MedyaFaresi MedyaFaresi

"THY yöneticileri aklını peynir ekmekle mi yedi?" Reha Muhtar'dan First Class yazı!!!

First Class denilen dünyanın en pahalı uçuş bileti projesi "dünyanın en ağır ekonomik krizi" esnasında mı başlatılır?.. Reha Muhtar'ın haklı sorusuna, bakalım ne yanıt verecek THY yöneticileri

Eklenme: 28 Ocak 2009 10:43 - Güncelleme: 02 Nisan 2016 14:18
Airporthaber.com'un dünkü flaş haberi şöyle: Sibel Can hanımefendinin, kendisiyle evlenerek bir anda Türkiye'nin ünlüleri listesine dahil olan eşi Bay Sulhi Aksüt, dün sabah Mercedes'le evinden alındı...

Küçük oğlu Emir Aksüt'le birlikte, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde Prime Class hostesleri tarafından karşılandı...

Ünlü baba ve ünlü oğlu sıra beklemeden güvenlik kontrolünden geçtikten sonra, golf arabasıyla özel salona götürüldüler...

Burada çok yorgun oldukları için!!! bir süre dinlenen baba oğul Aksüt'ler, uçağın kalkış saatine yakın birinci sınıf kabine alınarak yolculuğa başladılar...

***

First Class yolcu olarak uçakta sadece Bay Sulhi ve oğlu Bay Emir vardı...

Yarı yarıya indirim yapılan first class uçuşlarda fiyatlar 7 bin 500 lira ile 12 bin 500 lira arası değişiyor...

Dikkat bu yüzde 50 indirimli fiyatlardır...

Demek ki neymiş, kriz nedeniyle yüzde 50 indirim yapılmazsa fiyatlarımız 15 bin lira ile 25 bin lira arası değişecekmiş...

Çok iyi, 4 kişilik bir aile kriz bittiğinde 100 bin liraya golf arabasıyla uçağa, oradan da Londra'ya gidip gelebilecek...

Kim bilir belki Londra'da golf de oynatırlar first class hizmeti olarak...

Sulhi Bey ve oğluna tebrikler...

Bu krizde Londra'ya first class uçmak, cesaret ister...

Zaten başka da yolcu yok koskoca uçakta...

Oysa aylardır Türk Hava Yolları'nın "yeni ve ünlü first class'ının reklamı yapılmakta..."

Anlaşılan sadece Bay Sulhi ve oğlu Bay Emir'i etkileyebildi Türk Hava Yolları şirketi...

Muhtemeldir ki Sibel Hanım'ın ekstrası vardı gelemedi...

Kolay değil 20-25 bin liraya baba ve oğlu Londra'ya uçurmak...

***

Yahu bu Bay Sulhi Aksüt'ün borçları falan yok muydu, merhum Barış Manço'nun eşine...

Durumu bozuk değil miydi, evler satılmamış mıydı neydi?..

Herhalde geçmiş zaman, şimdi işler kriz geldi düzeldi...

Artık first class uçmaktalar Londra'ya...

***

Türk Hava Yolları'nın sayın genel müdürüne, basın müşaviri kardeşime, bu işin promosyonunu, reklamını yapan muhteşem iletişimci ve proje mimarı yaratıcı beyinlere hatırlatmalı ve belirtmeliyim ki "Arkadaşlar kafanızı peynir ekmekle mi yemektesiniz?..."

First Class denilen dünyanın en pahalı uçuş bileti projesi "dünyanın en ağır ekonomik krizi" esnasında mı başlatılır?..

Bilet fiyatları ekonomik sınıf bilet fiyatlarının 10 katı 20 katı...

Bunu rahat bulmayanlar business uçuyorlar...

Business uçuşlarda yok yok zaten...

Ayrıca first class uçuş için bunca paraya, promosyona, tanıtıma, reklama, kiralanacak uçağa, golf arabasına, masrafa değer miydi?..

Hiç mi bir aklıevvel vatandaş yoktur aranızda ki desin; "First Class ultra lüks bir uçuşu simgeler... Kriz zamanı insanlar lüks tüketimden kaçarlar... Lüks tüketenlere de kıl kaparlar... Etmeyelim... Eylemeleyim... Bu kriz günlerinde koskoca Türk Hava Yolları'nı 'ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler' diyen Marie Antoinette'in komik durumuna düşürmeyelim" demez mi?..

***

Zavallı Marie Antnoinette o şaşaalı hayatın sonunda, "ekmek bulamazlarsa pasta yesinler" dediği bu muhteşem vecizesinin bir süre ertesinde Fransız Devrimi'nden sonra "vatana ihanetle" suçlanmıştı da giyotine mahkum olmuştu...

Daha 38 yaşında idam edilivermiş, ne pasta ne ekmek yiyebilmişti...

Bay Sulhi'yi tebrik ederim, binlerce insanın işini kaybettiği şu kriz ortamında, gösterdiği şu lüks tüketim cesaretinden dolayı...

