MedyaFaresi MedyaFaresi

Şehir Üniversitesini Davutoğlu mu batırdı?

Ekonomist Besim Üstün'den ilginç yazı..

Eklenme: 21 Aralık 2019 00:27 - Güncelleme: 21 Aralık 2019 00:31

Ortada Bir Davutoğlu Enkazı Var!

Besim Üstün

Sonunda beklenen oldu Şehir Üniversitesi garantör üniversite Marmara Üniversitesi’ne devredildi. Kaçınılmaz son!

Bir ay önce Ömer Dinçer basın toplantısı yapıp “Halk Bankası  üniversiteye haciz uyguluyor, bunun nedeni muhalif olmamız ve kurucumuz Davutoğlu’nun parti kurması, kurucu sponsor Murat Ülker’e bile İktidardan korktuğu için para musluğunu  kapattı!” diyerek kampanyayı başlattığında konuyu ekonomik açıdan değerlendirenlerden biri bendim.  

Şehir Üniversitesi olayı üzerine neredeyse yazmayan köşe yazarı  kalmadı. Üşenmedim her yazıyı okudum. Bazı arkadaşlarıma ve uzmanlara da görüşlerini sordum.Özetliyorum..

En son Star’da Halime Kökçe’nin de yazısında da hissetirdiği gibi, ve de birçok  köşe yazarının da çizdiği tabloya göre ortada bir “Yetenekli Bay Davutoğlu” var! 

Başbakanlığı döneminde  nüfuzunu kullanmış ve devletin arazisinin  tapusunu olduğu gibi Şehir Üniversitesi’nin üstüne geçirmiş!

Olayın ekonomik açıdan vehametini gösteren bilgi ise Serpil Yılmaz’ın Sözcü’de bu konuda yazdığı iki yazının içinde gizli: “2015 yılında  öğrencilerin yüzde 95’i burslu imiş. Yani Üniversite’nin neredeyse sıfır geliri varmış. Üniversitenin ‘ayağını yorganına göre uzatmadığını’ gören Murat Ülker kanamayı durdurmaya çalışmış. “  

Murat Ülker’in açıklamasını Hürriyet’de Fuat Bol  yaklaşık olarak şöyle demeye getirerek yorumluyor: “Kötü yönetimden batacağınız belliydi, borçlar konusunda uyardım dinlemediniz, yöneteyim dedim, yönettirmediniz, ben de terbiyem gereği  söz verdiğim herşeyi yapıp çekildim, sonra paraları ne yaptınız bilmiyorum! Olayı da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üstüne yıkmaya çalışmayın o ne istedinizse  verdi!”

Tüm yazılar okunduğunda ise  ortak noktası şu görüş: 

Şehir Üniversitesi’ni şu anda yöneten zihniyet yani  Bilim ve Sanat Vakfı denilen soyut yapı gözünü kırpmadan, Şehir Üniversitesi’nin öğrencilerini ve öğretim elemanlarını siyasetin kucağına bıraktı..(Aslında gırtlaklarına kadar siyasete battıklarını da böylece kendileri açıklamış oldular!)   

Ne adına? Kendi kötü yönetimlerinin diyetini ödememe, yeni oluşturacakları partiye mağdur edebiyatıyla oy devşirme uğruna..

Sadece yazılarla da yetinmedim, bu konuyu araştıran bir  gazeteciye de twitter DM’den sordum. Aynen şöyle yazdı:  

“Şehir Üniversitesi’ndeki  finansal açıdan kötü gidişattan,  üniversite ve vakıf dahil herkesin haberi vardı.Ama zihniyet ‘cemaatvari’ olunca kimse çıkıp da gerçekleri söyleyemedi ve söyleyemiyor.” 

Şu anda akademisyen olarak fiilen çalışan bir arkadaşım  ise olaya şu açıdan bakıyordu: 

“Hani eski bakan, Ömer Dinçer ’iktidar biz muhalifiz diye  Şehir Üniversitesi’ni batırmak istiyor’ dedi ya.Bu açıklamada anlamadığım şu. Niye iktidar bir üniversiteyi batırmak istesin?  O üniversite siyaset arenasında Davutoğlu ve ekibinin ne işine yaracak ki? Yani Üniversite Erdoğan iktidarına nasıl bir tehdit oluşturabilir ki? Eğer Davutoğlu ve ekibi Şehir Üniversitesi’ni günlük siyasete alet edeceklerse, oradaki parayı pulu, insan kaynağını, öğrenciyi siyaset arenasında kulnanacaklarsa zaten yapılan çok doğru.Eğer Üniversite diğer Üniversiteler gibi bir Üniversite ise buraya  el koymak iktidarın ne işine yarar ki?”. 

