MedyaFaresi MedyaFaresi

Tarih, bu dönemi selametle geçirenleri hayırla yad edecektir!

Vatan yazarı Reha Muhtar, YAŞ toplantıları ve gözaltılarla oluşan kriz ortamını en iyi şekilde idare edenlerin hayırla anılacağını yazdı...

Eklenme: 05 Ağustos 2010 03:49 - Güncelleme: 12 Mart 2016 19:16
İşte o yazı:

Türkiye'nin yüzde 51'i kimindir?

Harp Akademileri'ne davetliydik sanıyorum, her cenahtan, her kanattan yüzün üstünde gazeteci...
Sadece gazeteciler yoktu o toplantıda, akademisyenler, sivil toplum örgütü liderleri, eski komutanlar da çağrılıydılar...

Cumhuriyet tarihinin en zor Genelkurmay Başkanlığı görevini o yapmaktaydı İlker Başbuğ...

Ordusundaki generaller hakkında suç fezlekeleri hazırlanıyor, Balyoz, internet andıcı, Sarıkız, Ayışığı darbe iddiaları arka arkaya ve bitmek tükenmek bilmeyen bir hızla geliyordu...

***

Generaller tutuklanıyor, orduevlerinden alınıyor, 102 üst düzey asker hakkında tutuklama çıkıyor ve Türkiye çalkalanıyor...

Cumhuriyet tarihinin en önemli hesaplaşmasını yaşıyor Türkiye...

Ne Turgut Özal zamanında, ne Menderes, ne Ecevit ya da Demirel'li günlerde böyle bir hesaplaşma yaşandı...
Bu hesaplaşmanın herkesin sandığı gibi ülke içinden değil, uluslararası konjonktürden kaynaklanan nedenleri var...
Bu mesele bir Tayyip Erdoğan ya da AKP meselesinin çok ötesinde...

***

12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren'in yıllarca çok yakınlarında bulunmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bütün ruh yapısını bilen bir abim, bir gün bana şöyle söyledi:
"Türkiye Cumhuriyeti bir anonim şirket olarak farzedilse bir asker bir komutan bu şirketin yüzde 51'inin askerlerin olduğunu düşünür..."

Muhabatım dostum, çok üst düzey görevlerde bulunmuş ve bütün askerlerin duygu dünyasını bilen bir tecrübenin ilmiğinden geçmişti...

"Onlar" demişti, "Cumhuriyeti kurdukları için sivillere güvenmezler... Yüzde 51'i kendi uhtelerinde olsun isterler... Sivillere yüzde 49'u bırakmaktan yanadırlar... Duygu ve düşünceleri böyledir..."
Son yıllarda ABD'nin ve dış konjonktürün bastırmasıyla değişen bu temel anlayıştır...

Türkiye'yi sembolik olarak bir anonim şirkete benzettiğinizde yüzde 51'ini askere bırakmak niyetinde değildir artık sivil iktidarlar ve dünya konjonktürü...

***

Türkiye'nin içinden geçtiği ağır hesaplaşma budur...
Bu yaz sıcaklarında, 30 Ağustos'un gergin geçen YAŞ toplantılarında, çok sıcak günlere neden olan olayların esas momentumu buradadır...

Bu günleri en zorlu yaşayan kişiydi İlker Başbuğ...
"Ülke içinde orduların esip gürlediği günlerin" demokratik rüzgarlar açısından çoktan geçtiğinin farkındaydı...
Buna karşın ordunun içinde yıllar içinde birikmiş müktesebatın üzerine yıktığı yüklerle ve kurum için feveranlarla baş etmek zorundaydı...

Kimseye yaranamayacağı, inanılmaz güz bir görevdi yaptığı...
Dün baktım gazeteci Ertuğrul Akbay'a Sözcü gazetesinde Kenan Evren "Ben olsam istifa ederdim" demiş...
Bunun anlamı, "protesto ediyorum" diyerek topluma bir mesaj çakmak...

Ben Kenan Evren gibi düşünmüyorum...
Zor olan "Yeni Genelkurmay olsun" çığılkılarının atıldığı bir ülkede, Genelkurmay Başkanı olarak görevde kalıp, kurumuyla, sivil otorite arasında son bir uzlaşı ve emniyet noktası olmaya çalışmaktır...
Bu ordu Türkiye'nin ordusudur...

Yerine başka bir Genelkurmay ya da Karargah konmayacaktır...
Çok zor ve şiddetli geçen hesaplaşmalarda belki bazılarına Başbuğ, "karizmayı çizdirmiş" görünüyor, ama tarihin karizması bu dönemi selametle geçirenleri hayırla yad edecektir..

Reha Muhtar/Vatan