MedyaFaresi MedyaFaresi

Mustafa Hoş'un Artı 1'de tek şartı neydi?

Gazeteport'tan Zuhal Demir gazeteci Mustafa Hoş ile röpotaj yaptı.

Eklenme: 31 Temmuz 2013 19:29 - Güncelleme: 09 Nisan 2016 21:00
Gezi Parkı süreci şüphesiz en çok medyayı etkiledi. Türkiye'de 'Haber alma hakkınızı kullanıyor musunuz?' sorusunu halk en çok bu dönemde düşündü. Tüm bunlar konuşulurken, sektörde ceketini alıp gitmeleri ile meşhur tecrübeli gazeteci Mustafa Hoş ile bir araya geldik. Piyasaya çıkan kitabı 'Zamanın Ruhuna Rağmen'i konuşacaktık ama giriş yazısı konunun Gezi Parkı'na ve medyaya evrilmesine neden oldu. Son olarak görev yaptığı +1 televizyonundan Gezi Parkı olayları döneminde haberlere yapılmak istenen müdahale nedeniyle ayrılan Hoş'la medya üzerine konuştuk. İşte zamanında attığı "Başsavcı Abluka"da başlığı ile hayatı değişen Hoş'un gözüyle medyada sansür ve oto sansür.
 
"ZAMANIN RUHUNA RAĞMEN YAŞAMAK KOLAY AMA GAZETECİLİK YAPMAK ZOR"
- Türkiye'de habercilik yapılıyor mu? Ne izliyoruz, okuyoruz, dinliyoruz?
Haber adına insanları kandırıyorlar. Haber adına insanların duyarlılıklarını kullanıyorlar. Aslında istense her türlü olanağa sahipler. Mesela Mısır'da tek taraflı da olsa neler yaşanıyor öğrenebiliyorsunuz. Peki ya kendi ülkenizde? Ceylanpınar'da 3 kişi hayatını kaybetti. Resmi kurşun başka ülkenin eliyle senin vatandaşını vuruyor ve bunu kimse bilmiyor. Bu ülkede medya üzerinde inanılmaz bir riya var. Medya bu riyanın en vahşi halini sergiliyor her anlamda.
 
- 'Başsavcı Abluka'da başlığını attığınızda adınız 'Ergenekoncu'ya çıktı ama Kanal 24'ün kuruluşunda yer aldınız. Bu ilginç gelmiyor mu?
Ben sadece başsavcıya düzenlenen operasyon için sesimi yükseltmedim; ben türbanlı kızlar okullara alınmadığında da bunun karşısında duran, bunu insan hakları ihlali olarak gören biriydim. Şimdi de aynı şeyi söylüyorum. Şimdi mazlumla zalim yer değiştirdi, sorun orada. Benim söylediklerimde ve yaptıklarımda farklı bir şey yok. 24'ü kurduğumda bu hükümete yakın olduğunu biliyordum ama işime karışılmayacağını konuşmuştum en başından. Bu sözü verdiler ve ben yeni bir şey yapmak için çalışmaya başladım.
 
- Size karışılmayacağına inandınız mı gerçekten?
'Yaptığınız işe ne kadar karışılmasına müsaade edersiniz? Soru bu. Medyanın omurgasızlığını yaratan patronlar değil, gazeteciler olur. Medyanın omurgasızlığını gazeteciler oluşturuyor, asıl sorun burada. 24'ü kurduğumda yeni bir şey yaratacağımı düşündüm. Çünkü var olan medyanın durumu çok kötüydü. Farklı bakış açısı olan bir yer olmaya çalıştı ama buna izin verilmediğinı, engel olunmaya çalışıldığını anladığım anda bıraktım.
 
- Sansür ve oto sansür sizin ceketinizi alıp gitmelerinizin nedeni sanırım.
Bütün dünyada ayıp olan Türkiye'de normalleşiyor. Sansür, oto sansür ayıptır, insanlık suçudur. Ama Türkiye'de meşru gibi görünüyor. Bu normalleşme büyük bir sorun. "Başsavcıya Abluka" diyelim taraflı. Sana ne, niye karışıyorsun ki? Senin bir ton medya organın var, git oradan yayın yap. Ama hayır! Senin yaptığının üzerini kapatmaya çalışıyor. Bütün sorun gerçekten korkulması. Sansür hem hükümetin işine geliyor hem de bu sayede rantını arttıranların. Bu alçakça bir şey.
 
- Geçmişte, özellikle 28 Şubat döneminde de yok muydu bu baskı? Ya da iki dönem kıyaslanabilir mi?
Geçmişte de vahşi bir durum vardı. 28 Şubat'ta da baskı vardı ama  bu kadar kıyıma dönüşmedi. Ben o zaman da işsiz kaldım. Şu an bir kıyım yaşanıyor. Senin hayata dair elinde ne varsa almaya çalışıyor. Neye biat ettiğinin hiçbir önemi yok, biat etmiş kafa gazeteci olamaz.
 
ARTIK HÜKÜMETİN MÜCAHİTLERİ VAR
- Peki şu an ekranlarda, gazete köşelerinde gördüğümüz bir sürü insan bu biata eyvallah mı diyor? Ya da bunu diyen ne kadar gazeteci?
Gerçekten gazetecilik yapılıyor olsa şu an ekranda, gazetelerde, radyolarda olan bir kişiyi bile işe almazsın. Bu kadar çapsız ve vasat insanın önemli mevkilerde olmasının meslekle bir hiçbir ilgisi yok, Tamamen siyasi seçimler. Sana biat edeni seçiyorlar. Bir de mücahitler türedi. İktidarı savunmayı mücahitlik olarak görüyorlar. Ve Mücahitlik yaparken de merhametlerini ve vicdanlarını olmadığını gördük. Her şeyi bir biz biliriz havası var. Ee kardeşim bilmediğiniz bir şey var bu ülkede; siz demokrasiyi bilmiyorsunuz. İtiraz ediyorsunuz sizi hain ilan ediyorlar. Niye? Çünkü emir komuta zincirinden biat kulluğa geçtik. Asker vesayetinden geldik, biattan kulluğa geçtik. Bunlara arasında tercih yapamazsınız. Ama seçmediğiniz zamanda lanetleniyorsun.
 
+1... ÖLMÜŞÜN ARKASINDAN KONUŞULMAZ
- '+1' hem kadrosu hem de Gezi Parkı olayları esnasındaki yayınları ile dikkat çekti, izleniyordu da... Buradan ceketiniz alıp çıkmanız nasıl hâsıl oldu?
Ben işe ideolojilerin karışmasının bu işte zafiyet yaratacağını düşünürüm. Bu iş habercilik, muhalefetin istediğini yapalım diyerek de olmaz, sadece patronun istediğini yapalım diyerek de. Gazetelerin, televizyonların izlenirliğine bakın berbat bir yerde. Sosyal medya her gün tokatlıyor onları. Yani bir devi döven bir fare var. Niye baş belası çünkü haber alıyorsunuz.
 
Ben +1'de şunu söyledim; ne yandaş tarafında, ne düşman tarafında olması gerekmiyor. Haberin kendisi başlı başına bir şeydir. Gerçeğin peşinde gidersin ve onu aktarırsın. +1'in muhalif insanların bir araya geldiği bir kanal olması çok da önemsediğim bir durum değildi. İşini yapması yeterliydi. Böyle oluşturuldu. Tek bir şart konuştum; işe karışılmayacaktı. Bunu konuşmak bile ne ayıp. İşine karışmamalarını istiyorsun. Sansür, oto sansürden bahsediyoruz. Sektöre yeni girmiş birinin, bunu bu kadar kolay söylemiş olması beni delirtti. Çok büyük tepki gösterdim. Bunu bu kadar kolay nasıl söylersin? Medyada olmayı habere müdahale etmekten ibaret sanıyor. Ben buna izin verseydim, parasız, pulsuz alt yapısı berbat bir yerde neden yapayım? O zaman ben neden yıllarca işsiz kaldım?

Diyorlar ki +1 istenen başarıyı yakalayamamış falan... Yediririm o reytingleri bunu diyene! İki ayda, bir kanalı sıfırdan bir yere taşımak medya tarihinde yok. Benim tek umut bağladığım şey şu: Sen işini doğru yap, karşılığı bu var bu ülkede. Şartları en kötü yerdi +1.
 
