MedyaFaresi MedyaFaresi

Taciz eden F16'larla defalarca iletişim kurmaya çalışmışlar

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Atatürk Havalimanı'nı işgal davasında tanıkların beyanı alındı.

Eklenme: 24 Aralık 2017 13:35 - Güncelleme: 24 Aralık 2017 15:16

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Atatürk Havalimanı'nın ele geçirilmeye çalışılması ve burada çıkan olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin 95'i tutuklu 159 şüpheli askerle ilgili hazırlanan iddianamede, olay yerinde bulunan, aralarında polis ve hava trafik kontrolörlerinin de bulunduğu 128 tanığın beyanı yer aldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökhan Yolasığmaz tarafından hazırlanan iddianamede, olay yerinde bulunan polisler, hava trafik kontrolörleri, vatandaşlar ve havalimanı görevlilerinin de aralarında bulunduğu 128 kişinin tanık olarak alınan beyanlarındaki ayrıntılar dikkat çekti.

Havalimanı ana kontrol noktasında komiser yardımcısı olarak görev yapan Dursun Ali Gül, tanık olarak verdiği ifadesinde, E-5 tarafından bir zırhlı araç, bir de personel taşıyıcının ana yol kontrol noktası önüne geldiğinde bir subayın araçtan inerek "yönetime el koyduk" dediğini belirterek nöbetçi müdürlerinin de bu subayla konuştuğunu söyledi.

"Zırhlı araç hareket ederek vatandaşı ezmeye çalıştı"

Kontrol noktasına gelen şube müdürlerinin subayla konuşması ve halkın yoğun şekilde tepki göstermeye başlaması üzerine tankın geri dönerek gitmeye başladığı bilgisini veren Gül, şunları kaydetti:

"Bu sırada da şube müdürümüzün, 'kuleye koşun' talimatına istinaden kuleye doğru görevlilerimiz ve halk ile koştuk, kule girişinde gerekli tedbirleri aldık. Bir süre sonra 2 adet zırhlı askeri araç geldi. Vatandaşlar araçların üzerine çıkmaya ve askeri personele müdahale etmeye başladı. Bu sırada zırhlı araç hareket ederek vatandaşı ezmeye çalıştı. Vatandaşların birisi minibüs tarzı bir aracını, zırhlı aracın önüne koydu. Zırhlı araç da üzerine çıkıp aracı ezdi, daha sonra oradan ayrıldı."

Gül, burada kalan bir zırhlı aracın özel harekat polislerince üzerine çıkılarak içindeki askerleri silahlarıyla birlikte aldığını dile getirerek, iç hatlar geliş geliş katında da bir grup askerin, görevliler ve halk tarafından bir büfede etraflarının çevrildiğini söyledi.

Askerleri çeviren halkın arasından askerleri gözaltına alarak linç edilmesini engellemek için terminal içerisinde güvenli bir yere aldıklarını anlatan Gül, ifadesinde şunları anlattı:

"Daha sonra cumhurbaşkanımızın limanımıza geleceği bilgisi halka verilerek halkın terminalden gitmesini sağladık. Terminalin sakinleşmesiyle birlikte kuleye döndük. Orada askerler silahlarıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Sonra telefonların toplanması talimatı verdik. Bu askerlerin halkın arasından linç girişimine uğramadan nasıl çıkarabileceğimi düşündük. Yaklaşık 10-15 dakika sonrada F16'lar alçak uçuş yapmaya başladılar. Apron kısmına bir araç geldi ve askeri personeli araçla yolladık."

"Saat 22.30'da plansız uçan askeri kargo uçağı: Puma 21"

Uçak teknisyeni olan tanıklardan Sezai Oğuz Sarı da askeri araçların E-5 karayolu tarafından havalimanı girişine doğru gittiğini gördüğü ve beraber çalıştığı Erdem Karaz isimli arkadaşının, "acil olarak başbakanın uçağını uçuşa hazır hale getireceklerini" söylediğini aktararak, "Ben de ivedilikle üniformamı giyindim ve uçağın bulunduğu yere gittim. Konuşmalardan önemli bir durum olduğunu anladım, haberlere baktığımda bir darbe girişimi olduğunu öğrendim. Anons üzerine herkes gibi hangara geçtim. Silah sesi duydum. Çıkmak isteyen sivil vatandaşları B kapısına yönlendirdim. Daha sonra November park alanına doğru kalabalığın olduğu yere doğru gittim ve yaklaştığım esnada tekrar insanların üzerine doğru ateş açıldı. İki vatandaşın vurulmuş olduğunu gördüm. Orada bulunan TGS yer hizmetleri bagaj taşıma aracının üstüne 2 vatandaşı yatırdık ve araç sürücüsüne şirketimizin revirine götürmesini söyledim." ifadelerini kullandı.

İddianamede, hava trafik kontrolörü olarak görev yapan tanık İsa Boztemir'in plansız uçma için motor çalıştırma izni isteyen askeri kargo uçağı pilotuyla ilgili bilgilere yer veridi.

Havalimanında saat 21.30’da görevi aldığında herhangi bir sıkıntının olmadığını ve saat 22.00 sıralarında askeri aprondan Puma 21 Cagn isimli CN35 tipindeki askeri kargo uçağının pilotunun plansız bir şekilde kendisinden motor çalıştırma izni istediğini belirten Bozdemir, şunları söyledi:

"Bu pilot izin isterken ve sonraki yapmış olduğumuz turna konuşmalarda ismini vermedi. Zaten normal uçuşlarda dahi hiçbir pilotun ismini bilmeyiz. Askeri, polis, VIP acil durum olarak belirttiğinde plansız uçuş gerçekleşebiliyor. Puma 21 isimli kargo uçağı izin istediğinde planının olmadığını ihtar ettim ve şefim Enver Yavuz' a bilgi verdiğimde acil durum olup olmadığını sormamı istedi. Puma 21 ile irtibata geçip, 'Acil durum mutabık mıyız?' şeklinde sorduğumuzda, 'evet' yanıtı gelince, manuel olarak uçuş planı yaparken, 'gidiş istikametini havada bildireceğini' söyledi ve piste gidiş için izin istedi. İzni verdikten sonra halen piste gitmediğini sorduğumda, hala park halinde olduğunu söyledi. Yeniden izin istediğinde kule olarak ben izin verdim ancak sonrasında park halinde olduğunu söyledi. Bu bir kaç defa oldu. Bu, anormal bir durum değildir. Bu kargo tipi uçak 22.30 sıralarında verdiğim izin sonrasında uçuş yaptı. "

Bozdemir, bu uçuş sırasında ülkede ve havalimanında terör faaliyetleri yönünden tedbir olduğunu internetten ve diğer kanallardan duyduklarını ancak kendilerine bu konuda kimsenin resmi bir bilgi vermediğini anlatarak, "Sonrasında darbe olduğunu öğrendik. Darbe olduğunu öğrendikten 10-15 dakika sonra devlet konukevinden TRK20 Cagn isimli VN- Türkiye Cumhuriyeti sivil VIP uçağı plansız olarak, 'acilen kalkmam gerek' diye birkaç defa söyleyerek motor çalıştırma izni istedi. Manuel olarak motor çalışma iznini doldurdum." ifadelerini kullandı.

Pistte uçuş için tüm Türkiye’deki hava yollarının Brüksel merkezli Avrupa havacılık örgütü (Euro Control) tarafından kullanılan sistemden nereye gideceği bilgisinin düştüğünü anlatan Bozdemir, yaşanan olaylardan dolayı bunu kontrol edemediğini ve uçuş yapan kişinin kim olduğunu bilmediğini söyledi.

Tanık İsa Bozdemir, normal şartlarda kimin uçuş yaptığının bildirildiğini ancak darbe olduğu için bu bilgiyi aramadıklarını ifade ederek, söz konusu uçağın saat 23.00 sıralarında kalktığını belirtti.

"Taciz eden F16 'larla defalarca iletişim kurmaya çalıştık"

Hava trafik kontrolörlerinden tanık Metin Çelebi ise hava kontrol kulesinin özel harekat ekiplerinin operasyonuyla askerlerden alındıktan sonra iki F16 uçağının sürekli olarak alçak uçuş yapıp havalimanı üzerinde sonik patlama yaparak taciz ettiğini anlattı.

Bu uçaklardan birinin Transponder (F16 olduğunu ve gitmiş olduğu yönü gösteren sistem) açık şekilde gezdiğini belirten Çelebi, şunları kaydetti:

"Nereye gittiği belli oluyordu. Transponderdan açık olan uçak Ankara ili sınırlarına girdikten soma monitörden kayboldu. Bu Ankara iline iniş yapmış da olabilir ve ya burada transponden kapatmış da olabilir. Bu konuda bilgim yoktur. Biz kule olarak bu uçaklarla radyotelefon (uçakla kule arası iletişim kuran sistem) ile defalarca iletişim kurmaya çalıştık ancak bu uçaklardan hiçbir cevap alamadık. Bir helikopter saat 07.00 sıralarında cumhurbaşkanının ve halkın bulunduğu devlet konuk evi üzerinde yaklaşık 3 dakika sorti yaparak taciz etti. Yine iletişim kurmaya çalıştık ancak herhangi bir cevap veren olmadı."

