MedyaFaresi MedyaFaresi

Kılıçdaroğlu: Demirtaş dinamik, Bahçeli olgun..

Dün akşam Star TV’nin canlı yayınında Nazlı Çelik Bilgili’nin sorularını cevaplayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi parti liderleri için “Demirtaş genç, dinamik esprili, Bahçeli, olgun, devlet adamı kimliği ağırlıklı, Davutoğlu, gölgede kalan...

Eklenme: 18 Mayıs 2015 16:57 - Güncelleme: 03 Nisan 2016 20:14

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun Nazlı Çelik ile sohbetinden bazı satır başları; 

Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Ekmeleddin İhsanoğlu’nu soracağım. Çünkü bugün kendisi de yaptığı bir açıklamada CHP’nin kendisine teklif getirdiğini söyledi. Götürdünüz mü bir teklif kendisine aday olması konusunda?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Ekmeleddin beyin parlamentoda olması parlamento içinde bir kazançtır. Türkiye içinde bir kazançtır.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Ne düşünerek böyle bir teklifte bulundunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bu kadar söyleyeyim yeter.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Konuştunuz ama kendisiyle.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette konuştum.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- MHP’den adaylığını koymadan önce.
Kemal KILIÇDAROĞLU- O kararı bilmiyorum ne zaman vermişti Sayın Ekmeleddin bey.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Elbette konuşacak çok konumuz var ama seçim sonrasında sizin için en kötü senaryo nedir? Mesela başkanlık sisteminin gelmesi vs. ne olarak düşünüyorsunuz? Yani eyvah bu olursa çok kötü olur diyeceğiniz ne var Sayın Kılıçdaroğlu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- AKP tek başına iktidar olursa en kötü senaryodur bu. Neden? Dış politikada çuvalladılar, iç politikada ekonomi 3 yıldır patinaj yapıyor. Benim lafım değil onların lafı. Dolar yerinde değil, büyüme yerinde değil, enflasyon yerinde değil. Hiçbir hedef tutmadı.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Peki koalisyona var mısınız böyle bir ihtimalde?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bizim tek hedefimiz var. Eğer bu ülke hukukun üstünlüğünü tanıyacaksa, yargı bağımsızlığını tanıyacaksa, eğer birinci sınıf demokrasi gelecekse, yeni bir ekonomik programla refah tabana yayılacak ve Türkiye ciddi bir atılım yapacaksa CHP’nin tek başına iktidar olması lazım. Önümüzü engel koymasınlar. Bakın, bütün yurttaşlarıma sesleniyorum…
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Şayet aritmetik koalisyonu işaret ederse?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bütün vatandaşlarımdan istirham ediyorum, 13 yıl kredi açtınız bir iktidara geldiğimiz nokta belli. 6 milyon 200 bin işsizimiz var, 17 milyon yoksulumuz var. Milyonlarca kişi 1000 liranın altında emekli aylığı alıyor. Bunları bir tarafa bırakalım. Biz Türkiye’de yoksulluk olmayacak diyoruz 4 yılda. Biz Türkiye’de emekliler huzur içinde yaşayacak diyoruz. Üstelik bu ilk 6 ayda. Yine biz bu ülkede…
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Kredi borçlarının %80’i silinecek diyorsunuz.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Sileceğiz. Artı biz yeni bir ekonomik program yapacağız. Türkiye’nin hızlı büyümeye ihtiyacı var. Türkiye eğer birinci sınıf demokrasiyi getirirse ne olacak biliyor musunuz? Türkiye her yıl en az 30 – 40 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çekecek. Bugün gelmiyor yabancı sermaye. Çünkü can ve mal güvenliği yok. Bunu bütün dünya biliyor. Biz bunu yapacağız. Üstelik biz bunu yaparken öyle AB fasıl açacak mı, açmayacak mı diye beklemeyeceğiz. Almanya’daki kural neyse, İsveç’teki kural neyse, Norveç’teki ya da İngiltere’deki kural neyse demokrasi açısından getireceğiz kendi ülkemizde hepsini yapacağız.
