ICIJ'in DW Türkçe ile ortak araştırması, sektör stratejisinin hayat kurtaran bir kanser ilacını dünyanın en çok satanlarından birine dönüştürürken birçok hastanın erişimini nasıl zorlaştırdığını ortaya koydu.
Uluslararası bir gazatecilik araştırması, dünyanın en önemli kanser ilaçlarından birinin küresel sağlıkta bir fay hattına nasıl dönüştüğünü ortaya koydu. Buna göre fiyatlandırma sistemleri, patent korumaları ve düzenleyici çerçeveler hayat kurtaran tedavilere kimlerin erişebileceğini belirliyor.
Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından DW Türkçe ve 46 medya ortağıyla birlikte koordine edilen The Cancer Calculus (Kanser Hesaplaması) projesi, 37 ülkeden 124 gazeteciyi bir araya getirdi. Onkologlar, hastalar ve aileleri, avukatlar, düzenleyiciler, eczacılar, ilaç sektörü içinden isimler ve diğerleriyle yapılan yüzlerce röportajın yanı sıra özel fiyat verileri ve patent analizlerine dayanan projede kanser ilacı Keytruda'nın nasıl hem tıbbi bir dönüm noktası hem de eşitsiz erişimin bir simgesi haline geldiğini incelendi.
ICIJ'in medya ortakları ayrıca, 27 ülkede yapılan en az 1.018 bilgi edinme başvurusu aracılığıyla kamu sağlık kayıtlarını, toplantı tutanaklarını ve fiyatlandırma ile geri ödeme verilerini elde etti.
The Indian Express, De Tijd, El País, La Nación ve DW Türkçe'nin de aralarında bulunduğu ortaklar, kanser ilacının etkisinin bölgeler arasında nasıl keskin biçimde farklılaştığını belgeledi. Tedaviyi paylaştırmak zorunda kalan hastanelerden, hayatta kalabilmek için mahkemelere veya bağış kampanyalarına başvuran hastalara kadar çok sayıda örnek incelendi.
Kanser tedavisini değiştiren bir ilaç
ABD'li ilaç şirketi Merck'in ürettiği Keytruda (pembrolizumab), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından ilk olarak 2014 yılında onaylandı. İlaç, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine saldırmasını sağlayan bir immünoterapi sınıfına ait. Şu anda en az 19 tümör türü için onaylı olan ilaç, milyonlarca insanın yaşam süresini uzattı. Bazı durumlarda daha önce ölümcül olan teşhisleri yönetilebilir hastalıklara dönüştürdü.
Ancak aynı zamanda ilaç sektörünün tarihindeki en çok satan ilaçlardan biri haline geldi. Keytruda, 2025 yılında 31,7 milyar dolar satış geliri elde etti. Bu, Merck'in toplam gelirinin neredeyse yarısına denk geliyor. İlaç, piyasaya sürülmesinden bu yana küresel ölçekte yaklaşık 163 milyar dolar gelir sağladı. Bu satışların yaklaşık yüzde 60'ı ABD'den geliyor. Bu arada şirket, hissedarlara yaklaşık 75 milyar dolar temettü dağıttı ve 43 milyar dolarlık hisse geri alımı gerçekleştirdi.
Keytruda'nın küresel genişlemesi son yıllarda hızla arttı. ICIJ'e IQVIA Institute for Human Data Science (İnsan Veri Bilimi Enstitüsü) tarafından sağlanan verilere göre, 2020 ile 2024 arasında satışlar Fransa'da yüzde 232 artarak 2,8 milyar dolara, Brezilya'da yüzde 265 artarak 753,7 milyon dolara, Meksika'da yüzde 491 artarak 137,3 milyon dolara ve Türkiye'de yüzde 584 artarak yaklaşık 100 milyon dolara ulaştı.
Söz konusu akıllı ilaç, ABD'li Merck şirketi tarafından üretiliyorFotoğraf: Chelsea Conrad/ICIJ
ABD'de ilaç fiyatları artmaya devam ederken ABD Başkanı Donald Trump Aralık ayında ilaç şirketlerinin yöneticileriyle bir araya geldi ve maliyetleri düşürme sözü verdi. Şirketler fiyat indirimlerine işaret etse de Merck, Keytruda için herhangi bir indirime kamuoyu önünde taahhütte bulunmadı.
Aynı zamanda tedavi maliyetleri dünya genelinde sağlık sistemleri üzerinde giderek artan bir baskı oluşturuyor. Yıllık tedavi maliyetleri Almanya'da yaklaşık 80 bin dolardan ABD'de 208 bin dolara, Lübnan'da 93 bin dolardan Kolombiya'da yaklaşık 130 bin dolara ve Güney Afrika'da yaklaşık 65 bin dolardan Hırvatistan'da 116 bin dolara kadar çıkıyor. Bu rakamlar varlıklı ülkelerde bile kamu bütçelerini zorluyor.
