MedyaFaresi MedyaFaresi

''Olgunların tercih sebebi, çıtırların dırdırı!'' İlginç analiz!

İrem Moralı aşkta yaş farkı konusuna ciddi şekilde kafa yormuş. Bakın hangi analizleri yapıyor....

Eklenme: 27 Ağustos 2009 01:26 - Güncelleme: 09 Nisan 2016 04:02

Bugün bir gazetede yapılan bir araştırma çok ilgimi çekti. Gazeteci Merve Özaytekin, kendisinden 24 yaş küçük sevgilisiyle mutluluk sarhoşluğu yaşayan Manolya Onur ve yine kendisinden 12 yaş küçük sevgilisiyle yıllardır büyük aşk yaşayan Çiğdem Kayalı'nın ilişkilerini, evlilik ve ilişki terapisti Selin Karacehennem ve Profesör Dr. Kerem Doksat ile yaptığı röportajlarla masaya yatırmış. Açıkçası yıllardır ben de, bu konuyu o kadar çok masaya yatırmıştım ki, inanamazsınız. Hatta defalarca yakın kız arkadaşlarımla da aramızda bu konuyu konuştuk. Ne mi bulduk? Başlıkta da belirttiğim gibi, bazen "olgun kadınlarn tercih edilme sebebinin, erkeklerin yaşıtı olan çıtır kadınların dırdırlarından, kıskançlıklarından, özgüvensizliklerinden, erkek tarafına bir türlü güvenmeyen tavırlarından bıkıp usanması da olabilir" diye düşündüğüm oluyor.

Aşkın yaşı var mıdır? Bence aşkın yaşı, yaş sınırı yoktur. Aşk, bana göre nerede yakalayacağı asla belli olmayan "amansız", ama bir o kadar da "heyecan veren" bir mutluluk hastalığıdır. İşte bu hastalığın, sonunda sizden neler gider, ya da neler gelir size o bilinmiyor. Peki şimdi sizlere soruyorum, olgun bir adamla birlikte olup, sonrasında o olgun adamın antropozvari bir ruh haline girip, sizden daha genç bir kadınla, hatta bazen çocuğu yaşındaki genç bir kızla olması mıdır normal olan?

Bu işin baştan sona "kimya meselesi" olduğu bir gerçek. Kimin başına hayatı boyunca ne geleceği asla belli olmuyor! Hayatta her şey biz insanlar içindir. Şimdi, "Hangi kadın 'aman da aman, nerede bir çıtır var, bulsam da onunla aşk yaşasam' diyordur ki?" diyemeyeceğim. Ama maalesef, böyle kadınlar olduğunu da gördüm ben. Benim şu andaki sözlerim, tesadüfi bir şekilde hayatına genç bir adam giren kadınlara. Hiç hesapsız, plansız ve programsız. Genç bir erkekle olan olgun kadın üzülmeyecek mi? Elbette üzüleceği varsa kaderinde, üzülecektir.
Aldatılma riski derseniz, ne fark edecek sanki? Yaşıtı bir erkekle olunca asla aldatılma ihtimali yok mudur?

Aldatmak, ruhuna işlemişse erkekler her yaşta zaten aldatır. Genç erkeklerin, kendinden yaşça daha büyük kadınlara eğilimleri olduğu bir gerçek. Sebep birçok şey olabilir; tecrübe, hayata dair her şeyi rahatça konuşabilmek, kıskançlık krizlerinin sıfıra inmiş olma ihtimali (ki bu erkeği zaman zaman bence daha da cezp ediyor, çünkü alışık olunan bir durum değildir pek), olgun kadının ayakları yere basan hali, hayata dik duruşu. Peki olgun kadın genç erkekte ne buluyor olabilir? Buna da şöyle yorum getirdim kendimce: "Bu genç adamlar da çocuk değiller, demek ki abilerinden daha da "adam gibi" davranabilmeyi, bir kadını nasıl hoş tutmaları gerektiğini biliyorlar ki, seçilmişler" diye geçiriyorum aklımdan. Her şeyden evvel, 30'lu yaşları devirmeye başladığı andan itibaren, her kadın zaten artık hayattan ne beklediğini daha net belirlemiştir, ne istiyor aşk hayatı için, iş hayatı için, her şey beyninde oturmuştur. Kadın olmanın ne denli özel olduğunun bilincine varmıştır. Bakımına daha da fazla özen gösterir, ne zaman feminen, ne zaman masum olacağının bilincindedir. Ee, zaten hayat ona, bu yaşa gelene kadar muhakkak birçok tecrübe kazandırmıştır, acısı ve tatlısıyla.
 
Hani derler ya, birlikte yaşayınca "kaybetme korkusu vardır hep", ama bu iş evlilikle "son bulunca", ne yazık ki tapulu mala döner biraz iş... İşte bu da böyle bir şey, olgun ve güzel bir kadınla birlikte olan genç adam da bence eğer aşık olursa, kaybetme korkusu olacaktır. Çünkü bilir ki; birlikteliği süresince tanımış olduğu bu olgun, özgür ve emin kadının tepesi atarsa gider ve dönmez! Aslında bir o kadar da karşılıklı bir durumdur bu. Olgun kadın da kendinden daha genç olan bu erkeği zaman zaman kıskanacaktır. Hoş, yaşıtı bir adamla da birlikte olsa, belki onu da kıskanacaktı. Neticede iş özgüvende bitiyor aslında. Eğer ki, "Gün bugündür, gelecek yıllarda neler olur, ben şu andaki yaşadığım mutluluğa bakıyorum" diyebiliyorsa insan, işte o zaman sorun olacağını sanmıyorum. Dedim ya, ancak gün bugündür diyebiliyorsanız eğer.
 
Çünkü ister kadın büyük olsun, ister adam büyük olsun, eğer bu fark astronomik sınırlarda ise, yıllar sonra bir yerden patlak vereceği kanısındayım. Bu bir prototip midir? Evet, olmalıdır, "Keşke aşkın sınırlarını koyabilseydik" diyesim geliyor. Eğer huzuru bulduysa, kendini özel hissediyorsa, saygı ile bütünleşmişse bu aşk ve bir de bunların yanında, içinde daima yaşattığı bir çocuk varsa ve bu içindeki deli çocuk zaman zaman çok eğleniyorsa, keyif varsa yaşadığı ortamda; o zaman "Aşka boynumuz kıldan ince" demek düşüyor sanki bize. Bana göre; "Kal, gittiğin yerde mutlu ol." Kişi eğer önce kendisine, sonra ailesine vereceği hesap konusunda rahatsa, mutluysa, gerisi kimseyi alakadar etmez. Herkes, nasıl istiyorsa öyle mutlu olsun. Ama, her şeyin bir bedeli olduğunu da asla unutmasın.
 
Sağlığınız ve huzurunuz yerinde, sevdikleriniz dibinizde, paranız daima cebinizde olsun!

İREM MORALI