MedyaFaresi MedyaFaresi

MHP sessiz ve derinden geliyor!!! Bahçeli'nin iktidar stratejisi ne?

Türkiye geleceğini emanet edeceği iktidarın seçileceği 22 Temmuz'a kilitlendi. Parti liderleri adım adım promosyonlara başladı ama MHP'in sesi sedası çıkmıyor. Peki neden? İşte Vatan Gazetesi yazarı Ruşen Çakır'ın MHP analizi!!!

Eklenme: 14 Mayıs 2007 14:20 - Güncelleme: 11 Mart 2016 11:06

Ruşen Çakır'ın Vatan Gazetesindeki köşesi;

Türkiye'de seçim sonuçları üzerine tahmin yapmak isteyenlere, geçerliliği defalarca kanıtlanmış bir yol öneririm: Büyük yayın organlarına bakın ve onların görmediği, görüp de göstermek istemediği veya saldırdığı partileri yakın takibe alın.

1991 genel seçimleri öncesi RP-MÇP-IDP ittifakı, 1994 yerel seçimlerinde RP'nin adayları, 1995 genel seçimlerinde yine RP, 1999'da MHP ile kısmen DSP, son olarak da 2002'de GP, büyük medyanın ilgisizliğine veya açıkça karşı çıkmasına rağmen zafer kazandılar.

Bu seçimleri tartışmaya geçmeden Türk medyasının haritasının tamamen değiştiğini hatırlatmak şart. Yakın geçmişten bir tek Doğan Grubu ayakta kaldı. Grubun yayın organları, esas olarak büyük şehirlerde öne çıkan laik duyarlığı gözetmekle birlikte AKP'ye karşı da çok sert tutumlar takınmıyorlar. Sabah Grubu seçimlere TMSF'nin, dolayısıyla hükümetin patronajında giriyor. Fethullah Gülen cemaati, Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV'nin öncülüğünde yeni bir medya tekeli oluşturdu ve merkeze yerleşti. Bu grup da, 27 Nisan krizinin ardından açıkça AKP taraftarı bir pozisyona kaydı.

İşte bu resmetmeye çalıştığımız "büyük medya", seçimleri AKP ile CHP'den ibaret görmek ve göstermek istiyor. Hükümete mesafeli olanlarsa CHP'nin yanına mümkün olduğunca çok parti (DSP, SHP ve hatta GP) katmak istiyorlar.

Medyanın görmedikleri

Geri kalan partilerin hemen tümü büyük medya tarafından bir nevi dışlanmış durumdalar. Sırayla gidelim:

DP: Hükümet yanlısı medyanın DP'yi sürekli olarak eleştiriyor olması, bu partinin belli bölgelerde AKP'yi zorlayabileceğini düşündürtüyor. Öte yandan yıllarca merkez sağın birleşmesini Türkiye'nin en acil sorunu olarak dayatmış olan bazı yayın organları ve yazarların DP'den fazla heyecanlanmamaları şaşırtıcı. Ya gerçekten DP'nin yüzde 10'u aşamayacağını düşünüyor ya da aşmasını istemiyorlar.

DTP: Çok sayıda DTP'linin bağımsız aday olarak seçilmesi kuşkusuz en çok Güneydoğu'da ikinci parti olan AKP'yi olumsuz olarak etkileyecektir. Ancak DTP'nin TBMM'ye girme ihtimali hemen herkesi ciddi bir biçimde kaygılandırıyor. Dolayısıyla DTP'ye bu seçimlerin "tek kötü adamı" rolünü uygun görülüyor.

Sessiz ve derinden

MHP: Medyaya bakacak olursanız MHP sanki bu seçimlere katılmıyor. 1999'da da böyle olmuştu ama MHP büyük bir patlama yapmıştı. Bu seçimde de benzer bir çıkış yakalayabilir.Türk siyasal sisteminin aşırı oynak yapısı nedeniyle çok hareket eden çok hata yapıyor; kendi köşesinde sessiz sedasız duran, hareket etmediği için hata da yapmayan partiler umut haline gelebiliyor.

Tabii MHP, 8 yıl önceki gibi "artık bizi deneyin" deme şansına sahip değil. Çünkü DSP-MHP-ANAP koalisyonunun başarısızlığı hala zihinlerde taze. Bu yüzden MHP, kendini unutturmayı seçti, mesela istese milletvekili transfer edebilir, hatta epey zorlasa grup bile kurabilirdi. Bahçeli son 4.5 yılda dışa açılmak yerine partisini yeniden yapılandırdı: Hem kurmaylarını yeniledi hem de müzmin muhaliflerini MHP'yi terk etmek zorunda bıraktı.

Sonuç olarak hem DP, hem DTP, ama en çok da MHP bu seçimlerin sürprizleri olmaya adaylar. Hele AKP, bazılarının sandığı ve umduğu gibi seçimleri 27 Nisan'ın hesaplaşma alanı olarak görürse MHP'nin önü iyice açılacaktır. Çünkü İç ve Doğu Anadolu ile Karadeniz'in hem milliyetçi, hem muhafazakar duyarlığa sahip olan seçmenleri rejimle, özellikle de orduyla kavgadan pek hoşlanmazlar