MedyaFaresi MedyaFaresi

Reha Muhtar: Ahmet Kaya gecesini niye sansürledin İsmail?

Vatan yazarı Reha Muhtar, Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya'ya, sansür iddiasıyla yüklendi.

Eklenme: 27 Temmuz 2010 10:35 - Güncelleme: 27 Mart 2016 06:08

İşte o yazı...

Sevgili okuyucularım biliyorsunuz geçen hafta, Ahmet Kaya'ya saldırıların olduğu 11 yıl önceki gecenin görüntülerini mütevazi bir Boğaziçi evinde bütün ayrıntılarıyla izlediğimi yazmış, ama isim vermemiştim...

İsim vermedim, çünkü isminizle olayı yazayım mı diye sormamıştım...

Ancak o geceye katılanların izlenimlerini önce Sabah'tan Sevilay Yükselir sonra da Akşam'dan Nagehan Alçı kaleme aldılar...

Sevilay'ın yazısı yayınlandı...

Ancak o anda inanılmaz bir şey oldu ve Akşam gazetesi kendi köşe yazarı Nagehan Alçı'nın yazısını sansürledi...

Cumartesi akşamı hiçbir şeyden haberim yok, medya sitelerinde gördüm ki Nagehan'ın yazısı köşesinden çıkartılmış...

Yazıya baktım, Ahmet Kaya gecesinde yaşananları ve benim gecede "neler yaptığımı anlatıyor", tamamen izlediklerine dayanarak...

Tarihi gerçeklerin izlendiği bir gecede, tarihi olayın aktörlerinin de olduğu ve izlenimleri içeren bu yazı niye sansürlendi acaba?..

Önce Nagehan'ın o geceyle ilgili gazetede yayınlanmayan yazısını okuyalım...

Ahmet Kaya gecesi

İki gündür Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'deyim. Uzaktayken bir de baktım yine ortalık karışmış. Geçen pazartesi akşamı yaptığımız bir dost sohbetini, sohbete katılan Reha Muhtar ve Sevilay Yükselir bazı farklılıklarla yazınca Muhtar'a yüklenmek isteyen çevreler coştukça coşmuş. En iyisi o akşama gitmek...

***

Rasim Ozan Kütahyalı, Ahmet Kaya'nın ham görüntülerinden bir süredir bahsediyor. 'Görüntüler bende var, kare kare izlemek lazım' diyor. Ancak ne zaman izleyeceğimizi kararlaştırmış değiliz...

***

Pazartesi sabahı Sevilay aradı: 'İzinden yeni döndüm, hadi bu akşam bir arada olalım.'

Teklif üzerine ne yapalım diye düşünürken plana Rasim kendi evini açarak dahil oldu. Gün batımında Kuruçeşme'deki terasında buluştuk. Masada Sema Öztürk de var. Oradan, buradan konuşuyoruz ama siyasetin s'si yok.

***

Bir süre sonra, tam Sema kalkarken Reha Muhtar aradı Rasim'i. Bizim orada olduğumuzu bildiğinden değil, tamamen tesadüf. Arayınca hepimiz o da gelsin dedik. Kırmadı, geldi...

***

Önce hoş, beş derken konu Ahmet Kaya'nın görüntülerinden açıldı. Biz o dönem Reha'nın ortamı yumuşatmaya çalıştığını biliyoruz, ona haksızlık yapıldığını düşünüyoruz.... Rasim 'Abi bende o gecenin tüm görüntüleri var, izleyelim' dedi. Ben ve Sevilay zaten detayları meraktayız...

***

Reha önce tereddüt etti. 'Bu güzel gecede içeri girmeyelim, ben zaten kendimden eminim vs' Ama aradan geçmiş 11 yıl... O da istiyor aslında o geceyi yeniden görmek...

***
Israrımız üzerine hep birlikte geçtik içeri. Gerisi zaten yazıldı. Biz dehşet içinde Kaya'ya yapılan linçe alkış tutan Mahsun Kırmızıgül'ü, Şenay Düdek'i, Erdal Acar'ı teşhis etmeye çalışıyoruz, Kadir İnanır'ın zoraki gülümsemesini fark ediyoruz, Reha'nın sanatçıları çağırarak ortamı kaynaştırma ve bir tatsızlığa engel olmaya çabaladığını izliyoruz...

***
Derken görüntüler bitti. Hepimiz Reha'dan bir şeyler söylemesini beklerken döndü ve şöyle dedi: O görüntüleri yayınlamamamız, Kaya'ya yapılanları görmezden gelmemiz için üzerimizde müthiş bir baskı vardı. Diğer kanallar bir dakika verdiler yaşananları. Ben ise direndim. O gün haber bülteninde tam 12 dakika akıttım gecede yaşananları...

