Abone Ol

Çapamag ekibi İzzet Çapa'ya nasıl isyan etti?

Twitter'da yaptığı bomba açıklamalarla magazin gündemini sarsan Erol Köse, İzzet Çapa'ya konuştu. Ama Çapamag ekibi bu işe biraz kızdı. İşte o röportaj...

Çapamag ekibi İzzet Çapa'ya nasıl isyan etti?

Erol Köse: "Şimdi ben Hadise’ye ’obez’ dedim de ne oldu. Herkes karşı çıktı. 2 - 3 gün sonra bikinili fotoğrafları yayınlandı. Bütün görüntülerde löp löptü. Löp löp selülitler, her şey ortaya çıktı."

Hadise’den Erol Köse’ye obez cevabı

Ayşe Arman hakkında Köse’den şok iddia

İsyaannn, isyan, isyaaaannnn...

Jack London’un ’Gemide İsyan’ı kadar olmasa da artık isyan edip, dümeni ele geçirme vakti geldi...
Hadiyin Çapamag Kabilesi, yönetimi ele geçiriyoruz...
Yönetim dediysek, öyle her şeyin yönetimi değil elbette...
Yoksa ödümüz patlar patronumuz İzzet Çapa’dan...
Kolay mı öyle, ondan habersiz bir şeyler yapmak...
Anamızdan doğduğumuza pişman eder, emdiğimiz sütü burnumuzdan getirir alimallah...
Sadece ve sadece, biz de birazcık kendimizi göstermek istiyoruz...
Adam, medyada aldı yürüdü...
Herkes onu konuşuyor, herkes onu okuyor...
Bizden bahseden yok...
Halbuki çorbada bizim de tuzumuz var...
Ne yani, siz bütün bu röportajları İzzet Çapa’nın tek başına yaptığını mı sanıyordunuz...
Yok öyle şey...

Hülya Avşar Saadettin Saran’a büyü yapıyordu

Haluk Bilginer Zuhal Olcay’ı dövüyordu...

Biz de Çapamag Kabilesi olarak, her daim onunla birlikteyiz...
Önceki gün yayınlanan Erol Köse röportajında da yine yanındaydık..
Yani hep birlikte yaptık o güzelim söyleşiyi...
İlk bölümünü de okumuşsunuzdur...
İnanılmaz ilgi çekti, müthiş bir etki yarattı...
Bu ilgi üzerine bizler de soluğu yanında aldık...
Dedik ki İzzet Çapa’ya; "Patron, yarın hangi bölümü yayınlıyoruz?"...
Ne dese beğenirsiniz...
Çok yorulmuşmuş, şişmişmiş, haftada bir bomba yetermiş, artık rahat bırakılmak istiyormuş...
Gerisini canı ne zaman isterse o zaman yayınlatacakmış...
Bunu duyunca, bütün Çapamag kabilesi olarak içimizden ’HADİ ORADAN’ demişiz meğer...
Ne zaman ki aramızda konuştuk, o zaman anladık hepimizin içimizden ’HADİ ORADAN’ dediğimizi...
Tabii ki içimizden diyeceğiz...
Yoksa haddimize mi düşmüş, sevgili patronumuza ’HADİ ORADAN’ demek...
O bizim velinimetimiz...
Böyle diyoruz ama bir yandan da uyumasını bekliyoruz...
Hani çok yorulmuş ya, hani şişmiş ya, birazdan uyur nasılsa diyoruz..
Bir ara korktuk, patron hepimizi uyutacak diye...
Neyse ki uyudu, demek ki gerçekten yorgun ve uykusuzmuş...
Onunla birlikte biz de yutmuşuz ya sahnenin, pardon gazetenin tozunu, bizim de kurtlarımız kıpır kıpır...
Damarlarımnıza işlemiş artık gazetecilik ruhu...
Röportajın geri kalan kısmını yayınlatmazsak, uyku haram bize...
Patronun keyfini beklersek, röportaj eskir, yüzüne bakan olmaz...
Öğrendik ki gazetecilikte ’taze haber’dir esas olan...
O yüzden, mışıl mışıl uyuyan ve siyah beyaz rüyasında yeni açacağı mekanı gören patronumuz İzzet Çapa’nın bilgisayarına girdik ve Erol Köse’yle hep birlikte yaptığımız röportaja ulaştık...
Ve de ’Çapamag Kabilesi’ farkıyla yayınlıyoruz röportajın geri kalan kısmını...
Bu arada, etrafta konuşuluyormuş, Erol Köse röportajı ’asparagas’mış diye...
Eee, milletin ağzı torba değil ki büzesin...
Bizim de birebir şahit olduğumuz röportaja...
Erol Köse diyor ki; diyerek başlıyoruz...

