MedyaFaresi MedyaFaresi

Sıla ilk kez konuştu: Dayağın izi yalnızca kollarımda değil, tüm vücudumdaydı

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman, eski sevgilisi Ahmet Kural'ın kendisine fiziksel şiddet uyguladığı iddiasıyla ünlü oyuncu hakkında dava açan şarkıcı Sıla Gençoğlu'yla buluştu.

Eklenme: 25 Aralık 2018 09:59 - Güncelleme: 25 Aralık 2018 10:04

Şiddet iddiaları ve soruşturmanın ardından ilk kez Ayşe Arman'a konuşan Gençoğlu, önemli açıklamalarda bulundu:

"Çıkıp konuştuğun için seni tebrik ediyorum. “Kınanırım, küçük düşerim!” diye düşünmedin, çıktın konuştun... Sadece Sıla değildi konuşan, şiddet gören bütün kadınlardı. Sen bütün kadınların ortak sesi oldun. Bu çok değerli bir şey...

Ama kolay olmadı. Kendi içimde çok gittim geldim. Dışarıdan bakmakla, içinde olmak hakikaten birbirinden çok farklı şeyler. Dolayısıyla, “Şikâyetçi olayım mı, olmayayım mı?” diye çok düşündüm. Ben özel hayatını, iş hayatımı çok fazla ailesiyle paylaşan biri değilim ama bu olayda kendimi çok yılgın ve neredeyse ölü gibi hissettiğim için anneme, babama anlattım.

Daha doğrusu annem, sesimden bir tuhaflık olduğunu anladı ve birden çözülüverdim. Sonra babamla da konuştum. Çok düşkündür bana. Annem, babam, teyzem, hatta sonra anneanneme kadar bütün ailem öğrendi başıma gelenleri. Ve o andan itibaren bana çok destek oldular...

İzmir’de mi yaşıyorlar?

Evet. Sadece teyzem İtalya’da. Hepsi atlayıp geldi. Kuzenlerim Londra’dan geldiler. Tabii ki şikâyetçi olmam gerektiğini söylediler. Bir kadının arkasında ona sonuna kadar destek olan bir ailesinin olması çok büyük bir şans. Ben bugüne kadar kimseden şiddet-middet görmedim. Ailemden bir fiske bile yemedim. Son derece medeni insanlar. Çevremde de böyle şeyler yaşandığını görmedim, bilmiyorum...

Telefonda anlattığım için beni görene kadar olayın boyutunu tam anlayamadılar. Sonra tabii beni görünce bunun itme, tokat gibi bir şeyden ibaret olmadığını anladılar. Annem eczacı, önce o atladı geldi, teyzem de İtalya’dan geldi, o da doktor. Vücudum perişan haldeydi. Tabii şok oldular beni öyle görünce. Babam biraz daha geç gelsin istedim, beni öyle görmesin diye...

Yani dayağın izleri sadece kollarında değil, bütün vücudunda mıydı?

Evet. Ve başına gelenleri anlatırken tekrar tekrar yaşıyorsun... Kendini çok kötü hissediyorsun, ruhun yırtılıyor... Gururun da çok inciniyor. Ama ben, kendimi mağdur olarak kabul etmedim. Utanacağım bir şey yapmadım. Dayak yemiş olmak benim utanmamı gerektiren bir şey değil, utanması gereken ben değilim...

Öyle vahşi bir şeymiş ki çok garip bir uyanış yaşıyorsun. Güya hepimiz dayağa karşıyız değil mi? Duyarlı insanlarız. Ben de öyleydim, hatta bir sanatçı olarak daha da duyarlıyım zannediyordum. Ama biz o kurduğumuz cümlelerin “özne”si değiliz ya, dolayısıyla bize hep üçüncü sayfa haberi gibi geliyor, hep başkasının başına gelirmiş gibi geliyor. Ben bizzat yaşadım, 45 dakika dayak yedim. Korkunç bir şey! Tabii ki çok sarstı beni. Hâlâ kendime gelemedim, toparlayamadım kendimi. Sokağa bile çok çıkmıyorum...

Röportajın tamamı için tıklayın...