"Arayan asker tanımsız helikopter ve içinde VIP olan uçak sordu"

İddianamede, hava trafik kontrolörü tanıklardan Duygu Özgür Durlu'nun da, saat 22.30 sıralarında Kütahya'dan kendilerini arayan bir askerin "Tanımsız helikopter takip edip etmediğimizi" sorduğunu aktararak, şu beyanlarda bulundu:

"O sırada takip etmiyorduk, ben de bu şekilde cevap verdim. Daha sonra yanlış hatırlamıyorsam Kütahya'dan asker aradı ve 'o an havada olan bir uçağın içinde VIP olup olmadığını' sordu. Ben de, 'VIP Kod 9 var' dedim. VIP Kod 9'un kime ait olduğunu bilmem. Daha sonra darbe olduğunu arkadaşlarımdan ve sosyal medyadan öğrendim. Ben havaalanında asker görmedim ama arkadaşlar gelebileceğini söyledi. Saat 23.30 sıralarında askerlerin havaalanına geldiğini vatandaşlar ve polisin daha sonra askerleri etkisiz hale getirdiğini ve teslim aldığını öğrendim. Saat 02.00 sıralarında jetler alçak uçuş yapmaya başladı ve biz tedirgin olduk. Sabah saat 08.30 sıralarında görevimi devrederek ayrıldım."

Baş döndüren hava trafiği devri

Kontrolör olan tanıklardan Dilek Eralp Daştan da, darbe girişi saatlerinde smart kulede yaklaşma kontrol ofisinde olduğunu ve darbe haberlerini saat 22.30 gibi televizyondan öğrendiğini belirterek, "Saat 02.00 sıralarında iki jet havalimanı üzerinde uçmaya başladı alçak uçuş yaparak bomba olarak düşündüğümüz çok şiddetli sesler çıkardı. Bu uçuşlar bir süre devam etti. Sabah saatlerinde ise 2 adet Skorsky helikopter bilgisini kule haber verdi, helikopterlerin kimliğinin belirsiz olduğunu ve tespit edemediklerini söyledi. Bunun üzerine uçuşlar bir süre daha durduruldu. Yanlış hatırlamıyorsam Balıkesir’den jetler gelerek kule ile irtibatlı halde bu helikopterleri kovaladı sonrasında uçuşlar normale döndü." şeklinde beyanda bulundu.

İddianameye, tanık olarak bilgisine başvurulan hava trafik kontrolörü Elvin Bahçecik, darbe girişimi gecesi İstanbul ve Ankara arasında hava trafiğinin devredilmesiyle ilgili bilgiler verdi.

Bahçecik, saat 23.45 sıralarında kule şefi Enver Yavuz'un arayıp "kuleye askerlerin geldiğini ve kalkışların durdurulduğunu" söylediğini aktararak, iniş uçaklarını indirmeye devam ettiklerini anlattı.

Yaklaşık bir saat sonra tekrar kule şefinin arayarak iç hat uçuşlarının kesildiğini yalnızca dış hatların kabul edileceğini söylediğini ifade eden Bahçecik, "Ben de, 'yakındaki uçakları alabilir miyiz?' diye sordum, 'olmaz' dediler, gelişleri İstanbul dışına yönlendirdim. Ankara ACC'ye (Türkiye Hava Trafik Kontrol Merkezi) haber verdim, onlarda gerekli işlemleri yaptılar. 00.50 civarında smart binası önündeki halk kalabalığı çoğaldı ben de trafiği Ankara'ya devrettim. Bir müddet böyle bekledik. Saat 02.10 civarında Ankara, 'hava sahasının karıştığını' söyledi, trafik kontrolünü geri devrettiler. Bu sefer 03.30 sıralarında havalimanında patlama sesi tarzında bir ses duyduk ancak bunun daha sonra jetlerin çıkarttığı sesler olduğunu anladık. Hava trafiğini bombalı saldırı olabilir gerekçesiyle tekrar Ankara’ya devrettik. 05.10’da durumun yatışması ve kontrol altına alınması nedeniyle tekrar kontrolü Ankara’dan geri aldık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı

Elvin Bahçecik, baş müdür yardımcıları Kemal Alataş'ın, "THY 8456 Dalaman İzmir plan doldurmuş G5 tipi bir uçağın İstanbul Atatürk Havalimanına, eğer müsait değilse Sabiha Gökçen Havalimanına inişe kabul edileceğini" belirttiğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İstanbul'a getiren uçakla ilgili şunları anlattı:

"Kuleyle yapılan koordine sonunda, 'apronda kontrolsüz gruplar olduğu, inişin güvenli olmayacağı' söylendi, bu bilgiler Ankara tarafından Biga üzerinde bekleme yapmakta olan uçağa bildirildi, içerisinde de VIP olduğu söylendi. Bir süre sonra kule tekrar aradı, '35 sol pistinin temizlendiği, ilgili uçağın güvenlik içerisinde indirilebileceği' söylendi. Bu bilgiler ilgili uçağa iletildi. Türk Hava Yolları 8456 frekansımıza çıktı, kendisine, '35 sol pistine inebileceği, V apronuna park edeceği, ayrıca Akıncı meydanından kalkıp hava trafik otoriteleri ile hiç temas kurmadan İstanbul kuzeyinde dolaşan F16'nın bilgisi de verildi. THY 8456 kaptanı, Atatürk’e iniş kararı verdi, 03.18'de indi. Bu inen uçağın cumhurbaşkanımıza ait olduğunu öğrendik. Sabah 06.50’de kule, '2 tane askeri helikopterin meydan civarında kontrolsüzce dolaştığını, meydanın uçuşlara kapandığını' bildirdi. Bir süre sonra Ankara’dan kalkan bir F16'nın helikopterleri vurmak üzere İstanbul'a geldiği ve kendisine destek olunması bilgisi verildi. İlk askerlerin geldiğinin görülmesi esnasında ışıkları kapattık, kapılara dolap ile bariyer yaptık, tedbirler almaya çalıştık, yukarıda anlattıklarımdan sonra ilerleyen saatlerde havalimanı emniyet açısından kontrol altına alınmasından sonra bulunduğumuz yerden saat 08.30 sıralarında çıktık diğer ekibe görevimizi devrettik."

Vatandaşın ikna çabası sonuç vermedi

İddianamede, darbe girişimini duyduktan sonra havalanına gitmeye çalışan ve bu sırada yolda karşılaştığı askerlerle yaşadıklarını anlatan tanıkların beyanları da dikkat çekti.

Tanık Mücahit Çiğdem, saat 23.00 civarında haberlerde başbakanın "ülkede darbe girişiminde bulunulduğu" ifadesi ve akabinde spikerlerin, "Atatürk Havaalanı'nda 4- 5 tankın olduğu" yönünde beyanlarından sonra Başakşehir'deki evinden havaalanına doğru yola çıktığını anlatarak, şöyle devam etti:

"Basın Ekspres Yolunda Havaalanına 2-3 kilometre kala yolda hareket halinde bir tankı gördüm. Hemen aracımı tankın önüne çekerek durdum ve tankın da durması üzerine konuşmak üzere tanka doğru gittim. Tank üzerindeki subaya ve erlere hitaben, 'yaptıklarının anayasa ve kanunlara aykırı olduğunu, suç teşkil ettiğini, meşru hükümete karşı darbe girişiminin olduğunu' ifade ettim. Onlarsa 'üstten gelen emirlerini yerine getireceklerini' beyan ederek bana hakaretlerde bulunup gitmemi istediler. Ayrıca, 'havaalanında daha çok tank bulunduğunu' beyan etmeleri üzerine ben aracımla havaalanına doğru gittim. Havaalanına vardığımda burada çok tank vardı. Her bir tankın üzerinde ve yanında askerler ile subaylar bulunuyordu. Askerlerin her biri ile tek tek konuşmaya çalıştım ve 'yaptıklarının yanlış olduğunu, kanunsuz emir olduğunu, suç teşkil ettiğini, yaptıklarının bir darbe olduğunu' beyan ettim. Ancak hem erler hem de subaylar çok kararlı bir şekilde ve ne yaptıklarını bilerek, 'kendilerinin doğru olduğu, darbe yaptıklarını, sıkıyönetim ilan edildiğini, benim uzaklaşmam gerektiğini' ifade ettiler. Bir kaç saatlik mücadele sonucunda bu er ve subaylar tankları doğrudan halkın üzerine sürerek yanımda bazı insanları ezdiler.

Tankların içerisinde bulunan erlerle subayların tüm uyarılarıma rağmen bilerek ve isteyerek darbe teşebbüsüne katıldığını belirten Çiğdem, "Özellikle erlerin tatbikat amacıyla değil en baştan bu yana bir darbe girişimin içerisinde olduklarını düşünüyorum. Çünkü benim muhatap olduğum bütün erler, olaydan haberdar ve ne yaptıklarının bilincinde olan kişilerdi. Bu kişiler, sevk ve idarelerindeki tankları insanların üzerine sürmüşler, insanları bilerek ve isteyerek ezmişler, insanlara ateş ederek darbenin gerçekleşmesi için halk üzerinde korku oluşmasını sağlamışlardır." şeklinde beyanda bulundu.