Dolayısıyla göreceksiniz Türkiye ilk birinci yılın sonunda. Bakın birinci yılın sonunda çok farklı bir Türkiye olacak. Bütün dünyanın evet bu Türkiye iyiye doğru gidiyor, Türkiye’de demokrasi var, insan hakları var, hukukun üstünlüğü var, yabancı sermayeye güvence var biz gidip ülkeye yatırım yapabiliriz diyeceklerdir. Ve biz bunu yapacağız. Onun için tek başına iktidar bekliyoruz. Yani ben öyle 13 yıl bilmem ne falan istemiyorum. 4 yıllık bir yetki. 4 yılın sonunda yetkiyi alabilirler. Ama 4 yılın sonunda ben bu ülkeyi farklı bir Türkiye yapacağım. Kendi içinde barışık olan bir Türkiye yapacağım. Huzuru olan bir Türkiye yapacağım. Ortadoğu’da sözü geçen sorun olduğu zaman başvurulan ülke konumuna getireceğim ben Türkiye’yi. Benim hedefim bu.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Peki şimdi ekonomideki vaatlere bir virgül koyup siyasetteki üslup sorununa gideceğim. Aslında bence yıllar içinde geçmişten de deneyimle birlikte çözülecek bir şey değil kolay kolay ama sizi şuana kadar seçim meydanlarında en çok üzen itham veya eleştiri hangi lider tarafından oldu ve ne oldu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- En çok üzen Sayın Erdoğan oldu.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Bugünkü söylediği sözünden mi bahsediyorsunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır hayır. Ondan daha ağır laflar var. Yani bir siyasetçinin ağzına asla yakışmayacak ve bende özür dileyerek söylüyorum mesela cibilliyetsiz gibi. Yani bu tür laflar kullanıldı ki bu asla ve asla doğru değil. Yani siyaset yani birbirimizi eleştirebiliriz bunun bir dozu vardır. Ama hakaret boyotuna bu asla ulaşmamalıdır. Buna benzer çok ağır suçlamalar yapıldı. Ben hiçbirisine cevap vermedim doğrusunu isterseniz. Yine Sayın Davutoğlu’nun söylediği işte yalancı vs. falan bunlarda doğru değil. Ben Türkiye Odalar Borsalar Birliğinde Sayın Davutoğlu’nu herhangi bir televizyon programında oturalım gazetecilerde olsun karşımızda yani Amerika’da, İngiltere’de, diğer demokratik ülkelerde nasıl oluyorsa bizde iki uygar insan gibi oturup tartışalım. Yani sonuçta ikimizde ülkemiz için çalışıyoruz. Yani bireysel çıkar peşinde değiliz. Kim doğruyu söylüyor, kim söylemiyor, hangi liderin yetenekleri, bilgisi, birikimi daha fazladır, hangisi daha azdır vatandaş bunu sezinleyebilir. Gel beraber bunu yapalım. Nerede söyledim? TOBB’un Genel Kurulunda söyledim. Aynı çağrıyı şimdi yapıyorum. Yani bu ayıp bir şey değil. Bana yalancı diyeceğine pekala oturur alır verileri getirir bak kardeşim sen bunu söylüyorsun ama bak doğru bu değil bana söyler.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Yıllardır aslında süregelen bir problem bu. Liderleri yan yana getiremiyoruz bizde gazeteciler olarak ama bir kaset iddiaları var. Özellikle MHP milletvekili Meral Akşener’e yapılan çok çirkin ithamlar var. Siz aradınız mı kendisini? Biliyorum birçok telefon geldi, meydanlardan bu konuda…
