MedyaFaresi MedyaFaresi

TİP Başkanı: FETÖ ile mücadele için komünistleri dinleyin

TBMM Genel Kurulu’nda 15 Temmuz özel oturumunda konuşan Türkiye İşçi Partili Genel Başkanı (TİP) Erkan Baş, darbe girişiminin örgütlenmesinin ABD tarafından 1950'li yıllarda başlatılan 'Yeşil Kuşak Ülkeler Projesi'nin bir sonucu olduğunu söyledi.

Eklenme: 15 Temmuz 2019 19:44 - Güncelleme: 15 Temmuz 2019 18:52

TürkiyeGündemi'nden Hülya Karabağlı'nın haberine göre, TBMM Genel Kurulu’nda 15 Temmuz özel oturumunda konuşan Türkiye İşçi Partili Genel Başkanı (TİP) Erkan Baş, darbe girişiminin örgütlenmesinin ABD tarafından 1950'li yıllarda başlatılan 'Yeşil Kuşak Ülkeler Projesi'nin bir sonucu olduğunu söyledi.

50 yıldır bu örgüte karşı kesintisiz mücadele eden bir geleneğin temsilcisi olduğunu söyleyen Baş, "Fethullah Gülenle mücadele edilecekse komünistlerin söyledikleri dikkate alınmalıdır" dedi. Bu çeteyi devlet içine yerleştiren, önünü açan, bu çetenin hedef hâline getirdiği gençleri, siyasileri, bürokratları tasfiye eden, yargılatan ve tutuklanmasını sağlayan herkesin mutlaka hesap vermesi gerektiğini belirten Baş, darbelere karşı 4 maddelik önlem reçetesini şöyle açıkladı:

“Bir  ‘Malum çevre’ deyip geçiştirmeyeceğiz, Emperyalizmin adını koyacağız. İki: Siyaset; çıkar gruplarının, sermaye çevrelerinin, saray entrikası olarak bol parası olanların faaliyeti olmaktan çıkacak; alın teri döken emekçi halkın özneliğini kabul edecek. Üç: Hangi dinî inancı benimsediğini söylüyor olursa söylesin, cemaatlerin, tarikatların, halkın dinî inancını kullananların siyasette yerinin olmaması, laikliğin kuvvetlendirilmesi gerekir. Dört: Değerli arkadaşlar, hukuk, iktidarın sopası değil, adaletin simgesi hâline gelmelidir”

Baş’ın konuşması şöyle:

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ (İstanbul) - Günün anlamına uygun olarak söyleyeyim: Darbelere karşı demokrasiyi, halkın söz hakkını savunanlar vekillerinin bile konuşturulmasını sağlayamıyorlarsa bu, bizim açımızdan büyük bir çelişkidir, halkımız bunu takdir edecektir. Dolayısıyla, bu kısa süre içerisinde elli, altmış yıllık bir tarihsel kesiti kapsayan 15 Temmuz darbe girişimine dair sadece birkaç noktaya işaret etmekle yetineceğim.

Birincisi, sanıyorum, aramızda bulunan herkes biliyor fakat hiç kimse dile getirmek istemiyor. Bu hain örgütün ilk teşkilatlanması komünizmle mücadele dernekleri adı altında gerçekleştirilmiştir. Bu, önemsiz bir şey değildir sevgili arkadaşlar ve doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'nin Yeşil Kuşak Ülkeler Projesi'nin bir ayağıdır. Bunu neden söylüyorum? Elli yıldır bu örgüte karşı kesintisiz mücadele eden bir geleneğin temsilcisi olarak burada konuşuyorum, bir övünme vesilesi filan değil. Komünistlerin söylediklerinin dikkate alınması gerektiği çok açıktır Fetullah Gülen'le mücadele edilecekse.

Değerli arkadaşlar, bakın, 1950'de komünizmle mücadele dernekleri kurulur ve 1951'de Türkiye tarihinin en önemli komünist tevkifatından bir tanesi gerçekleştirilir. Menderes Hükûmetinde 100'ü aşkın komünist yargılanırken Zeki Baştımar şöyle bir savunma yapıyor, dikkatinizi çekiyorum, hâkim diyor ki:

"Biz bu memleketi siz komünistlerin elinde bırakmaktansa bu vatan batsın daha iyi." Zeki Baştımar sözü alıyor, "Bu sözler memleketi felakete sürükleyen zihniyetin ifadesidir. Ben yurtsever bir komünist olarak bugün memleketin zararına çalıştıklarına inandığım ve şahsen gadrine uğradığım, zulmünü gördüğüm siyasi hasımlarımın tahakkümü altında bile bu memleketin yaşaması için hayatımı vermekten çekinmem."

Bakın, arkadaşlar, bu, son derece önemli bir ayrımdır. Bu memleketi işçiler, emekçiler, yoksullar ve onların temsilcileri yönetmesin diye ABD'ye ve iş birlikçilerine teslim edenler bu Fetullah Gülen örgütlenmesinin yayılmasında, büyümesinde sorumludur.

Değerli arkadaşlar, hepimiz biliyoruz, elli yıla aşkın bir süredir bu örgütün bu topraklarda bir şer faaliyeti devam ediyor. Fakat öyle "uluslararası güçler" "malum çevreler" diyerek bu örgütle mücadele edilmez, adını koyacağız. Bu örgütü besleyen, büyüten, arkasında duran Amerika Birleşik Devletleri emperyalizmidir. Emperyalizme karşı tam bağımsızlıkçı bir tutum almadan, bunu söylemeye bile cesaret etmeden ya da Trump'la el sıkışarak Fetullah'la mücadele edilmez arkadaşlar.

İkincisi, elli yıldır bu örgüt vardır, doğrudur fakat değerli arkadaşlar, bu evredeki tüm iktidarları suçlayabiliriz, bir gerçeğin üstünü kapatmayalım: Birincisi, 12 Eylül askerî faşist cuntasından sonra var olan bu örgüt büyümüş, serpilmiş, gelişmiştir; ikincisi de maalesef devriiktidarınızda iktidar ortağı olmuş, ne istedilerse verilmiş ve devlette tepeden tırnağa hâkim hâle gelmiştir. Bu gerçeklere göz kapatarak bu hesaplaşmayı gerçekleştirmemiz mümkün değil.

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, dolayısıyla, madem bu gerçekler hepimizin gözleri önünde yaşandı; bu çeteyi devlet içine yerleştiren, önünü açan, bu çetenin hedef hâline getirdiği gençleri, siyasileri, bürokratları tasfiye eden, yargılatan ve tutuklanmasını sağlayan herkes mutlaka hesap vermelidir. Bizim önerimiz açıktır arkadaşlar, bir daha memleketimizin bunları yaşamasını istemiyorsak; bir: "Malum çevre" deyip geçiştirmeyeceğiz, "emperyalizm"in adını koyacağız.

İki: Siyaset; çıkar gruplarının, sermaye çevrelerinin, saray entrikası olarak bol parası olanların faaliyeti olmaktan çıkacak; alın teri döken emekçi halkın özneliğini kabul edecek.

Üç: Hangi dinî inancı benimsediğini söylüyor olursa söylesin, cemaatlerin, tarikatların, halkın dinî inancını kullananların siyasette yerinin olmaması, laikliğin kuvvetlendirilmesi gerekir.

Dört: Değerli arkadaşlar, hukuk, iktidarın sopası değil, adaletin simgesi hâline gelmelidir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)