MedyaFaresi MedyaFaresi

Fatih Altaylı'nın transfer listesinde hangi gazeteciler var?

Tabi şimdi Can Dündar'ın ekolüne bakın. Mehmet Ali Birand ekolünden gelir. O ekolün iyi ve kötü bütün özelliklerini üstünde taşır. Yani gazeteciliği ile ticaret adamlığı at başı gider. İşte olay açıklamalar...

Eklenme: 07 Kasım 2007 10:58 - Güncelleme: 30 Mart 2016 20:26

SÜPERPOLİGON: Kanal 1'e anchorman oluyor musunuz?

FATİH ALTAYLI: Bununla ilgili konuşulmuş net bir şey yok. Bana kimse resmen gelip de… Buraya Faruk Bey'i (Bayhan) getirdik. Benim varlığımın etkisiyle geldi. Teklifi ben yaptım. Belki ben olmasaydım da gelmezdi. Şimdi Faruk Bey bana böyle bir şey demedi. Haber sunucularına patronlarla kanal yöneticileri birlikte karar verir genellikle. Turgay Bey'den de bir teklif gelmediyse 'geç haberin başına sun', diye... Ben ne diyeyim şimdi. Yarın 'sun' derlerse ne derim, sunma derlerse ne derim… Bir de yaptığım işlere baktığınızda... Yani her gün haberle uğraşmam lazım. Öğlene doğru geleceğim haber toplantısı; akşama kadar hazırlanacağım… Hergün sakalımı uygun boyda keseceğim. Uykusuz kalmayacağım, 'fit' olacağım. Seyahate gitmeyeceğim… gazeteci seyahat eder devamlı. Atıyorum başbakanla ABD'ye gideceğim. Kuzey Irak'a gideceğim. Ee nasıl olacak bu iş? Benim gazeteciliğim ölür ve sadece anchorman olurum. Çok isteyeceğim bir iş değil. Ama bir yanda da Turgay Bey var. Yarın bana 'Fatih ihtiyacım var, haberleri sen sun' derse  ne yapacağım o zaman? Mecburen sunacağım. Orada karar aslında tamamen Turgay Bey'de.. Turgay Bey'e de son dakikaya kadar 'Ahmet sunsun, Mehmet sunsun derim' yani…

SÜPERPOLİGON: Sizden sonra Kanal D'ye gelen Mehmet Ali Birand'ı nasıl buluyorsunuz?

FATİH ALTAYLI: Gayet başarılı buluyorum. Son derece başarılı.

SÜPERPOLİGON: Peki, şehit sayıları ile ilgili olarak 5'den yukarıda olursa verelim, yoksa vermeyelim gibi yaklaşımı için ne diyorsunuz?

FATİH ALTAYLI: Yani şimdi toplumu germemek için habercilerin bazı önlemler almaya çalışmaları normaldir de bunu sayısal bir yaklaşım içinde kelle hesabı yapmak yanlış. Ben böyle bir şey düşünsem bile söylemeye cesaret edemem.

TUNCAY ÖZKAN'KA KANAL TÜRK PAZARLIĞI

SÜPERPOLİGON: Tuncay Özkan 'Kanal Türk'ü satmadık', diyor. Ama siz 'O dönemlerde el sıkışıldı aldık' diyordunuz. Hangisi doğru?

FATİH ALTAYLI: Medya grubu kurmak için radyoların, gazetelerin ve televizyonların olması gerekiyor. Kanal Türk'teki sıkıntılarından dolayı Tuncay Özkan burayı satmaya çalışıyordu. O bağlamda görüştük. Ama benim olmadığım bir ortamda Turgay Bey'le el sıkıştıklarını biliyorum. Yani benim açımdan baktığımda, el sıkıştıysam o iş bitmiştir. Turgay Bey'in dışında bazı aksaklıklar çıktı. Birincisi Kanal Türk'ün durumu tam da net değil. Bana sorarsanız ben zaten Kanal Türk'ün alınmasına taraf değildim. Çünkü Kanal Türk'ün çok sert çizilmiş formatları var. Sert bir kimliği var. Elbette hepimiz cumhuriyetten yanayız. Elbetteki habercilikten yanayız. Elbetteki gerektiğinde hükümete karşı muhalefetten yanayız ama bir militanlaşma bir siyasi hareketleşme çizgisinde yayıncıların işi olmaz. Olursa bir siyasi hareketin yayını olursunuz. Kanal Türk'ün üzerinde böyle bir imaj var. Bu imaj bir büyük medya kuruluşuyla bağdaşacak bir imaj değil. Ben o yüzden karşıydım. Hatta Tuncay, ben Sabah'tan ayrıldığımda Kanal Türk'te program yapmam için teklif getirmişti. Ben onu da kabul etmemiştim yani o yapı içinde olmak istemedim. Ben Tuncay'dan daha sert muhalefet yapıyorum zaman zaman yazılarımda söylediklerimizde. Ama üslup olarak çok farkımız var.

