MedyaFaresi MedyaFaresi

Korku işini aşalı çok oldu!

Taraf gazetesinden Tunca Öğreten, Fox TV'nin anchorman'i Fatih Portakal'la bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Eklenme: 08 Şubat 2014 13:18 - Güncelleme: 10 Nisan 2016 18:06

İşte o söyleşi...

Fatih Portakal, pek de alışık olmadığımız bir tarzda ana haber bülteni hazırlayıp sunuyor, Fox TV’de. Hem sosyal medya üzerinden sorulara cevap veriyor, hem de haberlere yorum yapıyor. “Tavırlı haber” diyor, yeni getirdiği ve zaman zaman da ağır eleştiriler aldığı bu yeni soluk için. Portakal ile sosyal medyalı, “tavırlı” haber bültenini, bir türlü bağımsızlaşamayan medyanın durumunu ve ülkenin hâllerini konuştuk…
 

Twitter’ı yoğun kullanıyorsunuz. Nasıl düştünüz sosyal medyaya?

Üç yıl önce başladım. Ondan önce sosyal medyayla fazla işim yoktu. Mail’i bile düzgün kullanabilen bir adam değildim. Zamanla, bir yandan eşim, bir yandan da arkadaşların baskısıyla Twitter’a girmek zorunda hissettim kendimi. Fakat bir sene kadar atıl bir şekilde durdu o hesap. Daha sonra Çalar Saat’e geçince iki bin kişilik takipçi listemin bir anda 12 bin kişi olduğunu gördüm. Bunun üzerine daha çok zaman harcamaya ve kafa yormaya başladım. Dedim ki, bu insanlar neden beni takip ediyor? Bazılarının yüz binlerce takipçisi var. İnsan neden bu kadar takip edilir ki? Mesela, sokaktaki sade vatandaş olsaydım, benim gibileri takip eder miydim diye sordum kendime, sonra anladım ki takip etmezdim.
 

Artık haberleri Twitter üzerinden takip ediyoruz ama...

Birkaç yıl önceyle kıyaslarsak, evet... Çünkü daha fazla kullanıcı var. Mesela üç yıl öncesini hatırlıyorum; Roboski olayının ilk haberi internet üzerinden gelmiş, Twitter’dan yayılmıştı. Ve insanlar bize “Neden Roboski’de yaşananları yazmıyorsunuz, korkuyor musunuz?” diye soruyordu. Veremiyorduk, bir şey yaşanmıştı ancak bölgedeki muhabirler bile olayın aslını bilmiyor ve yaşanılanları teyit edemiyordu. Bu yüzden haberi ancak saatler sonra verebildik. Evet, artık resmî ve güvenilir hesapların sayısı fazla ama yine de temkinli davranmakta fayda var. Gazeteciliğin temelinde, her habere şüpheyle yaklaşmak ve mutlaka teyit etmek olmalı.
 

Özellikle takip ettiğiniz birileri var mı?

Hayko mesela... Hayko Bağdat’ın hem tespitleri güzel, hem de eğlenceli bir üslubu var. Ben eğlenceli yazanları çok seviyorum. Melih Gökçek... Tamam, insanları kızdırıyor ama sıkıcı yazmıyor en azından. Odun Herif var. Özellikle Gökçek’e verdiği cevaplar çok keyifli. Mehmet Baransu ve Emre Uslu’yu da takip ediyorum. Bu iki isim Twitter üzerinden çok cesur ve sert bilgiler paylaşıyor. Radikal muhabiri İsmail Saymaz da Twitter’ı etkin kullanan isimlerden. Haber öğrenebiliyorsunuz İsmail’den.
 

Düşüncelerinizi değiştirenler oluyor mu?

Tabii ki. Farklı görüşlerden birçok insan var ve bazen benim göremediklerimi Twitter’dan öğrendiğim ve fikrimi gözden geçirdiğim oluyor. Gerçi bazıları çekinip otosansür uyguluyor ama...
 

Siz çekinmiyor musunuz?

Benim yazdıklarım ortada. Ben o korku işini aşalı çok oldu. En fazla ne olabilir ki? Bu işi bırakmak zorunda kalırım. Bu saatten sonra aç da kalmam, açıkta da kalmam.
 

Güçlüye yaranmak için kılıktan kılığa girenler var... Siz bu korkuyu nasıl aştınız? İşinizden olmaktan korkmuyor musunuz?

Düşmez kalkmaz bir Allah. Buralara kolay gelmedim. Meslekte 18’inci yılım. Fox’un Ana Haberi’nden önce Kanal D’de muhabirlik yapıyordum. Yani 14 yıl boyunca sahadaydım. Mehmet Ali Birand ile de çalıştım uzun süre. Muhabirlikten gelmenin ve fabrika gibi bir adam olan Birand’la çalışmanın da avantajını hep kullandım. Çok param var mı, hayır yok. Borcum var mı, evet var. Ben de gelecek kaygısı yaşıyorum. Ama akşam başımı yastığa huzurlu koyabilmek ve mesleğime olan saygımı ayakta tutabilmek için kendimden taviz vermiyorum. Hani Taraf’ın logosunda bir slogan var ya: “Düşünmek Taraf Olmaktır.” Ben de aynı sizin logonun söylediği gibi, düşüncelerimin tarafıyım. Sevseler de sevmeseler de ben böyle olmaktan çok mutluyum. Yani kısacası ben “sahibinin sesi” değilim.
 

