MedyaFaresi MedyaFaresi

Kürtçe öğreniyor olmam neden garipsendi?

Erdan Kıral'ın yönettiği 'Gece' filminde, 90'larda İzmir'e göç etmek zorunda kalmış paramparça bir Kürt ailesini ayakta tutmaya çalışan Gülcan'ı canlandıran Vildan Atasever, "Senaryoyu okuyunca önce tosladım. Çok sorularım vardı. Araştırdım. Karakterin...

Eklenme: 22 Kasım 2014 11:54 - Güncelleme: 09 Nisan 2016 08:36

‘Gece’, Nurgül Yeşilçay filmi gibi gözüküyor ama siz de kilit bir roldesiniz. Gülcan, anne ve tüm kardeşlerle bağlantısı olan tek kişi hikayede. Filmografinizde nereye koyarsınız Gülcan’ı, en olanaklı rollerinizden biri mi?

Filmografimde nereye koyarım, onu zaman belirleyecek. Ama Gülcan karakterinin beni götürdüğü yer çok derin. Doğruya bakış açısı değişir, herkesin doğrusu başkadır ama gerçek tektir. Bu hikaye Erden (Kıral) hocanın doğrusuydu ve Nurgül’le (Yeşilçay) birlikte oluşturdular bu hikayeyi. Hikayeyi ilk okuduğum zaman bende çok soru işaretleri oluşturdu. Hikayeyle, senaryoyla çok kavga ettim. Çok düşündüm. sonrasında beni başka gerçeklere götürdü. 

Nasıl gerçeklere götürdü, biraz açabilir misiniz?

Ben Gülcan’ı tanırken Gülcan’ın 90’lı yıllardaki göç meselesine gittim. Onun İzmir’e gelişini araştırdım. Kendimce karakterin derinliklerine indim ve indikçe de bu hikayenin üzerinde kendimce başka gerçeklerle yüzleştim. 

Nasıl, filmdekinden daha öfkeli bir Gülcan karakterine mi vardınız?

Hayır, öfkeli olarak algılamadım. Bilmiyorum, siz nasıl gördüyseniz öyledir ama beni başka gerçeklere götürdü. Benim için Gülcan, Erden hocanın sınırladığı, yani filmde izlediğiniz Gülcan’dı. Ama beni başka yerlere, daha derinlere, başka hikayelere taşıdı, başka şeyler görmemi sağladı. Onun için Gülcan çok önemli bir yerde duruyor. 

Filmde son derece dramatik, zor sahneleriniz var. Hepsinin altından da başarıyla kalktığınızı düşünüyorum. Zorlanmadınız mı o sahnelerde? 

Sette zorlanmadım. Senaryoya kavga etmeye başladığımda verdim bu mücadeleyi. Setten önce kendi içimde çok tartıştım. Bir insan vasisi olduğu abisinin ölüme gidişini göz göre göre nasıl kabul eder? Ablası pavyonda çalışıyor, baba gitmiş, anne yalnız... Abiler zaten ölmüş, peki Gülcan bundan sonra ne olacak? Gülcan’la o kadar doldurmuştum ki kendimi, hazırdım zaten, sette zorlanmadım. Benim sahnelerimde hiç tekrar istemedi Erden hoca? Sette ben yoktum aslında! Kamera hazır dendiğinde karşısına geçip başladım. Dedim ya Gülcan’ı araştırırken bir sürü gerçekle yüzleştim, bir sürü hikayeyle karşılaştım. Gönül isterdi ki o hikayeleri de anlatabilelim. 

Anladığım, siz ileride başka bir Gülcan filmi çekeceksiniz...

Keşke yapılsa... Bugüne kadar yapılmamış. Aileler tarafından bakılmamış hiç. 

Erden Kıral’la yollarınız nasıl kesişti?

Erden abi beni İz TV’de görmüş, UNESCO’nun Türkiye ’nin kültür miraslarıyla ilgili bir belgeseli sunuyordum. Daha önce ‘Kader’i ve ‘İki Genç Kız’ı biliyormuş. Bana söylediği bu, başka bir sebebi varsa bilmiyorum. 
Gülistan Tartar (Vildan Atasever’in menajeri): Bir gün Nurgül, Erden abi ve ben oturuyoruz, pat “Vildan” dedi Nurgül, “Vildan olsun, Vildan muhteşem olur”. Yani Nurgül özellikle seni çok istedi. 
Vildan Atasever: Sonra Erden hoca aradı beni, Konuştuk hikayeden bahsetti. Senaryoyu okuyunca hikayede bir tosladım. Çok sorularım vardı. Hikaye tamam, elimde bu var ama beni başka yerlere götüreceğini gördüğüm için bununla yüzleşmek istedim. 

Erden Kıral, 70’lerden bu yana hala faal bir şekilde film üretmeye devam usta bir sinemacı, onunla çalışmak nasıldı, nasıl olanaklar sundu size?

Bir kere yaklaşık 40 yıldır neredeyse sinemanın her dönemini görmüş, Yılmaz Güney gibi birisinin asistanlığını yapmış bir yönetmenle çalışıyorsunuz. Sinemaya gönül veren, “Sette ölmek istiyorum” diyen biri. Usta. Onun setinde bulunmak bile benim için müthiş bir tecrübe. Filminde çalışmak dışında onunla oturup sinemayla ilgili tecrübelerini konuşmak, “Erden Kıral’la çalıştım” diyebilmek bile yeter. Hala 35 mm filan çektiğini sanıyor (Gülüyor), “Çabuk çabuk” diyor. Acayip bir enerjisi var. 

TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

FOTOGALERİ İÇİN TIKLAYIN