- İbrahim Abi yanına çağırmış, yarın 4’te onun yanına gidiyorum.

- Aaa siz sever mıisiniz birbirinizi?
- Severiz de çatıştığımız noktalar da var. Ben İbrahim Bey’in vurulmasından önce, onu mahkemeye verip tazminat davasını kazandım. 500 bin dolar gibi yüklü bir para bahsettigim.

- Bayağı yüklüymüş, güzel para.
- Bu olay da şöyle oldu. Bir gün geldi bana dedi ki ,o zaman Ebru Yaşar onun sanatçısı; ’Ben müzik şirketini kapatıyorum al Ebru Yaşar senin olsun’...

- Ne güzel, Ebru Yaşar’ı size vermiş işte...
- Ama kazın ayağı öyle değil. İbrahim Bey’in de ben de çok büyük hatırı var. Ben de ’Tamam Abi’ dedim.  ’Yeşillenirim’ albümune başladım. Sonra bir gün Ebru’yla papaz olmuşlar. Bir baktım mahkemeden kağıt geldi. Ebru’yu da beni de mahkemeye vermiş, ’Vay siz benim sanatçıma nasıl albüm yaparsınız’ diye. Ben de bir dellendim. Daha önceden İbrahim Tatlıses’e iki albüm yapmıştım. Avukata dedim ki kontratı didik didik incele mutlaka bir açık bul. İbrahim Bey’i mahkemeye vereceğim dedim...

- Avukat buldu mu açığını peki?
- Buldu, buldu, bulmaz mı?.. Sıkı incelenirse, herkesin bir açığı mutlaka bulunur.

- Neymiş, İbrahim Bey’in açığı?
- Bir baktık, benimle olan sözleşmesi bitmeden 37 gün önce kendisine yeni bir albüm yapmış. 37 gün, 37 gündür abi. Telif hukukuna göre sözleşmenin bitmesine 1 saat bile kalsa böyle bir şey yapamaz. Sonra mahkeme oldu ben de yaklaşık 500 bin dolara yakın bir para kazandım.

- Peki tahsil ettiniz mi parayı İbrahim Bey’den?
- Yok, ondan sonra bu talihsiz olay oldu. Tabii biz de bloke ettik, icra filan yollamayı kabul etmedik. Onun dışında avukatı aradı beni, tabii benim onu da çok sevdiğimi biliyor. Zor günlerimde hep yanımdaydı. Ben de dedim ki kulaktan kulağa oynamayalım, bunlar önemli değil. Ben İbrahim Tatlıses’i ziyaret edip sağlık durumunu bizzat görmek istiyorum dedim. Çünkü ben doktorum ve tecrübelerim var. O da sağolsun, herkesi kabul etmiyor ama beni kabul etmiş. Yarın 4’te yanında olacağım inşallah...

- Seviyorsunuz yani Tatlıses’i?..
- Valla, tarih, bu coğrafyada birisinin ismini yazacaksa o adamın adı İbrahim Tatlıses’tir...

"BANA GÖRE DİŞİ İSMAİL YK’SIN"

- Şimdi gelelim Hadise olayına. Hadise’yle aranızda bir hadise var galiba?..
- Hadise ile ilgili yazmaya twitter’a girmeden önce başladım. Dedim ki bu olayı gündeme getirmek lazım.

- O zaman baştan soralım, iş teklif ettiniz mi?
- Hayır o bana teklif etti. Zaten onu anlatacağım. Ama önce şu obez olayını bir açığa kavusturayım.

- Ha, evet, Hadise’ye ’obez’ demiştiniz...
- Evet, öyle. Altın Kelebek ödüllerine gittim. Zaten o görüntüler internette de çıktı. 2 sıra yanımda S. Can oturuyordu. Bir baktım S. Can, bizim Hadise’den çok zayıf. Sahnede bir Hadise var (kollarını iki yani açıp ’böyle’ diyor) ve dansediyor. Ne danslar belli oluyor, ne de sahne... Bir de ruj sürmüş, dişlerine bulaşmış tam bir ’Thriller’ korku filmi gibi. Açın bakın internetteki o resimlere, Hadise’nin halini görün. Ve dedim ki ’Ben doktorum kardeşim boru değil. Bu kız obez’... Çünkü dünya sağlık örgütünün bazal metabolik endeksine göre obezitenin kriterleri var. Kadın bildigin obez. Yanındaki dansçılar onun yarısı kadar. Tamam kız çok çalışmış, çok güzel bir koreografi hazırlamış. Çalışkanlığını ve azmini ben zaten takdir ediyorum.