Birleşik Krallık'ta yapılan araştırmalar, bazı durumlarda Ulusal Sağlık Hizmeti'nin (NHS) Keytruda için fazla ödeme yaptığını gösteriyor. Bir çalışma, bazı akciğer kanseri hastaları için ilaca ödenen tutarın, maliyet-etkin değerinin beş katına kadar çıktığını ortaya koydu.
Fiyatlar, patentler ve güç
Araştırma, Merck'in hâkimiyetini sürdürmek için hem hukuki hem de ticari stratejileri bir arada kullandığını ortaya koydu.
Bunların en önemlilerinden biri, patent sisteminin kapsamlı kullanımı. Gazeteciler, 53 farklı yargı alanında Keytruda ile ilgili en az 1.212 patent başvurusu tespit etti. Araştırmaya göre ilacın ana patentlerinin 2028'de sona ermesi beklenirken devam niteliğindeki patentler piyasa tekelini en az 2042'ye kadar uzatabilir. Bu da daha ucuz alternatiflerin piyasaya girişini on yıldan uzun süre geciktirebilir. ICIJ ayrıca en az 337 "beklemede" patent başvurusu belirledi; bunlar verilirse ilacın hâkimiyetini daha da uzatabilir.
Sektör uzmanları bunu rekabeti engellemek amacıyla oluşturulmuş bir "patent kalesi" olarak tanımlıyor. İlaçların nasıl geliştirildiğine ilişkin eşitsizlikleri inceleyen kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Initiative for Medicines, Access and Knowledge (I-MAK)'in kurucusu Tahir Amin, Merck'in stratejisini tekelini uzatmak ve yüksek fiyatları sürdürmek için "çok yönlü bir patent suistimali planı" olarak nitelendirdi.
Merck ise eleştirileri reddediyor ve başvurularının yeni kullanım alanları, formülasyonlar ve kombinasyonlar dahil olmak üzere süregelen yenilikleri yansıttığını söylüyor.
Araştırma ayrıca, ilacın kullanımını genişletmeye yardımcı olan düzenleyici süreçler ve lobi faaliyetlerinin yanı sıra doktorlar ve hasta gruplarıyla kurulan mali ilişkileri de ortaya koyuyor. Yalnızca ABD'de, kayıtlar Merck'in 2018 ile 2024 arasında sağlık profesyonellerine Keytruda ile ilişkili ödemeler kapsamında yaklaşık 52 milyon dolar ödeme yaptığını gösteriyor.
National Bureau of Economic Research (Ulusal Ekonomi Araştırma Bürosu) için yapılan ABD merkezli bir çalışma, Keytruda gibi doktor tarafından uygulanan kanser ilaçlarının reçete edilmesinin, bir sağlık profesyonelinin bir ilaç şirketinden fon aldıktan sonraki 12 ay içinde yüzde 4 arttığını ortaya koydu.
Merck ise bu tür işbirliklerinin tıp camiasını bilgilendirmeye ve hasta bakımını iyileştirmeye yardımcı olduğunu, hasta örgütlerine sağlanan herhangi bir desteğin reçete kararlarından bağımsız olduğunu belirtiyor.
Keytruda'nın Ar-Ge maliyetinin boyutu da tartışmalı. 2024 yılında Kongre'de verdiği ifadede Merck CEO'su Robert M. Davis, şirketin 2011 ile 2023 arasında ilacın araştırılması, geliştirilmesi ve üretimi için 46 milyar dolar yatırım yaptığını söyledi. Davis, 2.200'den fazla klinik çalışmaya atıfta bulundu ve gelecekteki çalışmalar için 18 milyar dolar daha yatırım planladıklarını belirtti.
Ancak İsviçre merkezli sivil toplum kuruluşu Public Eye tarafından yapılan bir analiz, ilacın Ar-Ge maliyetini yaklaşık 1,9 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Bu, ilacın piyasaya sürülmesinden bu yana elde edilen küresel gelirin yaklaşık yüzde 1'ine denk geliyor. Başarısız klinik çalışmaların maliyetleri dahil edildiğinde bile bu tahmin yalnızca 4,8 milyar dolara, yani toplam gelirin yaklaşık yüzde 3'üne yükseliyor.
Aşırı fiyatlar, şeffaf olmayan sistemler
Keytruda'nın liste fiyatları büyük farklılıklar gösteriyor. Endonezya'da flakon başına (100 mg) yaklaşık 850 dolar iken ABD'de 6 bin doları geçiyor. Bu durum, gizli indirimler ve müzakerelerle şekillenen şeffaf olmayan fiyatlandırma sistemlerini yansıtıyor.