Kemal KILIÇDAROĞLU- Aramadım ama bu konuda açıklamalar yaptım. Son derece iğrenç bir suçlama, bir itham. Bunu kaldırmak mümkün değil. Yani çok ağır bir suçlama ve bunu yapanda yani özür dilerim ama bir medya mensubu ya da kendisini öyle sanan bir kişi. Bu tür ithamlar doğru değil. Siyaset bu değil. Yani eğer siyaseti ahlak üzerine inşa edeceksek elinizde veri olmadan konuşmamanız lazım. Kaldı ki, bir kişinin özel yaşamını siyasete malzeme etmek asla ve asla doğru değildir. Siyasetin kendine göre dünyada bilinen evrensel kuralları vardır. Biz eğer demokrasiyi savunuyorsak o evrensel kurallar üzerinde birbirimizi eleştirmeliyiz. Yoksa bel altına inip işte hakaretler, başka şeyleri gündeme getirmek doğru değil. Bu bunu dillendiren insanı küçültür aslında. Siyasetçiyi küçültmemesi lazım.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Yargıdan, emniyetten sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinde de paralel yapıya ilişkin bir soruşturma başlatıldığını açıkladı İsmet Yılmaz. Siz paralel yapıyı bir tehdit unsuru olarak görüyor musunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Nazlı hanım, bürokrasinin şöyle bir özelliği vardır. Bürokraside bakan eğer A partisindense, eğer bir bürokratı şikayet edecekseniz B partisindendir bu deyip ihbar mektupları gönderirsiniz. Adamın hiç o işle ilgisi yoktur ama dünya kadar ihbar mektubu vardır. Ben kendi hayatımdan bunu biliyorum. Örneğin merkez sağdan bakanım olduğu zaman beni komünist diye şikayet ederlerdi. Soldan olduğu zaman beni faşist diye şikayet ederlerdi. Emekli olduktan sonrada bir baktım bir başka ihbar mektubunu gördüm beni Aczmendi diye şikayet etmişler. Bunları dikkate almamak lazım. Veri lazım.
Bakın, bir dönem bu gereksiz şikayet ihbarlar üzerine Başbakanlığın bir genelgesi çıkmıştı isim olmayan hiçbir ihbar mektubu dikkate alınmayacaktır diye. Rahmetli Ecevit’in Başbakanlığı döneminde. Bu tür ihbar mektuplarına itibar etmemek lazım. Bir kişi paralelcimidir, başka bir şey midir elinizde veri varsa oturur gereğini yaparsınız bu kadar basit.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Peki siz tehdit unsuru olarak görüyor musunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Devlet içinde paralel yapılanma olmaz. Büyüğü veya küçüğü hiç önemli değil. Tehdit boyutuna ulaşıp ulaşmaması da önemli değil. Devletin içinde paralel bir yapı olmaz. Devletin çıtasını, omurgasını anayasa belirler. Cumhurbaşkanı, Başbakan, yargı, yasama, yürütme, arkasından işte bağımsız kuruluşlar Merkez Bankası vs. devletin bir yapısı vardır. Bu yapıyı şekillendiren devletin kendisidir. Siyaset bu yapıyı yönetir. Bu yapı olmaz. Nedir o? Diyelim ki siz seçime giriyorsunuz, 4 yıl için seçiliyorsunuz devleti yönetiyorsunuz. Devlet olmuyorsunuz. Devleti yönetirsiniz siz. Kendi siyasal tercihlerinizi verirsiniz o siyasal tercihlere göre devleti yönetirsiniz. İşte emeklinin maaşı bu olsun, enflasyon hedefi şu olsun, büyüme hızı bu olsun dersiniz bürokrasi bu ana hedeflere göre kendisini şekillendirir, yapılandırır, projeler üretir, kalkınma planları buna göre çıkar. Merkez Bankası buna göre politika oluşturur. Ama siz devlet olmak için iktidar olursanız, kurumlara ben 0 egemen olmak istiyorum derseniz o farklı bir şey. Hele hele bunun içinde birde paralel bir yapı varsa o daha da felaket bir şey. Paralel yapı olmaz.