Peki, düşünceleriniz ne tarafta?

Ben dört bir taraftayım. Biliyorsun, geçen gün Milliyetçi Hareket Partisi’nden, aynı zamanda gazeteci olan Cengiz Akyıldız öldürüldü. Bu üzücü olaydan sonra, -MHP’li olmamama rağmen- Hrant Dink öldürüldükten sonra “Hepimiz Hrant Dink’iz” diye bağırıldı, şimdi de “Hepimiz Cengiz Akyıldız’ız” diye bağırma vaktidir dedim.
 

Peki, siz “Hepimiz Hrant Dink’iz” dediniz mi?

Tabii ki dedim. Hatta Hrant’ın anma törenlerine de katıldım. Bir insan için en önemli şey yaşamak... İnsanı ancak Allah dediğimiz o olgu yaşamaktan alıkoyabilir. Ama Hrant, organize bir şekilde katledildi ve evlatlarından, eşinden alıkonuldu. Bu ülkenin önemli değerlerinden biriydi. Cengiz Akyıldız’ın da kendince bir değeri vardı. Arkasında üç tane evlat bıraktı. Ülkücü falan değilim ama o gün bunu dile getirmem gerektiğini hissettim. Bunun üzerine MHP’den övgüler geldi. Övgü almak için yapmamıştım oysa. Ben vicdan sahibi bir insanım. Benim tarafım, vicdanımla aklımın ortak düştüğü yer. Bugün (Pazartesi) Ali İsmail Korkmaz’ın duruşması var, biliyorsun. Aynı duyguları onun için de besliyorum. Polisin birkaç siville ortaklaşa döverek katlettiği bir çocuk o. Devletin, bu utançtan kurtulması için katilleri bulup adaletin karşısına çıkarması gerekiyor. Keza Uludere de devletin bir utancıdır. 34 insan katledildi orada. Ama şimdi bakıyorum, kan parası ile halledilmeye çalışılan bir olaya döndü. Kusura bakmayın biz yanlışlıkla vurduk, buyurun alın parasını... Yok, anasının gözü artık... Bak hepsi birbirinden ayrı konular. Ben isyan edenlerin sesi olmaya çalışıyorum, o kadar.
 

Bu yorumları eleştiren çok... Hakaretamiz yorumlar ya da mesajlar alıyor musunuz?

Alıyorum çünkü bu ülkede ne tahammül, ne de hoşgörü var. Aileme ve şahsıma karşı birçok hakaret mesajı alıyorum. Önceleri kafama takıyordum ama artık umursamamayı öğrendim. Düşünsenize, bir insan canlı yayında hem haberleri okuyor, hem de gelen mesaj ve tweet’lere de cevap veriyor. Bir de üstüne haberlerle ilgili kendi üslubunda yorumlar yapıyor. Buna tahammül edemiyorlar. Çünkü aslında ben bunu yapsam da, Türkiye bu formata hazır değil. Bir de söylediklerimi, benim kendi fikrim olarak görmüyorlar. İzleyenle aynı görüşü paylaşmıyorsam, hemen bana yaftayı yapıştırıyor, “Bu adam yandaş” diye. Bizdeki algı şu; karşıdaki benim gibi düşünüyorsa, o tarafsızdır. Ama farklı düşünüyorsa, o adam yandaştır.” Artık dert etmiyorum pek. Diyorum ki, “Beni izlemek zorunda değilsin. Beğenmiyorsan lütfen kanalı değiştir.”
 

Bu kadar eleştiri var. Ama bir yandan sitem edenler de var, “Gönderdiğimiz tweet’leri okumuyor” diye.

45 dakikalık haber bülteni sunuyorum. Ben bir de sunuşuma, “tavırlı haber” diyorum. Çünkü yorum katıyorum içine. Bu kadar yoğun geçerken, her mesajı da okumam mümkün olmuyor tabii ki. Gelenler arasından da kaşla göz arasında eleme yapıyorum, en iyisini bulmaya çalışıyorum. Çünkü imalı ve hakaret dolu mesajlar da geliyor. Daha önce yaşadığım “Fenasi Kerim” olayı yüzünden dilim yandı zaten.
 

Programınızın adı “Türkiye’nin Trendleri”... Twitter’dan kopya çekmiş olabilir misiniz?

Esinlendik tabii ki. Çünkü her hafta trend olan birilerini çıkaralım istedik. Adeta nokta atışı oldu. Özellikle hashtag’leri çok önemsiyoruz. Çünkü soruları sosyal medya üzerinden alıyoruz.
 

Twitter’da ilginç bir paylaşımınız oldu, “Yakalanan TIR zarf olabilir” diye...

