Cengiz Çandar'dan sert eleştiri! Başbakan keyfileşti, otoriterleşti..

Öğrenci evleri tartışmasında en sert yazılardan biri Radikal Gazetesi yazarı Cengiz Çandar'dan geldi. İşte Cengiz Çandar'ın Erdoğan'ı hedef olan o yazısı..

Eklenme: 07 Kasım 2013 12:11 - Güncelleme: 23 Mart 2016 01:54

Çengiz Çandar tartışmayı Erdoğan\'ın kişiliği ve değişimi üzerine oturttu. Eleştirileri hem ağır hem kızdıracak türden oldu.

İşte Cengiz Çandar\'ın yazısından bir bölüm;

Başbakan’ın son ‘kaba devletçi’ çıkışı üzerine Radikal’de dün Eyüp Can “Zina tartışması geri mi geliyor?” diye sormuştu. ‘Zina tartışması’ ortaya atıldığında, Türkiye, ‘tam üyelik müzakereleri’nin başlaması için AB’den gün almaya uğraşıyordu. Başbakan’ın ‘muhafazakâr’ zihninden üreyen tartışmanın AB çevrelerinde sıkıntı yarattığı gözlendi ve pragmatizminde sınır tanımadığı izlenimini veren Tayyip Erdoğan geri basmış, ‘zina tartışması’ da kendiliğinden son bulmuştu.

O dönem, Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık koltuğuna tam yerleşemediği, iğreti oturduğu ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin ‘askeri vesayet’ten kurtarılabilmesi ve AK Parti iktidarının meşruiyet alanını sağlamlaştırabilmesi için ‘AB garanti belgesi’ne ihtiyaç duyulan günlerdi.
Yani, ‘iktidar dürtüsü’, Tayyip Erdoğan’ın fikrini değiştirtmedi ama geri bastırdı. Geri adım attırdı.

Şu andaki tartışma farklı. Tayyip Erdoğan’ın seçime doğru ilerlediği, seçime giderken, ‘şahsi iktidarı’nın güvencesini ülkenin kutuplaşmasında ve böylece kamuoyunun bölünerek, kendi altını sağlamlaştırmakta bulduğu bir dönemdeyiz. Haziran 2011 seçimlerinde elde edilen yüzde 50’lik destek, Tayyip Erdoğan’a yaramadı. Tam tersine, ‘siyasi oyunu’nu yüzde 50-yüzde 50 üzerinden kurgulamayı benimsemesine yol açtı. Yüzde 50 kendine, geri kalan yüzde 50, her renkten geri kalan herkese.

Bu kafa yapısı nedeniyle, Gezi gibi mükemmel bir Türkiye’yi daha geliştirecek bir demokratikleşme fırsatını heba etti. Gezi’ye birlikte sertleşti. Sertleşikçe, dış ve iç politikada ‘mezhepçilik’ten iç politikada ‘kendisi ve diğerleri’ ayrımını yapacak kadar keyfileşti ve otoriterleşti.
Nitekim, son tartışmada, pek özel bir marifeti olmayan danışmanını ve ‘muhafazakâr-dindar’ dünyanın ‘Bülent Abi’si’ni bile açığa düşürmeyi dert edinmedi.

Yıllar öncesiyle bugün arasındaki çok ‘temel fark’, Tayyip Erdoğan’ın ‘muhafazakârlık’ ya da ‘muhafazakâr demokrat’ pozisyon üzerinden hareket etmekten ziyade, şahsi bakış açısını ve yaklaşımını ‘devlet gücü’yle yürürlüğe koyma eğiliminin yansımasıdır.
Yani, ‘zina tartışması’ döneminde ‘devlette yer tutmaya çalışan’ Tayyip Erdoğan’dan ‘devlet’i kendisine ‘hasım bellediği’ herkese ve her şeye karşı kullanma eğilimindeki bir Tayyip Erdoğan’a evrilmiş durumdayız.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız...