MedyaFaresi MedyaFaresi

TKP Ankara Adayı Korur: Ovacık’a rakip çıkarız

TKP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı Fatma Korur ilke ve hedeflerini anlattı.

Eklenme: 25 Mart 2019 11:00 - Güncelleme: 25 Mart 2019 11:04

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Fatma Korur, seçimleri de aşan hedeflerini Cumhuriyet’e anlattı.

Hafta sonu yapılacak seçimlerin TKP için yalnızca bir oy verme işlemi olmadığını, sürecin öncesi ve sonrası ile bir mücadele alanı olduğunu belirten Korur, “Biz meselenin A kişisi, B kişisi olmadığını söylüyoruz. Sonuçta bunlar düzen partileri. Sistemin devam etmesini isteyen, kapitalist sistemin figüranları. Anlatılan projeler, emekçi halka hitap eden projeler değil. Yeni zenginler yaratacak projeler. 1 Nisan sabahı vatandaş kalktığında hayatında bir değişiklik olmadığı gibi tam tersine şu anda önü engellenmeye çalışılan bir sürü krizle karşı karşıya kalacak” dedi.

TKP Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Fatma Korur, hedeflerine ilişkin Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu.

Neden TKP?

Şu anda soldaki tek parti Türkiye Komünist Partisi seçim sürecinde. Çünkü ittifakların kol gezdiği bir seçim süreci yaşıyoruz. İnsanların birtakım adaylara mecbur bırakılma durumu var. Gelinen noktada siyasetsiz bir seçim süreci yaşanıyor. Bugün A partisinde olan bir kişiyi, yarın B partisinde görebiliyorsunuz.

Bugün A ittifakından seçimi kazanan bir adayın, 1 Nisan sonrasında B ittifakına geçmeyeceğinin de garantisi yok. Çünkü ‘şu anda bir taraf bizi seçmezseniz ülke elden gider, beka sorunu’ diyor. Diğer tarafta da ‘aman bize oy verin, kim olursanız olun oy verin. Yeter ki şunlar gitsin’ diyen bir sistem var. Biz meselenin A kişisi, B kişisi olmadığını söylüyoruz.

Sonuçta bunlar düzen partileri. Sistemin devam etmesini isteyen, kapitalist sistemin figüranları diye bakıyoruz. Burada senaristler arkada duran sermaye sınıfıdır diye bakıyoruz. TKP, bir sınıf mücadelesi veriyor. Bir tarafta emekçi halk var, diğer tarafta sermaye var. Sol değerler anlamında, şu anda bu değerleri tek taşıyan parti TKP. Bu yüzden adaylığımla gurur duyuyorum.

Neden aynı gemide değilsiniz?

Bu seçimde iki sloganımız var. Biri ‘Paranın saltanatı varsa, halkın TKP’si var’, diğeri de ‘Aynı gemide değiliz’. Belediye yönetimleri tamamen rant paylaşım alanlarıdır. Bu paylaşım alanları da adayların parti içinde aday adaylığı sürecinden başlayarak korkunç bir kavga söz konusu. Anlatılan projelere baktığınızda emekçi halka hitap eden hiçbir proje görmüyoruz.

Proje dediğiniz, yeni yeni Limak’ların, Cengiz İnşaat’ların oluşturulacağı projeler bunlar. Yeni zenginler yaratılacak. 1 Nisan sabahı vatandaş kalktığında hayatında bir değişiklik olmadığı gibi tam tersine şu anda önü engellenmeye çalışılan bir sürü krizle karşı karşıya kalacak. Bunlar şu anda bir süreliğine bekletiliyor. 1 Nisan’ın ardından vatandaş geçim derdini daha çok yaşayacak.

Diğer adayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her iki adayın projelerini sabırla izledim. O kadar aynılar ki. Bir aday Gölbaşı’nda Silikon Vadisi kuracağını söylüyor oy toplayabilmek için. Ama Kayaş’taki bir kadın, çocuğunu Numune Hastanesi’nde muayene sırası almak için yetiştiremezken, cebindehi dolmuş parasını hesaplarken. Ben buna tanık oldum.

O ağlarken, Gölbaşı’ndaki Silikon Vadisi onun umurunda değil. 
n Kendisini ‘ülkücü’ olarak tanıtan iki adaya karşı bu nasıl yarış? 
Biz buna yarış demiyoruz. Biz TKP olarak bir mücadele veriyoruz. Biz sol mücadele, sosyalist bir mücadele veriyoruz. Ben diğerlerini rakip olarak adlandırmıyorum.

Fazla aday var ama basında sadece iki aday lanse ediliyor. Bizim çizgimiz belli. ‘Emekçi halkı düşünen Ankara nasıl olmalıdır’ bunu biliyoruz. Diğerleri aynı şeyi söyledikleri için o saltanat gemisinde laylaylom devam ediyorlar. Biz emekçi halkımızla küreği birlikte çekiyoruz. Biz geminin başında oturmuyoruz ve emekçilerle aynı türküyü söylüyoruz.

Bağırıp çağıran erkekler arasında kadın aday olmak nasıl bir duygu?

Kadın aday olmak gurur verici. Güruh halinde bir protokolle ilerliyorlar. Bu sanırım kendi ülkücü kimlikleriyle de alakalı. İnsana temastan uzak bir yapıdalar. Komünistler insandır, vicdanlıdır ve dürüsttür. Dolayısıyla dürüst insan kimseye bağırmaz. Dürüst ve vicdanlı insan kapı kapı dolaşır. Otobüslerden, yukarılardan, erişilemez noktalardan kendini anlatmaya kalkmaz. Direkt temas eder insana.

Diğer adayların büyük bütçelerle billbord kavgasını ve kendi seçim bütçenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Paramız yok, billbord kiralayamıyoruz. Bu görüntü kirliliği. Bilbordlar orada var ama kimse dönüp bakmıyor. Siyasetsiz bir topluma doğru gidiyoruz ve billbordlarda da partileri dahi belli olmayan adamlar var. Bizim bütçemiz, yüreklerimiz, ayaklarımız.

Peki, farkınız ne?

Bizim parti programımız bellidir. Sosyalist program çerçevesinde hareket ederiz. Bunun örneğini de 5 yıl önce Ovacık’ta yaşadık. Bu sosyalist programda kamusal hizmet esastır. İnsanların temel ihtiyaçları olan ulaşım, su. Bunu kamu ücretsiz karşılamak zorundadır. Barınma hakkını temin etmek zorundadır. Sağlık hizmetlerini, eğitim hizmetlerini vermek zorundadır. Biz bu ilkeler doğrultusunda ilk hedefimiz erişilebilir bir Ankara oluşturmak.

‘Kadın sorununda çok ciddiyiz’

Su, temel ihtiyaçtır. Biz hep şunu deriz: ‘İhtiyaçsa haktır, haksa satılmaz, satın alınmaz’. Bunu kamu karşılamak zorundadır. Türkiye’de en pahalı su Ankara’da ve içilemeyen bir suyumuz var. ASKİ’nin gelirlerine baktığımızda, bu gelirlerin su hariç başka yerlerde kullanıldığını görüyoruz. Sağlıklı ve içilebilir bir suyu sağlamaktır hedefimiz.

‘Semt poliklinikleri olacak’

Kent merkezlerindeki hastaneler kapanmaya başladı. Belediyelerin hastane açma yetkisi var. Biz ücretsiz sağlık hizmetini halka sunmak zorundayız. Her ilçede bir adet belediye hastanesi olmak durumunda. En azından semt poliklinikleri olmak durumunda. İnsanlar kent merkezlerindeki hastanelere bile ulaşamazken, cebindeki dolmuş parasını hesaplarken, şehir hastanesine nasıl gidilecek?

Kadın sorununa çok ciddi yaklaşıyoruz. Eğitim sisteminde, 4+4+4 sonrasında kız çocuklarının okutulmaması ve evlere kapanması. Hükümet demeyeyim, hükümet yok; devletin başındaki kişinin kadınları eve kapatacak söylemlerde bulunması, hukuk sistemimizin kadın tecavüz ve cinayetlerini görmezden gelen kararlar alması, kadının iş hayatından uzaklaştırılması...

Bunlar ciddi problemler. Kadının erkekle arasındaki tek fark doğurabilmesi ve emzirebilmesidir. Onun dışında hiçbir fark yoktur. Biz parti olarak semt evleri açmaya başladık. Kadını bilinçlendirme çalıştırma yaparak onları iş hayatına katma hedeflerimiz var.

‘Ovacık’a rakip çıkarız’

Ankara yüzölçüm olarak çok büyük ve kent merkezi üçte bir oranında. Diğer alanlar tarım ve hayvancılık ağırlıklı. Geldiğimiz noktada devlet politikaları yüzünden çiftçinin üretiminin durdurduğu bir noktadayız. Bu nedenle kent merkezinde sanayi de oluşamıyor.

Bu noktada bizim geçmişte olduğu gibi kolektif üretim ve tüketim kooperatifleri kurmamız gerekir. Ankara’nın her ilçesinde zengin gıda potansiyeli var. Bu noktada markalaşmak denirse ‘Ovacık... Ovacık’a rakip çıkarız. Kendi kendimize rakip olmak da güzel birşey. Bu ayrıca çok ciddi bir istihdam yaratacak.