MedyaFaresi MedyaFaresi

Instagram pozları estetik ameliyatları patlattı

Sosyal medyada güzel görünme arzusu insanları estetik yaptırmaya yönlendiriyor. Estetik yaptırmak isteyenlerin çoğunluğu 20 – 25 yaş arası gruptan oluşuyor. İdeal kimlik yaratma çabasının günümüzde estetiğin popüler hale gelmesine neden olduğunu söyleyen uzmanlar değerlendirmelerde bulundu.

Eklenme: 06 Şubat 2020 18:24 - Güncelleme: 06 Şubat 2020 18:46

Sosyal medya kullanımın artmasıyla birlikte gerçeklik algısı da değişmeye başladı. İnsanlar olduklarından daha çok görünmek istedikleri şekilde kendilerini yansıtmaya çalışıyor ve fotoğraf paylaşımları yaparken doğal görünümlerini fotoğraf uygulamaları üzerinden değiştirerek yapıyor. İdeal kimlik yaratma çabası ve güzel görünme arzusu insanları estetik yaptırmaya yönlendiriyor. İnsanlar bazen kendilerinin rötuş yaptıkları fotoğrafları üzerinden bazen de benzemek istedikleri kişileri örnek alarak estetik yaptırmak istiyor.

Fotoğraf uygulamalarıyla estetik yaptırmak isteyenlerin durumunu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanları Prof. Dr. Akın Yücel, Op. Dr. Oygar Aytekin ve psikiyatrist Elif Mutlu, Cumhuriyet'ten Nagihan Yılkın'a değerlendirdi.

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin

ESKİDEN GÜZEL GÖRÜNMEK İÇİN ‘ESTETİK OLMAK’ BU KADAR POPÜLER DEĞİLDİ

Sosyal medya araçları ile oluşturulan ortamın insanları estetik yaptırmaya yönlendirdiğini söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Oygar Aytekin, “Selfie çılgınlığı yüzdeki ve vücuttaki kusurların herkes tarafından fark edilmesine yol açıyor.

Bu kusurlar, en azından yorumlarda sorun yaşamamak için, çeşitli telefon uygulamaları rötuş aplikasyonları ile yok ediliyor; dudaklar ve yanaklar dolgunlaşıyor, kulaklar yatıyor, burun incelip kalkıyor, hatta kaşlar uzayıp ve memeler dikleşiyor. Bunun neticesinde ise var olmayan bir mükemmellik sergilenmiş olunuyor. Zaten bu noktadan itibaren popülarite ve tehlike yan yana yürümeye başlıyor.

Var olmayan bir mükemmellik arayışının hüsranla bitiyor. Gerçek hayatta, sosyal medyada ve selfielerinde göründüğü gibi olmayan, güncel tabiriyle ‘fake’ olan kişilerle diğerleri arasında mücadele olması kaçınılmazdır ve bunun sonucunda selfie savaşları çıkacak gibi görünüyor. 

Güzel görünmek için ‘estetik olmak’ eskiden bu kadar popüler değildi.Bu sadece ülkemizde değil tüm dünyada böyledir. Eskiden bazı kusurlarımızı vesikalığımızı gördükçe veya çekilmiş fotoğraflarımızı çıkarıp baktıkça önemserdik. Şimdi elimizdeki telefonla sürekli fotoğraf çekiyor ve bunlara bakıyoruz.

Sosyal medyada nasıl göründüğümüz, nasıl yorum aldığımız çok önemli. 2017 yılında yapılan bir anket çalışmasına katılanların yarısı ‘selfie fotoğraflarında daha iyi görünmek amacıyla’ estetik cerrahiye başvurduklarını belirtmiş. Muhtemelen bu oran günümüzde artmıştır. Estetik cerrahi için muayeneye gelen hastaların büyük bir çoğunluğu, özellikle 20 – 25 yaş arası olan grup, yanında rötuşlanmış selfie fotoğraflarını getirerek danışıyor.” dedi.

Sosyal medya takip yaşı düştükçe bu çılgınlığın zamanla daha da artacağını belirten Aytekin, “Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımında da belirtildiği gibi, ‘sağlıklı olmak demek sadece fiziken sağlıklı olmakla kalmayıp, ruhen huzurlu ve mutlu olmayı gerektiriyor’. Fakat henüz kendi kişilik özelliklerini tam olarak kavrayamamış, psikolojik olarak gelişimini tamamlamamış yaş gruplarında estetik ameliyat yapmak her zaman doğru değildir” açıklamasında bulundu. 

TPRECD (Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği) ve EPCD (Estetik Plastik Cerrahi Derneği) Eski Başkanı, ISAPS (Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği) Eski Ulusal Sekreteri Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel

EN FAZLA YAPILAN ESTETİK OPERASYONLAR, MEME BÜYÜTME VE BURUN

Elinde bir ünlünün fotoğrafıyla gelip estetik işlem yaptırmak isteyenlerin sayıca azalmakla birlikte olduğunu söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel ise “Aslında bu tür örnekler hastanın beklentisini anlamak açısından hekim için de faydalı ancak her plastik-estetik cerrahi işlem, o kişinin vücut hatlarına, kemik yapısına uygun olarak yapılmalıdır ve karakteristik özellikleri olabildiğince korunmalıdır.

Bir başkasında çok iyi duran bir burun, çene hattı biçimi, dudak estetiği sizin yüzünüze hiç uygun olmayabilir. Doktorunuzun sizin beklentinizle vücudunuzun imkanlarını buluşturması gerekir. Ben hastanın yüz ve beden hatlarıyla çok uyumsuz olacağını düşündüğüm türden bir taleple karşılaşırsam o ameliyatı yapmamayı tercih ediyorum” dedi.