SÜPERPOLİGON: Kavgalıydınız, Tuncay Özkan ile aranızdaki buzlar nasıl eridi?

FATİH ALTAYLI:  Hürriyet'ten ayrıldıktan sonra gelişen bir şeydi… Tuncay'la bal börek falan değiliz. Ama eskisi gibi birbirimizin yüzüne bakmıyor da değiliz. Ama kankam da değil. Neden olsun? Ben böyle kinleri olan, sonsuza kadar uzatmak isteyen biri değilim. Yani Tuncay vatana ihanet etmemiş; bana karşı yapmış olduğu bazı yanlışlar olabilir ama o kadar büyük bir hatası yoktu bana karşı. Ya da ben ona karşı da değilim. O yüzden de sonsuza kadar da kavga etmem. Dostum değildir. Ama tanıdığım konuştuğum bir gazetecidir. Bir meslektaştır. Buzların yok olduğu diye bir şey yok. Mesafeli bir ilişkimiz var.

Turgay Bey'le el sıkıştılar sonra. Bazı sorunlar oluştu. Tuncay'ın Kanal Türk ile ilgili hukuki durumunun çok net olmadığını gördük. İkincisi Tuncay'ın müşteri kızıştırma hareketi vardı. Tabii bu yanlış değil… Ve o iş bana sorarsan bitti. Bir noktada patronlar ne yapar bilemem ama bitti iş bence…

KANAL 1'İN TMSF DÖNEMİ

SÜPERPOLİGON: Kanal 1 TMSF'nin eline geçtikten sonra neler yaşanmış, devraldıktan sonra nasıl bir tablo vardı?

FATİH ALTAYLI: Kanal 1'i bıraktığımızda ortalama günlük share 3.5 - 4 idi . Sıralamadaki yeri de 6 kanal pozisyonundaydı. Biz bulduğumuzda reytingi 2.5-2 lere kadar düşmüş 10'uncu kanaldı.

Biz bıraktığımızda Kanal 1 in aylık maliyeti 1.2 milyon YTL idi. Geri aldığımızda 3.3 milyon YTL idi. Yani masraflarını 2-3 katına çıkarmış. Buna karşılık reytingileri izlenmeleri düşmüş. O nedenle başarılı bir yönetim olduklarını söylemek mümkün değil. Daha çok eşe dosta program yaptırmışlar.

FATİH ALTAYLI: "İNTERNET SİTELERİNİN EN SEVMEDİÄžİ ADAMIM"

SÜPERPOLİGON: İnternet ve gazeteyi karşılaştırdığınızda en çok hangisini daha yaygın ve etkin buluyorsunuz?

FATİH ALTAYLI: İnterneti çok sevdim. Şimdi geçtiğimiz günlerde bir haber yazdım. 8 erimizin serbest bırakıldığı yolunda. O haberin arkasında duruyorum O haber doğru. (Süperpoligon'un notu: Röportaj askerlerimiz hala kayıpken yapılmıştı) Ben bunu Pazar günü öğlen saatlerinde öğrendim. Saat 16 gibi bu haberi hem kendi internet siteme hem Gazeteport'a koydum. Yani gazetede bunu yapabilmek mümkün değil. İnternette yayınlandığı anda telefonum gece yarılarına kadar susmadı. İnternetteki haberlere erişimin gazetedekilerden daha aşağı olduğunu düşünmüyorum. Erişilmesi gerekenlere erişiliyor.

SÜPERPOLİGON: Medya sitelerinden dertli misiniz hala?

FATİH ALTAYLI: Medya sitelerinden dertliyim. Şu açıdan dertliyim. Dedikodu Bab-ı Ali'de eskiden de vardı. Eskiden Talat'ın Kahvesi'nde vardı. Şimdi medya sitelerinde dedikodu var. Dedikodudan değil şikayetim. Ama gazeteler içerisinde insanların güvenini birbirine eksilten bir ortam oluşturuldu. Gazetelerin yazı işleri toplantısı aile meclisi gibidir. Orada konuştuğunuz şeyler internet sitesine 5 dakika sonra gidiyorsa… Orada küfür de edersiniz, tartışırsınız da… O gergin ortamda. Bunlar sitelere yansıyor. Bence bu bir ayıp. Bu ayıba imza atan arkadaşlar kendilerini bilirler tanırlar yapmamaları gerekir. Bunlar mahrem şeylerdir yazılmamalı. Yani eğer benim evime geldiysen, bu ayrıcalığa sahipsen orada gördüğün mahrem şeyleri anlatamazsın. Bu ayıptır… İnternet sitelerinde en sevilmeyen adamım.

