MedyaFaresi MedyaFaresi

İstanbul Havalimanı'nda tutuklanan işçilerin tamamı tahliye edildi

Açılışı 29 Ekim'de yapılan İstanbul Havalimanı'nda kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için tutuklanan işçilerin yargılanması yapıldı.

Eklenme: 05 Aralık 2018 22:38 - Güncelleme: 05 Aralık 2018 23:12

İstanbul'daki 3. havalimanı şantiyesinde kötü çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle eylem yapan, sonrasında operasyonla gözaltına alınan işçi ve sendikacıların davası bugün görülmeye başlandı. 31'i tutuklu 61 kişinin yargılandığı davanın birinci duruşması İstanbul Gaziosmanpaşa 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklı işçilerin tamamı tahliye edildi.

Yargılama duruşma salonu yerine personel yemekhanesinde yapılıyor. 31 işçinin kelepçeli şekilde getirildiği duruşmanın yaplıdığı salona milletvekilleri ve insan hakları savunucuları alınırken basın mensupları ve işçi yakınları içeri alınmadı.

Duruşmayı takip eden milletvekilleri arasında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, öldürenlerin değil, öldürülenlerin yargılandığını söyledi. Şeker "Yemek kuyruklarında yağmur altında saatlerce bekletilmelerini protesto eden 3. Havalimanı işçileri yemekhanede yargılanıyor!" diyerek duruşmanın yemekhanede yapılmasına tepki gösterdi.

Duruşma işçilerin kimlik tespitiyle başladı. 

İnşaat İş Sendikası'nın Twitter'da  yaptığı açıklamaya göre, işçilerin avukatlarından Ahmet Çelik, işçilerin sorgusundan önce, iddianamenin değerlendirmesini istedi. 

İşçilerin bir diğer avukatı Kazım Bayraktar ise "İddianamenin temel eksikliklerini belirtmek durumundayız. İddianamede zorunlu olanlar unsurlar bulunmamaktadır. İddianame eylemi almış bit çuvala, sanıkları bir çuvala, delilleri bir çuvala koymuştur. Suç üretmiştir" dedi. 

İşçilerin derhal beraat ettirilmesi gerektiğini  söyleyen avukat Mürsel Önder ise "Kolluk ifadeleri avukatlar huzurunda yapılsaydı bugün burda bunları konuşmazdık" diyerek sorgu sürecindeki çarpıklıkları, savcıyla görüşme çabalarında nelerle karşılaştıklarını ve gözaltı sürecindeki hukuk dışılıkları sıraladı: "Zorla alınan kamera kayıtlarında kendi kendilerini tespit etmeleri istenmiş ve delil bulamayınca üretmişler. 

Jandarmanın kırdığı kapılar işçiler yapmış gibi gösterildi. Neymiş dünyanın en büyük havalimanı yapılıyormuş" (Mürsel'in bu ifadesine yargılanan işçilerden gülme sesleri yükseldi) Bu işçilerin yemekhanede yargılanması makus talihleri olsa gerek. Hiçbir silah olmamasına rapmen 31 işçi aylardır tutuklu.

Müvekkillerimizin bu kabustan uyanmasını umuyoruz.İddiname evlere şenlik. Mantık içler acısı. Savcı adeta sözcüklerle kavga etmiş. Neymiş çalışma şartı bahaneymiş, neymiş sözde sendikacıymış. Merak ediyorum niye yoksullardan bu kadar nefret ediyorsunuz? Savcı bir gün empati için o yatakhanelerde kalamazdı"

Yemekhanedeki havasızlık yüzünden yargılanan işçilerden bir fenalaşarak bayıldı.

Avukatların işçiler hakkındaki beraat taleplerini reddeden hakim, tutuklu işçi ve sendikacıların savunmalarına geçti.

İlk savunmayı yapan işçilerden Teyip Kırğın "Siverek'ten bizi 2500 lira diyerek getirdiler 1800 lira verdiler. İşten ayrılmak istedim fakat Ekim sonuna kadar çalışmak zorundasın dediler. Yanımda arkadaşımı elektrik çarptı hakkında tutanak bile tutulmadı" dedi. 

"Baskı altında alınan ifadelerimi kabul etmiyorum"
Tutuklu yargılanan işçilerden Ramazan Gözel ise eyleme, raporlu olduğu halde ücretinin kesilmesi ve  kuzeninin yaşadığı iş kazasına duyduğu öfke nedeniyle katıldığını söyledi.  Suçlamaları kabul etmeyen Gözel, "Ayağımda terlik vardı asker de biliyor şortluydum. O dediklerini nasıl yapabilirim anlayamadım. Nedense bizim lehimize olacak görüntüleri çekmemişler, mesela jandarma cipi işçilerin arasında daldı ama biz birkaç işçi kasasına binerek öfkeli işçileri yatıştırmaya çalıştık" dedi.

Mahkeme heyetine "Bana terörist muamelesi yaptılar ben ne yapmışım? diye soran Gözel, sadece toplantıya katıldım. Baskı altında alınan ifadelerimi kabul etmiyorum. Kimse beni bir şeye zorlamadı" dedi.

