Abone Ol

SDG’ye yönelik operasyon sonrası Suriye petrolünün ABD’nin denetimine geçmesine yönelik ilk adım

İmzalar Özel Temsilci Barrack’ın gözetiminde atıldı: SDG’ye yönelik operasyon sonrası Suriye petrolünün ABD’nin denetimine geçmesine yönelik ilk adım

SDG’ye yönelik operasyon sonrası Suriye petrolünün ABD’nin denetimine geçmesine yönelik ilk adım

Suriye’de İsrail’in Şam yönetimi ile Paris’te kapsamlı bir anlaşma yapması sonrası ABD'nin desteğini çekmesi ile Suriye Demokratik Güçleri’ne yönelik (SDG) Suriye Arap ordusunun askeri operasyonu tamamlaması sonrası ABD'li dev petrol şirketi Chevron American Energy Corporation’un Şam yönetimi ile kapsamlı enerji ve petrol anlaşması yapması dikkat çekti. Mutabakat zaptı, Suriye yetkilileri, Katar Büyükelçisi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın katılımı ile imzalandı.

Suriye hükümeti ile SDG arasında 30 Mart anlaşması, sahada uygulamaya geçirilmeye çalışılırken ülkede ABD ve Katar merkezli petrol şirketleri, Şam yönetimi ile kapsamlı anlaşma için masaya oturdu. Amerikan şirketi Chevron, Suriye Petrol Şirketi ve Katar merkezli UCC Holding ile Suriye kıyıları açıklarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerini değerlendirmek üzere bir mutabakat zaptı imzaladı. Bu imza, ABD'nin Suriye Büyükelçisi Thomas Barrack'ın da onayıyla gerçekleşti.

Suriye Petrol Şirketi (SPC), Chevron American Energy Corporation ve Katar’a ait Power İnternational Holding arasında, Suriye karasularında petrol ve gaz arama anlaşmasının imzalandığını duyurdu. Mutabakat zaptı, Suriye yetkilileri, Katar büyükelçisi ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın katılımı ile imzalanırken, bu anlaşmanın Doğu Akdeniz’dekibu türde imzalanan ilk deniz anlaşması olma özelliğini taşıyor. Anlaşma, Suriye karasularında enerji iş birliğini, yatırımları ve deniz açıklarında petrol ve gaz arama faaliyetlerini arttırmayı hedeflediği bildirildi.

Güçlü liderliğe vurgu
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, imza töreninde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın rolüne dikkat çekti. Barrack, “Suriye, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğinde kayda değer bir ilerleme sergiliyor. Önde gelen bir ABD şirketi olan Chevron’un, yıllar süren zorlukların ardından ülkeyi dönüştürmeyi hedefleyen bu ortaklığa katılması bunun açık göstergesidir. Güçlü liderlik ve enerji sektörüne yapılan yatırımlar; toparlanma, istikrar, istihdam yaratılması ve Suriyeliler için daha iyi bir geleceğin temelini atmaktadır” diye konuştu.

Barrack, "Chevron, Amerikan dış politikasının hareket ettiği her yere giden en önemli ve en büyük şirketlerden biridir” dedi.

Suriye resmi medyasında yer alan bilgilere göre, bu mutabakatın ana hedefi Doğu Akdeniz'deki Suriye karasularında petrol ve doğalgaz arama, sondaj ve çıkarma faaliyetlerini başlatmak. Bu adım, Suriye'nin deniz yetki alanlarında yabancı şirketlerle yaptığı ilk büyük ölçekli enerji yatırımı olma özelliğini taşıyor.

Suriye Petrol Şirketi (SPC) CEO'su Yusuf Kablavi ise, imza töreninde yaptığı konuşmada, bu mutabakatın Suriye ekonomisini güçlendirmede hayati bir rol oynayacağını belirtti. Kablavi, "Bu mutabakatı en kısa sürede somut bir uygulama sözleşmesine dönüştürmek amacıyla özel bir çalışma ekibi görevlendirdik" dedi.

Ülkedeki rezervler
Suriye Genel Petrol Kurumu'nun güncel verilerine göre, Suriye'nin doğalgaz rezervlerinin 678 milyar metreküp, petrol rezervlerinin ise 27 milyar varil civarında olduğu tahmin ediliyor. Suriye Petrol Şirketi (SPC), Ekim 2025'te Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından çıkarılan kararname ile tüm petrol ve rafineri kurumlarını bünyesinde toplayan, mali ve idari özerkliğe sahip bir holding olarak kurulmuştu.

Şirket, tahrip edilen kuyuların uluslararası uzmanlarla yeniden rehabilite edilmesi planı üzerinde çalışıyor. CEO Kablavi ayrıca, Amerikan şirketlerinin SDG’nin kontrolündeki Haseke vilayetindeki doğalgaz sahalarına yatırım yapmaya ilgi gösterdiğini ve tüm petrol kuyularının milli kadrolarla ve ordu koordinasyonuyla yeniden işletmeye alınması için kapsamlı bir plan hazırladıklarını açıkladı.

