Abone Ol

Meral Akşener: Eşimle zor evlendik! Eşim solcu, ailem MHP’li..

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Halk TV’de katıldığı "Liderler ile Bayram Sohbetleri" programında çocukluğuna, ailesine ve evliliğine dair anılarını anlattı.

Meral Akşener: Eşimle zor evlendik! Eşim solcu, ailem MHP’li..

Halk TV’de gazeteci Özlem Gürses’in sorularını yanıtlayan Meral Akşener, ailede akraba dışında evlenen ilk kız çocuğu olduğunu belirterek, “Biraz zor evlendik, eşim o zamanlar solcuydu, abim MHP il başkanıydı. Eşimin babası o dönem CHP’de delegeydi. Çok büyük fedakarlık yaptım” ifadelerini kullandı.

Akşener'in açıklamalarından satır başları:

LAİKLİK VAR OLDUĞU ZAMAN DEMOKRASİ VAR OLUR

“Eskiden saygı vardı. Kimse kimseye inancını dayatmazdı. Dindarın da daha sekülerin de milli bayramlara karşı derin bir saygısı vardı. Benim babamın babası Rumeli’nin derin müderrislerinden biriydi. Ben de insan olarak dindar olmaya gayret eden biriyim. Bize ilk vasiyet edilen şu: Hocaların aleyhinde konuşmayın, peşinden de gitmeyin. Ben tarihçiyim, ilahiyat eğitimi almadım.

Herkesin kendi işini yaptığı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Laiklik ilkesini din adamları, siyasetçiler tartışır da hukukçular tartışmaz. Aslında bu hukuki bir kavramdır. Laikliğin olmadığı bir demokrasiyi götüremezsiniz. Bugünün siyasetine baktığımızda kavramlar eskiden de içi boşaltılırdı ama naif bir şekilde yapılırdı. Şimdi çok çirkin bir şekilde yapılıyor. Böyle bir sistemde konfor alanını belli siyasetçilerin bırakmadığını gördük.

SAYIN BAHÇELİ VE AKP KONFORUNDAN MEMNUN

Geldi bir pandemi başımıza buralar kapandık. İnsan olduğumuzu hatırladı, tabiatı hatırladık. Sosyal mesafenin zorunlu olmasıyla o sıcaklığın ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Fakat bizim bunları ne kadar sıradanlaştığımızı öğrendik. Londra’dan bizim ekonomimize saldırı var diyorlar.

Bunun önüne birlik ve beraberlikle geçebiliriz. Ben bir memleket masası kuralım, ister tek tek ister sırayla o fotorğrafı tüm dünyaya gösterelim. Hiç beklemediğim bir tavırla karşılaştım. Sayın Bahçelinin tutumunu ve AKP adına sayın Ömer Çelik’in açıklamalarından gördüm ki konforlarından çok memnunlar. Çok çirkin sözlerle bir tavır kondu.

ÜLKENİN 15 TEMMUZ NOKTASINA GELMESİNDE SİYASİLERİN KATKISI SORGULANMALI

15 Temmuz gecesi bu millet bu devleti hem köprüden hem de sokaktan topladı. O devletin o hale düşmesine sebep olan tüm siyasilerin ülkenin bu noktaya gelişinde ne katkı verdiğini sorgulamamız gereken bir noktadayız. 15 Temmuz’da şehit olan, gazi olanların ailelerin ruhları sızlıyordur bu sözler yüzünden.

EŞİMLE ZOR EVLENDİK

Benim babam 60 ihtilaline kadar Paşacıydı. 60 ihtilalinden sonra Türkeşçi oldu. Hep Türk milliyetçiliği hassasiyeti olan bir aileydi. Ben öğretmen olacağıma karar verdim. Yatılı okul sınavına gireceğim. Babam tamam dedi, abim Ben Kilis’e gideceğim dedi. Ben abimi ikna ettim, ilk sınavı kazandım, sonra mülakata abimle birlikte gittik. Evliliğimde de kendi tercihimi yaptım.