Tüm dünyada en fazla yapılan estetik cerrahi işlemleri burun ve meme büyütme ameliyatları olduğu vurgusunu yapan Yücel, Türkiye ve Ortadoğu’da burunlar iri ve kemerli olduğu için en fazla yapılan estetik burun ameliyatlarıdır . Meme büyütme ameliyatları ise ikinci sırada. Bunların ardından; Blefaroplasti (göz çevresi estetiği) Germe operasyonları, meme küçültme ve dikleştirme, yağ dokusu dolgular, Liposuction (bölgesel incelme) geliyor” diye ifade etti.

Psikiyatrist Elif Mutlu

“BEĞENİLME İHTİYACI TAŞIYORUZ”

- İnsanların kendi fotoğrafları üzerinde oynaması hatta buna bağlı olarak estetik yaptırmasının psikolojik temelinde ne yatıyor olabilir?

Sevilme ve değer görme insanların temel psikolojik ihtiyaçları arasında yer alır. Kendimizi güvende hissetmek, zorlukların üstesinden gelebileceğimize dair öz güven hissimiz, ruhsal dayanıklılığımız, merak ve üretkenliğimiz, kendimiz dışındaki dünya ile her türlü alışverişimiz temelde bu güven ve tamamlanmışlık hissi zemininde inşa olur. Yeterince "sevilen ve değerli" hissetme durumu ise kişisel farklılıklar gösterir.

Kimi insanlar bu hislerden emin olmak için daha fazla onaya ihtiyaç duyarken kimilerinde bu ihtiyaç daha azdır. Benliğimizin bu yönü, yani değerlilik, beğenilme, sevilmeyle ilgili şemalarımız genellikle çocukluğun ilk yıllarında şekillenmiş olur ve erişkinlik döneminde de çoğunlukla farkında olmadan kendimize ilişkin bu tasarım üzerinden ilişkilerimiz devam eder.

Beğenilmek başkaları tarafından onay, takdir, kabul edilme ve ilgi anlamında gelir. Kendi değerler sistemimize göre makbul görünüm, tutum ve davranışlar sergileyerek beğenilme ihtiyacı taşırız, ki beğenilme arzusu hiç de yadırganacak bir durum değildir. İnsanlık tarihi boyunca kostümler, takılar, çeşitli aksesuarlar, cilt-saç renklendirme değiştirme pratikleri yani modern karşılığı ile makyaj hemen her dönem ve kültürde karşımıza çıkmaktadır.

Günümzde teknolojinin gelişmesine paralel biçimde fotoğraflar ve plastik cerrahi uygulamaları kolay ve erişilebilir bir hale geldi. Bu anlamda 17. yüzyılda kendi portrelerini resmettiren soylular ile 21. yüzyılda selfie çeken sıradan insanın beğenilme arzusu açısından pek de belirgin bir fark görmüyorum. Olduğundan daha iyi görünmek için makyaj yapmak eski bir alışkanlıktır, ama fotoğraf filtreleri, rötuşlar ve plastik cerrahi bu makyajlama çabamızı daha pratik ve kalıcı hale getirebiliyor.

- Sosyal medyada ideal kimlik yaratma çabasının nedeni nedir, ruh sağlığını nasıl etkiler?

Sosyal alanlarda benliğimizin bize göre en çok beğenilecek ve onaylanacak kısımlarını sergileme eğilimi taşırız. Örneğin yakın zamana kadar evlerdeki misafir odaları evin en özenli, temiz, şık bölümleri olurdu. Çarşı, pazar, okul, iş yeri, düğün, davet, mezunlar buluşması vb pek çok sosyal temas alanında görüntü açısından en doğal halimizle değil en makbul halimizle yer alırız. Sosyal medya da tıpkı fiziksel karşılaşma alanları gibi bir "sosyal alan"dır. Fakat fiziksel alanlardan farklı olarak benliğimizin çok da hoşlanmadığımız ama saklanması güç yönlerini saklama imkanı verir.

Örneğin çok şık giysiler içinde olsanız da belki hoşlanmadığınız aksanınızı gizleyemezsiniz, ama sosyal medyadaki görsel atmosferle benliğinizin hoşlanmadığınız kısımlarını gizleyebilir, size göre en makbul kısımlarını daha ön plana çıkarabilirsiniz. Bu yönüyle sosyal medya fiziksel sosyal alanlardan farklı olarak bir yanıltma-yanılsama vasıtası da içerir. Yani sosyal medyada kişisel yaşamlara dair gördüğümüz idealize imajlar, gerçeğin ta kendisi olmadığı gibi, normal fiziksel karşılaşmalarda da sıkça rastlayacağımız bir durum değildir.

Bu konudaki yanılsama, yani başkalarının başarılı, güzel, mutlu, kusursuz görünen yaşamlarının kısmen kurmaca olduğunu fark etmemek insanlarda yetersizlik, yalnızlık ve değersizlik hislerine yol açabilir. Ancak ister yüz yüze ilişkilerde ister sosyal medyada olsun, beğenilme arzumuz evrenseldir. Sosyal medyanın bu türden dezavantajları olsa da bir taraftan insanların bilgiye, haberdar olmaya, iletişime ve diğer insanlarla etkileşimine imkan veren önemli bir avantajının olduğunu düşünüyorum.