'ta Geçiş Dönemi Özel Koordinatörlüğü'nü yürüttünüz. Yıllardır politik değişimlerine tanıklık ettiğiniz bölgede yeni konjonktürde Irak'ta Sünnistan, Şiistan ve Kürt bölgesi diye 3'lü bölünmüş bir yapı öngörüyor musunuz? ABD bu yapıya nasıl yaklaşır?

Türk dostlarım her zaman sanki bir büyükelçi değil de münecimmişim gibi bana bu soruları yöneltiyorlar. Ben Irak’ın kaderinin kendi vatandaşlarının ellerinde ve yüreklerinde şekillenmesi gerektiğine inanıyorum. Bundan sonra nasıl bir yol izleneceğine sadece Irak halkı karar verebilir, ancak Irak’ın ve Irak halkının dostları olarak hepimiz uzlaştırıcı rol oynayan liderlere destek olmalıyız. Eğer Irak halkının ve Iraklı liderlerin büyük çoğunluğu, etnik ve mezhepsel ihtilafların ve yakın geçmişteki acı verici deneyimlerin ötesine geçebilirlerse, ki bizim bunu yapabileceklerine dair inancımız ve ümidimiz var, işte o zaman Irak sadece ayakta kalmaktan daha iyisini başarabilir; kendi halkı ve komşularıyla barış içinde refaha ulaşabilir. ABD ve Türk hükümetleri, bunun hem  Irak halkı, hem de bölge için en iyi sonuç olacağını düşünüyor.

- Bugün Irak'ın karşı karşıya kaldığı süreçte; 2003 ABD işgali ve bu ülkedeki geçiş sürecinin iyi planlanmadan çıkışının etkisinin olduğunu düşünüyor musunuz?

İyisiyle kötüsüyle, ABD ve Irak’ın ortak bir yakın geçmişi var. Bu geçmişin önemli bir bölümü acı verici olsa da büyük bir kısmı da Irak halkı ve Irak’ın bizimle ve komşularıyla ilişkileri adına yapılabileceklere ve yapılması gerekenlere odaklanan olumlu bir vizyona dayanıyor. Birleşik, kendisiyle ve komşularıyla barışık, diktatörlükten ve etnik-mezhepçi zulümden uzak bir Irak için birlikte çok fazla fedakârlıkta bulunduk.

- Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Suriye'ye bakarak bölgenin Afganistanlaşma riskinden bahsetmişti. Yakın gelecekte böyle bir risk görüyor musunuz?

Suriye’de giderek kötüleşen parçalanma sürecinin yol açtığı riskler konusunda Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve diğer liderlerinizle son dönemde yaptığım görüşmelerde dile getirilen endişeleri kesinlikle paylaşıyorum. ABD ve Türkiye, yalnızca bir milli güvenlik endişesini değil, aynı zamanda Suriye halkının çektiği tarifsiz acılara son vermeyi amaçlayan, merhametli, insani bir taahhüdü de paylaşıyor. Suriye ve Afganistan arasında, halkların çektiği acının büyüklüğünden din ve mezhep adı altında saldırganca meşrulaştırılmaya çalışılan ağır şiddete varan ve kesinlikle paralellik taşıyan bazı korkunç deneyimler mevcut.  Ancak, ülkeler ve tarihi durumlar arasında yapılan karşılaştırmalar kimi zaman akademik tartışmalar açısından ilginç ve aydınlatıcı olsa da suni ve yanıltıcı da olabilir. Yıllar boyunca Suriye’yi birkaç kez ziyaret ettim ve Irak ile Afganistan’da görev yaptım. Kendi deneyimlerime dayanarak, Suriye ile Afganistan’ın, aynı zamanda Irak’ın, iç dinamikleri ve ulusal deneyimleri açısından birbirlerinden bir hayli farklı olduklarını düşünüyorum.

 

'Sınır kontrolü için her zamankinden yakın çalışıyoruz'

 

- IŞİD önce Suriye'de şimdi Irak'ta Sünni bölgesinde güç kazanıyor, bir yandan da katliamlar yapıyor. Türkiye hükümeti uzun süre Suriye'de Esad'ın yaptığı katliamlarda başta ABD, Batı'yı tepkisizlikle suçladı. Bu arada Batı da Türkiye'nin aralarında IŞİD militanlarının da bulunduğu grupların sınırdan geçişini kolaylaştırtırdığını, hatta silah yardımında bulunduğunu ileri sürdü. Size göre Türkiye'nin IŞİD'in güçlenmesinde katkısı oldu mu?

Suriye ve Irak’ta yaşanan, Saddam Hüseyin ile Esad'ların kötü yönetiminden kaynaklanan ve IŞİD’in oluşmasına yol açan anlaşmazlıklar konusunda yabancıları suçlamanın yanlış ve haksız olduğu aşikâr. Dış güçlerin Esad’ın kendi halkına yönelik tarifsiz zulmünü destekledikleri maalesef doğru. Ancak Türkiye ya da Türkiye’nin Batılı müttefikleri için bu iddialar geçerli değil. Geriye dönüp bakıldığında kimileri, Türkiye ve müttefikleri, IŞİD’e terörist, finansman ve silah akışını engellemek adına daha fazla ve daha erken harekete geçebilirdi, diyebilir. Şu anda, uluslararası teröristlerin ve onlara yönelik desteğin geçişini engellemek için, Türkiye’nin kendi sınırları üzerindeki kontrolünü güçlendirmek amacıyla, hep birlikte her zamankinden de yakın çalışıyoruz.

Ayrıca, hem Esad’a, hem de IŞİD’e karşı meşru muhalefeti desteklemek için Suriye halkının dostlarından oluşan uluslararası bir koalisyonda birlikte çalışıyoruz.

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN