MedyaFaresi MedyaFaresi

MHP ve HDP aynı kalemden çıkmış gibi..

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, özellikle MHP'den gelen olumsuz açıklamalara rağmen, CHP, MHP ve HDP'nin koalisyon kurabileceğini söyledi. Al Jazeera'ye konuşan Tanrıkulu, "Yolsuzluk, Cumhurbaşkanı'nın anayasal yetkilere çekilmesi gibi konularda MHP ve HDP aynı kalemden çıkmış...

Eklenme: 09 Temmuz 2015 16:58 - Güncelleme: 12 Şubat 2016 05:04

Al Jazeera'den Ece Göksedef'in haberine göre;

7 Haziran seçiminden yüzde 25'lik oy oranıyla ikinci parti olarak çıkan CHP'nin açıkladığı 14 maddelik koalisyon ilkeleri içinde Kürt sorununa doğrudan bir atıf yer almadı. CHP, bu konuda taban tabana zıt görüşlere sahip MHP ile HDP’nin desteğini alarak oluşturulacak bir koalisyon hükümetinin en doğru tercih olacağı görüşünde. MHP’den bu senaryoya ilişkin olumsuz açıklamalar geliyor. Ancak CHP sürecin sona ermediği ve hâlâ bir ihtimal olduğu konusunda ısrarlı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’yla, partisinin MHP ve HDP ile bir koalisyona girmesi halinde çözüm sürecinde nasıl bir yöntem izleyeceğini konuştuk.

Tanrıkulu, Öcalan’ın Kürt siyaseti açısından önemli bir siyasi aktör olduğunu ve kalıcı silahsızlanma sağlanacaksa şeffaf bir şekilde görüşülebileceğini söyledi. MHP'nin HDP'nin içinde olduğu herhangi bir koalisyona destek vermeyeceği açıklamasını hatırlatınca, bir sorunun ve bir partinin yok sayılamayacağını belirtti. 

Tanrıkulu bir diğer olasılık olan MHP-AKP koalisyonu için de, iki partinin DNA’larının tuttuğunu ve birbirlerine kan verebileceğini söyledi.

AKP-CHP koalisyonu kurulması halinde ise CHP’nin tıkanmış görünen süreçle ilgili atmayı planladığı adımları Al Jazeera’ye anlattı.

Bugün itibariyle hangi koalisyon seçeneği en yakın ihtimal?

Biz AKP dışındaki seçeneklerin Türkiye için daha doğru olabileceği düşüncesindeyiz.  AKP 13 yıl iktidarda kalmıştır. Her ne kadar yüzde 40 oranında oy aldıysa da onun dışındaki parlamento çoğunluğu içerisinde bir hükümet çıkabilir. O seçeneğin daha doğru olduğunu, Türkiye için daha yararlı olacağı düşüncesindeyiz. Hâlâ da o süreç bize göre bitmiş değil. Çünkü hâlâ resmi bir görevlendirme de yapılmadı şu ana kadar. Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir derler, bu sebeple biz o sürenin henüz tüketildiği görüşünde değiliz.

MHP lideri Bahçeli iki gün önce ilk kez koalisyonla ilgili ılımlı mesajlar verdi, ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için koalisyon seçeneğini değerlendireceklerini söyledi. “Koltuk sevdası peşinde değiliz” de dedi. Sizce Bahçeli neye işaret ediyor, bu CHP’ye bir mesaj olabilir mi?

Valla Bahçeli’yi anlamak için Bahçeli uzmanı olmak gerekiyor. O iş başka özel bir uzmanlık gerektiriyor. Gerçekten mesajlarını, demeçlerini ve tutumlarını anlamakta zorlanıyoruz. Ne anlama geldiği konusunda gerçekten fikir yürütmek zor. Ama AKP ile MHP’nin DNA’ları birbirine çok daha uygun. Onlarda bir kan uyuşmazlığı olmaz. AKP ve MHP birbirine kan verebilir.

Davutoğlu’nun görevlendirme sonrası ilk olarak kime gideceğini bilmiyoruz, ilk önce bize gelmek zorunda değil. Önemli olan 276’yı sağlayacak bir çoğunluğu sağlayabilmesi. Zaten ilk turu bitirmeden iki siyasi partinin anlaşacağı bir zeminin olacağını ben sanmıyorum.

‘Kürt meselesinde en esaslı çalışmayı yapan siyasi partiyiz’

Kürt sorunu ve çözüm süreci ile ilgili sorulara başlamadan önce Tanrıkulu, CHP’nin bugüne kadar konuyla ilgili yaptığı çalışmaları hatırlatıyor:

“Çözüm süreci AKP’nin adlandırdığı, 2009’dan beri beşinci kez ad koyduğu bir süreç. Kürt meselesinin adlandırıldığı mesele. Biz geçen dönem, 2011’den başlayan dönem içerisinde Türkiye’nin Kürt meselesi konusunda yasama faaliyeti olarak en esaslı, en içerikli çalışmayı yapan siyasi partiyiz. Bu konuda da iddialıyız.

