MedyaFaresi MedyaFaresi

Serdar Turgut: Müthiş bir casus savaşı başlamak üzere!

Habertürk gazetesi yazarı Serdar Turgut bugünkü köşe yazısında casusluk konusunu ele aldı. İşte o yazı

Eklenme: 24 Haziran 2010 10:33 - Güncelleme: 28 Mart 2016 18:26

Görünen o ki devletin zirvesinde, karşı karşıya bulunduğumuz ve arkasında dünyanın büyük güçlerinin de var olduğu söylenen saldırılara karşı müthiş bir casus savaşı başlatılmak üzere.
O dünyanın James Bond filmlerinde anlatıldığı gibi parlak olmadığını, kimi zaman yıllar süren sıkıcı, çok zahmetli çalışmalar gerektiren ve büyük tehlikelerle dolu bir dünya olduğunu bildiğimden bazen zor ama yapılması gereken işler için emirleri verecek MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a başarılar diliyorum.

Türkiye de dahil hiçbir ülke sadece teknolojiye dayanarak güçlü istihbarat toplayamıyor, sahaya inip insana dayalı istihbaratın toplanması mutlaka gerekiyor. Yapılan açıklamalardan, Türkiye'nin bir süredir ihmal edilmiş insana dayalı istihbarat çalışmalarına yeniden ağırlık vereceği anlaşılıyor. MİT'e verilen talimat ve hedef bu.
 

Müsteşar da bu işe en uygun isimden seçilmiş durumda. Hakan Fidan, askerliği bıraktıktan sonra girdiği akademik yaşamında "Dış Politikada İstihbaratın Yeri" ve "Bilgi Çağında Diplomasi: Enformasyon Teknolojilerinin Uluslararası Anlaşmaların Doğrulanmasındaki Rolü" başlıklı tezler yazdı. Bu çalışmaların başlığı bile Türk istihbaratının önümüzdeki dönemde yapacağı işlerin niteliğini gösteriyor.

GİZLİ TARİH
Bize anlatılanın yanında dünyanın bir de gizli tarihi vardır. Gizli tarih olurken etrafa birtakım işaretler, semboller de bırakır; bu işaretler bazen kasıtlı olarak yapılır bazen de istemeden bırakılır. Gizli tarihi olurken tam anlayıp açıklamak neredeyse imkânsızdır. Ancak yıllar geçtikten, gizli tarih resmi tarihe dönüştükten sonra belki o zaman bizler bazı olayları doğru anlayabiliriz. Bazı konular ise zaman geçse bile anlaşılmaz kalabilir de. Ben bu arada Türkiye'de olan biteni da ha iyi anlamamı sağlayacağına inandığım iki kitabı aynı anda okuyorum. Mark Booth'un "The Secret History of the World" ve artık bir klasik haline dönüşmüş "An Encyclopedic Outline of Masonic, Hermetic Qabbalistic and Rosicrucian Symbolical Philosophy (Forgotten Books)" (yazarı Manly Hall) kitaplarını okuyup iyice sindirdiğinizde, size meydana geldiği anda garip gibi gelebilecek, açıklanması zor olan birçok olay daha kolay anlaşılır hale gelebiliyor. Bu gizli tarihlerin oluşmasında casusların özel bir yeri vardır. Tarihte bazen İstanbul, bazen de Ankara çok zorlu casus savaşlarının merkezi olmuşlardır. Bu karşı istihbarat deneyimi sayesinde MİT'in sahada çalışma deneyimi de hayli zengindir.

K.IRAK'TA BİR BOŞLUK VARDI
Bana aktarılmış bir hikâyeyi anlatacağım şimdi. Bir kadın gazeteci, uzunca bir süre önce Kuzey Irak'ta göreve gitmişti. Çalışırken bir gün etrafının, makineli tüfekleriyle havaya ateş açıp PKK lehine sloganlar atan militanlarca çevrilmiş olduğunu görüyor. Doğal olarak biraz korkuyor.
Tam bu sırada, aynen o militanlara benzeyen bir kişi elindeki silahla birlikte gazetecinin yanına yaklaşıyor. Ve kulağına eğilip, "Hiç korkmayın, siz burada, şu an Milli İstihbarat Teşkilatı'nın koruması altındasınız, güvencedesiniz" diyor.
Bu hayal ürünü bir hikâye değil, yıllar önce aynen yaşandı ve olduğu yıl gazetelerde de haberi çıktı. MİT bir zamanlar terörist besleyip yetiştiren bölgede insana dayalı istihbarata çok önem veriyordu. Ancak yaklaşık 20 yıldır bunun aksadığını uzmanlar söylüyor. Teknolojiye bağlı istihbaratta ise maalesef dışarıya bağımlı olduğumuzdan bu eksiklik bizi zayıflatıyordu. Şimdi devlet, tarihi bir karar alarak MİT'e yeni görevler verdi. Sahaya çıkacak insanlarımıza Allah kolaylık versin, işleri çok zor ve omuzlarında büyük sorumluluk var.

