MedyaFaresi MedyaFaresi

HDP’li Paylan: 15 Temmuz’dan sonra OHAL darbesi yapıldı

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 11. Kalkınma Planı görülmelerinde komisyon üyesi HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, geçmiş darbe dinamikleri ve 15 Temmuz darbe girişimiyle yüzleşilmediği için Türkiye’nin özgüvenle ‘bir daha darbe olmayacak’ diyemediğini söyledi.

Eklenme: 16 Temmuz 2019 11:50 - Güncelleme: 16 Temmuz 2019 12:29

Paylan,  “15 Temmuzdan bir ders çıkarabilirdik, o musibetten bir ders çıkarabilirdik ancak 15 Temmuzdan sonra 20 Temmuz OHAL düzeniyle arkadaşlar, maalesef bu dersi çıkaramadık ve maalesef Meclise de darbeler yapıldı, Meclisin itibarı yerle bir edildi” diye konuştu.

Paylan’ın bütçe konuşması şöyle:

GARO PAYLAN (Diyarbakır) –Kalkınma planını 15 Temmuz hain darbe girişiminin 3’üncü yıl dönümünde görüşüyoruz. Öncelikle bu darbe girişimini lanetliyorum ve darbede hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımızı saygıyla anıyorum. Değerli arkadaşlar, darbeler maalesef her zaman Türkiye'nin, ülkemizin ta Osmanlı’dan beri ayağına prangalar vurmuştur.

Ortalama her on yılda bir darbe girişimleriyle karşı karşıya kalıyoruz ve ben son söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim, Türkiye'nin bir milletvekili olarak ben bu salonda olan herkese soruyorum: Herhangi bir milletvekilimiz veya bu salonda bulunan herhangi bir kişi “Darbe dönemleri kapanmıştır.” diyebilir mi? “Darbelerle yüzleşilmiştir, darbelere hesap sorulmuştur ve Türkiye’de bir daha asla darbe olmayacaktır.” diyebilir mi? Bakın, bunu Yunanistan vatandaşları diyebiliyor, defalarca darbe olmuştur, İspanya bunu söyleyebiliyor, Fransa söyleyebiliyor, İtalya söyleyebiliyor. Bu ülkelerde defalarca darbe yaşanmıştır ve şimdi o ülkelerin vatandaşları diyor ki: “Bir daha asla bizim ülkemizde darbe olmaz.” Bunu öz güvenle söylüyor ama biz, ben söyleyemiyorum. Neden? Çünkü darbeyle ve darbe dinamiğiyle etkin bir şekilde yüzleşmedik arkadaşlar ve bu şekilde eğer ki bir suçla etkin bir şekilde yüzleşmiyorsanız o suç tekrarlar.

Umarım ben yanılırım ama geçmiş darbe dinamikleriyle de etkin bir şekilde yüzleşmedik, maalesef 15 Temmuz darbe girişimiyle de etkin bir şekilde henüz yüzleşmedik, umarım bu adaleti sağlarız.

Çok uzatmayayım, 15 Temmuz darbe dinamiğini hazırlayan el de aynı eldi, o karanlık darbeci zihniyetti, toplumun fay hatlarına nifak sokan bir zihniyetti. Biz toplumun fay hatlarına bu nifak sokan zihniyeti defalarca ortaya koyduk, defalarca siyasi iktidarı uyardık, bakın, bir darbe dinamiği devrededir dedik.

Nereden biliyorduk? Geçmiş darbe dinamiklerinden biliyorduk. Suruç’ta bomba patladığında, gelin bu işin üzerine gidelim, bu işin içinde bir oyun olabilir dedik. O günlerde hâlâ barış süreci devam ediyordu, barış sürecini dinamitlemek için Suruç’ta bomba patlatıldı. Bununla ilgili Meclise araştırma önergeleri verdik ama siyasi iktidar bakmadı. Ceylanpınar’da 2 polisimizin öldürülmesi üzerine araştırma önergesi verdik, bu işin içinde bir oyun var dedik, toplumun fay hatlarına nifak sokulmaya çalışılıyor, bir darbe dinamiği vardır dedik, gelin buna bakalım dedik, güldünüz geçtiniz ama o gün barış dinamitlenmişti ve o günden sonra da maalesef binlerce vatandaşımızı kaybettik ve ondan sonra da darbeye yüründü arkadaşlar. Ankara Gar katliamına gelin bakalım dedik, havaalanı saldırılarına kim yol verdi gelin bakalım dedik çünkü Ankara Gar katliamında bombalayan el ile Suruç’u bombalayan aynı eldi, aradan aylar geçmesine rağmen bu eylemleri yapabilmişti ama devlet içindeki o çete bu darbe dinamiğine yol vermişti.

