Abone Ol

Nejat Eslen yazdı: Cihat Yaycı’nın çizdiği harita çöpe mi gidecek?

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Cihat Yaycı’nın çizdiği harita ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Eslen, ''Cihat Yaycı bir harita çizdi ve bizi Libya ile denizden komşu yaptı. Cihat Yaycı’nın çizdiği harita şimdi çöpe mi gidecek? dedi.

Cihat Yaycı’nın çizdiği harita çöpe mi gidecek?

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen Cihat Yaycı’nın çizdiği harita ile ilgili kaleme aldığı yazısı şöyle:

Amiral Cem Gürdeniz’in isim babalığını yaptığı Mavi Vatan kavramı gündemde idi.

(Devleti yönetenler de kullansa bile bu kavramın henüz tanımı yapılmış değil)

Bir başka amiral Cihat Yaycı bir harita çizdi ve bizi Libya ile denizden komşu yaptı.

Bunu Libya’nın meşru İhvancı Sarraç yönetimi ile deniz yetki alanlarını belirleyen mutabakat ve askeri yardım anlaşması takip etti.

Mavi Vatan’da Yeni Osmanlıcılık ruhumuz kabarmıştı.

Libya, bu ülkeyi Arap Baharı vurduğundan beri iç savaş halinde idi.

Libya’ya olası senaryoları değerlendirmeden, stratejinin temel kuralı güç-hedef dengesini dikkate almadan gittik. İhvancı Sarraç yönetimine yardım etmek için Libya’da askeri müdahaleyi başlattık.

Başlangıçta durum iyi idi. Silahlı hava araçları ile Hafter’in saldırılarını püskürttük ve onları Sirte-Cufra hattına kadar ittik.

İşte stratejik hata da bu noktada başladı. Silahlı Hava araçları ile bütün Libya’yı fethedebileceğimiz yanılgısına düşmüştük.

Rusya, savaş uçaklarını ve paralı askerlerini bölgeye yerleştirince bütün stratejik dengeler değişti.

İhvancıları tehdit gören Mısır, uzaktan dişlerini gösterdi.

BAE denilen kabile, savaş uçakları ile hava savunma sistemimizi tahrip edebildi.

Kendi gücümüzle Libya’da amacımıza ulaşamayacağımızı geç de olsa öğrendik. Çaresizdik.

Rusya ile uzlaşıp Libya’nın kaderini birlikte belirlemek imkanı varken tercihimizi ABD’ den yana yaptık ve ‘’bundan böyle Libya’da ABD ile çalışacağımızı’’ ilan ettik.

Libya’da ABD inisiyatifi, çatışan tarafların ateş kes kararı alması ile gelişti.

Tarafların uzlaşmasına göre, her iki taraftan oluşan müşterek polis gücü, stratejik Sirte-Cufra bölgesinin güvenliğini sağlayacakmış. Yani, bu bölgenin güvenliği için birbirine düşman tarafların müşterek polis gücü el ele çalışacakmış.

Zaman içinde bunun mümkün olmadığı görülecek, müşterek polis gücünün yerine büyük bir olasılıkla BM bayrağı altında yabancı güçler yerleştirilecektir.

Yine büyük bir olasılıkla, bu gelişme Libya’nın bölünmesi ile sonuçlanacak, Cihat Yaycı’nın çizdiği harita da çöpe gidecektir.

O halde biz Libya’ya hangi amaçlarla gittik, ne elde ettik, maliyeti ne oldu? Bütün bunların sorgulanması gerekir.

Libya’nın bölünmesi, Mavi Vatan’da yediğimiz ilk ciddi darbeyi oluştururken, Yeni Osmanlıcılık ruhunun sonunun başlangıcı da olabilecektir.

Arap Baharı’nın Suriye’yi vurmasında asıl amaç, İsrail’in güvenliğini pekiştirmek için bu ülkenin parçalanmasını sağlamak ve parçalanan Suriye’den PKK-YPG devleti çıkarmaktı.

Suriye’ye de benzer bir ruhla ve ABD’nin teşviki ile girmiştik.

Suriye’ye dışardan yapılacak her müdahale, bu ülkenin bölünmesini kolaylaştıracak, bölünen Suriye’den PKK-YPG devleti çıkacaktı.

Bu gerçeğe rağmen Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü garanti etmek amacı ile mevcut rejimle işbirliği yapmak yerine, askeri müdahale ile Suriye’nin parçalanmasını kolaylaştırdık.

Türkiye’nin Suriye müdahalesi, Karadeniz’de bulunan doğal gaz rezervinden elde edeceğimiz kazanç kadar harcama yapmamızı gerektirdi.

Suriye, Arapsaçına dönmüş durumda, büyük bir olasılıkla bu ülke  bölünecek ve topraklarından PKK-YPG devleti çıkacak.

ABD, İdlib’deki HTŞ’yi muhafaza etmek arzusunda. İdlib’de de, Libya’da olduğu gibi Türkiye ile Rusya karşı karşıya.

ABD yerine mevcut rejimle, Rusya ve İran ile çalışarak Suriye’nin parçalanmasını ve PKK-YPG devletini önlemek hala mümkün.

Ancak, Türkiye’nin tercihi Libya’da olduğu gibi Suriye’de de ABD ile işbirliğinden yana.

Suriye’de gelişmeler, Libya’da olduğu gibi, Türkiye’yi daha da zora sokabilir; Yeni Osmanlıcılık ruhuna ciddi bir darbe burada da vurabilir.

SON SÖZ:

Büyük stratejinin (Grand strategy) öncelikli amacı, savaşa zorlamak, savaşarak kazanmak değil, daha elverişli barış koşullarını oluşturmaktır.

Uluslararası ilişkilerde ve uygulanan stratejilerde rasyonel değerlendirmeler yapmanın ve realist ulusal çıkarları amaçlamanın yerine, ideolojileri esas almanın, her zaman hüsrana neden olduğu tarih içinde, denenerek öğrenilen bir gerçektir.

Nejat Eslen