"Yatakhaneye gaz bombası atıldı"
Gözel'in ardından Mustafa Atay'ın savunmasına yaptı.

"Üniversite öğrencisiyim yıllardır harçlığımı çıkarmak için inşaatta çalışırım" diyen Atay, "O sabah servise binmek için çıktım ama işin iptal olduğunu söylediler. Eylem vardı. Yeniden döndüm yatakhaneye ama içeriye gaz bombası atıldı. Ben de telleri keserek dışarı çıktım. Ki iddianame özensizce hazırlanmış, bu bile belli değil. Sonra gaz müdahalesi bitince arkadaşlarımla birlikte yatakhaneye geldim. Hiçbir şeye karışmadım" dedi.

Mustafa Atay, hakimin, "Silah kullandın mı?" sorusuna ise "Yan keski inşaat alanında silah olarak görülüyorsa ne diyeyim?" diyerek cevap verdi.

"Firmalar yetkilerini kötü kullandı"
İşçi Murat Altıntaş ise savunmasında havalimanı koşullarından bahsederek suçlamaları kabul etmediğini anlattı: "Taşeron firmalar yetkilerini kötü kullandılar. Mesela 2 ay geçmeden işten çıkamıyordunuz, kendileri çıkış vermezse havalimanında başka bir yerde iş bulamıyorsunuz. Çünkü taşeron patron temyiz kağıdı vermediği için o sıkıntılı işte çalışmak zorunda kalıyordunuz. Nöbetçi mahkemeye çıktığımda hakim bana sadece lehime olan şeyleri söyledi, o nedenle kabul ettim, taş ve benzeri suçlamalarını kabul etmiyorum" dedi.

"İGA önlem alsaydı işçiler ölmezdi"
İnşaat-İş Sendikası Basın Sözcüsü Uğur Karadaş savunmasında İGA'nın işçiyi ve sendikacıları aşağıladığını ifade etti. İş cinayetlerinden İGA'nın sorumlu olduğunu söyleyen Karadaş savunmasında şunları söyledi:

"Suçlamaların hepsi geçersiz baştan belirteyim. Ben burada şuna değineceğim. İddianamede şöyle bir ifade kullanılmış: 'Sözde sendika olan'. Bu ifadeler İGA'ya aittir. İGA'nın dediği 'Siz haklısınız ama ben sizi göremedim, çok işim var siz gidin çalışın'. İşçilerin dediği ise 'Aga ben tahtakurularıyla yatacak mıyım, servis sorunum çözülecek mi?' Taleplerin giderilmesi İGA'nın bir gününü alırdı. Ama bu İGA katil şebekesi 'Gieidin çalışın' dedi. Onlar taleplerin altına imza atsalardı işçiler zaten çalışmaya devam edecekti. Ben sendikacıyım, beş yıldır basın sözcüğü yapıyorum. Ben hiçbir görüşmede patronla kolluk güçleri tarafından tehdit edilmedim. Basın sözcüsüyüm, bu benim görevim. Özkan arkadaşımızla iletişim halindeydik. Özkan'la şunu konuştuk, işçilerden taleplerini alalım, yakmaya yıkmaya bu iş çözülmez. Önlemler alınmış olsaydı işçi arkadaşlarımız ölmezdi. Bu şantiyedeki olayları basından sosyal medyadan izledim. Tahtakurularını da servis ve diğer sorunları da."

Duruşma devam ediyor

---------------------------------------------------

Ne olmuştu

İstanbul Havalimanı'nın inşaatı devam ederken inşaattaki işçiler 14 Eylül 2018 tarihinde, iş cinayetleri, çalışma şartlarının ağırlığı, maaşların zamanında veya hiç ödenmemesi, yatakhanelerde, banyo ve tuvaletlerde ciddi temizlik sorunları nedeniyle bir eylem başlatmış, eyleme güvenlik güçleri biber gazıyla müdahalede bulunmuştu.  Eylem nedeniyle yüzlerce işçi gözaltına alınmış, 31'i çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede işçilere ve sendikacılara, "görevi yaptırmamak için direnme”, "iş ve çalışma hürriyetinin ihlali”, "kamu malına zarar verme”, "toplantı ve yürüyüşlere silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılma ve mala zarar verme” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul Havalimanı inşaatında 5 yılda 52 işçi öldü
Öte yandan İstanbul'daki yeni havalimanının inşaatı sırasında resmi verilere göre en az 52 işçinin öldüğü bildiriliyor. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in, havalimanı şantiyesinde kaç işçinin yaşamını yitirdiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yöneltilen bilgi edinme başvurusuna resmi yanıt geldi. Alman Haber Ajansı'nın (dpa) aktardığı bilgilere göre, yanıtta "2013-2018 yılları arasında İstanbul Havalimanı inşaatında toplam 52 ölümlü iş kazası yaşandı” ifadesi yer aldı. Üçüncü havalimanı projesinin yüklenicisi İGA Havalimanları İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi'nin daha önce yaptığı açıklamalarda bu sayı 30 olarak veriliyordu.