Çok farklı bir bilgi  ise uzun süre milletvekiliği yapmış, sonradan gazeteciliğe soyunmuş, o çevreyi iyi tanıyan bir kişiden  dün akşam whatsapp mesajı olarak geldi.   

“İşin özünü özetleyeyim mi.” dedi.

“Özetle” dedim. Başladı anlatmaya.

“Ortada bir Davutoğlu enkazı var. Davutoğlu akademisyenliğin arkasında ‘Prof’ etiketiyle kendine güç devşirmeye çalışan oldukça hırslı ama yöneticilik konusunda oldukça yetersiz biri. 

Zamanında bir grup insanı ve Murat Ülker’i o gün için konuşmalarıyla ya da arkadaş canlısı görünmesi ile  etkilemiş, Bilim ve Sanat Vakfı’nı kurduracak parayı toplamış. Orada ‘Hoca’ etiketiyle verdiği derslerle, herkesin doğruları görüp ama dillendiremediği  otoriter bir yapı oluşturmuş. 

Daha sonra da Bilim ve Sanat Vakfı’nı basamak olarak kullanıp asıl hedefi olan siyasete dalmış. Erdoğan da, belediye döneminden ‘hoca’ olarak tanıdığı için,  hayal satan konuşmalarından etkilenip onu siyasete sokmuş. 

Bu arada Davutoğlu  elindeki Bilim Sanat Vakfı’nı başka bir güce dönüştürmek için Üniversite yapmış. Üstelik yetkilerini kendi kurduğu üniversite lehine kullanmış. Sonra Erdoğan’a tam bağlılığını ifade edip  Başbakan olmuş..

O sırada Üniversite tam anlamıyla başıboş kalmış, borçlar büyümüş. ‘Komşularla sıfır sorun, mıfır sorun’ hayali dünyasını kamuoyuna anlatmaya çalışırken, Murat Ülker Üniversite’deki durumu görüp müdahale etmek istemiş. Bakmış Üniversite oyuncağı  elinden gidiyor, parayı nereden bulacağını düşünmeden hem gençlik arkadaşı Murat Ülker’e hem de Erdoğan’a kazık atıp iki arada bir derede kendine rektör atamış..( Abdülkadir Selvi’nin yazısında bu durum açıklanıyor. Git kendin oku. )

O arada hırsı aklından önce gittiği için yine Erdoğan’a kazık atıp partiyi ele geçirmeye çalışmış. Tabi iki fırca darbesiyle kendini kapının dışında bulmuş..

Daha sonra bakmış Şehir Üniversitesi borç batağında ve alacaklılar kapıya dayanmak üzere.. Parti kurup güç odağı olup, pazarlıkla borçları erteletebileceğini ve Üniversite’sine kaynak sağlayabileceğini düşünmüş.

Ama tam planını gerçekleştirirken borçlular kapıya dayanmış ve suçu üstünden atmak için başlatmış kampanyaya: Üniversiteyi Erdoğan ve Murat Ülker batırıyor, yetişin bizi kurtarın! 

Yani yine onu Davutoğlu yapan en yakın arkadaşına ve onu siyasete sokan  liderine yine kazık atarak..”

Okur okumaz “Vauuu” diye geri dönüş yaptım ve “Tabi bu senin görüşün” dedim. “Görüşüm değil herşey ortada..” diye yanıt verdi.

Benim, tüm bu okuduklarımdan, araştırmalarımdan sonra merak ettiğim konu ne biliyor musunuz..

Kendisine  “hoca” deyip, iki lafından birinde bilimsellikten söz eden ama  üniversitesini boğazına kadar siyasete batıran, konuştuklarını halkın anlaması mümkün olmayan ve lider özellikleri taşımayan birine halkın güvenip oy vermeyeceği kesin..

Peki çevresindeki insanlar hala nasıl ona güveniyorlar? Nasıl bir şartlanmışlıktır bu? 

Besim Üstün