Abim, eşimi çok sevmişti. Benim için akraba dışında evlenen ilk kız çocuğu derler. Biraz zor evlendik, eşim o zamanlar solcuydu, abim MHP il başkanıydı. Eşimin babası o dönem CHP’de delegeydi. Fakat çok büyük fedakarlık yaptığımı söyleyebilirim. Tuncerler CHP’yi daha geride bulurlardı. Biz konuştuk, evlendik. Konuştuğunuzda orta yolu bulursunuz.

HEPİMİZ CUMHURİYET PROJESİNİN ESERİYİZ

Bir köyde doğacaksınız, 3 sınıf birlikte okuyacaksınız, öyle bir sınavdan geçeceksiniz ki üniversiteden mezun olup akademisyen olacaksınız. Bu imkanı bana veren bu Cumhuriyet. Bu sistemin içinde Sayın Emine Erdoğan’ın da sayın Hayrunisa Gül’ün de, sayın Selvi Kılıçdaroğlu da bu Cumhuriyet projesinin eseriyiz. Bugün Türkiye’de sözünü söyleyen insanlarsak bu Cumhuriyet projesinin sayesinde.

KIZ ÇOCUKLARIYLA ÇOK İLGİLİYİM

Kız çocuklarıyla çok ilgiliyim. Kendi yeğenlerimden örnek verebilirim. Abimin bir kızı tarih mezunu, bir kızı Marmara’da ilahiyat okudu, yardımcı doçent oldu, bir diğeri, özel bir şirkette önemli bir pozisyonda görev yapıyor.

BABAM ÇOK ENTELEKTÜEL BİRİYDİ

Biz siyasi bir aileydik. Babam ilginç bir insandı. Annem inanılmaz disiplinli sert bir kadındı. Biz misafirliğe giderdik, katiyen sofraya oturmayacaksın diye tembih ederdi. Eğer yemeğe davetliyseniz, yemek yediyseniz bulaşığı siz yıkayacaksınız.

Babam çok entelektüel biriydi. Ben Türk klasikleri babamın sesinden dinledim. Çok yakışıklı bir insandı. Lisede okurken her cumartesi beni pastaneye götürür, birlikte supangule yerdik. Babama hayatın anlamını sordum. Önce doğarsın, sonra şanslıysan okursun, sonra çocuğun için yaşarsın derdi.

Ben evleneceğimi söylediğimde babam çok şaşırmıştı, benden beklemiyordu. Kendi babası üniversite mezunu. Babam ortaokulu bitirdiği sene dedem ölmüş sonra okulu bırakmak zorunda kalmış. Benim imzamı babam bulmuştu ama öğretmen olmama rağmen berbat bir el yazım vardı.

SİYASETTEKİ EN ZOR GÜNÜMDÜ

Siyasetteki en zor günüm, kara gün dediğim 16 Nisan 2017 referandum gecesidir. 28 Şubat'ı, 7 Haziran'ı da yaşadım. İftiralarla da çok karşılaştım ama. O gece benim için başkaydı. Kara gündü. Bir kara gün olarak tanımala nedenim ise sizler için. Bugüne bakınca keşke ben haksız çıkaydım diyorum ama haklı çıktım...

ERDOĞAN'IN MAĞDURİYETİ BİTMEYEN SENFONİ

Sayın Erdoğan bir şiir okudu, hapse girdi, hepimiz arkasında durduk; bitmeyen senfoni…. Mağduriyet oluşturmayı isterdim ama yapamıyorum. Mağduriyet siyaseti bitmeyen senfoni durumunda. Ağlarım ama genellikle başkasının acısı için ağlarım. Gözyaşından hiç utanmam.

Türkiye’de bir siyasi partinin ilk kurucu genel başkanı benim. O zamanlar liderden kokuyorum durumu daha azdı. Bu her parti için geçerliydi. Şimdi biraz sanki siyasetçiler sorumluluktan kaçmak için de güler yüzlü olmaktan vazgeçiyorlar.