"HÜKÜMET KURTLA BİR OLUYOR, KUZUYU PARÇALIYOR, ÇOBANLA DA AĞLIYOR"
Diyelim ki muhalif bir şey yapıyorsun; kime ne? Sen hükümet olarak buna nasıl karar verirsin.İzleyici, dinleyici, okuyucu karar versin. medyanın büyük bölümü hükümetin kontrolünde. Mapüpilasyon ve dezanformasyonu zaten yapıyorsunuz, farklı olana bu kadar tahammülsüzlük niye? Çünkü sakladıkları çok şey var. O yüzden bu kadar sansür ve oto sansür uyguluyorlar. Bu ülkeyi 11 yıldır cemaat ile beraber yürütüyorlar ama yoklar, ikincisi bunun adından bile bahsedemiyorsunuz.

AKP'nin yanlışlarını söylemek bile İslamafobia haline dönüşüyor. Her yapılanma, kendi iktidarını korumak için her kavramı kullanıyor. Elinde İslam denen çok ciddi bir silahı var. Ama insanlar şunu sormalı: 11 yıldır hükümeti cemaatle birlikte yürütüyorsun ama cemaat yokmuş gibi davranıyorlar. Tüm güç elinde, neden türban sorununu çözmedin? Son 50 yılın en güçlü iktidarına sahipsin ama hala şikâyet ediyorsun. Şu mazlumluk hikâyesinden bir çıksınlar artık. Hep siz eziliyorsunuz, hep siz dövülüyorsunuz. Sanki bu ülkede 12 Eylül olmadı,  28 Şubat daha ağır bir darbeymiş gibi bahsediyorlar.  Askeri çekip polisi ortaya çıkarıyorlar. Postalı çekip jopu uzatamazsın, kabul etmiyorum.

batı şiddeti durdur dediğinde, 'Vatandaş benim, döverim" diyor bir ülkenin başbakanı, şiddeti kıyaslıyor. Daha insancıl davranmak yerine 'döverim' diye kafa tutuyor. O zaman Mısır'a niye "Ey batı, orayı yalnız bırakıyorsun!" diye bağırıyorsun.

- Peki, Gezi parkı olayları ile devam edelim. Kitabınızın girişinde adeta Gezi Parkı anlatılıyor. Hatta Gezi Parkı'nın provokatörü bile sayılabilirsiniz, parkta da fazlasıyla zaman geçirdiniz, gözlemlediniz. İnsanların derdi ne?
Kitabı okuyunca emin ol bana provokatör damgasını hemen yapıştırırlar ki hiç alakası olmayan bir şey. Gezi bambaşka bir şey oldu. Türkiye'nin 50 yılda yapamayacağını 15 günde yaptı. O gençler, sokağa çıkan insanlar yeter dedi. Yeter de! Bu ülkenin Başbakanı "Biz insanların yaşam şekline nerede karıştık?" diyor. Karıştılar ve yalan söylüyorlar. Bu ülkede Başbakan istemiyor diye dizi senaryoları değişti, oyuncuların kıyafetleri değiştirildi, hatta diziler yayından kalktı.

BAŞBAKAN ARTIK KORKUYOR, LİDERLER İSE SARSILDI
Elbette bir patlaması olacaktı. Ve artık korkuyor. Başbakanın açıklamalarından, tavrından bunu anlamak çok kolay. Sarsıldı, hepsi sarsıldılar. Bu iktidarın 3 tane yönetme biçimi var. Eristik diyalektik, kurbağa teorisi, ceberrut baskı-zorlama. Hep bununla halletmeye çalışıyorlar. "Cumhuriyet mitinglerinin aynısı" dedi, bir ideolojiye mahkûm etmek için. Ama çocuklar çıktı ve "Mustafa Keser'in Askerleriyiz' dedi yıktı bu planı...
 
