MedyaFaresi MedyaFaresi

''Kılıçdaroğlu'nun Kürt meselesine Ecevit gibi yaklaşması yanlış!''

Zülfü Livaneli Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya'ya konuştu: \"Tuncelili olması böyle davranmasına sebep bence. Bu konuda çok rahat değil\"

Eklenme: 25 Mayıs 2010 10:53 - Güncelleme: 01 Şubat 2016 08:26

Zülfü Livaneli, "Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında en çok eleştirilen noktalardan biri Kürt kelimesini hiç ağızana almaması, bu sorunun çözümünü ekonomiye bağlaması oldu. Ne düşünüyorsunuz bu konudaki duruşu hakkında?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Kemal Bey en çok Kürt meselesinde zorlanacaktır. Bu konu da Türkiye'nin en büyük sorunudur maalesef ki. Tuncelili olması Doğu kökenli olması birazda böyle davranmasına sebep olmuştur. Çünkü kutuplaşmış Türkiye'ye kendini diğer kökenden olan insanlara da anlatma derdi var ve ne yazık ki insanlar zaten bir kimlik yapıştırmış oluyorlar ona. Bu Kürt, bu Alevi gibi. Doğal olarak bu konuda çok rahat değil. Bu konuya biraz Ecevit gibi yaklaştığını düşünüyorum. Bunu bir feodalizm sorunu olarak yansıttı. Dedi ki; Karnı doyarsa bu çocuklar dağa çıkmaz, karnı doyarsa bu insanların farklı talepleri olmaz. Buna hemen BDP'den büyük bir tepki geldi. Dediler ki; Aramızda para toplayıp sana verelim sen bize karışma, hatta daha da sert söylemleri oldu; Siz kimlik ve dil talebimizi, kültürümüze sahip çıkma talebini üç beş kuruşa mı satacağız? Ben de öyle olmadığını sanıyorum. Bakıyorsunuz buradan tıp fakültesini bitirip, diplomasını alan bir çocuk dağa gidiyor. Buradan baktığınızda ekonomik sorundan daha derin bir şey olduğunu görüyorsunuz. Ki bu onur meselesidir. Ben en başından beri şunu söylüyorum ülkemizde yaşayan bütün gruplar gibi Kürtlerin de dillerine ve kültürlerine saygı bekleme hakları var. Bu çok önemlidir. Ben Türkiye'nin bölünmemesini isteyen, bölünmemesi için elimden geleni yapan bir insanım ve Türkiye'nin bölünmemesinin, evlatlarımızın şehit verilmemesinin tek yolunun da insanların kültürüne, diline saygı gösterilmesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü yeni kuşaklar belki bilmiyorlardır. Bugün TRT Şeş'e Kürtçe yayın yapılıyor belki ama bizim gençliğimizde köyden ilk defa askerlik için dışarı çıkmış, annesi babası onunla Kürtçe konuştuğu için Türkçe öğrenememiş insanlar, Türkçe konuşamadıkları için askerliğini dayak yiyerek tamamlıyorlardı. Kürtçe konuşmak suç sayılır, Kürt kimliği reddedilirdi. Kökenleri karlara basılmış kart kurt sesleri Kürt ismi buradan çıkmış gibi aşağılamalardan oluşan tanımlamalarla ifade edildiği için çok büyük bir travma var. Çok kolay çözümler var Türkiye'ye esasen sadece söylem meselesi. Ben dile de, kültüre de, kimliğinize de saygı duyuyorum deyip, mesela 16. yy büyük Kürt şair Ahmedi Hani'nin bir eseri buralarda oynansa, onun adına bir salon açılsa ne olacak? Bunlar ortak kültürlerimizdir. Konuya dönecek olursak Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu noktada zorlanacağını düşünüyorum. Maalesef ki Türkiye'de talepler kutuplaştığı için İzmir'in talebi ile Diyarbakır'ın talebi ayrı olacaktır. Kılıçdaroğlu'nun öyle bir söylem bulması lazım ki hem İzmir'deki laik Atatürkçü kardeşimizi, hem de Diyarbakır'daki kardeşimizi kırmaması lazım. Bu da bu kutuplaşmayı ortadan kaldırmak demektir. Keşke başarsa eğer bunu başarırsa tarihe geçer. "