- Ama yine de ’Obez’ lafı biraz ağır kaçmamış mı?
- Şimdi ben Hadise’ye ’obez’ dedim de ne oldu. Herkes karşı çıktı. 2 - 3 gün sonra bikinili fotoğrafları yayınlandı. Bütün görüntülerde löp löptü. Löp löp selülitler, her şey ortaya çıktı. Pörsümüş bir vücut ortaya çıktı...

- Eee ne var sen de kilolusun, Ebru Yaşar da ’sıfır beden’ değil!..
- İyi de kardeşim ben popstar mıyım ya? Ebru Yaşar da arabesk fantazi sanatçısı...
Koreografi yapmıyor. Çünkü eğer bir kişi popstar ise ve dans ediyorsa, o zaman vücudunda bir ’fit’lik de olacak. Ben de bunun altını çizdim. Bu ülkede ’popstar’lık kavramını kritize edecek 3 adam varsa onlardan biriyim. O konuda da hiç bir şekilde mütevazı olamayacağım. Bu konuda ’racon kesebilecek’ birisi varsa o da benim.

- Doktor olmanızın bunda bir etkisi var mı peki?..
- E, yani... Sağlık konusunda da doktorum zaten. Ve bunları birleştirerek ’Hadise obezdir’ dedim. Bunun üzerine de onlar Erol Köse kim tanımıyoruz demiş. Sonra da çok komik duruma düştüklerini anlayınca, uzaylı gibi oldular. Düşünsenize, bu ülkede müzik yapıyorsun ve Erol Köse’yi tanımıyorsun, gercekten komik. Dün de ablası Hülya çıkmış demiş ki, ’Biz kendisiyle tanışmadık ama Hadise’ye albüm teklif etti, Hadise de kabul etmedi’... Bu nasıl bir çelişkidir anlamadım gitti. Hani beni tanımıyordun abi sen?.. Nasıl albüm teklif ettim o zaman?.. Menajeri de zaten ablası...

- Yani onlar yalan söylüyor öyle mi?..
- Benim her konuda tanıklarım var. Şoförüm gitti Hadise’yi havalimanından aldı geldi. Yanımda koordinatörüm Yıldıray Sayın, aranjör Erman Tazegül ve asistan Gökçe var. Bunların yanında toplantı yaptık. Kadını indirdim, stüdyomda demo yaptırdım. Çok aksanlı geldi bana. Ve dedim ki Hadise, çok çalışkansın ama bana göre dişi İsmail Y. K.’sın. Sen bu diksiyonla, bu aksanla şarkı söyleyemezsin. Düşünsene abi, "Aciiilen ivlenmeliyiz, hem de bu sine" diye şarkı mı okunur. Sen bu diksiyonla Demet’lerle, Hande’lerle, Gülşen’lerle başedemezsin. Diksiyonunu düzeltmen lazım. Çok kapasiten var ama kiloların da fazla. Biraz kilo vermelisin dedim. O da bozuldu gitti. Konu bu.

- Olay bundan ibaret yani?..
- Ama o sırada, bana ablasını şikayet etti. Ve dedi ki, ’Benim başımda bir ablam var, bütün parama el koyuyor. Ve benim başımı yakacak. Maliye’den dolayı. 20-30 bine konsere gidiyorum Maliye’ye 2 bin, 3 bin olarak gösteriyor. Hiç umrunda değilim. Beni kurtarın ablamdan’ dedi.

- Çok ilginç. Sonra ne oldu?..
- Ablası Hadise’nin bıçakla üzerine yürümüş ’Sinan’dan ayrılacaksın’ diye. ’Arkamda güçlü bir şirket olursa ablamdan kurtulabilirim, yoksa ben ablamdan hiç bir şekilde kurtulamıyorum’ dedi kız. Bu arada ben Gülşen’lerle başedemezsin dediğim zaman da ’Aman Gülşen dans mı ediyor?.. Hacı yatmaz gibi sağa sola sallanıyor. Hande zaten dansedemiyor, benim durumum çok farklı’ dedi?
Ben de dedim ki ’Bir tek dansla olmaz, sen dans grubu degilsin, sen şarkıcısın diksiyonunu düzeltmen lazım’... Ve gitti.

