İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreçte yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.
DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan ile 27 Mart'ta görüşmüştü.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, dün İmralı Heyeti'nin teröristbaşı Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği son görüşmeye ilişkin konuşmuş, heyetin bugün açıklama yapacağını söylemişti.
ÖCALAN'IN MESAJINI PAYLAŞTILAR
Son olarak heyet, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajını paylaştı.
Öcalan, mesajında "Arzulanan süreç başarıya ulaştığında Cumhuriyet iki kat güçlenecektir. Devlet de burada yıkıcı faaliyet ya da güvenlik tehdidi gibi bir durum olmadığını görmeli" ifadelerini kullandı.
"DEVLET GÜVENLİK TEHDİDİ GİBİ BİR DURUM OLMADIĞINI GÖRMELİ"
Teröristbaşı Öcalan'ın şöyle dedi:
"27 Şubat çağrımda da ifade ettiğim gibi silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir. Yaşadığımız süreç Demokratik Cumhuriyet ile barışa geçiş sürecidir. Arzulanan süreç başarıya ulaştığında Cumhuriyet iki kat güçlenecektir. Demokratik toplum dediğimiz, büyük oranda böyle bir çözümü esas alır. Kürtlerin devletle olan ilişkisini pozitif tarzda düzenleyen bir toplumculuk ve yurttaşlık anlayışı geliştirmeliyiz. Devlet de burada yıkıcı faaliyet ya da güvenlik tehdidi gibi bir durum olmadığını görmeli."
DEM Parti tarafından paylaşılan mesajda görüşmeye ilişkin bir açıklamanın hemen ardından Öcalan'ın mesajı yer aldı.
İşte partinin açıklaması ve Öcalan'ın mesajının tamamı:
"27 Mart 2026 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan ile yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında İmralı Adası'nda bir toplantı gerçekleştirdik.
Yapılan görüşmelerde sürecin önemli bir eşiğe geldiği açık biçimde görülmüştür. Bu noktada, çözüm yolunun müzakere, demokratik irade ve tarihsel sorumluluk boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir konu olduğu ortaya konulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu süreçte üstlendiği tarihi görev ve sorumluluğa işaret edilmiş; Komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların zamana yayılmaksızın kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasal çerçeveye kavuşturulmasının hayati önemde olduğu belirtilmiştir.
Heyet olarak yaptığımız değerlendirmelerde, tarihsel fırsatların kaçırılmaması ve gerçek çözüm iradesinin hayat bulması için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve demokratik siyasetin güçlendirilmesinin gerekli olduğu ortak bir görüş olarak öne çıkmıştır.
Demokratik toplumun Türkiye'de yaşayan tüm halklar ve inançlar için geleceğin güvencesi olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu süreci doğru anlayan ve sorumlulukla yaklaşan herkesin yalnızca bugünü değil ortak geleceği de kazanacağına inanıyoruz.