Gece yarısına dakikalar kalmış... Bir elektronik mağazasının kilitli kapıları önünde onlarca kişi soğukta bekliyor. Telefon ekranları aydınlanıyor, artık saniyeler sayılıyor. İçeride televizyon, tablet ve oyun konsolları paletler hâlinde dizilmiş; dışarıda ise giderek artan bir heyecan. Saatler tam gece yarısını gösterdiğinde kapılar açılıyor ve kalabalık, coşku içinde içeri akıyor. Alışveriş arabaları birbirine çarpıyor, kasalarda ve koridorlarda kaos başlıyor.
İnsanlara her şeyin "daha ucuza" sunulduğu gün olan Türkiye'de Kara Cuma veya Efsane Cuma olarak adlandırılan Black Friday fiilen başlamış durumda. Türkiye'nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesindeki bu indirim furyasında tüketiciler, çoğu zaman ihtiyaç duymadıkları ürünleri de sırf ucuz oldukları için alabiliyor.
Bu indirim gününün büyük ilgi görmesi üzerine, son yıllarda kampanyalı satışlar Black Week (Efsane Günler) adı altında tüm haftaya yayılıyor. Hatta bazı e-ticaret siteleri, durumu iyiden iyiye abartarak bir ay boyunca "süper indirimler" sunuyor.
Kara Cuma yani Black Friday kavramının kökeni, aslında finans tarihine dayanıyor. Günümüzdeki bu indirim şöleninin geçmişi aslında hiç de parlak ve coşkulu değil.
Borsa tarihindeki Black Friday
New York Borsası'ndaki ilk "Kara Cuma" 24 Eylül 1869'da yaşandı. Spekülatörler Jay Gould ile James Fisk altın piyasasını manipüle ederek fiyatları yükseltmeye çalıştı. ABD hükümeti müdahale edip piyasaya büyük miktarda altın sürünce fiyatlar çakıldı. Binlerce yatırımcı servetini kaybetti, borsa derinden sarsıldı ve gün "Kara Cuma" olarak tarihe geçti.
Avrupa'nın "Kara Cuması" ise esasında bir perşembe gününe denk geliyor. "Büyük Buhran" olarak da adlandırılan Dünya Ekonomik Bunalımı'nı tetikleyen New York Borsası'ndaki ikinci büyük çöküş, 24 Ekim 1929 Perşembe günü başlamıştı. ABD'de o gün Kara Perşembe (Black Thursday) olarak anılır; fakat Avrupa'da saat farkı nedeniyle tarih cuma gününe denk geldiği için burada "Kara Cuma" olarak bilinir. Ardından gelen Kara Salı'da (Black Tuesday) ise piyasalar tamamen çöktü; 16 milyon hisse el değiştirerek tarihe geçti.
1950'ler: Black Friday'in yeniden doğuşu
Yaklaşık 30 yıl sonra Kara Cuma kavramının anlamı tamamen değişti. 1950'lerde Amerikalı perakendeciler, her yıl Kasım ayının son Perşembe günü kutlanan Şükran Günü'nün ertesi Cuma gününü "Noel alışveriş sezonunun başlangıcı" olarak pazarlamaya başladı.
Philadelphia'da ise bu dönem, Şükran Günü haftasındaki geleneksel Army-Navy Amerikan futbolu maçının etkisiyle şehirde büyük bir kaosa yol açtı. Trafik kilitlendi, sokaklar kalabalıklaştı ve polis bu günü "Black Friday" diye nitelendirdi.
Army-Navy Game, ABD Kara Akademisi (Army Black Knights) ile Deniz Akademisi (Navy Midshipmen) arasında oynanan yıllık bir Amerikan futbolu maçı. Bu maç, kolej futbolunun en eski ve prestijli rekabetlerinden biri ve Amerikan Silahlı Kuvvetleri'ndeki hizmetler arası rekabetini, geleneği, fedakarlığı ve vatanseverliği temsil ediyor.
Tüccarlar, tüm bu yoğunluk ve kaostan hayli memnundu: Ciro patlıyor, kampanyalarla satışlar daha da artıyordu. Böylece stresli, "kara gün" kasalar için "altın güne" dönüştü.
1980'ler: "Kara rakamlar" efsanesi
1980'lerde bu kez yeni bir söylenti yayılmaya başladı: Buna göre Black Friday'in adı, perakendecilerin bu günde "kara rakamlara;" yani kâra geçmesinden geliyordu. Pazarlama kaynaklı bu hikâye, gerçeği yansıtmasa da tüketim masalının ruhuna hayli uygundu.
Avrupalı esnaf arasında "kara rakamlar" ifadesi bilançodaki kârı; "kırmızı rakamlar" ise zararı tanımlamak için kullanılıyor.