MedyaFaresi MedyaFaresi

Kış Uykusu setine ezan okuyarak gittim

Nuri Bilge Ceylan'ın son Altın Palmiye filmi Kış Uykuusu filminde imam karakteriyle başarılı işler çıkaran Serhat Kılıç, Hürriyet Gazetesi'nden Ömür Gedik'e filmler ilgili merak edilen soruları yanıtladı.

Eklenme: 22 Haziran 2014 11:53 - Güncelleme: 10 Nisan 2016 20:10

Altın Palmiye ödüllü Kış Uykusu filminin imamı ve Seksenler dizisinin başarılı oyuncusu Serhat Kılıç'ın Ömür Gedik'e verdiği röportaj....

Serhat Kılıç, Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye ödüllü “Kış Uykusu” filminde izleyici karşısına imam rolünde çıktı. Öyle de bir performans sergiledi ki, yer yerinden oynadı. “Seksenler”de canlandırdığı Ergun Plak karakterine tamamen ters köşe bu rolle herkesi şaşırtmayı başardı, sinema severleri kendine hayran bıraktı. Biz de bu vesileyle buluştuk, Altın Palmiye’ye uzanan yolda neler yaşadıklarından özel hayatına kadar her şeyi konuştuk.

Öncelikle tebrik ederim. “Kış Uykusu” müthiş bir film, herkes gibi sen de o güzelliğin, gurur kaynağımızın bir parçasısın. Cannes macerasıyla başlayalım istersen.

- Ben Cannes’a ilk defa gittim. Festival törenlerini pür dikkat izler ve her seferinde “Bir gün ben de oralarda olur muyum acaba” diye düşünürdüm. 10 yıl Devlet Tiyatroları’nda çalıştım, Türkiye’de oynamadığım il, ilçe kalmadı. Sinemayla uğraşmakta geç mi kaldım diye düşünüyorken bunlar yaşandı işte...
Hâlâ geç kaldığını düşünüyor musun? 

- Sinemayla tiyatro arasında ince bir çizgi var. Tiyatroda sesini en son sıradaki seyirciye bile duyurmak, sinemada ise minimal oynamak zorundasın... İşte o nedenle pek çok tiyatrocu için “Bu adam sahnede çok iyi, neden beyazperdede görünmüyor” denir. Kimse bilmez ama o dengeyi kurmak yıllar alabiliyor. Ne mutlu bana ki bunu bir Nuri Bilge Ceylan filmiyle yaptım.

Sever miydin Nuri Bilge Ceylan filmlerini?

- Sevmez olur muyum? Çok cesur bulunması ve takdir edilmesi gayet normal... Cannes’ın bu ödülü vermesinin bir nedeni de, çok kısa zamanda bu kadar uzun yol almasıyla ilgili olabilir. Pek çok yönetmen bu noktalara 20 yıl sonra anca gelebiliyor.

Nuri Bilge ile nasıl kesişti yollarınız?

- Yapımcısı Zeynep Özbatur aradı. Cihangir’deki ofislerine gittiğimde ilk sorum “Beni nereden gördünüz?” oldu. Sonuçta üç yıldır “Seksenler”de oynuyorum, popülerliğimi de o işe borçluyum. Orada oynadığım Ergun Plak, fenomen bir karaktere dönüştü.
Hem bunun getirdiği rahatlık hem de sette doğaçlama yapmamıza izin verilmesi nedeniyle bazı sahnelerde gerdan kırdığım bile oluyor. E Nuri Bilge’nin de böyle bir karakteri izleyip “Evet, ben bunu filmimde oynatmak istiyorum” demesi kadar saçma şey olamazdı (gülüyor). 

Nasıl bulmuşlar peki?

- “Seni ben bulmadım Ayaz buldu” dedi.

Ayaz?

- Nuri Bilge’nin oğlu... Küçük Nuri Bilge. 7-8 yaşlarında. “Merhaba naber” diyorum bağırarak, son derece cool bir tavırla “Teşekkür ederim iyiyim” diye karşılık veriyor Şakalaşmaya çalışıyorum, topa girmiyor, “Mayıs Sıkıntısı” sessizliği var onda! Babasının çektiği filmleri CD ile içine koymuşlar sanki!