Gezi birçok kesimi bir araya getirdi ama liderler bu durumdan memnun olmayan açıklamalar yaptı.
Kürtler bu süreçten tamamen uzak durdular. Koalisyon ortağı duruşu sergilediler. İktidar, cemaat ve Kürtler! Gezi'nin siyaseten önemli bir noktası ne oldu biliyor musunuz? İlk defa lider hegemonyası yerle bir oldu. Liderlerin açıklamalarına rağmen bir araya gelmeyecek insanlar oradaydı. Fenerbahçeli- Galatasaraylı, Kürt-Türk. İnsanların işte bu yan yana gelmesinden rahatsız oldular. Kim şiddet istiyormuş? Bu ülkede kimse bunu sormuyor. Çünkü soru sormak suç ama soru sormayan gazeteci olamaz.
 
- Kürtler demişken Gezi Parkı'nın en önemli sloganlarından biri de '30 yıldır Güneydoğu'yu biz bu medya'dan izledik' oldu... Bu slogana o dönem medya sektöründe olan biri olarak katılıyor musunuz?
Bak en başından söyleyeyim, bu ülkede Kürtlere çok büyük haksızlık yapıldı. Aslında şöyle bir durum var. Geçmişte militarist konumdaki medyanın, bugün biat-kulluk haline gelen medyadan çok fazla farkı yoktu. Ama şöyle bir farkı vardı, insanlar kalkıp kendini ifade edecek bir yer buluyordu. Şimdi bulamıyor. Doğu'da çok önemli şeyler oldu. Büyük haksızlıklar oldu ama bizim haksızlıkla yüzleşmek gibi bir kültürümüz yok, üstünü kapatarak ilerliyor. İnkârdan gelen bir kültür var.
 
- Onlarca gazeteci Gezi Parkı olayları sürecinde işinden oldu, bir kıyım süreci yaşanıyor.
Ben doğrunun peşindeyim, gerçeğin ıslığını çalmaya çalıyorum ama bunun vahşete dönüşmesi çok acı. Niye? Sen karar veriyorsun; izleme, dinleme, okuma. Ben üst düzey yöneticilik yaptım, sen nasıl benim elimden tüm haklarımı almaya çalışıyorsun? 'Nefes aldığına dua etsin' deniyor, kime hesap vereceğim? Nefesim yettiği kadar konuşacağım. İşsiz kalan insanlar için de üzülürüm, bu gaddarlığa maruz kaldıkları için. Ama beni engelleyemeyecekler, işimi elimden alabilirler ama düşüncelerimi alamazlar. Twitter var, blog var, duyururum.
 
KORKU İMPARATORLUĞU YIKILDI
- Gezi sürecinin hükümeti korkuttuğunu düşünüyorsunuz. Sizce bu süreci bastırabilir mi?
Türkiye'nin 50 yılda yapacağını bu gençler 15 günde yaptılar. Bu gençleri anlamak için çok kolay bir yol var aslında. 3 tane film ve 3 tane slogan: La Haine, V For Vandetta ve Dövüş Kulübü artı Play Station! Sloganlarsa; Mustafa Keser'in askerleriyiz, Faşizme karşı bacak omuza ve 28 Şubat'ta nerdeydiniz? Kreşteydim abi!
Artık bu çocukların bir hikâyesi var ve hikâyesi olan insanı yenemezsiniz. bu çocukların arkasında anneleri var. Gkadınların ne kadar ağılrlıklı rol aldığını gördük. Ne yaparsanız yapın bir kadın bir şeye inanıyorsa onu vazgeçerimezsiniz

Zuhal Demir/ Gazeteport

RÖPORTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!

ARTI 1'DEKİ İSTİFA DEPREMİNİ BAŞLIK KRİZİ Mİ TETİKLEDİ!


UĞUR DÜNDAR ARTI 1'DEN NEDEN AYRILDI?

ARTI BİR GENEL YAYIN YÖNETMENİ İSTİFA ETTİ!

Mustafa Hoş Ntv'den neden istifa etti? 

İLHAN CİHANER' E ZORLA GETİRİLME KARARI!

Cihaner davasında flaş karar!

Uğur Dündar konuştu! Patronlar gider, biz kalırız!

İşte Uğur Dündar'ın Karamehmet ve TMSF yorumu!.. VİDEO

UĞUR DÜNDAR EKRANLARA GERİ DÖNDÜ! VİDEO! 

ARTI 1'DEN BANU GÜVEN DE AYRILDI!