MedyaFaresi MedyaFaresi

Radikal yazarından ilginç öneri! 1 Mayıs mitingini İKSV yapsın!

Radikal yazarı Kemal Yılmaz 1 Mayıs'ı köşesine taşıdı ve ilginç önerilerde bulundu.

Eklenme: 03 Mayıs 2010 16:48 - Güncelleme: 02 Mart 2016 21:58

İşte Radikal yazarı Kemal Yılmaz'ın yazısı.


Mitingi İKSV yapsın

Sabahın erken saatlerinde üzerimde tatlı bir heyecanla Cihangir'den sokağa çıktığımda ilk dikkatimi çeken kaldırım kenarlarının boşluğu oldu. Cihangir ahalisi, belli ki bir gün önceden arabalarını daha güvenli bir bölgeye çekmeye karar vermiş, hani n'olur nolmaz hesabı.
Oysa bütün endişeler boşuna çıktı ve tüm zamanların en sakin, en barışçı 1 Mayıs kutlamaları gerçekleşti. Bendeniz de pek çok 'örgütsüz' aydın ve aydın adayı gibi Şişli'deki DİSK koluna katılmak üzere, Taksim'den bir tersine yürüyüşle işe başladım. Taksim Meydanı'nı aşmak kolay değildi, geniş bir çember çizerek ulaştığım Şişli'de, büyük yürüyüş kolunun iki yanında akan, şaşkın ve de örgütsüz kitlenin bir neferi olarak biraz dolandım durdum. Elbette, onarlı sırayla düzen intizam içinde yürüyen sendikalara, örgütlere kaynamam pek mümkün olmadı. Sonra gevşek bir yer bulup bu sınıflı, imtiyazsız kitlenin bir parçası oldum ve Cumhuriyet Caddesi'nin çınarları altında huzur dolu yürüyüşü tamamladım.

Gözlemlediğim kadarıyla, bağımsız aydınların en önemli sığınağı sinema emekçilerinin oluşturduğu Sine-Sen Korteji oldu. Bu kortejin hemen sonunda Sinema Yazarları Derneği de pankart açmış, başlarında gururlu başkanları Murat Özer'le yürüyordu. Bu kortejde Uğur Vardan üst sınır olmak üzere 'genç sinema yazarları' biraraya gelmiş, aralarına bizim Radikal'den Bahar Çuhadar, Muhsin Akgün, Hürriyet'ten Yeşim Çobankent, Vatan'dan Mutlu Tönbekici gibi gazetecileri, Yasemin Baydar ve Birol Demir (Mentalklinik) gibi çağdaş sanat ortamından temsilcileri, Görgün Taner gibi sol kökenli kültür yöneticilerini almış yürüyorlardı. Hemen önlerindeki Sine-Sen korteji, ancak yataktan kalktıkları için olsa gerek öğlene doğru pek çok meşhur ve az meşhur oyuncuyla daha da kalabalıklaştı (isimlerini burada saymayacağım nasılsa gazetelerde okumuşsunuzdur). Bir ara Türkiye Yazarlar Sendikası'nın da pankartını gördüm. Ama pek kalabalık bir kortej oluşturamamışlardı, içlerinden sadece Ahmet Ümit ve Enver Ercan'ı tanıyabildim.

Tabii ki en şenlikli ve renkli kortej feministlerin, mor kortejiydi. Çok iyi hazırlandıkları için kendilerini tebrik etmek gerek. En lagar kortej ise, asla düzenli yürümeyi beceremeyen sürekli etraflarına bakan ve en fazla 'Emek bizim İstanbul bizim' sloganını atarken bağıran Sinema Yazarları'nın kortejiydi sanırım. (Buradaki Emek'in bir sinema adı olduğunu hatırlatmalıyım.)
Meydana ulaşmak zor olmadı ama orada kalmak zordu. Sanki Taksim'e varınca her şey bitmiş gibiydi. Bir heyecan bir hareket kalmadı. Sahnedeki enerji benim bulunduğum arkalara kadar ulaşmıyordu, ya da zaten böyle bir enerji yoktu, bilmiyorum. Benim kanaatim, bu yıl Taksim'e girmeye odaklanan sendika yöneticilerinin meydanda ne yapılacağını fazla düşünmemiş olmaları. Nitekim ben kendi adıma sıkıldım ve çıktım... Gittim Kahve'ye panzerlerin gölgesinde oturup çayımı içtim.

Bence seneye 1 Mayıs mitingi daha profesyonel ellere emanet edilmeli. Mesela İKSV bu işi de alsa, meydanın bir ucuna 'ana sahne'yi, bir diğer ucuna genç devrimciler için 'alternatif sahne'yi kursa. Ana sahneye ne bileyim Manu Chao filan gibi bir 'head liner' bulup, şahane bir konser 'line up'ı hazırlasa. Ses sistemlerini geliştirip, herkesin sahneleri daha iyi görebileceği dev monitörlerle süslese. Kortejlerin girişlerini düzenleyip, protokol işine de el atsa ve böylece sendikacıların kolları bacakları kırılmasa. Fena mı olur? Bence bu öneriye hiç gülmeyin... Dedim ya, Görgün Taner miting alanındaydı...

Kemal Yılmaz - Radikal