Bunların hiçbirine bakmadık arkadaşlar, hâlâ da bakmıyoruz. Bakın, darbenin hazırlık süreciyle ilgili herhangi bir yargılama yoktur. Darbelerin hazırlık süreçlerine bakılırsa eğer yüzleşilebilir. 2007’deki o darbe dinamiğinin öncesinde Hrant Dink cinayetine gelin bakalım dedik, Rahip Santoro cinayetine gelin bakalım dedik. O cinayetlere bakılabilseydi, Danıştay baskınına bakılabilseydi 2007’deki o darbe bildirisi de olmayacaktı ama maalesef bunların hiçbirine bakamadığımız için ta Babıali baskınından beri süren darbe dinamiği yoluna hep devam ediyor, kötülük yoluna devam ediyor, toplumun içine nifak sokuyor. Maalesef biz siyasetçiler olarak da darbelerle etkin bir şekilde yüzleşemiyoruz, maalesef bazen darbelere de Allah’ın bir lütfu deyip kendi iktidarımızı tahkim etmek için kullanıyoruz, 15 Temmuz darbe girişimi de maalesef bu şekilde oldu arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, darbelerin panzehri demokrasidir, bunda bu sefer mutabık kalalım, bütün darbelerin panzehri demokrasidir. O bahsettiğim Yunanistan, İtalya, İspanya, Fransa darbe dinamiklerinden bu şekilde çıkmıştır. Eğer ki inanın tek adama yetki vermiş olsalardı orada darbeler devam ederdi, kurumlar eğer ki tarumar edilmiş olsaydı Yunanistan’da da bugün darbeler olurdu ama Yunan halkı eğer bugün darbeden korkmuyorsa kurumlarının denge denetim mekanizmaları yüzünden korkmuyor.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, size de soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanını Türkiye'de dengeleyecek, denetleyebilecek herhangi bir kurum var mı? Ben yok diyorum. Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi olarak bunu söylüyorum. Siz şunu vadettiniz “Güçlü Meclis” diye vadettiniz. Bakın, daha önce zaten güçsüzdü, parlamenter sistemde de çok ideal bir durumda değildik, zaten güçsüzdük yürütmeye karşı. İnanın, yeni sistemde son bir yıldır şu Meclise yalnızca ferman gönderiyorsunuz.

Fermanlar yazılıyor, çoğu da bu Plan ve Bütçe Komisyonundan geçiyor,inanın, virgülünü değiştirmeye imtina ediyoruz burada, imtina ediliyor. Bu anlamda pek çok arkadaşımız, iktidar partisi mensupları dâhil, sizin gönderdiğiniz fermanları uygun bulmasalar dahi yürütmenin yasama üzerindeki gücü, tahakkümü yüzünden bunları geri gönderemiyorlar. Torba yasa yöntemini mesela uygun bulmuyoruz. Burada bir kişi desin ki “Torba yasa çok uygun bir yöntem.” Ama bir tane dahi torba yasayı biz size geri gönderemedik. İşte bu anlamda güçsüzüz, sizi dengeleme, denetlemeden yoksunuz. Neden? Çünkü arkadaşlar 15 Temmuz darbesinden sonra bu  Meclise bir darbe daha yapıldı. Bakın, dokunulmazlıkların kaldırılması üzerine bu Meclisin üyeleri o “FETÖ’cü” dediklerimizin kumpaslarıyla hazırladıkları iddianameleri kullanarak maalesef şu andaki yürütme bu Meclisin üyelerini tutukladılar, hapse gönderdiler ve karşılarına ifadeleri dışında hiçbir şey konamadı.

Siyasi önermeleri yalnızca vardı o Meclis üyelerinin “Biz Türkiye'yi şöyle daha iyi yaparız.” demişlerdi, o iddialarla üç yılı aşkın süredir hapisteler. 15 Temmuzdan bir ders çıkarabilirdik, o musibetten bir ders çıkarabilirdik ancak 15 Temmuzdan sonra 20 Temmuz OHAL düzeniyle arkadaşlar, maalesef bu dersi çıkaramadık ve maalesef Meclise de darbeler yapıldı, Meclisin itibarı yerle bir edildi. Yürütmeyi dengeleyeb ilecek birinci kurum Meclis bu hâlde Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Diğer güç ne? Yargı. Değerli arkadaşlar, yargı, daha önce hiçbir zaman demokratik bir yargımızı olmadı, adalet dağıtan bir yargımız olmadı. Bu yüzden yalnızca AK PARTİ’yi suçlamıyorum ama maalesef en karanlık dönemlerinden biri yaşandı.

Yürütmenin yargı üzerindeki vesayeti ve talimatları üzerinden yüründü, rehine siyasetleri yapıldı maalesef ve bu çerçevede yargı da sarayın bir sopası hâline getirildi, bu anlamda yargının da bir denge dene tim gücü kalmadı.

(Turkiyegundemi.com)