- Sonra ne oldu?..
Ben de dedim ki ’Beni zorlamayın, ofise giriş çıkış görüntülerinin hepsini yayınlarım. Sen tanımıyorsun beni’... Ben bu görüntüleri ’twitter’a da atacaktım ama avukatım kamu alanı olmayan özel alanlardaki görüntüleri şahıslardan izin almadan yayınlayamazsın uyarısı yapınca atmadım. Ben de KanalD muhabiri Müslüm’e dedim ki, ’Ben bu görüntüleri sana veririm. Ama git Hadise’den izin al. Kabul ederse hemen vereyim. Bu arada Hadise bana cevap veremedi. Dün ablası cevap verdi. Peki niye Hadise cevap veremedi? Hadise zaten benim yanıma ablasından habersiz geldi. Ablasının zaten haberi yoktu ve benden de rica etti. ’Ablamın haberi olmasın aramızda kalsın’ diye.

- Ama ablasının haberi oldu bir şekilde...
- Ben yine ona abilik yaptım, tavsiyelerde bulundum. Enerjin çok güzel, kendin de çok güzelsin dedim. Gerçekten de bir popstar olabilmek için çok yüksek enerjisi var. ’Stir me up’la çıktığında dal gibiydi dansediyordu. Ama bu diksiyonla altta kalırsın, ezik kalırsın hep ’Almancı’ durursun dedim. Bunu söyleyince de Almancılar bana karşı çıktılar, ’Sen dalga mı geçiyorsun?’ diye. Hayır kardesim kimseyle dalga gecmiyorum, bu sadece bir tanımdır, sadece bir diksiyon tarifidir...

- Peki hayranları ne tepki verdi Hadise’nin?..
- Bana ’Hatuna asıldın vermedi mi’ dediler. Yok ’Ona albüm yapacaktın olmadı mı?’ dediler. Halbuki öyle bir şey yok...

- Asılmış olabilir misin?..
- Asla öyle bir şey yok. Zaten 5 kişiyle birlikte toplantı yaptık. Artı bir de ben tövbeliyim. Sanat dünyasından birisiyle birlikte olmam. Hatalarımı yaptım, dersimi aldım, bir daha da imkansız. Benim işim olmaz sanatçılarla...

- Peki, Hadise’yle Mahsun arasındaki olay ne?
- Benim twitter’ım bir anda, bir yayın yerine, bir mecraya dönüştü. Bana sanki bir istihbaratçıymışım gibi bir sürü tweet geliyor. Haberler geliyor ’Şurada şunu gördük burada bunu gördük’ diye devamlı. Bana bir tüyo geldi. Bir teknede görmüşler. Benim de oralarda tekneci bir arkadasım vardı. ’Git bir tur at, bak bakalım orada mı?’ dedim. Baktılar gerçekten orada. Ben de zannettim ki, o teknenin sahibi iş adamıyla birlikte Hadise. Sonra öğrendim ki tekne el değiştirmiş Mahsun Kırmızıgül ile ikisi teknedeymis.

- İyi de, belki is konusuyorlardır?..
- Yaa, hepimizin çevresi geniş. Sonra Mahsun’un yakın çevresinden ben bu olayı öğrendim.

-Nasıl öğrendin peki sen?
Her zaman en yakınlardan duyuluyor böyle seyler. Uzaktan değil. En güvendiğin insanlardan duyuluyor. Bunun üzerine Mahsun aradı beni. ’Abi napıyorsun sen ya abi’ deyip inkar etti. Ben de ’Şu, şu teknede görülmüşsünüz’ deyip somut kanıtlar koyunca ortaya, ’Abi ne olur fotoğraf verme, ne olur büyütme’ dedi. Ben de her zaman ipuçları veririm. Diğerleri zaten gazetecilerin işi, bulsunlar çıkarsınlar...


Evet, efendim biz Çapamag kabilesi olarak, Erol Köse’nin röportajını burada kesiyoruz...
Çünkü devam edersek, işimizden oluruz...
Erol Köse, bir zamanlar patronu olan Cem Uzan’la ilgili öyle şeyler anlattı ki, onları yazıp, yayınlamak bizi aşar...
İsterse patronumuz İzzet Çapa yayınlar...
Bu arada, sevgili patronumuz İzzet Çapa...
Süperstar Ajda Pekkan’ı seviyorsunuz diye röportajdan çıkardığınız onunla ilgili bölümleri dua edin yayınlamıyoruz...
Yoksa, Ajda’yla öyle bir papaz olurdunuz ki, biz bile düzeltemezdik aranızı...
Neyse, şimdilik bu kadar yeter...
Çapamag Kabilesi’nin ’manifestosu’yla bitirelim yazımızı;
Bu bir Çapamag manifestosudur...
Bir daha öyle ’Yorgunum, şişkinim, bırak boşver’ gibi söylemlerle olaya yaklaşılırsa, kayıt cihazını alır, bütün röportajları sen uyurken yayınlarız. Çapamag Kabilesi durmaz. Siz uyusanız da biz varız Sayın İzzet Çapa...

www.twitter.com/capamag