***
Sevilay ve Reha'nın anlatımlarında küçük farklılıklar olabilir. Ama önemli olan şu: Hepimiz o geceyi gözyaşları içinde kapattık. 10 yılda bu ülkenin ne kadar değiştiğini düşünüp bu günlere şükrettik. Bazı isimlerin dün ne olup, bu gün kendilerini nasıl takdim ettiğini hatırladık. Ve geçmişte yaşanan zulümlerin etrafında ortak bir duyarlılık oluşturabildiğimiz için mutlu olduk!"

***

Yazı bu...

Ne birisini hedef gösterme, ne aşağılama, ne o ne bu...

Sadece tarihe ışık tutan bir gecenin tertemiz ve samimi satırları...

Şimdi Akşam Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya kardeşimin açıklamalarına ve yazıyı niye yayınlamadığı konusuna gelelim...

İNGEÖL VE HATAY'DAKİ OLAYLARI GÖRÜYOR MUSUN İSMAİL?..

Yazıyı yayınlayan internet siteleri, Akşam'ın Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya kardeşime soruyorlar, "Niye sansür uyguladınız bu yazıya?" diye...

İsmail kardeşimin cevabı aynen şöyle:

"Sansür mü?...

Ahmet Kaya'yı mı?..

Nagehan mı söylemiş?..

Nagehan Ahmet Kaya'yla ilgili derinlikli bir yazı yazmış da, biz mi koymamışız?.."

***


Ben Akşam gazetesinin içişlerine karışmam...

Genel Yayın Yönetmenliği'nin de ne zor ve dengeleri kollayıcı bir iş olduğunu bilirim...

Yıllarca yaptım hem de her gün 20 milyon insanın karşısında...

Ama İsmail kardeşime bir iki soru sormalıyım şimdi müsadenizle:

Arkadaş bu yazıyı yeterince "derinlikli bulmamak"la, hiç hak etmediği halde bir kadın yazarını aşağılamış olmuyor musun?..

Bu yazının neresi derinlikli değil İsmail?..

Yazının derinlikli olması için senin kıstaslarına göre nasıl olması gerekiyor?..

Türkiye'nin yıllardır konuştuğu ünlü bir sanatçıya Kürtçe klip yüzünden saldırı gecesinin, görüntülerini ve yaşananlarını samimiyetle anlatmak ne zamandır sansüre neden oluyor?..

Benim tarih önünde, hayatın ve gerçeklerin ışığında "temize çıkmam mı" seni rahatsız ediyor İsmail?..

Niye sansürlüyorsun yazıyı?..

Bilmelisin ki, bir gazetecinin, suçluları ve sorumluları ortaya çıkarttığı gibi, suçsuzları ve iftira atılanları da ortaya çıkartmak görevi vardır, tarihe bütün gerçekleri doğru aktarmak zorundadır...

Bu konuyu yeterince derinlikli bulmuyorsan sana söyleyeceğim bir şey yok...

***


Bak dün İnegöl'de neler oldu?..

Doğu kökenli minübüs şoförüyle kahvede oturan gençler arasında bir alacak verecek tartışması, "karakol, belediye binası ve banka şubelerinin taşlanmasına, polis otolarının devrilip ararçların yakılmasına" kadar vardı...

Bir grup genç, karakol taşladı, kameraları kırdı, biri panzer 7 polis aracını devirdi, kalabalık bir anda ikibin kişiye ulaştı...

Yollar kapandı, dükkanlar taşlandı...

Dün İneogöl'den sonra ne hikmet-i ilahi bu sefer Hatay'da dört polis şehit edildi...

Bir küçük kıvılcım, bir anda "orman yangını gibi bütün ülkede yangın yapıyor..." görmüyor musun?..

Provokasyonların, düşmanlıkların, manipülasyonların, kıvılcımların, iç savaşı andıran görüntülerle, kin ve öfkeye dönüştüğü günlerde 11 yıl öncesinden kalan o gecenin izlenimleri bugün bir gazete için ibretlik bir ders niteliğinde İsmail...

Ahmet Kaya gecesi de böyle basit bir olay gibi başlamıştı...

Keşke Nagehan'ın o yazısını sansürlemesiydin, yayınlasaydın İsmail...

O yazı Akşam gazetesi için, madalyalık bir yazı çünkü...

Basın tarihi gerçekleri yazanlara madalya takacak... Tarihi gizleyenleri, çarpıtanları ve sansürleyenleri değil...