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Siz hiç Fethullah Gülen’le konuştunuz mu telefonda veya görüştünüz mü kendisiyle?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Hiçbir irtibatınız olmadı bu olayların sonrasında vs.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır. Ama şu soruyu sormamız lazım asıl. Yani asıl sormamız gereken soru şu; bu paralel yapı dediğiniz yapıyı kim oluşturdu? Kim güç verdi? Ne diyordu Sayın Erdoğan? Ne istediniz de vermedik. Bende ona şu soruyu sormuştum. Onlar ne istediler de siz verdiniz? Bugüne kadar bunun yanıtı alınmış değil. Ne zaman paralel yapı diye suçladıkları inanç grubu tu kaka oldu? 17 – 25 Aralık olayından sonra. Bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Ondan sonra düşman ilan etti. Düne kadar dosttu, 17 – 25 Aralıktan sonra düşman ilan edildi. Bunlar paraleldir dendi. İyide kardeşim malı götürmeden önce suçlasaydın bari.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Alkışlıyoruz sloganıyla bir seçim kampanyası yürütüyorsunuz. Şimdi burada iki tane eleştiri var. Bir; Erdal İnönü’nün başkanlığını yaptığı SHP dönemindeki limon kampanyasına benzetildiği iddiaları var. Bir yandan da Cem Uzan’ın kampanyasına da benziyor diyenler oldu. Alkış kampanyası sizce etkili oldu mu? Yeni bir sürpriz olacak mı acaba bu seçim sürecine 21 gün kaldı zaten ama.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Alkış kampanyası bizim istediğimiz hedefe ulaştı. Zaten otobüsle giderken vatandaşların alkışlaması da bizim büyük ölçüde amacımıza ulaştığını gösteriyor. Elbette ki bir süre sonra başta reklamlar olmak üzere değişecek. Yani bizim partiyi tanıtan reklamlar olacak diğer partilerde olduğu gibi değiştireceğiz.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın toplu açılış törenlerine katılmasıyla birlikte hem HDP ve aynı zamanda sizin partinizde anayasa mahkemesine başvurdunuz, YSK’ya vurularda var. Bu konuda ne yapmayı planlıyorsunuz? Yeni bir adımınız olacak mı? Yoksa işte başvurunuz yapıldı ve reddedildi bu noktada mı kaldı?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yüksek Seçim Kurulu görevini yapmıyor. Aslında orada adı Yüksek Seçim Kurulu ama seçimlerin tarafsızlık içinde oluşmasını sağlayacak sözde kararlar alacak ama görevini yapmıyor Yüksek Seçim Kurulu. Niye görevini yapmıyor? Korkuyorlar açıkça söyleyeyim. Yargıç korkmaz. Efendim Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu esasmış. Sorumsuzluk nedir biliyor musunuz? Aynı zamanda en büyük sorumluluktur. Çünkü eğer bana sorumsuzluk atfedilmişse Cumhurbaşkanlığı koltuğundayken benim çok daha dikkatli davranmam lazım. 77 milyon yurttaşımı kucaklamam lazım. Kimsenin lehine veya aleyhine konuşmamam lazım. Tarafsızlığımı korumam lazım. Namus ve şeref üzerine yemin edilmesinin temeli de budur zaten. Ona büyük bir sorumluluk verilmiştir. Namusu ve şerefi koruyacaksın, tarafsızlığını koruyacaksın, bunu koruduğun içindir ki sana sorumsuzluk bahşedilmiştir. Ama bunu yapmıyor. YSK’nın oturup karar alması lazım. İki yürekli kişi çıktı bakın. Şerh yazdı diye bunlara yürekli diyoruz. Aslında görevlerini yapıyorlar bunlar.
Şu konuda Sayın Cumhurbaşkanını uyarmaları lazım. Anayasanın temel bir kuralı vardır. Sizin tarafsızlığınız esastır, seçim meydanlarına çıkıp bir parti lehine propaganda yapıp muhalefeti eleştirmeniz tarafsızlığınıza gölge düşürür Sayın Cumhurbaşkanı.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Bugünde Kayseri’de tam da buna yanıt verdi ama Cumhurbaşkanı benim bir oyum var gideceğim onu vereceğim herkesin gönlünde bir aslan yatar ben tarafsızım. Daha doğrusu tarafsızım değil herkese eşit mesafedeyim şeklinde konuştu.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Öyle mi? Şimdi gidip oyunu elbette kullanacak. Elbette ki bir siyasi parti gönlünde vardır biz buna itiraz etmiyoruz ki zaten niye oy kullandın da demiyoruz. Ama siz seçim sürecine girerken meydanlara çıkıp, muhalefeti eleştirip iktidardan yana tavır alırsanız bu doğru değildir. Ettiğiniz namus ve şeref kavramlarının içini boşaltıyorsunuz siz. Bizim toplumda namus kavramı da çok önemlidir, şeref kavramı da çok önemlidir. Bizim toplumun temel değerleridir bunlar. Bu temel değerlerin içini boşaltmanız başlı başına bir felakettir.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Benim daha doğrusu yani şöyle bir baktığımızda bana mı öyle geliyor artık bilmiyorum ama Cumhurbaşkanıyla çok sertsiniz ama Davutoğlu’yla birlikte sanki daha karşılıklı jestleriniz var. Ben öyle görüyorum daha dikkatlisiniz. Yanlış mı gözlemledim?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yok. Sayın Davutoğlu’yla uygar iki insan gibi karşılaştığımızda tokalaşıyoruz, konuşuyoruz. Yani herhangi bir sorunumuz yok zaten. Sayın Cumhurbaşkanı geçmişte çok sert ifadeler kullandı, toplumu ayrıştırdı, toplumu böldü. Bugün onu devam ettirmek istiyor. Yanlış olan bu zaten. Düşünün yani bu millet seni Cumhurbaşkanı seçti. Artık tarafsızlığını korumalısın. O makamı zedelememelisin, yaralamamalısın o makamı. O makam farklı bir makam. Cumhurun temsilcisiyim diyor ben. İyide cumhurun yarısını karşına alıyorsun. O zaman tümünün temsilcisi değilsin. Bir Cumhurbaşkanı bunu yapar mı? Yapmaması lazım. Parlamentoya geldi, ayağa kalktık, saygı gösterdik. Tamam Cumhurbaşkanı olurken o seçilmesin diye başka bir adayımız vardı o da doğru. O da demokrasinin gereği zaten. Ama seçildin. Niye seçildin diye eleştirdik mi? Hayır. Saygı gösterdik. Ama bizim gösterdiğimiz saygıyı içine sindiremiyor. Hala bizi düşman olarak görüyor. Yakışıksız ifadeler kullanıyor. Bir Cumhurbaşkanı kullandığı dil itibariyle ölçüp tartmalıdır. Bir Cumhurbaşkanı fazla konuşmaz.
Bakın, dünyadaki bütün Cumhurbaşkanlarına bakın fazla konuşmazlar. Az konuşurlar öz konuşurlar. Konuştuklarında toplumun bütün kesimlerine mesaj verirler. Sıcak mesajlar verirler. Herkesi kucaklarlar buna özen gösterirler. Çok dikkatli bir dil kullanırlar. Fincancı dükkanına giren fil gibi girerseniz, ortalığı allak bullak ederseniz, herkese hakaretler yağdırırsanız siz Cumhurbaşkanı mısınız başka birisi misiniz?
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Bugün aslında Ankara’da da bir tesadüf yaşanmış. Tam siz giderken sanıyorum Davutoğlu’nun konvoyu da aynı şekilde mitinge gidiyordu hatta konvoyunuz Başbakan geçeceği için durdurulmuş böyle olunca da.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Polis tarafından durduruldu evet.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Siz ne yaptınız? Sizde o arada gidip bir çay içmişsiniz sanıyorum.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Sadece konvoyumuz değil yani bütün trafik kesiliyor Başbakan geçiyor diye. Bu da doğru değil. Bakın ben emekli kahvelerine de gidiyorum, vatandaşın arasına da gidiyorum, oturup sohbette ediyorum. O trafiği kesince bende yan taraftaki emekli kahvesine gittim vatandaşlarla tokalaştım nasılsınız iyi misiniz diye söyledim. Ama hiçbir zaman şunu kullanmadım. Başbakan nedeniyle biz yolumuz kesildi falan demedim. Yani onu da kullanmadım. Çünkü çok ucuz bir şey olurdu o.