Türkiye o kadar ilginç bir ülke oldu ki, resmen istihbarat oyunları oynanıyor. Demek istediğim şuydu, bir TIR’ı kenara çekip, gündemi onunla meşgul ederken, arka taraftan 10 tane TIR kaçırmış olabilirler. Çünkü ülkede algıyı da değiştirdiler. Şu an mesela hangi konu ön planda; paralel devlet mi, yoksa yolsuzluklar mı? Bana paralel devlet daha önde gidiyormuş gibi geliyor. Ama yolsuzluk iddiaları var ve konuşamıyoruz. Konuşanların da sayısı belli... Düşünsene, 700 bin liralık kol saatleri, banka müdürünün evinden milyon dolarlar çıkıyor, bir ton yolsuzluk iddiaları var... İnsanlık onurunun bu kadar ayaklar altına alındığı başka bir olay görmedim ben.
 

18 yıllık deneyiminizle, gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gidişat iyi değil. Gergin bir Türkiye görüyorum. Bir tarafta yolsuzlukların gün yüzüne çıkması, diğer taraftaysa paralel devlet söylemleri... 12 senedir iktidarda olan hükümetin, paralel devletten son bir ayda haberdar olması mümkün mü? Eğer tablo buysa, çıraklık, kalfalık ya da ustalık dönemi demeyeceksiniz. Sizi uyutmuşlar ve siz hâlâ çıraksınız demek ki. Bülent Arınç gidip ziyaret etti, “Ne olur dön artık” dedi. Ben buradan şunu anlıyorum; bu gönüldaşlık değil, çıkar ilişkisiymiş. Belki de AK Parti’nin kadroları yoktu ve bu kadroları kullanmak için işbirliği yaptı. Şimdi kalkıp paralel devlet dendiğinde, sadece gülüyorum. Önümüzdeki günlerde bu sertlik daha da artacak çünkü AK Parti’nin masum seçmeni de kandırıldığını anladı. İnterneti yasaklıyorsun, bin tane anti demokratik karar alıyorsun. Arınç’ın yakın zamanda bir açıklaması vardı, “Dinlemeler insanlık suçudur” diye. Sormak istiyorum, şimdi mi aklınıza geldi?


MEDYA NE TARAFSIZ NE BAĞIMSIZ
Patronunuzun Amerikalı oluşu, daha cesur olmanızda rol oynuyor olabilir mi?

Olabilir tabii ki. Çünkü Türkiye’de medya ne tarafsız ne de bağımsız. Patronların hep başka başka işleri var. Kimi gıda, kimi de inşaat işi yapıyor. Bu yüzden de yol eninde sonunda iktidarlarla kesişiyor. Bizim gibi kör topal demokrasilerin olduğu ülkede de maalesef güçlü olan iktidar, patrona “Dur, ben güçlüyüm ve ben varsam, sen varsın” diyor. Patron da medya şirketine gidiyor “Ben ayakta durursam siz var olabilirsiniz. Kendinize çeki düzen verin, topa fazla sert girmeyin” diyor. Sonrası sansür ve oto sansür... Biz bu konuda şanslı olabiliriz. Fox’un sahibi Rupert Murdoch sadece medya işiyle uğraşıyor, bu yüzden hükümetle yolu pek kesişmiyor. Ben de yorumlarımı rahatlıkla yapabiliyorum.


Biraz kaba biraz espirili biraz da amiyane
Kanaldan içeriye girdiğimde dikkatimi çekti, güvenlikten resepsiyon görevlisine kadar herkes “Fatih abi” diye hitap ediyor. Sizde bir “mahallenin abisi” havası var sanki...

Ben zengin bir ailenin çocuğu değilim. Babam ufak çaplı bir esnaftı. Hiçbir zaman elitlerin adamı olmadım. Okurken bile garsonluk yapıyordum. Şu an Fox Ana Haber’i sunuyorum diye insanlara tepeden bakmak zorunda değilim ki. Ben dışarıda nasılsam, çalıştığım yerde de öyleyim. Böyle olmak kazandırıyor zaten.
 

Peki, bunu kazanmak için mi yapıyorsunuz?

Yok, be abi. Bu sektör nankördür. İki gün bu koltukta haber sunarsın, bir gün koltuğa oturma, üçüncü gün unuturlar seni. Kazansam ne olacak ki? Düşmez kalkmaz bir Allah... Yarın işsiz bile kalabilirim. Ama ben bu şekilde yaşamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Ekran büyülü bir yer. Bu büyülü âleme kendini kaptırırsan, bitersin. O yüzden kibirden uzak duracaksın.
 

Bu üslubu biz milletçe seviyoruz galiba. Başbakan da ilk zamanlarında bu yüzden sevilmiş olabilir mi?

Tabii ki. Bu avamlığı seviyoruz. Biraz kaba, biraz esprili, biraz da amiyane... Elitlerinki gibi değil de, sosyal tabaka nasıl konuşuyorsa öyle. Hatta biraz da “lanlı lunlu”. Adam bir bakıyor, “Benim gibi konuşuyor bu” diyor.

Taraf