MedyaFaresi MedyaFaresi

Meclis'te değil, cenazelerde bir araya geliyoruz

Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye'nin terörle mücadelesinin uzun yıllardır devam ettiğini ve siyasi partilerin terörü devletin değil hükümetin sorunu olarak görmesinin yanlış olduğunu söyledi.

Eklenme: 24 Temmuz 2015 20:03 - Güncelleme: 05 Mart 2016 19:28

"Uzunca bir zamandır Türkiye'nin güneyinde bir kaos ortamı yaşanıyor. Arap Baharı hiçbir zaman bahar olmadı, kış oldu" diyen Cemil Çiçek, sınırın öteki tarafında olan her olayın Türkiye'yi de ilgilendirdiğini belirtti. 

CNN Türk'te yayınlanan Baştan Sona programında, Akif Beki'ninsorularını yanıtlayan Cemil Çiçek'in açıklamalarının satır başları şu şekilde:

"Suriyede devlet otoritesi yok, onun yerine kaim olan bir kısım fiili unsurlar var. Öne çıkan IŞİD ya da DEAŞ, ancak sadece bu değil. Zaman zaman öne çıkan unsurlar var, mesela PKK, başkaca örgütler var, onların yan kuruluşları var. Böylesine bir ortamdan Türkiye'nin az veya çok kendisine yönelecek sıkıntıları oluyor.

'Hiçbir MGK toplantısı göterilemez ki,
ilk maddesi asayiş, güvenlik ve terör olmasın'

"Türkiye ilk defa bu olaylarla karşılaşmıyor. Türkiye'nin bir terör sorunu var, 80 öncesinde de vardı, sonrasında da var. Milli Güvenlik Kurulu'nun hiçbir toplantısı yok ki, ilk maddesi terör olmasın. Uzunca bir zamandan beri, hiçbir MGK toplantısı göterilemez ki, ilk maddesi asayiş, güvenlik ve terör olmasın. Terörle mücadelemizde çoğu zaman yalnız kaldık. Terör meselesini konuşurken bunun bir sorun olduğunu bilmemiz lazım. Devlet sorunu olarak kabul etmediğimizde, sanki bu bir hükümet sorunu, hükümeti suçlamak yanlış oluyor. Olaya böyle baktığımız sürece tabloyu tam olarak görme imkanımız olmaz.

Vatandaş, 'Cenazelerde bir araya geliyorsunuz da Meclis'te neden gelmiyorsunuz' dedi

"Hükümet sözcüsüyken terörün partiler üstü bir sorun olduğunu söyledik. Hangi noktaya kadar bunu hükümet eleştirisi olarak görüp, hangi noktaya kadar devlet sorunu olarak göreceğiz? Başka bir hükümet kurulsa, örgütler silah mı bırakacak? Hükümetler değişse bile bu sorun devam ediyorsa bu devletin sorunudur.

"Davutoğlu'nun deklerasyon çağrısı mümkün olmadı çünkü bunun partiler üstü bir sorun olduğunu göremedik. 2012 Temmuz'da, Gaziantep'te bir bomba patladı hatırlarsanız; hep birlikte Antep'e gittik. Vatandaş bize, 'Cenazelerde bir araya geliyorsunuz da Meclis'te neden olamıyorsunuz' dedi. Ben de vatandaşı dinleyip bir basın açıklaması düzenledim, "Gelin birlikte bu işe bir bakalım" dedim. Bana, "Herkes kendi işine baksın. Herkes beni suçladı o zaman" dediler. İsmet Yılmaz'ın da eli havada kalacaksa, o da yapmaz. Ben 2012'de bu açıklamayı yaparken, İspanya'daki ETHA terörünü de örnek verdim. Oaada, terör örgütüyle ilişkili olmayan partilerin tamamı mutabakat kararı imzaladılar; milyonlar bir araya geldi, yürüyüş yaptılar. Ben de o zaman ortak noktaları bulup, 11-12 maddelik bir metin çıkarmıştım. Kim terörden yana kim değil, belli olması lazım. Bu, şimdi belli olmuyor.

'Cenazelere de tüm partiler gelmiyor'

"Avrupa'da bir olay olduğu zaman, en uygun örneği yine İspanya. Cebir ve şiddetle alakalı olan partileri dışladılar, bir araya geldiler. Biz gelemedik. Herkes birbirine eleştiri yöneltiyor. Bunu yapalım ama belli noktalarda beraber olalım, ortak tavır ve protesto zamanında beraber olalım. Cenazelere de tüm partiler gelmiyor. Bunu da söyleyeyim.

Terör meselesi söz konusu olduğunda, her partinin 'nerede doğru yaptık, nerede yanlış yaptık'ı değerlendirmesi lazım. 

'CHP, Sosyalist Enternasyonal'de her şeyi konuşuyor, AKP lideriyle neden konuşmasın?'

"Bir ortak tavır ortaya konacaksa, sizin ifade özgürlüğünüzü kısıtlamanın gereği yok. Eleştirileri basın aracılığıyla değil, yüz yüze yapmalıyız. CHP, Sosyalist Enternasyonal'de her şeyi konuşuyor da, iktidar partisinin lideriyle neden konuşmasın? Yüz yüze görüşmekte sayısız fayda vardır. Bunu söylemeksizin, sadece basın toplantılarıyla yaparsanız araya çarpıtmalar girer. Siyaseten ortaya çıkan durumdan yararlanma hali var ama bu doğru bir şey değil."

"IŞİD'in sapık bir İslam anlayışı var. Bu yaşananları Adıyaman'dan giden çocuğun planlayabileceği bir şey değil."