MedyaFaresi MedyaFaresi

Hürriyet'in Kürdistan tanımlamasına okurlardan itiraz!

Okurları Hürriyet gazetesinin ombudsmanına yazdığı mektuplarda, yazı dizisindeki Kürdistan tanımlamasına itiraz etti. Bildirici itirazları bakın nasıl yanıtladı.

Eklenme: 22 Kasım 2010 11:41 - Güncelleme: 23 Mart 2016 04:48
Hürriyet muhabiri Cansu Çamlıbel ve Sebati Karakurt'un Kuzey Irak'a giderek orada olup bitenleri, ilginç gözlemler, söyleşiler, fotoğraflarla Hürriyet okurlarına yansıttılar. "Zor komşu" başlıklı beş günlük dizi, Türkiye'nin yanı başında yaşanan sosyal ve siyasal değişimin nesnel bir gazetecilik diliyle anlatılması bakımından önem taşıyordu.

Dizi boyunca kullanılan "Kürdistan Bölgesi" ve "Kürdistan" tanımlarına kimi Hürriyet okurları tepki gösterdi.

Hürriyet'in Okur Temsilcisi Faruk Bildirici okurlardan gelen bu eleştirileri değerlendirirken, "öncelikle dizide geçen "Kürdistan Bölgesi" tanımının nereden kaynaklandığına baktım" dedi ve şöyle devam etti:

"Bu tanımın kaynağının doğrudan Irak'ın yeni Anayasası olduğunu gördüm. Yeni Anayasa, Irak yönetiminin çerçevesini "Cumhuriyetçi, federal ve parlamenter demokrasi" olarak çiziyor. Anayasanın 114. maddesinde de "İşbu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Kürdistan Bölgesi'nin mevcut makamlarını federal bir bölge olarak kabul eder" deniyor; "Kürdistan Bölgesi" tanımı, Irak Anayasası'nın başka maddelerinde de yer alıyor.

Ayrıca Türkiye, farklı yasaları ve hükümeti olan bu bölgenin merkezi Erbil'de bir başkonsolosluk açtı. Başbakanlık Basın Merkezi de, 26 Ekim 2010'da Ankara'yı ziyaret eden Neçirvan Barzani'yi, "Irak Kürdistan Ulusal Yönetimi Eski Başbakanı ve Irak Kürdistan Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı" olarak anons etti. Barzani, Başbakan Erdoğan ile bu sıfatla görüştü.

Bu durumda Hürriyet'in yazı dizisinde "Kürdistan Bölgesi" denilmesi de yadırganmamalı. Kuşkusuz uzun zamandır kullanılmayan bu tanımın yazı dizisinde yer alması editoryal bir tercihti. Ancak Hürriyet'in bu tanımı kullanması yeni bir devletin tanınması ya da tanınmaması ekseninde ele alınamaz. Sadece komşu ülkedeki bir olgunun okurlara, oradaki adıyla sanıyla aynen aktarılması çabası söz konusu.

Hem biz gazetecilerden siyasi misyonla hareket etmemizi beklemek düpedüz haksızlıktır. Sahada siyasi misyonla çalışan gazeteci, önüne çıkan verilere özel gözlükle bakıp, okurlara gerçeğin çarpıtılmış halini aktarabilir. Gazetecilerin asli görevi, okurlara bilgiyi en yalın haliyle vermektir. Okur da o verileri kendi dünya görüşüne göre yorumlar.