Suriye’ye müdahalenin temel hedefi
Lübnan merkezli Al-Akhbar gazetesi, Suriye karasularındaki bu yatırımın, başta Rusya (ABD'nin rakibi) olmak üzere birçok ülkenin ilgisini çektiğini, Amerikan şirketi Chevron'un bu bölgeyi satın almasıyla ABD’nin, mevcut rejimi siyasi olarak kazanıp stratejik bir müttefik haline getirdiğini, böylece Suriye'ye müdahalenin temel hedeflerinden birine ulaşılmış olduğunu ileri sürdü. Haberde Suriye’ye yönelik ABD planına yönelik şu ifadelere yer verildi:

“Amerika Birleşik Devletleri, özellikle kendi karasularındaki Suriye petrol ve doğalgazını, salt ekonomik değerlendirmelerin ötesine geçen ve Doğu Akdeniz'deki daha geniş jeopolitik stratejisinin merkezine oturan bir fırsat olarak görüyor. Dünyanın en büyük enerji üreticilerinden biri olmasına rağmen, büyük Amerikan şirketleri, özellikle doğalgaz ve henüz keşfedilmemiş açık deniz kaynaklarına yatırım yaparak karlarını maksimize etmeyi, riskleri çeşitlendirmeyi ve ABD pazarı dışında yeni büyüme yolları açmayı hedefliyor."

Doğrudan ekonomik etki sağlanma amaçlanıyor
Bu bağlamda, bazı yaptırımların hafifletilmesi veya kaldırılmasının ve ülkenin yeniden yapılanma aşamasına girmesinin ardından Suriye'ye yönelik hamle, Amerikan şirketlerini Suriye enerji sektörünün yeniden yapılanmasına entegre etme girişiminin bir parçası olarak anlaşılmaktadır; bu da Washington'a doğrudan siyasi müdahale yerine piyasa araçları aracılığıyla doğrudan ekonomik etki sağlama amacı taşımaktadır.

Suriye'deki rakiplerin etkisi sınırlanıyor mu?
Aynı zamanda, bu girişim Amerika Birleşik Devletleri için daha derin bir stratejik amaca hizmet etmektedir: Suriye'deki rakiplerinin etkisini sınırlamak. Katar gibi müttefiklerle işbirliği yaparak, Amerika Birleşik Devletleri Suriye'yi Atlantik ve Körfez enerji sistemine bağlayan bir ekonomik çıkar ağı kurmayı, böylece ittifakları güçlendirmeyi ve Doğu Akdeniz'deki güç dengesini yeniden şekillendirmeyi amaçlamaktadır. Bu girişim, Amerika Birleşik Devletleri için daha derin bir stratejik amaca hizmet ediyor: Suriye'deki rakiplerinin etkisini sınırlamak.

Suriye'nin zenginliği Amerikalıların elinde!
Suriye'nin günlük petrol ihtiyacı yaklaşık 150 ile 200 bin varil civarındadır. Suriye, 2011 savaşından önceki istikrar döneminde bile, ekipman ve teknolojilerin 1980'lerden kalma olması nedeniyle, büyük miktarlarda petrol üretmemiştir. Eskiden 400 bin varil üretiliyordu; bunun 150 bin varili iç tüketimde kullanılırken, geri kalanı ihraç ediliyordu.

Chevron'un İsrail ile ilişkisi nedir?
Chevron dünya çapında 180'den fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Başlıca odak noktası Amerika Birleşik Devletleri, Kazakistan, Avustralya, Afrika ve Latin Amerika'dır; ayrıca başta Suudi Arabistan, Kuveyt, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere birçok Arap ülkesinde de yatırımları bulunmaktadır.

Chevron'un, Doğu Akdeniz'in en büyük doğalgaz sahası olan Leviathan sahası ve Tamar sahası gibi İsrail gaz sahalarını işleten en büyük yabancı şirket olması dikkat çekicidir. Bu şirket, İsrail gaz sahalarında büyük bir paya sahip olan Amerikan şirketi Noble Energy'yi 2020 yılında satın alarak İsrail sahalarının yönetimine girmiştir. Bu satın alma ile Chevron, İsrail'deki gaz sektöründe en büyük yabancı oyuncu haline gelmiştir.

Chevron'un İsrail ile ilişkisi, 2023'teki Gazze Şeridindeki soykırım savaşından sonra daha da belirginleşti; zira şirket birçok Avrupa ülkesinde eleştirilere ve boykotlara maruz kaldı ve yatırımları, enerji sektörü aracılığıyla İsrail'e ekonomik destek sağladığı gerekçesiyle dünyadaki Filistin davasını destekleyen hareketler tarafından kınandı.