Ama buradan bütün yurttaşlarıma söz veriyorum. CHP iktidarında öyle binlerce koruma, trafik, yollar kesilecek, yok efendim Başbakan geçiyor. Bunları bırakmamız lazım artık.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Bende tam diyecektim ki, size neden oy versinler. Yani bunu tabi çok uzun tekrar ekonomik vaatlerin hepsine tek tek girmeyelim ama neden CHP’ye oy versinler? Size neden oy versinler?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Tek cümle; yaşanacak bir Türkiye isteniyorsa, huzurlu bir Türkiye isteniyorsa, kendi içinde barışık bir Türkiye isteniyorsa, bütün komşularıyla ilişkileri iyi bir Türkiye isteniyorsa, birinci sınıf demokrasi bizim ülkemize gerekiyor. Biz üçüncü sınıf demokrasiye layık bir ülke değiliz deniyorsa tek adres var CHP. Öyle dediğim gibi ben efendim 13 yıl, 20 yıl falan izin. Yok hayır. 4 yılda ben Türkiye’nin tablosunu değiştireceğim. 4 yılda farklı bir Türkiye olacak, saygın bir Türkiye olacak, üreten bir Türkiye olacak, saygınlığı olan bir Türkiye olacak. Bir ülke üretmezse o ülkenin saygınlığı yoktur.
Bakın Nazlı hanım, iki Trakya büyüklüğünde alan son 10 yılda ekilmiyor. Çiftçi zarar ediyor. Ben zaman zaman örnek veriyorum Hollanda Konya’dan küçük tarım ve gıda ürünü ihracatı 120 milyar dolar. Türkiye’ninki sembolik onun yanında .
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- 21 gün kaldı. 81 vilayeti bitirmiş olacak mısınız?
Kemal KILIÇDAROĞLU- 81 ile gidemiyorum. Çok yere gittim 25’i falan aştı galiba öyle tahmin ediyorum. Ama 25 il diyoruz ama yani bazen bir ilde bir miting gibi görünmekle beraber 3 ayrı ilçeye gidip orada da küçük mitingler yapıyoruz.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Çok yorucu bir tempo. Tabi ki her seçim dönemi böyledir ama ekstra ne yapıyorsunuz sağlığınız için kendinize? Ne yiyorsunuz, ne içiyorsunuz merak ediyorum.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Valla samimi söylemek gerekirse eşim iyi bakıyor bana. İşte sabah kahvaltısı, akşamları yemek yiyemiyorum maalesef.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Niye yemez misiniz akşam?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Gelirken yolda yiyoruz yemeği. Yolda yediğimiz içinde evde akşam yemeği genellikle yiyemiyorum. Çay, limonlu çayı seviyorum zaten akşamları o var. Yani vitamin hapı derseniz böyle dostlar getirdiler kullanın diye ama emin olun unutuyorum onu da bazen eşim hatırlatıyor hadi şu vitamin hapını da al diye. Zencefilli bal var. Sesi korumak için bunun gerekli olduğu söylendi bana. Onu da işte sabah akşam vakit bulabilirsem bir tatlı kaşığı alıyorum.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Selvi hanımı hiç görmüyoruz aslında meydanlarda. Biraz uzak durmayı mı istiyor acaba?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yo o da gidiyor kadın kollarıyla. Bazı kadın milletvekili adaylarımızla onlarla gidiyor, onlarla geziyor. Yani o da seçimin içinde aslında ayrı değil. Geçen gün kendisine söyledim yani eğer arzu ederse benimle beraber o da bazı illere belki gelecek.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Çocuklarınız ne yapıyor onları da hiç görmedik bu ara.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Çocuklarım, oğlum Güney Kore’de. Büyükelçiliğe telefon etmiş hani biz burada oy kullanabilir miyiz diye. 500 kişi olmadığı için Türk sandık konulamayacağını söylemişler ama geçenlerde bir daha telefon edeceğini ifade etmişti. Eğer sandık koyarlarsa oyunu kullanacak.
