Kız yurdundan Başbakan'a sesleniş!

Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleriyle ilgili yaptığı açıklamalarının ardından devlet yurdunda kalan öğrenciler konuştu..

Eklenme: 09 Kasım 2013 09:05 - Güncelleme: 07 Nisan 2016 01:42

Radikal’den Esra Ülkar devlet yurda kalan 4 kız öğrenciyle buluşup Başbakan Erdoğan’n açıklamalarını ve yurt şartlarını konuştu..

İşte Ülkar’ın o yazısı;

“Öğrencilerin dikkatine! Akşam 9’dan sonra katlarda gürültü yapılmaması, pencere kenarlarına yiyecek bırakılmaması önemle duyurulur.” Bu ve bunun gibi duyuru anonslarını devlet yurtlarında kalan veya kalmış olanlar bilir. Hatta şu an bir kısmınız vakitsizce duyduğunuz anonslar gibi bu duyuruyu okuyunca, “Bilmez miyiz” diyerek iç çekmiş bile olabilirsiniz. Bazen koyu bir muhabbeti, bazen de geç kalkacağınız bir günün uykusunu böler bu duyurular. Bilmeyeniniz için duyuruyu tercüme edeyim. Öğrenciler odalarda buzdolabı olmadığından bazen aldıkları bir içeceği soğuması için, bazen ilaçlarını bazen de peynir gibi kahvaltılıkları oda sıcaklığında bozulmasın diye pencerelerin dış kenarlarına koyuyorlar. Çok da sağlıklı olmayan bu yöntem pencere altından geçenler için tehlikeli bir durum, yurda dışarıdan bakanlar için biraz acıklı bir görüntü yaratır. Bu ve bunun gibi sebeplerden yurtta kalan çoğu öğrenci eve çıkma hayali kurar.
Öğrencilerin ‘eve çıkma’ hayalinin arkasında pek çok sebep vardır. Bunları sıralamaya kalkarsak birinciliği yurda giriş saatine vermek gerekir. Yurda son giriş saatinin 23.00 olması sosyal hayatı olan bir öğrenci için sorun olur. Mesela konsere gidemezsiniz. Giderseniz de istediğiniz sanatçı sahneye çıkmadan, beklediğiniz şarkı çalmadan dönüşe geçmeniz gerekir.
Odanızda su ısıtıcısı bulunduramazsınız. Özellikle sınav zamanı geç saatlere kadar ders çalışan öğrenciler için saat 12’de kantin kapandıktan sonra kahve içmek bir hayale dönüşür.
Dersleri akşam 9’da, 10’da biten ikinci öğretim öğrencileri akşam yemeklerini kaçırırlar. Geç saatte acıkırsanız, ya zuladaki bisküviye talim edersiniz ya da o gece aç uyursunuz.
Televizyonda istediğiniz zaman istediğiniz programı izleyemezsiniz. Topluluğa uymak gerekir.
Aynı odada kaldığınız insanları kendiniz seçemezsiniz, ne çıkarsa bahtınıza. O nedenle sevdiğiniz arkadaşlarınızla bir evi paylaşmak ayrıca güzel bir hayaldir…
Evet, yurtlar ucuzdur, güvenlidir; ama evin yerini tutamaz. En fazla farklı şehirlerden gelmiş gençlere, arkadaş çevresi edinene kadar ve çevreyi tanıyana kadar barınacağı bir liman görevi üstlenir diyelim.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın yurt ve öğrenci evleriyle ilgili yaptığı açıklamalar şu sıralar yurtlarda birinci gündem. Eve çıkma planları yapan özellikle üniversite son sınıf öğrencileri Başbakanın açıklamalarından rahatsız. Bu açıklamalarla ailelerin kafasında öğrenci evleriyle ilgili farklı bir algının oluştuğunu düşünüyorlar. Bir başka tedirginlik de öğrenciye ev vermeyen ev sahiplerinin artması ihtimali. Kredi Yurtlar Kurumu kız öğrenci yurtlarında kalan öğrencilere Başbakan’ın açıklamalarını sorduk.

İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü son sınıf öğrencisi Derya Ülkar: Ben müzikle ilgilenen biriyim. Örneğin bir konser olduğunda yurda son giriş saati 23.00 olduğu için problem yaşıyorum. Bu yüzden bir arkadaşımda kalmak zorunda kalıyorum. Eve çıkmak istememin en büyük sebeplerinden biri bu. Daha özgür olmak için eve çıkmak istiyorum. Başbakan’ın muhafazakâr biri olduğunu göz önünde bulundurarak böyle düşünmesini anlayabiliyorum ancak o da bunun sadece kendi görüşünden başka bir şey olmadığını anlamalı. Manevi olarak bir erkekle bir kızın çok iyi arkadaş olabileceklerini de anlamalı. Maddi olarak bugün bir ev kirası ödemenin ne denli zor olduğunu da anlamalı. Herkes onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değil ki üstelik özel hayata müdahale etmediğini söyleyen biri nasıl oluyor da bir insanın kendi evinde kiminle yaşayacağına karışabiliyor?

İstanbul Üniversitesi İktisat bölümü son sınıf öğrencisi Demet Korkut: Yurt imkânlarının kısıtlı olmasından dolayı eve çıkmak istiyorum. Örneğin, ben ikinci öğretim öğrencisiyim çoğu zaman derslerim 9’da 10’da bitiyor. Bu yüzden akşam yemeğine yetişemiyorum. Okulda ya da dışarda yemek zorunda kalıyorum. Bir odayı bir kaç kişiyle paylaşmak zorunda kalmak da çok zor. Sürekli sıkıntı olmasın, problem çıkmasın diye sesimizi çıkaramıyoruz. Uyumlu olmak zorundayız. Mesela ben sabaha kadar oturmak isterim ama ışık kapanmak zorunda. Telefonla konuşurken dışarı çıkmak zorundayım. Seste uyuyamayan arkadaşım var ama o da uyumak zorunda. Evden kopup yurda gelmek beni zaten çok zorladı. Aile evinin yerini tutmasa da öğrenci evi yurttan çok daha iyidir. Başbakanın bu açıklamalarının zaten sınırlı olan imkânlarımızı daha da sınırlandırdığını düşündüğüm için bu açıklamalara tepkiliyim.

Radikal’de yer alan haberin devamını okumak için tıklayın