MedyaFaresi MedyaFaresi

İlk emekli teğmen olacağım...

Ergenekon davasının en genç tutuklusu 28 yaşındaki Teğmen Mehmet Ali Çelebi özgürlüğünün ilk gününde, 5 ay önce cezaevinde evlendiği Kezban Çelebi ile birlikte Hasdal Cezaevi’ne gitti.

Eklenme: 12 Mart 2014 07:49 - Güncelleme: 30 Mart 2016 00:52

Hürriyet'ten Şehriban Oğhan'ın haberine göre İstanbul Emniyeti’nde telefonuna ‘sehven’ yükleme yapıldığı ortaya çıkan Çelebi, mücadelesinin cezaevinde kimse kalmayana kadar devam edeceğini söyledi. “Düğünümüzü de herkes çıktıktan sonra yapacağız. Belki TSK tarihinde ilk emekli teğmen olacağım ama bu gururdur” diyen Teğmen Çelebi, 40 aylık esareti Hürriyet’e şöyle anlattı:

AMAÇ GÖZDAĞI VERMEKTİ

Pilot olduktan 6 gün sonra Ankara’daki birliğimde gözaltına alındım. Dünyanın en zor kurslarından biri olan helikopter pilotluğu kursunu tamamlamaya çalışırken aynı zamanda örgütsel faaliyet yapmışım! Amaç birliktekilere, genç subaylara benim üzerimden gözdağı vermek. ‘Biz sizi terörist diye birliğinizden bile alırız’ mesajı. Neden ben? Birisi alınacaktı ve teğmenle başlamak zorundaydılar. Antiemperyalist Kemalist duruş da etkili olmuştur belki. O dönem hukuku bekleme zihniyetinde olan komutanlarımız ‘Teğmen teğmenliğini bilecek’ dediler. Ben de teğmenliğimi bildim. Omzumdaki yıldızın ne anlama geldiğini bizi ezmeye çalışanlara gösterdiğimizi düşünüyorum. 

HEP CEPHEDE GÖRDÜM KENDİMİ 

Sonrasında Çelebi Paşa diyenler oldu ama teğmenlik her zaman onurdur. Bu saatten sonra general de olsan Çelebi teğmen olarak kalırsın diyorlar. Belki TSK tarihinde ilk emekli teğmen olacağım ama bu gururdur. İlk tutuklamada 33 ay cezaevinde kaldım. Tahliye sonrası yeniden görevimin başındaydım. Alt devrelerim üsteğmendi. Ama operasyonlara çıktığımızda teğmen olmama rağmen bana selam verirlerdi. Eğitimimi tazeleyip hemen operasyonlara katıldım. Bingöl ve Siirt’te. Siirt Tugay Komutanı tüm personele, teknisyenler dahil takdir verdi, benim takdirime imza atmadı. Hava Görev Komutanı takdir etti sadece. Bu, bakışı gösterir. Hep cephede gördüm kendimi. Amacım böyle farklı bir savaşta harbiyelile nasıl davranmaları gerektiğini göstermek ve örnek olabilmekti. Askerlik ruhumda var. 

MİLLETİN DEDİĞİ ÖNEMLİ

12 Eylül 2008’de mezun oldum. 15 Eylül’de alay komutanı ‘Kurmay olmak isteyen var mı’ dediğinde “Kendi hava aracını kullanan ilk genelkurmay başkanı olacağım” demiştim. 3 gün sonra terörist olarak alındım. Yaşanan süreçte TSK’nın gerekli hassasiyeti yeteri kadar göstermemesi, bizzat şahit olduğum acı hadiseler, yaşanan ölümler, silah arkadaşlığının gereğinin yapılmaması, genelkurmay başkanı olma düşüncemi değiştirdi. Omzumdaki rütbe önemli değil. Teğmenmiş, albaymış...Çünkü Atatürk’ü iyi tanıyoruz. Ne yaptı, üniformayı bıraktı, üniformasız mücadele etti. Millet ne yaptı, onu ebedi Başkomutan ilan etti. O yüzden milletin ne dediği önemli. 

HAKSIZ YERE YATMA DEDİLER

İlk tahliye sonrası tekrar tutuklanacağımı biliyordum. Balyoz’da karar çıkmıştı. Savunmalar belli, bir tek tahliye talebim olmamış. Boyun eğmedik ya!  Kendi arkadaşlarımdan da, çevremden de ‘Niye haksız yere yatasın ki’yi çok duydum. Ben de dedim ki o zaman şu ana kadar yaptığımız her şey boşa gider. İnsanın aklından geçse de, dedim ya bir örnek olma düşüncesi var. Bu misyonu başarmamız gerekiyor, başaracağız. Bir şekilde bu işler düzelecek. Benim adım çok önemli değil. Bunu yaratan bir ruh var. O ruh anılsın, o ruh şimdi Harbiyelileri de şekillendirecek. 

BEN DE ALİ’YİM ARTIK

Unutulmayan olaylar var tabii. Yarbay Ali Tatar’la beraber kalıyorduk koğuşta. Tahliye olduktan sonra annesi Satı Teyze’nin yanına gittim. ‘Şimdi o da senin gibi yatıp yanıma gelseydi’ dedi bana. Ben de dedim ki: Ben de Ali’yim artık, Ali’ler bitmez. Sonra onun hatırasına savunmalarımda, mahkeme ile ilgili her hadisede üzerinde çapa olan denizcilerden aldığım kıravatı taktım. Ben de artık kendimi Bahriyeli sayıyorum. Zaten bir tek karacı bendim. Burası da TCG (Türkiye Cumhuriyeti Gemisi) Hasdal’dı. 

Piraye Kezban’ı görse gözleri dolardı

TEĞMEN Çelebi, savunmaları sırasında mahkemede tanıştığı ve 16 yıl ceza aldıktan sonra evlendiği Kezban Çelebi’yi yıllarca Nazım Hikmet’i bekleyen eşi Piraye’yi anarak anlattı: “Evlenme teklifimi kabul etmesine ben bile şaşırdım” diyen Çelebi, “Bana yiğit diyorlardı, asıl yiğit o. Cezam kesinleşmiş. En az 12 yıl daha yatacağım ve hiçbir umut yok. Gitse kızmazdım. Yaptığı; hiçbir şey istemeden herşeyini vermek. Piraye’nin gözleri dolardı görseydi Kezban’ı.” Halen Ankara Üniversitesi’nde coğrafya üzerine doktora yapan hemşire Kezban Çelebi ise şunları söyledi: “Önce memleket sevdasıydı bizimki sonra birbirimize duyduğumuz sevda çıktı ortaya. Herkes teğmen Çelebi’yi tanıyor; Mehmet Ali ise bambaşka biri. O bir ömür cezaevinde olsa, ben dışarıda farklı bir hayat da yaşasam benim yanında olacağım tek kişi o. Ayırabildikleri tek şey suret çünkü, bedeniniz ayrı. Fikirler, hayata bakış, yaşam. Zaten tamamlanmışsınız siz onunla, devam edersiniz içeride de olsa, dışarıda da olsa. Ama kendini mutlu hissediyor musun diyeceksiniz; hissetmiyorum. Çünkü tek Mehmet Ali’nin çıkması bana yetmiyor. Oradaki her insan dışarıda olmadan nefes alamam, devam edemem yani. Çünkü biz burada bir hayat paylaştık. Benim kardeşimden öte, insanlar oldu. O kadar dirayetli ve cesur kadınlar ki. Kesinlikle seçilmiş olduklarını düşünüyorum. Ben biliyorum ki hep birlikte güzel zamanlar yaşayacağız yine.”