İki kızım İstanbul’da. Fırsat buldukça torunumun olduğu eve büyük kızıma gidiyorum. Geçen annesi söylemiş kızım demiş deden gelecek. Anne demiş dedem gelecek ama bize de bir konuşma yapacak mı diye sormuş. Yani miting meydanlarında gördüğü için hep böyle yorumlamış.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Sizin hayatınızda örnek aldığınız biri oldu mu hiç? Yani kişiliğinizin oluşmasında belki de feyz aldığınız, örnek aldığınız, etkilendiğiniz biri?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bir değil birden fazla kişi ve kurum var. Tabi doğal olarak anne ve babadan etkileniyoruz, ilk kültürü onlardan alıyoruz. Öğretmenlerim gerçekten benim yetişmeme büyük katkıları olmuştur öğretmenlerimin. Bir üçüncü kişiliğimin oluşmasında hesap uzmanları kurulu. Bunlar çok saygın kurumlardı hesap uzmanları kurulu, teftiş kurulu, gelirler kontrolörleri. Bunlar devlete üst düzey bürokrat yetiştiren kurumlardı. Ama bu kurumlarda maalesef yok edildi. Orada mesleğe girişle 3. yılın sonunda yeterlik imtihanını verirseniz 3. yılın sonunda çok farklı bir kişi olarak çıkıyorsunuz ortaya. 3 yıllık muavinlik döneminiz var. Usta çırak ilişkisi içinde çalışırsınız. Üstatlarınız vardır biz onlara biz onlara üstat derdik. Onlar bizi yetiştirirler, nasıl davranacağımızı, nasıl konuşacağımızı bize öğretirler. Bürokraside bunlar beni etkileyen temel alanlar.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Birer cümleyle birde liderlerle ilgili tanım isteyeceğim. Mesela Demirtaş nasıl bir lider sizin için?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Genç, dinamik bir lider. 
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Esprilerini beğeniyor musunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet. İşte genç, dinamik, esprileri olan bir devlet.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Başbakan Davutoğlu’nu nasıl tanımlarsınız?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Gölgede kalan bir lider. İradesini kullanamayan, vesayet altında olan, onu hissettiren ama bir türlü ondan çıkamayan, çıkmak için zaman zaman çıkışlar yapan ama net tavır sergilemeyen bir kişi, bir lider.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Ve MHP lideri Devlet Bahçeli?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Olgun, devlet adamı kimliği ağırlıklı olan bir lider.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Artık süremizin sonuna geliyoruz ama birde başkanlık sistemine geçmeden, değinmeden gitmek istemiyorum. Niçin başkanlık sistemine karşısınız Sayın Kılıçdaroğlu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- 200 yıllık bir parlamenter deneyimimiz var. 200 yılı çöpe atıyoruz hiç tanık olmadığımız, uygulamasını bilmediğimiz ve nasıl olacağını da bilmediğimiz bir başkanlık sistemi.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Yarı başkanlık vs. hani farklı bir alternatif olarak.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bakın, 200 yıllık bir parlamenter sistemimiz var. Aksayan yönleri var parlamenter sistemin. Kim aksatıyor? 12 Eylül darbe hukuku aksatıyor. Lider sultası var kalkması lazım. Milletin vekillerinin millet tarafından seçilmesi lazım. Kim hazırlıyor listeyi? Oturuyorlar liderler yazıyorlar listeleri milletin önüne koyuyorlar bunlar milletvekili adaylarınız bunlara oy verin. Biz bunu aştık. 56 ilde halk kendisi seçti. Yani bizim üyelerimiz geldiler kendi milletvekili adaylarını seçtiler.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Önseçim yaptınız başarılı bir çalışma oldu orada evet.