Golf arabasıyla uçağa gitmek muhteşem bir tecrübe...

Özellikle bu krizde...

Hayatla alay edilmez...

Zor günlerde, insanların zorlandığı, işsiz kaldığı, acı çektiği, muhtaç olduğu dönemlerde, züppelik etmek kimseye yarar getirmez...

Hele üzerinde Türk yazan koskoca bir kurumun ticari faaliyetini kriz zamanı lüks tüketime yönlendirmek için, muhteşem bir yaratıcı beyin!!! gerekiyor...

Çok merak ediyorum yemekte hindili mantı mı vardı, somona sarılı talaş böreği mi?..

Bay Sulhi Aksüt bizleri bilgilendirirse First Class'daki yemek listesini de öğrenmiş oluruz...

Golf arabası karın doyurmuyor çünkü!..

*****

RECEP İVEDİK'İ SEVMEYE BAŞLADIM...

O kadar kötü laflar etti ki çevredekiler Recep İvedik'i izlemek "utanç verici" bir durum oldu...

Hayatında doğru düzgün tek bir film yapmamış yönetmenler bile öyle bir çarmıha gerdiler ki Recep İvedik'i, hani gitsem yakalansam "Vallahi film izlemiyordum... Sinema salonunu tuvalet sanmıştım abi" diye kıvıracak haldeyim...

Sonunda biraz da "banal" espriler bulunduğunu tahmin ettiğim Recep İvedik'e gitmedim, gidemedim...

Niye gitmedim diye pek de oralı olmadım...

***

Oysa ki geçen gün, Yes Man filmine gitmişken araya giren "pek yakında" tanıtımı ilgimi çekti...

Recep İvedik 2'nin espirileri hiç de o kadar banal değildi...

Adamı berbat gösterseler de espirilerdeki havası, karakterin arızası ilginç ve komikti...

Bir kere ikinci Recep İvedik'e gitmeye karar verdim biiir...

Şahan'ın Recep İvedik tiplemesinin, kendi karakter tiplemesinden çok daha esprili olduğuna hükmettim ikiiii...

Kızların "benim sevgilim daha iyi komedyen" türü atışmaları, ortamı lezzetlendirmiş belli ki üüüççç...

Rekabet kızışmış, espriler fırlamış, hayat daha bir ısınmış döörtt...

***

Filmcilik namına bir boka yaramayan zırva yönetmen taifesi mutlaka şu anda Cihangir'de sarhoş gezmekte, karıya kıza yazmaktadır...

Hiç önemli değil, rekabet artmakta, hayat güzelleşmekte...

En azından Recep İvedik eskisi kadar antipatik gelmemekte...

Kim bilir belki de seveceğim hergeleyi...

*****

HANGİ KENT NÜFUSU ARTIYOR ARKADAŞLAR?..

Muhteşem haberi!!! "demokrat ve liberal arkadaşlar" gereğince işleyeceklerdir...

Çetin Altan üstadın öngörüsü gerçekleşti...

"Köylülük bitti, kentlilik patladı... Baksanıza kentli oranı yüzde 75'e dayandı..."

Nihayet Çetin Abi'nin ölümlü dünyada görmek için yanıp yakıldığı kentleşme sağlanıverdi...

Köylülük bitti!!!, artık kentliyiz sayenizde...

***

Şimdi sanıyorum tam da Çetin Altan'ın belirttiği gibi tenis kortları var köylerimizde... Kentlerimiz ise Wimbledon türü turnuvalar düzenliyorlar...

Keza kadınlı erkekli, sohbetli, flörtlü, içkili, yemekli kafe ve restoranlar da var her yerde...

Anadolu'da nereye gitseniz, yemekli, içkili, kadınlı, erkekli topluluklar taze ve flörtlü muhabbetler geliştirmekte...

Üstat Çetin Altan çok yanmıştı gençliğinde "Bir türlü Florya'daki Uludağ restoranda dans edemediğine..."

Bizde köylülük egemen olduğu için dans kültürü yeşermemiş demiş, restoranın ortasında vefat eden eşini dansa kaldırmıştı...

Şimdi hiç endişelenmesin, Anadolu'da bütün şehirlerde kadın erkek restoranlarda dans etmekte...

Köylülük bitti, kentleştik ya, sokaklar bile Arnavut kaldırımlarla döşenmekte, gitar, akordeon, tenis, kadın, erkek herkes çağı sonsuz yakalamakta...

***


Selam olsun kentlileşen, sanayi toplumu ötesi modernleşen, post-özgürleşen yeni Türkiye'ye...

Az demokrasi mücadelesi vermedik Allah'ı var kentlileşen ve köylülükten uzaklaşan!!! bu Türkiye için...

Çetin Abi'den selam olsun tüm liberal demokratlara...

REHA MUHTAR-VATAN

Etiketler : thy