MedyaFaresi MedyaFaresi

Dolar'daki yükselişte korkutan senaryo: 2018 gibi..

Dolar, Türk Lirası'na karşı 8 seviyesini aşarak haftaya rekorla başladı. Ekonomistler, doların neden yükseldiğini ve TL'deki değer kaybına ilişkin tahminlerini BBC Türkçe'ye yorumladı.

Eklenme: 27 Ekim 2020 14:40 - Güncelleme: 27 Ekim 2020 14:46

Dolar, Türk Lirası'na karşı 8 seviyesini aşarak haftaya rekorla başladı.

Böylece Türk Lirası dolara karşı değer kaybını 10. haftaya taşıdı.

Gün içinde Türk Lirası'nın dolara karşı yüzde 1,5'e yakın değer kaybetmesi, gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek değer kaybı yaşayan para birimi olmasına yol açtı.

TL'nin dolara karşı yaşadığı değer kaybında geçen hafta Merkez Bankası'nın (TCMB) piyasa beklentisinin aksine politika faizini yükseltmemesinin etkisi var.

Diğer yandan ABD ve Fransa ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim ile Dağlık Karabağ'daki çatışmalar da kurun yükselişinde rol oynayan etmenler.

Yılın başından beri yüzde 25 değer kaybetti

Piyasa uzmanları ve analistler kurun 8 seviyesini kritik bir eşik olarak değerlendiriyordu.

Capital Economics'ten gelişmekte olan piyasalar ekonomisti William Jackson, 8 seviyesinin psikolojik bir önemi olsa da ekonomi açısından büyük bir fark yaratmadığını söylüyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Jackson, "TL'nin kaç haftadır değer kaybettiğine bakarsanız bu sürecin uzun olduğunu görebilirsiniz.

Ancak aslında düşüşü o kadar da dramatik değil; ağustos ayının ortasından beri dolara karşı yüzde 10 değer kaybetti. 2018 krizinde çok daha fazla ve hızlı bir şekilde düşmüştü" dedi.

TL, bu yılın başından beri dolara karşı yüzde 25 civarında değer kaybetti.

'Türkiye tekrar bir 2018 krizini yaşayabilir'

Merkezi Londra'da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash ise TL'nin değer kaybetmesinde Merkez Bankası'nın yanlış politikalarının rol oynadığını söylüyor.

2018 yılında yaşanan kur krizinin tekrarlanabileceğini söyleyen Ash, "Tek soru, 2018'den daha iyi mi yoksa daha kötü mü olacak" yorumunda bulunuyor.

Düşen rezervler ve faiz

BBC Türkçe'ye konuşan ekonomist Arda Tunca'ya göre de Türkiye'nin uzun zamandır kur ataklarına alışık olmasının temelinde yanlış yönetilen para politikası var.

Ekonomistlere göre bu durum özellikle son dönemde kendini faiz tarafında gösterdi

TCMB Para Politikası Kurulu 22 Ekim'de politika faizi olan bir haftalık repo faizini %10,25'te sabit tutmuş, geç likidite penceresi faizini ise yüzde 13,25'ten 14,75'e yükseltmişti.

TCMB ayrıca bu yıl TL'nin dolara karşı değer kaybetmesini engellemek için rezervlerini sattığı için de eleştirildi.

Reuters'ın haberine göre TL'nin değer kaybını önlemek için kamunun 120 milyar doların üzerinde döviz arzı yapması rezervlerde yaşanan düşüşü tetikledi.

'Ağırlıklı olarak politik riskler'

Ekonomist Tunca, 26 Ekim Pazartesi yaşanan kurdaki yükselişi ise ağırlıklı olarak hafta sonu ortaya çıkan politik risklere bağlıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu yaptığı konuşmasında, "Macron'un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var" demişti.

Bunun üzerine Fransa Türkiye'deki büyükelçisini geri çağırdı.

Erdoğan pazartesi günü yaptığı açıklamasında ise Fransa menşeili ürünlerin boykot edilmesi çağrısı yaptı.

Diğer yandan ABD seçimlerine dair yapılan kamuoyu yoklamalarında Demokrat Parti adayı Joe Biden'ın önde gitmesi, ABD'nin Türkiye'ye yaptırım uygulaması ihtimalini artırması açısından da piyasalar açısından riskli bulunuyor.

Erdoğan konuyla ilgili hafta sonu yaptığı bir konuşmasında, "Bazı Amerikalılar çıkıyor, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i arıyor. Diyor ki, biz sizin yanınızda kim var biliyoruz, Erdoğan var, Türkiye var. Biz Türkiye'ye de yeri gelirse yaptırım uygularız. Sen kiminle dans ettiğinin farkında değilsin. Yaptırımın neyse geç kalma yap" demişti.

"Sorunlu krediler 2021 için ufukta"

Kurun yükselmesi, en çok özel sektörün ve kamunun döviz cinsinden borçluluğu açısından risk teşkil ediyor.

Ekonomist Arda Tunca, 2018'den beri şirketlerin kredi borçlarını düşürmesine rağmen yine de Türkiye'nin bir döviz borcu sorunu olduğunu vurguluyor.

Tunca'ya göre bu borcu bankacılık sistemi yüklenmiş vaziyette:

"Bazı bankalar neredeyse yüzde 40'ın üzerinde yabancı para cinsinden kredi verdi. Kur yükseldikçe birinci olarak şirketlerin yüksek borçluluğu devam ediyor, ikinci olarak da bankaların bu borcu verdikleri kredilerin karşılığını nasıl alacağı sorunu ortaya çıkıyor. Sorunlu krediler konusu 2021 için ufukta gözüküyor.

Yabancı yatırımcı Türk varlıklardan çıkıyor

Ekonomist Tunca, bugün yaşanan kurdaki yükselişin geçmişe göre önemli bir farkının ise cari açık olduğunu söylüyor: "Türkiye geçmişteki krizlerde hep bir cari fazla verirdi, şimdi ise döviz borcunu eritti; ama cari açık var. Bu bir de yüksek borçluluk döneminde yaşanıyor, bunu nasıl yöneteceği önemli".

Ekonomist William Jackson da dış ticaret açığı ve turizm gelirindeki düşüşe paralel olarak dış borcu yüzünden Türkiye'nin yabancı para akışına bağımlı olduğunu vurguluyor.

Bu yüzden Jackson'a göre yabancı para akışının durması ve dış politikadaki olumsuz gelişmeler, kuru daha da kırılgan bir yere konumlandırıyor.

Bloomberg'in verilerine göre yabancı yatırımcılar bu yıl 13,3 milyar dolar değerinde Türk hisse senedi ve tahvili sattı.

Kur daha da yükselir mi?

Analistlere göre kurun yükselişini sona erdirecek bir gerekçe ortada yok.

Ekonomist Jackson, TCMB'nin faizleri keskin bir şekilde artırmaması takdirinde TL'deki değer kaybının devam edeceğini söylüyor.

Timothy Ash, Türkiye'nin daha iyi bir para politikasına ihtiyacı olduğunu belirtiyor: "TCMB'ye duyulan piyasa güveni ortadan kalkmış vaziyette. Geçmişte faiz artırımını zamanında yapamadıklarını gösterdiler; bunun yükünü de TL çekiyor."