İyi de Ayaz seni nerede görmüş?

- Nuri Bilge kitap okurken Ayaz gelmiş, “Baba bir şey göstermek istiyorum” demiş ve ona Ergun Plak’ı izletmiş. Nuri Bilge, bana “Sette doğaçlama yapıyorsunuz değil mi? Bu en zor senaryom, balya balya replik var. Onları doğru ve en doğal biçimde aktarmak için doğaçlama yapabilen tiyatroculara ihtiyacım var, bunun için seni aradım” dedi. O kadar gururum okşandı ki, o saatten sonra “arkadaki çöp ol” dese fark etmezdi, çöpü de oynardım.

“İmam” dediğinde ne düşündün?

- Ters köşe bir rol ve bu beni daha çok heyecanlandırdı. 80’lerdeki bıçkın plakçı bana daha yakın. Kendimden çok şey kattım Ergun Plak’a. Ortak yönlerimiz çok fazla ya da ben kolayına kaçtım belki, bilmiyorum. İmam Hamdi ise beni hem korkuttu hem de çok heyecanlandırdı. Karşılıklı risk aldık sanırım. Filmden, tartıştırdıklarından ve karakterden çok etkilendim.

Anlaşma imzalanmasından çekimlere kadar geçen süreci biraz anlatsana...

- Yolda bir oyuncu arkadaşımla karşılaştık. “Çok mutluyum, Nuri Bilge Ceylan’la çalışacağım” dedim. “Her sahneyi 40 kere çekiyormuş Serhat, elmayı bile! Kim bilir seni kaç kere çekecek” dedi. “Bir Zamanlar Anadolu”daki elma sahnesinden bahsediyor bu arada...

Sen ne cevap verdin arkadaşına?

- “Kaç kere isterse çekeceğiz artık” dedim. İçimden de “80 kere çeksin ne olur, bir oyuncu niye var ki” diyorum. Neyse... Biz sete gittik, üç kez çekti ve yemek arası verdi. “Tamam teşekkürler, iyi hazırlanmışsın, sahne cepte” dedi. Ben o gece düşünmekten uyuyamadım. 
Ertesi gün sete gider gitmez “Hocam sen her sahneyi 40 kere çekermişsin, beni üç kere çektin bıraktın, çok mu kötüydüm, o sahneleri atacak mısın?” diye sordum. Bir güldü önce, sonra “Serhat’cım ful ezber gelmişsin, güzeldi, gerek görmedim” dedi. Ama gerektiğinde çok çektiği de oluyor tabii. İstediğini almadan bırakmıyor. Buna elma da dahil. Hem elmanın da sizi sevmesi şart değil!

Nasıl hazırlandın rolüne? İmamlarla görüştün mü mesela?

- Ezber yaptım, sete gittim o kadar... Bildiğim ne varsa bavuluma koyup kendimi yönetmene teslim ettim. İmam izlememe de gerek yok çünkü Türkiye’de yaşıyorum, tanıdığım imamlar zaten var. Küçükken teravihe de giderdim.

Ezan okudun mu hiç hayatında?

- Evet, en son sette okudum. Fena değilimdir o konuda.
Nasıl yani! Öyle bir sahne yok filmde.

- Yok ama benim sete girişim ezanla oldu.

Anlamadım...

- İçeride Haluk (Bilginer) abi ve Melisa (Sözen) var. Ama ortalık çok sessiz. Asistan Özgür gitti, Nuri Bilge’nin kulağına eğilip “İmam geldi” dedi. Benim duymadığımı sanıyor. Ben de bunu duyunca “Allahuekber” diye başladım okumaya. Sonra itiraf etti, “Bu çocuk iyi hoş da onu sette nasıl zaptedeceğim” diye çok düşünmüş. 
Set aralarında neler konuşuluyor Nuri Bilge ile? 

- Sette hep iş konuşuyor, bize sorular soruyor. Adam işe o kadar hakimken sana soru sorunca, yanlış bir şey söylememek için bir başka geriliyorsun tabii...

Ömür GEDİK Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN
RÖPORTAJIN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ....