MedyaFaresi MedyaFaresi

Hıncal Uluç'tan genel yayın yönetmenlerine sert uyarı!

\"Bayıldığım bir gazetecilik yapmış\" dediği bir ismi tebrik eden Hıncal Uluç, bu iş üzerinden bütün genel yayın yönetmenlerine önemli bir uyarıda bulundu.

Eklenme: 26 Kasım 2009 09:06 - Güncelleme: 05 Nisan 2016 15:16

Bir alkış, bir uyarı..
Askere gittiğimiz gün komutanların hemen hepsinden benzeri şeyler duymuştuk.. "Önce kötü olalım, sonra iyi oluruz nasılsa.."
Kızmıştım o gün.. Zaman içinde lafın mantığını çözdüm..
Hele bir şeyi temelinden öğretmek istiyorsan, başlangıçta ödün vermemen gerek..
Nagehan Alçı'nın o bayıldığım gazeteciliğine alkış tutmadan önce, Akşam Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya'ya, daha doğrusu günümüz tüm Genel Yayın Yönetmenlerine bir çift lafım var..
Sevgili Müdürler.. Resim altı lütfen.. Resim altı yahu.. Her resmin altına o resmi anlatan bilgi.. Okura bilmece çözdürmeyin.. Bu bir.. İkincisi.. Akıllı yazılmış resim altı, başlık, alt başlık gibidir. Yazıya dikkati çeker, merak uyandırır. Okumaya niyeti olmayanı bile okutur.
Resim altı şarttır ve resim altı yazmak, gazeteciliğin en zor, en ustalık isteyen yerlerinden biridir..
Yahu Nagehan, harika bir gazetecilik yapmış.. Hem de bir Türk kadını olarak Dağlık Karabağ'a gitmiş..
Azerbaycan ile Ermenistan arasında nerdeyse savaş sebebi.. Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin iyileşmesi, sınırların açılması denince, arada duran engel..
Gitmek zor.. Gitmek yürek ister.. Nagehan gitmiş.. En yasak köylerine kadar.. Konuşmuş.. Köylüsünden, başbakanına.. Öylesi ilginç, öylesi meraklı şeyler getirmiş ki..
"İşte gazetecilik bu" diyorsunuz..
Son yıllarda unutulmaya başlayan gazeteciliğin geri dönüşü.. Ajans mahkûmiyetine baş kaldırma.. Özel haberciliğe, muhabirliğe dönüş..
Yazı müthiş.. Yazı harika..
Sayfada dokuz fotoğraf var. Birisinde dandik bir resim altı. "72 yaşındaki Zarik Hanım.." İnsan bunu resimaltı diye yazmaya utanır..
Öbür sekizinde o da yok.. Neresi buralar, kim bunlar, ben resimlere niye bakıyorum, belli değil..
Yahu oralara gidip bu fotoğrafları çeken Cem Türkel'den de mi utanmadınız?. Emeğe saygı bu mu?.
Bir de harita var ki açıklama değil, kafa karıştırmak için. Bu bilgi sayar çağında bu nasıl harita?.
Şimdi bir Karabağ var.. KKTC gibi kendi kendisini devlet ilan etmiş. Bir bu Karabağ'ın işgali altında bulunan Azerbaycan toprakları.. Kıbrıs'taki Maraş gibi.. Bir de Ermenistan'dan Karabağ'a giden yol şeridi..
Tabii bir yanda Azerbaycan, bir yanda Ermenistan..
Akşam'ın haritası hiçbir şey açıklamıyor. Yetmezmiş gibi, en kritik yerin üzerine de damga pulu gibi bir yazı bindirmişler ki, millet iyice dağılsın. Allahtan ayni günkü Hürriyet'te bölgenin adam gibi bir haritası vardı da, Nagehan'ın yazısını ona bakarak okuyunca anladım..
Bu nasıl iş İsmail?..
Bu kadar güzel bir gazetecilik olayı, bu kadar şişirme, bu kadar baştan savma, bu kadar dandik nasıl sunulur?
Editör denen adam ne işe yarar?. Genel Yayın Müdürünün adı, dünya medyasında Şef Editör'dür. Sen üzerine düşeni yaptın mı?. O sayfayı hazırlayan editörü, gazeteyi eline alınca, doğduğuna pişman ettin mi?
Nagehan'dan, Cem'den "Emeklerinize kıydık" diye özür diledin mi?.
Okurlardan dilemeyi düşünüyor musun?.. "Sizi adam yerine koymadık, bu şişirme sayfayı elinize verdik" diye?

 

Hıncal Uluç - Sabah