MedyaFaresi MedyaFaresi

CHP'li Tanrıkulu: 90'lı yıllardaki faili meçhul karanlığında Ceren Özdemir gibi arkaya bakıyorduk

Medyafaresi.com özel haber- CHP İstanbul Milletvekili, insan hakları savunucusu Sezgin Tanrıkulu, 20 yaşındaki Ceren Özdemir’in katiline attığı o bakışın anlamını siyasi tarihin karanlık bir sürecinde yaşananlarla aktardı.

Eklenme: 09 Aralık 2019 21:58 - Güncelleme: 09 Aralık 2019 22:13

Hülya Karabağlı / Medyafaresi.com özel haber

1990’lı yılların ‘faili meçhul’ karanlığını Diyarbakır’da avukatlık yaptığı dönemde birebir yaşayan CHP İstanbul Milletvekili, insan hakları savunucusu Sezgin Tanrıkulu, 20 yaşındaki Ceren Özdemir’in katiline attığı o bakışın anlamını siyasi tarihin karanlık bir sürecinde yaşananlarla aktardı.

“1990’lı yıllarda, insanlar sokakta arkasından gelen bir kurşunla veya bir bıçakla hayatlarına son verilirdi, kadınların arkasından gelen insanlar özellikle Hizbullahçılar kezzap atarlardı” diyen Tanrıkulu, “İkide bir arkamıza bakıyorduk dolayısıyla manyak olduk” dedi.

Tedirginliği aşmak için kendi aralarındaki bir sohbette, “Sanayi'ye gidelim, omuza takılan çift dikiz aynası yaptıralım insanlar bu şekilde gezsinler önerisinde bulunmuştum" dedi. Tanrıkulu, böyle bir şey yapılırsa toplumda farkındalık yaratılabileceğine işaret ediyor.

Sezgin Tanrıkulu, Medyafaresi.com'un tedirginlik nedeniyle günlük hayatlarında daha çok ‘arkaya bakmak’  durumunda kalan kadınların durumuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kadınlar günlük hayatlarında böyle bir tedirginlik yaşıyor”

Ceren’in bakışları hepimizin yüreğine, hafızasına kazındı. Kadınların günlük yaşantılarında böyle bir tedirginlik yaşadıkları da doğru. Ceza yasasında bu hareketleri cezalandıracak bir düzenleme maalesef yok. Ceren’in bu bakışı bana şunu hatırlattı. ‘Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler’ diye bir tiyatro eseri var. O eserde canlandırılan karakterlerden biri de bendim.

1990’lı yıllarda, insanlar sokakta arkasından gelen bir kurşunla veya bir bıçakla hayatlarına son verilirdi, kadınların arkasından gelen insanlar özellikle Hizbullahçılar kezzap atarlardı. Her gün arkasından kurşunla vurulan, darp edilen insanların haberleriyle mutlaka karşılaşırdık.

“İki de bir arkaya bakmaktan manyak olduk”

Diyarbakır’da avukatlık yapıyordum, Diyarbakır Barosu Genel Sekreteriydim. Baro da arkadaşlarla kendi aramızda şöyle konuşuyorduk. Yürürken kenara çekiliyoruz, arkamızdan gelen insan önümüze geçsin diye bekliyoruz,  hava güneşliyse ve adamın gölgesi düşüyorsa yine sağa sola çekilip  yol veriyorduk. İki de bir arkamıza bakıyorduk dolayısıyla manyak olduk.

Tedirginliği gidermek için ne yapabiliriz diye sohbet ederken ben arkadaşlara şunu önermiştim. “ Sanayiye gidelim,  omuza takılan  çift  dikiz aynası yaptıralım insanlar bu şekilde gezsinler diye. O zaman bunu arkadaşlara bir espri olarak söylemiştim, omuzlarına ayna takılarak gezsinler diye, böyle bir şey yapılırsa bir farkındalık yaratılmış olur.

 O zamandan bu zamana faili meçhul cinayetler, kadın cinayetlerinde bir yol alamadık. Dayanışmayı mücadeleyi artırmak etkili bir biçimde cezasızlıkla mücadele etmek lazım.

Tiyatro oyunu ne anlatıyor:

“Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler” oyununda tecrit, kadın cinayetleri, tecavüz, işkence, din sömürüsü, çocuk işçiler, anadil ve çevre eylemleri gibi konularda, dünyanın farklı ülkelerinde ve Türkiye’de baskılara, insan hakları ihlallerine uğrayanların gerçek hikayeleri anlatılıyor. Oyunda  canlandırılan karakterlerinden biri Sezgin Tanrıkulu’nun hayatından bir kesit.

Medyafaresi.com