SÜPERPOLİGON: Ama çok tıklanıyorsunuz…

FATİH ALTAYLI: Tamam ama adımı da kullansınlar yazsınlar ama... Atıyorum şimdi bir internet sitesi, bunlarla ben görüşmüyorum. Sabah'ta çalışan bir adamlarını farkında olmadan işten çıkarılmasında… ben çıkarmadım ama engellememişim. Ondan sonra yazıyorlar Sabah'ın tirajları düşüyor, reklam gelirleri azalıyor… Düşmüyor, azalmıyor. Altaylı geldi Hürriyet'le tiraj farkı açıldı, yazıyorlar. Yalan… ayıp.  Yani beni sevmeyebilirsiniz ama neden yalan yazıyorsunuz. Yanlışım varsa yazsınlar. Ama durduk yerde kötüle, imajını boz…

SÜPERPOLİGON: Size medyadaki bazı isimleri sıralayarak, o isim size ne anlatıyor cevaplamanızı isteyeceğiz…

FATİH ALTAYLI: 

Yılmaz Özdil? -Sevmem

Tuncay Özkan? -Siyasete girmesi lazım

Reha Muhtar? -Eğlenceli

Uğur Dündar? -Müthiş bir imaj

Ayşe Arman? -İyi röportajcı

Mehmet Ali Birand? -Onu geçelim sonra düşünelim

Ahmet Hakan? -Yeni dönemin en iyi yazarlarından biri

Fehmi Koru?  -Enteresan biri. Erişemediği her şeye mundar diyor eriştikten sonra ise sesini kesiyor.

SÜPERPOLİGON: Son dönemdeki 'İslami liboş gazeteci' tanımına katılıyor musunuz

FATİH ALTAYLI: Artık böyle tanımlar yapmayı doğru bulmuyorum. Ama şeyler var, sınıf atlamak isteyen tüccar gazeteciler var. Ve birilerine bağlanıp aidayet sağlayıp güç kazanmak isteyenler var. Ama bunlar rüzgar gibidir. Yarın değişirler. Ben bunlara 'samimiyetsiz gazeteci' diyorum. Yani İslami liboş olmaları önemli değil…

"MAHMET ALİ BİRAND VE CAN DÜNDAR'IN GAZETECİLİÄžİ İLE TİCARET ADAMLIĞI ATBAŞI GİDER"

Mesela Can Dündar,  geçmişte bir yazı yazdı. Türkiye'de büyük medyada yazan yazarlar arasında Müslüman olmadığını yazan ilk yazardır. Can Dündar, 'Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman diyorlar…Beni bu rakamdan düşün, ben değilim'

diye bir yazı yazmıştı geçmişte. 

Tabi şimdi Can Dündar'ın ekolüne bakın. Mehmet Ali Birand ekolünden gelir. O ekolün iyi ve kötü bütün özelliklerini üstünde taşır. Yani gazeteciliği ile ticaret adamlığı at başı gider. Hangisinin önde olduğunu anlamazsınız. Padişahlık dönemindeki şairler gibi… methiyeler dizen, belgeseller yapıp karşılığında para kazanan biri. Yani onun için hangisi daha önemli. Yarın bir gün müşterisi olacak bir adamı karalamak mı yoksa onu sürekli kollamak mı? Can, tüccar bence. O ticaret yapıyor.

Mehmet Ali Birand da öyle… Bir yandan anchorman, bir yandan haber merkezinin başında. Bir yandan şirketiyle çeşitli kuruluşlara servis veriyor. Düşünün Altın Portakal'ın basın ve halkla ilişkiler işini yapıyor. Yani orada bir rezalet olsa (ki oldu) Kanal D Haber ne diyecek? Güzel bir şey olsa ne diyecek? Böyle şey olur mu? Koskoca bir haber merkezi asıl parasını başka bir işten kazanan bir adama emanet edilmiş. O adam hala iş yapıyor. Mesela AKP'nin tanıtım işlerini alsa Mehmet Ali Birand'ın şirketi o zaman nasıl olacak. Nasıl güveneceğiz biz bu adamın yaptığı habere?


SÜPERPOLİGON: Mehmet Ali Birand'ı Kanal D için önerdiğinize pişman mısınız?

FATİH ALTAYLI: Ben önermedim. Ben bir liste hazırladım. Cüneyt Özdemir,  Mirgün Cabas, Gürkan Zengin, Uğur Dündar. Mehmet Ali Birand isimleri vardı… yani aklınıza gelen isimleri yazdım listeye. Ama en heveslisi M.Birand çıktı. O dönem Aydın Doğan'ın bulunduğu bir gezide ikna ederek kendisini seçmesini sağladı.

YENİ GAZETE ÇALIŞMLARI

SÜPERPOLİGON: Nasıl bir gazete çıkaracaksınız? Nasıl şekillendireceksiniz?