“Türkiye’nin Kürt meselesinin iki yönü vardır. Demokrasi, özgürlük, adalet eksikliği meselesi olan bu meseleyi mevzuat anlamında nasıl değiştireceğiz, işin içerik yönü var. İkincisi yöntem meselesi. Türkiye’de şiddetin bir daha gündeme gelmemesini, tehdit aracı ve yöntem olarak kullanılmamasını nasıl ebediyen gündemden çıkaracağız. Kalıcı bir silahsızlanmayı nasıl sağlayacağız?

“İçerik olarak anayasa değişikliği dışında –çünkü anayasa değişikliği için yeterli sayımız yok- yasa, araştırma komisyonu ve soru önergeleriyle gerçekten esaslı bir çalışma yaptık parlamento içerisinde. Yöntem önerisi olarak da Meclis'te toplumsal mutabakat komisyonu kurulmasını ve buna bağlı bir ortak akıl heyeti kurulmasını önerdik. Şimdi HDP bile diyor ki; ‘CHP’nin önerisi en doğru yöntemdi. Bu işin parlamentoda ve şeffaf yürütülmesi lazım.’ Bizim dört yıldır ısrarla vurguladığımız aktörlere bağlı hükümet odaklı bir süreç olmasın, yasama organının güvencesi altında mümkün olan en fazla mutabakatla bu süreç yürütülsün.”

Sizin önerdiğiniz yöntemlerden farklı bir yöntem izliyor AKP. Öcalan ile doğrudan görüşmeler yapıldı. Bir AKP-CHP koalisyon hükümeti kurulması halinde, AKP’nin yürüttüğü süreçte nasıl somut bir değişiklik öngörüyorsunuz?

Biz öncelikle 14 maddelik bir çerçeveyi ortaya koyduk. O çerçevenin içerisinde demokratikleşme, özgürlük alanının genişletilmesi gibi başlıklar var. Bunlar da doğrudan ve dolaylı yoldan Kürt meselesinin çözümüne hizmet edecek araçlardır. O çerçeveye uygun politikalar saptanır.

Ama bu 14 maddenin içerisinde doğrudan çözüm süreci veya Kürt sorununa bir atıf yok.

Mutlaka bu adla metinde yer alması düşünülemez. Ama sonuçta biz bu meseleye 2011’den beri ürettiğimiz bütün belgelerde demokrasi eksikliği, demokratikleşme, özgürlük ve adalet sorunu olarak bakıyoruz aynı zamanda. Bu çerçeveden baktığımız için o metnin içinde bunlar var zaten. Ama somut politika önerisine gelirsek eğer, şunu söyledik biz istikrarlı bir biçimde 2012’den bu yana: Bu sorun parlamentoda mümkün olan en büyük mutabakatla şeffaf bir biçimde çözülmelidir. Parlamentoda yasa ile bir mutabakat komisyonu kurulmalıdır ve buna bağlı olarak ortak akıl heyeti kurulmalıdır. İkisi eş zamanlı çalışmalıdır, parlamentonun yapacaklarını parlamentoya, hükümetin yapacaklarını hükümete, diğer tarafların yapacaklarını diğer taraflara bildirecek bir mekanizma olmalıdır. Açık ve şeffaf olmalıdır.

Bu şekilde başlanmış olsaydı şimdi çok mesafe almış olurdu. Erdoğan ‘Kürt sorunu yoktur’ gibi bir pozisyona gelmemiş olurdu. Seçim ya da kişi odaklı bir süreç değil, kalıcı silahsızlanmaya bağlı bir süreç olması lazım yani. Biz eğer işin içinde olursak mutlaka bu dediğimiz çerçeve bizim önceliklerimiz arasında olacaktır.

Parlamentoda tüm partilerin katılımıyla sürecin yürümesinden söz ediyorsunuz ama parlamentoda 80 milletvekili olan bir parti, MHP, bu sürece tamamıyla karşı.

O, sürecin bu yöntemle yürütülmesine karşı. Parlamentoda yürütülmesine neden karşı olsun ki? Şimdi Anayasa Komisyonu’nda beraber çalışıyorsunuz. Bütün komisyonlarda beraber çalışıyorsunuz. Geçtiğimiz dönemde 69 Anayasa maddesinde birlikte imza atmış dört siyasi parti. Neden böyle bir komisyonda parlamento çatısı altında olmak mümkün olmasın? Biz bütün partilerin böyle bir komisyon çatısı altında da buluşabileceğini düşünüyoruz.

