MedyaFaresi MedyaFaresi

En büyük medya patronu Fethullah Gülen!!! Fatih Altaylı'dan çarpıcı analiz!!!

"Zaman cemaatin. Bugün cemaatin. Yeni Şafak, Star ve Vakit doğrudan o cemaatin değil ama cemaate olumlu bakıyorlar. Çalık'ın da Gülen'e yakınlığı göz önüne alınırsa geriye bir tek Doğan kalıyor."

Eklenme: 10 Aralık 2007 13:37 - Güncelleme: 03 Nisan 2016 00:22

İŞTE FATİH ALTAYLI'NIN YAZISI

TBMM'de Fethullah Gülen kavgası çıkmış.
CHP'liler, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in Gülen sempatizanı olduğunu söyleyip bağırıp çağırmışlar.
Güldüm.
Türkiye'de Fethullah Gülen sempatizanı olmayan kaldı mı?
Cemaati giderek güçlenince, Gülen hakkında olumsuz konuşan kalmadı.
Buna bilim insanları da dahil.
Ayrıca konuşsanız kim yayınlayacak, kim duyuracak!
Şu anda en büyük medya patronu ne Aydın Doğan, ne Karamehmet, ne de bir başkası.
En büyük medya patronu tartışmasız Fethullah Gülen.
Zaman cemaatin. Bugün cemaatin. Yeni Şafak, Star ve Vakit doğrudan o cemaatin değil ama cemaate olumlu bakıyorlar. Çalık'ın da Gülen'e yakınlığı göz önüne alınırsa geriye bir tek Doğan kalıyor.
Ama o da Gülen'e toz kondurmaz, konduramaz.
Çünkü Zaman'ı Doğan'ın dağıtım şirketi Yaysat dağıtıyor. Az değil, günde 800 bini aşkın gazete.
Geçenlerde cemaatten birine "Artık siz de Merkez Dağıtım'a geçersiniz. Çalık alınca size daha yakın oldu" dedim.
Yanıt ilginçti.
"Zannetmiyorum. Yaysat'tan ayrılmazlar. Doğan'ı karşılarına almak istemezler" dedi.
Hal buyken CHP'liler Milli Eğitim Bakanı'na kızıyorlar.
Milli Eğitim Bakanı Gülen karşıtı olsa kaç para.  Üstelik Gülen de bir nevi Milli Eğitim Bakanı.
Onun da neredeyse bakanlık kadar okulu var.   
 
 
 
Gülen'in sağlık durumu ve sonrası
 
Gülen'den söz etmişken, son günlerdeki tartışmalara değinmeden geçmek olmaz.
Fethullah Gülen, yıllardır ABD'de yaşıyor.
Ancak son günlerde gelen haberlere bakılırsa Gülen'in sağlık durumu pek de iyi değil.
Günlerinin sayılı olduğu söyleniyor.
Geçtiğimiz hafta cemaatten olmayan ama cemaati iyi tanıyan biriyle sohbet ettik.
"Gülen'den sonra yerini kim alacak?" diye sordum.
Öyle ya geleneğe göre, Gülen'in birine el vermesi gerekiyor.
"Zor iş" dedi.
"Zor olan ne? Birini işaret edecek, yerini o alacak" dedim.
"O işler eskidendi" dedi.
Anlattı:
"Senin dediğin eskidendi. Tarikat veya cemaatlerde hoca konumunda olan kişi birine el verir, onu yanı başına oturtur ve bir tür veliahtı ilan etmiş olurdu. Fakat bu kez böyle bir şey olmuyor, olamıyor"
Nedenini sordum.
"Çünkü eskiden bırakılan bir Kur'an, bir seccade, bir post olurdu. Şimdi artık devir değişti. Ortada milyarlarca dolarlık bir şirketler gurubu, yüzlerce okul, büyük para, büyük rant var. Bunu kolayca birine devredemezsin. Zaten o yüzden de Fethullah Hoca'dan sonrası belirsizliğini koruyor. O gücün tamamını alacak birisi ortalıkta görünmüyor" dedi.
"Peki ne olacak. Güç kavgası mı çıkacak?" diye sordum.
"Yok öyle bir kavga çıkmaz. Gülen cemaatinde kavga zayıf ihtimaldir. Kavganın herkese zarar vereceğini bilirler. Daha önce cemaatten ayrılan bir kaç kişi kavga çıkarmaya çalıştı ama olmadı. Kavga çıkmaz ama cemaat parçalı bir yapıya bürünür. Çeşitli kollar çıkar. Eski güçleri kalmaz. Herkes bir yöne sürüklenir" dedi.
"Yani darmadağın mı olurlar" diye meraklandım.
"Hemen değil ama süreç içinde dağılırlar" dedi.
"Peki bunlar kaç kişi?" dedim.
Güldü.
"Aslında o kadar da kalabalık değiller. Fakat eriştikleri veya vehmedilen güçten dolayı cemaattenmiş gibi yapanlar var. Onlara yakın duranlar var. İş icabı Gülenciyim diyenler var. Hepsini katsan 3 milyon falandır" dedi.
Sonra da bir kaygısını dile getirdi:
"Gülen'in sağlık durumu denildiği kadar kötüyse önümüzdeki günlerde sıkıntı çıkar. Düşünsene Gülen'in cenazesi Türkiye'ye getirilirken kopacak kıyameti. Hele bir de cenaze törenini düşün. Düşündükçe içim sıkılıyor" dedi.
Şöyle bir düşündüm.
Benim de içim sıkıldı.  
 

 
İlk defa
 
Fenerbahçe, Galatasaray'ı yendi.
Fazla üzülmedim.
Yok yok, alışkanlık yaptığından değil, yıllardır ilk defa bir savaşta değil, bir futbol maçında yenildiğimiz için.
Son dönemlerde Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynan maçlar futboldan, spordan başka her şeye benziyordu.
Günler öncesinden başlayan gerginlik sahaya ve tribünlere yansıyor, sporcular gladyatöre dönüşüyor, tribünlerde ise taraftarlar değil gözü dönmüş vahşiler oturuyordu.
Bu kez öyle olmadı.
Tribünlerde futbol dışı bir çirkinlik yoktu. Kavga dövüş, abartılı küfür görmedim, duymadım.
Sahada da öyle.
Sıradan bir maçta olabilecek kadar bir gerginlik vardı.
Galatasaray ilk yarı üstündü. İkinci yarıda ise Fenerbahçe farka gidebilirdi.
Fenerbahçe çok iyi bir kadroya, Galatasaray ise çok kötü bir teknik direktöre sahip olduğu için Fenerbahçe kazandı.
Genç hakem Fırat Aydınus da şahaneydi.
Gerilmeden, güleryüzle maç yönetti.
Fukbolcularla konuştu. Teskin etti. Gerektiğinde kartını kullanmayı da ihmal etmedi.
Galatasaray'ın bir penaltısını vermemiş.
Olabilir. Futbol bu. Hata oyunu. Önemli olan hakemin iyi niyetli olmasıydı. Aydınus son derece iyi niyetliydi.
Epeydir Fenerbahçe ile oynadığımız bir maçı keyifle izledim.
Umalım ki, bundan sonra da hep böyle olsun.
Kim kazanırsa kazansın, yeter ki futbol kaybetmesin.
Tabii biz kazansak daha iyi olur o ayrı.
 
 
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
 
Haber olmadan demokrasi olmayacağını anladığımız zaman

fatihaltayli@haberturk.com

Etiketler : fatih altaylı