FATİH ALTAYLI: Yeni gazeteyi tek başına ben şekillendirmeyeceğim. Bunu şekillendirecek olan Turgay Bey… Turgay Bey bir gazete çıkarmaya yüzde yüz kararlı. Alt yapısını fiziki altyapısını kurmakla meşgulüz. 15 gün önce Ankara'da matbaa arazimizi satın aldık. Bu hafta İzmir matbaalarımızı satın alacağız. Adana ve İstanbul arazimizi satın aldık. Turgay Bey'le birlikte yeri buluyor ve alıyoruz. Geçtiğimiz ay iki matbaa fuarı gezdim. Dünyadaki bütün matbaa üreticilerin hepsiyle günler süren toplantılar yaptım yapıyorum. Dünyanın en büyük matbaa şirketiyle çalışıyoruz. Know How'ları var ve danışman olarak onlarla anlaşma yaptık. Bir İsviçre şirketi.  Bize matbaa inşaatı ve matbaa konusunda danışmanlık yapıyorlar. Bu konuda Türkiye'deki en iyi adamları istihdam ettik. Dünyadaki en iyi matbaa teknolojisini getireceğiz. Kimsede olmayan dünyada da bir iki gazetede olan müthiş bir teknolojiyi getiriyoruz. Siparişimizi verdik. Dağıtım şirketi kurabiliriz de kurmayabiliriz de bu önemli değil. Zaten yasal olarak var olan dağıtım şirketleri çıkan gazeteyi dağıtmak zorunda.

SÜPERPOLİGON: Gazete ne zaman çıkar?

FATİH ALTAYLI: Bir yıldan önce olmaz. Bu süreçte Kanal 1 var. Dergilerimiz var. Yeni dergilerimiz olacak. Arkadaşlar görüşmeleri sürdürüyorlar. Dergide Türkiye'nin en büyüğü oluruz.

SÜPERPOLİGON: Emin Çölaşan'ı transfer etmek ister misiniz?

FATİH ALTAYLI: Tabii şu anda bir gazetemiz yok. Ama olduğu zaman bütün iyi yazarlar iyi gazeteciler iyi muhabirler benim listemde olacaktır.

SÜPERPOLİGON: Ya Yılmaz Özdil?

FATİH ALTAYLI: Yani, Yılmaz Özdil'in Hürriyet'le özel bir anlaşması vardır. Ama gazetemde yazsın isterim… Profesyonel bakıyorum. Gelsin evimde kalsın demiyorum ki… Benim gazetemde yazsın, diyorum. İyi bir yazar. Gerçi Hürriyet'e geçtikten sonra yazılarının kalitesinde ciddi bir düşüş var. Çevremden de duyuyorum. Hürriyet yaramadı Yılmaz Özdil'e… ama iyi bir yazar eğlenceli bir yazar. Muhabir bir yazar değil, bir belge bilgi yayınlamaz. Ama onu okuduğunuzda 'aaa şunu öğrendim, neler oluyor' demiyorsunuz. Ama okuduğunuz hoşunuza gidiyor.

SÜPERPOLİGON: Başbakanla görüşüyor musunuz?

FATİH ALTAYLI: Görüşmüyoruz uzun zamandır. Sabah'tan ayrıldığımdan beri görüşmüyoruz.

SÜPERPOLİGON: Bir kırgınlığınız var mı?

FATİH ALTAYLI: Hukuka uymayan herkese kırgınlığım vardır.

SÜPERPOLİGON: Kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

FATİH ALTAYLI: Bir roman yazabilirim ama anılarımı yazmayı düşünmüyorum. Yani Emin Çölaşan'ın kitabı gibi bir şey yazmayı düşünmüyorum.

SÜPERPOLİGON: TMSF sonrası Sabah'ta bir hayli kıyım oldu? Gönderilen isimler için ne diyorsunuz?

FATİH ALTAYLI: Gazeteye değer katanlar gidiyor. İyi gazeteciler, iyi yazarlar iyi muhabirleri kovuyorlar. Son olarak atv Avrupa'nın başındaki Kartal Ergül'ü işinden ettiler. Onu ben Doğan Grubu'ndan almıştım. Sıfır olan gelirleri 10 milyon Avro seviyesine çıkarmıştı. Tamamı kar, masrafsızdı. O gittikten sonra Doğan Grubu'nun o ayağı çökmüştü. Yani onun yerine koyacağınız bir adam yok. Kartal Ergül'ü çıkardılar. Yerine Almanya'yı bilmeyen Almanya'yı görmemiş Mesut Yar'ı getirdiler. Şimdi büyük ihtimalle tarikatlar üzerinden Almanya'da bir pazarlama faaliyeti yürütecekler. Tarikatlara ve AKP yandaşlarına para kazandıracaklar.

Kaynak: Süperpoligon

Etiketler : Fatih Altaylı