Biraz daha özelleştirirsek, bu konu MHP’nin kırmızı çizgisi. Diğer komisyonlardan farklı tutum takınması kuvvetle muhtemel. Yine de uzlaşıp sürecin yürütülebileceğini düşünüyor musunuz?

Evet, yani... Sonuçta bir sorunu yok sayamazsınız ki. Bir siyasi partiyi de yok sayamazsınız aslında. Şimdi Şırnak halkı, yüzde 87 HDP’ye oy vermiş. Ne diyeceksiniz; Şırnak, Diyarbakır bizden değil mi diyeceksiniz? Dolayısıyla yok sayarak değil, sorunun çerçevesini çizerek, meşru zeminde konuşarak ancak uzlaşma sağlayabiliriz.

Bu konuda MHP ve HDP’nin durduğu yerler çok farklı. CHP’nin kurmak istediği koalisyon hükümeti için iki partinin de desteği gerekiyor. Bu sürecin sizin için henüz bitmediğini söylediniz. Bu iki partiyi bir araya getirmek konusunda nasıl bir planınız var?

Bizi iktidar yapsalar mutlaka ama mutlaka her iki tarafın ortaklaştığı noktaları, politikaları öne çıkararak bir restorasyon dönemi başlatabiliriz. İç güvenlik paketine beraber karşı çıkmadılar mı? Bunu düzeltme konusunda da ortaklaşabilirler. Seçim beyannamelerinde bizim de, onların da ortak olduğu birçok husus var. Sosyal adaletin sağlanması, yolsuzluklar, cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırlar içerisinde kalması, yargı, medya alanında atılacak adımlar konusunda iki siyasi partinin söylemlerine baksanız, aynı adam yazıp ikisine vermiş diyeceksiniz.

MHP ve HDP çok farklı iki parti gibi gözüküyor ama bu alanları yan yana getirirseniz aynı kalemden çıkmış gibi.

Kürt sorunu özelinde konuşacak olursak, ikisinin de bu konudaki tutumları çok açık ve birbirine tamamen zıt.

O noktada da, parlamento zemini içerisinde oluşturacağımız komisyon bu işin bir başlangıç zeminini yaratabilir. Şimdi örgüt silah bırakıyorum dese, MHP ‘Hayır, bırakma’ mı diyecek? Ne diyecek?

Silah bırakılması için Öcalan’la görüşmelerin devam etmesi gerekiyor. MHP de buna karşı çıkıyor.

İmralı’daki hükümlü Abdullah Öcalan Kürt siyaseti ve silahsızlanma bakımından önemli bir siyasi aktördür. Dolayısıyla eğer onun bir biçimde kalıcı silahsızlanmaya, örgütün şiddetten vazgeçmesine dönük olarak tutumu olacaksa, o tutumu almakta yarar vardır. Bunun yöntemi konuşulur nasıl olacaksa… Ama ‘Hayır efendim, örgüt silahlı şiddete devam etsin ama biz yine de onunla görüşmeyelim’, mantıksız bir seçenek.

Tabii nasıl görüşüleceğinin yöntemi görüşülür. Bu yöntem yanlış. Şeffaf değil, ne konuşulduğu konusunda kimse bilgi sahibi değil. Kimin görüştüğü konusunda kimse bilgi sahibi değil; HDP dışında kim ne görüşüyor, ne konuşuldu, hangi tutanaklar var, onları bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de toplumu ikna edemiyoruz. Toplumun bir bölümü ‘Acaba biz bölünecek miyiz, ne tavizler veriliyor?’ derken, diğer bölümü de diyor ki, ‘Öcalan bizi satıyor mu acaba?’ Dolayısıyla böyle bir kutuplaşma da oluyor. Daha meşru bir zeminde şeffaf bir süreç olsa, toplumun uzlaşması daha da kolaylaşır.

Son olarak TBMM’ye bir demokrasi paketi sundunuz ve bu pakette seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesi de yer alıyor. Bir gün sonra da Akif Hamzaçebi de bir kanun teklifi verdi ve barajın yüzde 5’e düşürülmesinin düzenlenmesini istedi. CHP içinde bu konuda farklı görüşler mi var?

Yok, hayır. Her seçeneği sunuyoruz. Sıfır da olabilir, yarın da gider sıfır da verebilirim. Yeter ki düşsün, bu şekilde kalmasın. Hangisini istiyorlarsa o olsun. Sıfır da, üç de, beş de olabilir. Avrupa’da en yüksek beştir. Muhataplarımız hangisinde uzlaşıyorsa 'biz hazırız' demek için bu teklifleri verdik.

Kaynak: Al Jazeera