CHP’li Bekaroğlu Karadeniz’de yağmayan yağmurdan da AKP’yi sorumlu tutunca…

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2020 yılı bütçesi ibra edilen Tarım ve Orman Bakanlığı müzakerelerine CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun Karadeniz isyanı damgasını vurdu.

Eklenme: 14 Kasım 2019 11:15 - Güncelleme: 14 Kasım 2019 11:19

AKP hükümetlerinin geldiğinden beri neoliberal sistemin taşeronluğunu yaptığını belirten Bekaroğlu, “Dağları, ormanları, dereleri yok ediyor sizin bu neoliberal politikalarınız değerli arkadaşlarım. Şimdi, Karadeniz’de üç haftadan beri -kasım ayında- hiç yağmur yağmıyor. Böyle bir şey görülmemiş” deyince AKP’li Cemal Öztürk, şaşkınlığını “Yağmuru da bizimle…”, Komisyon başkanı da, “ Bize niye soruyorsun? Allah…” sözleriyle dile getirdi.

Bekaroğlu, AKP kanadından  gelen tepkilere aldırmadan konuşmasını, “Cenab-ı Allah, kader; ilgisi yok, sizin doğaya yaptığınız müdahaleler dolayısıyla bunlar oluyor, HES’leriniz bunlara sebep oluyor, yeşil yolunuz bunlara sebep oluyor, vahşice Karadeniz’in ormanlarına, yaylalarına, denizlerine, kıyılarına saldırmanız bunların sebebi” diye devam ettirdi.

"Yeşil yol ne demek? Niye yaylaları birbirine bağlıyorsunuz? Yaylalara bir şey yapacaksanız yollarını ıslah edin. Ayder ve Uzungöl'ü görmüyor musunuz? Kitle turizmi Karadeniz’de olur mu? Bu cinayettir, bunu nasıl görmezsiniz? " diyen  Bekaroğlu’nun  bütçe komisyonu konuşmasından bazı bölümler şöyle:

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) –Bakın, çiftçiyi yok kabul ediyoruz. Türkiye’de çiftçi yok. Gıda şirketlerinin egemenliği piyasada var. Nasıl esnafı zincirler yok ediyorsa, gıda şirketleri de çiftçileri yok ediyor. Sizin –biraz sonra değineceğim- destek uygulamalarınız filan da -şimdi yeniden değişecekmiş, Sayın Bakana da soracağım onu, stratejisi değişecekmiş- o büyükleri destekliyor. Büyüğü seviyorsunuz, küçükten nefret ediyorsunuz. Hâlbuki küçük güzeldir, iyidir. Siz, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri geldiğiniz günden beri bu neoliberal sistemin taşeronluğunu yapıyorsunuz bu ülkede. Yani inançlar , dünya kadar gürültü çıkan kavgalar, değerler, yerlilik, millîlik filan var yabunların hepsi laf, hamaset değerli arkadaşlar, bunlar araç. Siz esasen bu büyüklere hizmet ediyorsunuz. Uyguladığınız bütün politikalar bu. Gıda krizi, kuraklık falan ilgisi yok değerli arkadaşlarım, temelinde tamamen tarım ve gıda şirketleri ve onlarla iş birliği yapan siyaset var, siz varsınız değerli arkadaşlarım.

Şimdi duyuyoruz ki bu destek politikaları, mazot falan; onlar da kalkacak, performansa göre… Ne performansı kardeşim? Aynen mahalle bakkalını zincirlerle yarıştırmak gibi performans. Performansınız batsın, insanımız yok oluyor insanımız! Hangi performans? Performansı şirketlerle değil kooperatiflerle kurun. İşçileri birleştirin, kooperatifler yapın, onlarla kurun.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Onlarla yapmıyorsunuz, niye yapmıyorsunuz? Çünkü siz büyükleri seversiniz, çünkü sizin ilişkileriniz bunlarla beraber. Ne diyorsun Sayın Başkanım? Nasıl konuşacağımı mı anlatacaksın? Konuşuyorum, sustur bunları da konuşmaya devam edeceğim.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Ya bak da böyle ters bakma, konuşacağım. Bakın, değerli arkadaşlarım, sizin bakanınız muhalefet edeni terörle bir andı, ondan sonra da “Muhalif yazarları cezalandıracak bir sistem getireceğiz.” diyorsunuz. Bu baskıyla burada konuşuyoruz. Hayır değerli arkadaşlarım, korkmuyoruz.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bu ülkede korkmayan insanlar var, korku duvarları falan yıkılmıştır.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, bakın, devam edeyim lütfen ya, lütfen bir devam edeyim. Bakın, çiftçisi olmayan, esnafı olmayan bir millet, millet olamaz.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın vekilim, bir dakika, rica ediyorum. Bakın, çiftçisi olmayan, esnafı olmayan…

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Ya bir dinleyin kardeşim, ne hoşuma gidiyor ya? Başkanım, baştan beri konuşamıyorum ya. Niye uyarmıyorsunuz Başkanım? Yapmayın, gözünüzü seveyim.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bakın, işçinin, memurun durumunu söyledik. Özellikle esnaf ve çiftçisi olmayan, yok edilen, ufalanan bir millet bu topraklarda tutunamaz değerli arkadaşlar, böyle bir millet olmaz. Dağları, ormanları, ovaları, dereleri olmayan ülke de ülke değildir değerli arkadaşlar. Siz bu neoliberal politikalardan dolayı her şeyi metalaştırmak, her şeyden bir şey çıkarmak, yağ çıkarmak, para çıkarmak için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Ne toparlaması? Konuşacağım daha.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Ne toparlaması? Konuşacağım daha. Dağları, ormanları, dereleri yok ediyor sizin bu neoliberal politikalarınız değerli arkadaşlarım. Bakın, size birkaç tane örnek vereceğim. Şimdi, Karadeniz’de üç haftadan beri -kasım ayında- hiç yağmur yağmıyor. Böyle bir şey görülmemiş, insanlar panik “Ne oldu?” falan diyor.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Yağmuru da bizimle…

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Meteorolojiye baktım, üç hafta daha yağmayacak yani bir buçuk ay Sayın Bakanım. Ya ne oluyor, bu nasıl bir şey?

BAŞKAN – Bize niye soruyorsun? Allah…

BEKAROĞLU–  Cenab-ı Allah, kader; ilgisi yok, sizin doğaya yaptığınız müdahaleler dolayısıyla bunlar oluyor, HES’leriniz bunlara sebep oluyor, yeşil yolunuz bunlara sebep oluyor, vahşice Karadeniz’in ormanlarına, yaylalarına, denizlerine, kıyılarına saldırmanız bunların sebebi. Her şeyi didikliyorsunuz “Bir şey çıkar mı, üç kuruş çıkar mı, beş kuruş çıkar mı, buradan ne alınabilir?” Bunu yapıyorsunuz değerli arkadaşlarım. Bakın, HES Karadeniz’i kuruttu. “Can suyu” falan diyorsunuz. Ya, can suyu olur mu? Derede akan suyun tamamı candır, o su olmazsa Karadeniz’de can olmaz, canlı olmaz değerli arkadaşlarım. Niye bunu görmüyorsunuz ya? Hepiniz namaz kılıyorsunuz, biliyorum, mescitte falan görüyorsunuz, ya Allah’ın karşısına çıkınca bunları düşünmüyor musunuz? Bilmiyor musunuz ki karıncalarla, kurtlarla, kuşlarla, hepsiyle beraber bu suda ortağız, bunu bilmiyor musunuz değerli arkadaşlar?

ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Sayın Bekaroğlu, Allah aşkına...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bilmiyorsunuz! Para var ya, bunu size unutturdu değerli arkadaşlarım.  Bakın “Karadeniz’i turizme açacağız.” falan dediniz. Ya arkadaşlar, Karadeniz’de turizm olur Sayın Bakanım ama düşük yoğunlukta bir turizm olur. Ne yapıyorsunuz? Samsun’dan girerek Sarp’a kadar yeşil yol ne demek değerli arkadaşlarım?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Niye yaylaları birbirine bağlıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, iki dakika da doldu, bir dakika daha veriyorum, toparlayın lütfen.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Bir zahmet iki üç dakika daha ver ya, konuşamadık ki.

Bir şey yapacaksanız Karadeniz yaylalarına, yayla yollarını ıslah edin. Ya böyle bir şey olmaz! Yaylacılıkta ben giderim orada hayvanlarımı bırakırım, o her tarafta otlar. Şimdi, hangi yayladan kim gelecek, k im götürecek belli değil. Bu yanlıştır. Ya siz Ayder’i ve Uzungöl’ü görmüyor musunuz? Kitle turizmi Karadeniz’de olur mu? Bu cinayettir, bunu nasıl görmezsiniz? Sayın Bakanım, siz de yazılar yazdınız; imar affı çıkardılar.

Medyafaresi.com - Ankara