'ÇUVAL'IN SEMBOLİK ANLAMI
Türkiye o bölgeyi bir süredir Amerikalılar yüzünden boş bırakmak zorunda kaldı.
Askerlerimizin başına çuval geçirilmesi birtakım işaretler, semboller içeriyordu. Bunu yapan güç, "Artık bu bölgenin hâkimi benim, senin güçlü konumda olmana izin yok" diyordu o hareketiyle. Ondan sonra da insana dayalı istihbarat toplamamız zaten iyice zayıfladı. Son olay sonrasında Başbakan ile birlikte olay yerine gidip incelemeler yapan MİT Başkanı'nın kafası, yapılması gereken iş konu un da hayli net gözüküyor.

Maalesef rekoru kıramadı
HÜRRİYET Gazetesi Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu çok gayret etti, çok ter döktü ama "bir yayın yönetmeninin kendi gazetesinde, kendi fotoğrafını bir gün içinde en çok yayınlatma" kategorisinde dünya rekorunu kırma çabası maalesef başarılı olamadı.

Bu şanlı rekor, Tercüman Gazetesi'ne aittir. Bu gazetenin yayın yönetmeni, bir gün içinde hem de tek bir sayfada 11 veya 12 ayrı fotoğrafını basarak bir daha aşılması çok zor olan olağanüstü bir rekora imza atmıştı. Üstelik o fotoğrafların tümü, gazetenin birinci sayfasında yer alıyordu. Bütün bu zahmete girecek yerde direkt olarak o yayın yönetmeninin fotoğrafından oluşan posteri gazeteye kapak olarak verseydiler çok daha rahat olacaktı her şey.

Enis galiba Tercüman Gazetesi'nin yayın yönetmeni kadar yakışıklı olmadığını düşündüğünden olsa gerek birinci sayfaya sadece tek fotoğrafını koydurmuş. İç sayfalarda ise sadece dört adet var, bu kadar az sayı a fotoğrafla dünya rekoru filan kırılamıyor tabii. Bence Hürriyet de Tercüman'a tavsiye ettiğim gibi yapsın ve yayın yönetmeninin posterini birinci sayfadan kapak olarak versin. Ancak bu kez gazete Hürriyet olduğundan Enis'in muhakkak Başbakan ile birlikteyken bir fotoğrafını poster yapsalar daha iyi olacak (El sıkışırken yetmez, muhakkak birbirlerine sarılmış halde olmalılar). Böylece gazetenin, Başbakan ile arasının düzelmiş olduğundan kimsenin de şüphesi kalmamış olur.

Beşiktaş taraftarının Fenerbahçe'ye cevabı
BODRUM Yalıkavak'ta komşum olan Ali Şen'in evinde yemek yediğimiz bir sırada, biz misafirlerine Bodrum'u sloganlarla donattığını söylemişti.
Ertesi gün dikkat ettim, Yalıkavak çıkışından Bodrum merkeze kadar duvarlarda, "Bir gün mutlaka herkes Fenerbahçeli olacak" yazıyordu.
Taraftar rekabeti olmayan bir dünyanın hayli tatsız hatta çekilmez olacağını düşünmekle birlikte Ali Şen'in taraftar heyecanını yine de takdir etmiştim.
Önceki gün gazeteden çıktım, İnönü Stadyumu'nun yanındaki yoldan aşağıya iniyorum. Bir baktım, Beşiktaş taraftarı caddeden en iyi gözüken tribününe bir uçtan diğerine kadar uzanan dev bir pankart asmış. Pankartın üzerinde şu yazıyordu:

"BİR GÜN HERKES BEŞİKTAŞLI OLMASIN, O AYRICALIK DA BİZE KALSIN." Fenerbahçeliler bana kızacak ama ben seviyorum bu taraftarı be. Çok zeki, çok güzel slogan atıyor Beşiktaşlılar. Varlıklarıyla her maça renk ve güzellik katıyorlar. Ben maçlarda zekâmı gıdıklayacak düşünce olabilmesini hiç beklemezdim ama bunu Beşiktaşlılar sağlıyor.

Serdar Turgut/Habertürk