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bütün partilerinde bunu yapması lazım. Yani siyasi partiler yasasının değişmesi lazım. Lider sultasının kalkması lazım. Lider sultası ne demektir biliyor musunuz? Parlamentoyu kilitleyen mekanizma demektir. Çünkü Başbakan oturuyor, bir kanun tasarısı geliyor diyelim iktidardan bazı milletvekilleri o kanun tasarısının belli bölümlerini eleştirecekler. Ama eleştiremiyorlar korkuyorlar. Neden? Bir dahaki seçimde milletvekili adayı gösterilmez. Neden? Düşüncesini özgürce açıkladığı için. Bu 12 Eylül darbe hukukunun getirdiği bir uygulama. Darbe hukuku değişmeden birinci sınıf demokrasiyi bulamazsınız. Şimdi hep anayasadan söz ediyorlar. Anayasayı değiştirelim demokrasi gelecek. Ben size tipik örnek vereyim 12 Eylül darbe hukuku anayasası var. Diyor ki, basın hürdür sansür edilemez nokta. TOBB Genel Kurulunda açıkça sordum ve bunu da örnek gösterdim. Basının özgür olduğunu söyleyen el kaldırsın dedim.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Odalar Borsalar Birliğindeki konuşmanızda?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet. Önde AKP’li bakanlar vardı onlar dahil hiç kimse el kaldırmadı. Çünkü Türkiye’de basının özgür olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama anayasada basın hürdür diyor ve sansür edilemez diyor. Ama siz tam tersini yapıyorsunuz uygulamada. Neden? 12 Eylül darbe hukukunun yasaları yürürlükte. Onların kalkması lazım. Onlar kalktığı zaman bizim parlamenter sistemde değişir, daha güzel bir sistem oluşur, milletvekilleri iradelerini özgürce komisyonlarda, genel kurulda dile getirirler. Lider sultası olmaz. YÖK denen bir bela olmaz. Üniversiteler bilgi üretmiyor. Devlette liyakat sistemi olur. Devlette liyakat sistemi yok. Düşünün milli eğitim bakanı diyor ki, şu kadar müdürü sınavsız atayacağım. İyide niye sınavsız? Daha bilgisi, becerisi iyi olan birisini neden seçip müdür olarak atamıyoruz çocuklarımızı eğitsin diye. Liyakat sistemi kalmadı.
Nazlı hanım, bizim inancımızda da liyakat sistemi vardır. Layık olana verin görevi denir. Milletvekili olmak için ilkokul mezunu olmak yeterlidir. Ama devlette şube müdürü olmak için üniversite mezunu olmak gerekiyor. Çünkü devlet ayrı bir varlıktır, ayrı bir tüzel kişiliktir. Müsteşar olmanız için ilkokul mezunu veya üniversite mezunu olmanızda yetmez. Aynıca devlette en az 12 yıl görev yapmanız lazım ve üst düzey görev yapmanız lazım ki müsteşar olarak görev yapasınız.
Şimdi böyle bir yapı var liyakat. Şimdi liyakati bir tarafa atıyorsunuz ben istediğim gibi devleti yönetirim. Devlet birilerinin hele hele iktidarın asla çiftliği değildir. Devletin kurumları vardır ve o kurumları saygın kişiler yönetirler. Siz o kurumların başına elbette politik olarak tercih yapabilir, getirebilirsin insanlara. Ama o alanda yetişmiş en iyi insanları getirmek zorundasınız. BDDK’nın başına, merkez bankasının başına bu tür insanları getireceksiniz. Sermaye piyasası kurulunun başına, kamu ihale kurumunun başına nitelikli, konusunu bile, hukuku bilen, hukukun üstünlüğüne inanmış insanları getireceksiniz. Bunlar ne yaptılar? Kamu ihale kurumunun içine ihaleye fesat karıştıran adamları yerleştirdiler. Yani işin merkezine. Böyle bir şey olabilir mi? Savcılık takibat açtı. Bunlar olmaz, olmamalı.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Çok teşekkür ediyoruz Liderler Star’da programımıza konuk olduğunuz için. Bizi de CHP Genel Merkezinde ağırladığınız için. Kolaylıklar diliyoruz 21 gün kaldı seçimlere. Sizin de yoğun temponuz. Buradan da kalkacaksınız sanıyorum yine Ankara’da bir mitinginiz var.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bir mitingim var oraya gideceğim evet.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- Kolaylıklar diliyoruz çok teşekkür ediyoruz Sayın Kılıçdaroğlu.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bende teşekkür ederim sağ olun.
Nazlı ÇELİK BİLGİLİ- CHP Genel Merkezinden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ağırladığımız Liderler Star’da programının bugün sonuna geldik.”

DHA