MedyaFaresi MedyaFaresi

Call Center'ı arayıp Cüneyt Arkın gibi konuşuyorum!

Zaman gazetesi yazarı Aslıhan Köşşekoğlu son zamanlarda yaptığı taklitlerle dikkat çeken İsmail Baki Tuncer ile röportaj yaptı.

Eklenme: 29 Temmuz 2012 16:18 - Güncelleme: 16 Mart 2016 03:48
Halk arasında dolaşan efsaneye göre pek çok komedyen normal hayatta asık suratlı, aksi ve sinirlidir. Herkesi güldürür ama kendisi bir tebessümle yetinir.

Tiplemeleri ve taklit ettiği ünlülerle son günlerin dikkat çeken komedyenlerinden İsmail Baki Tuncer de ilk görüşte bu izlenimi veriyor. Konuşmayı pek sevmiyor, cümleler uzadıkça sıkılıyor "işte öyle" deyip noktayı koyuyor. Efsanelerin gerçeklik ihtimali üzerine iyiden iyiye kafa yormaya başlamışken düğüm yavaş yavaş çözülüyor. Anlıyoruz ki onun bu halleri mütevazılığından, biraz da çocukluktan kalma utangaçlığından. "Komedyen adamın utangaçlığı da neymiş!" diye düşünmeyin. Hikâyesi de böyle başlıyor. "Okulda herkesin karşısında taklit yapamazdım, masanın altından konuşurdum." diyor. Şimdi ise işler biraz tersine dönmüş. Taklit yaparken daha rahat davrandığından "İsmail İsmail olduğunda konuşamıyor." esprilerine maruz kalıyor.

İsmail Baki Tuncer'i ziyaret sebebimiz Fox TV'de başlayan yeni programı. Her çarşamba 22.30'da "İsmail Baki TV"yle sevenlerinin karşısına çıkıyor komedyen. Bu aralar oldukça yoğun. Haftanın üç günü neredeyse 12 saatini stüdyoda geçiriyor, günde ortalama 4-5 tiplemeye giriyor. Her ne kadar ünlü taklitleriyle meşhur olsa, bugüne kadar birçok ünlünün taklidini ilk o yapsa da kendisine sadece taklitçi denmesine kızıyor. Programlara bile yalnızca taklit yapılması için çağrıldığından dem vuruyor. "Belki insanlar benim farklı özelliklerimi merak ediyor." diyor. Sanatçı, yalnızca taklit yapmadığını, günlük hayattan karakterleri de harmanlayarak yeni bir karakter oluşturduğunu, taklitçi değil komedyen olduğunu söylüyor...

Günün kaç saati kendinizsiniz?

Günlük hayatta tabii ki sürekli taklit yapmıyorum, ama yoğun çalışıyoruz. Çekim olmadığı günler de montaj oluyor, yine seslendirme yapıyorum. Herhalde günün yüzde 10'unu kendim olarak geçiriyorum. Bir de gece uyurken kendim oluyorum!

Tiplemeleriniz sizden daha meşhur, hayatınıza dair pek bilgi yok...

İstanbul'da büyüdüm. Ailem tam bir Anadolu insanı. Evliyim, Arda ve Azra adında iki çocuğum var. Oğlum yedi, kızım üç yaşında. Eşim ev hanımı.

Nasıl keşfettiniz taklit yeteneğinizi?

Küçüklükten beri mahallede taklidi yapılmaya müsait kim varsa, taklit ederdim. Bir dede vardı mesela, elinde bastonuyla giderdi. Eğilmiş bir vaziyette dururdu. Ben de arkasından o şekilde yürürdüm. Yoğurtlu ekmeği çok severdi. Tanımadığım dedeyle yoğurtlu ekmek yerdim.

Baston yediniz mi peki hiç?

Yok, baston yemedim. Haylazdım ama bir o kadar da utangaçtım. Eve misafir gelirdi. Anne-babam yeteneğimi bildiğinden "hadi şunun taklidini yap" derdi. Utana sıkıla yapardım. Okulda da aynıydım. Öğretmen "taklit yap" dediğinde masasının altına girerdim. Bütün sınıf bana bakarken utanırdım.

Nasıl kırıldı o utangaçlık?

"İner misin Çıkar mısın" programına katıldım 1995'te. 18 yaşımdaydım. O zaman da utanıyordum, annem ısrar etti. Ne olduysa bana da bir güven geldi o ara "Allah" deyip gittim. O yarışmada birinci oldum, sonra gerisi geldi.

18 yaşında piyasaya girmenize ve yeteneğinize göre yükselişiniz geç olmadı mı?

Evet, öyle oldu ama belki de daha iyi oldu.

Hangi anlamda?

Piyasada neyin ne olduğunu görüyorsun ve ona göre davranıyorsun. Belli aşamalarda pişiyorsun...

Sanal alemde efsane olan karakterleriniz var, nasıl doğuyor bu tipler?

Sabit Kanca daha önce TRT'de yaptığım bir tipti. Ona bir de her şeyi bilen özelliği ekleyince farklı bir karakter çıktı ortaya. Rencide Porsuk karakterinde de internette videoları dolaşan bir teyzeden esinlendik. Üzerinde çok oynadık, bir hikâyenin içine oturttuk. Belki ondan çok sevildi.

Sabit Kanca'nın akıbeti ne olacak, Twitter'da epey meşhur oldu..

Evet. Programla birlikte tanımayanlar da tanımaya başladı. Daha farklı bir kitlesi oldu. Bu sene çekmeyi düşündüğümüz bir film projesi var. Bilinmeyen yönleri de olacak. Ancak program dolayısıyla vakit ayıramıyoruz fazla.

Biraz ağzı bozuk bir karakter Sabit Kanca. Küfür ona yakışıyor, diyorsunuz bir röportajda. Bu, komedide biraz kolaya kaçmak değil mi?

Küfür hayatın içinde var, bu haliyle yansıtırsanız oluyor, başka türlü yakışmıyor. Her küfre de gülünmüyor. Sabit Kanca bir yerde küfür ediyor, orada da aslında soruya cevap veriyor. Başka bir mizah tarzı bu. Aslında o karakterin her şeyi bildiğini yansıtmaya çalışıyoruz.

Dinî ve siyasî konular hassas olduğundan girmiyorum

Ramazan'a özel konular olacak mı programda?

Ramazan'a özel bir şey yok. Biraz stoklu başladık onun da etkisi var. Normalde din ve siyaset konularına fazla girmek istemiyoruz. İkisi de hassas meseleler. Hemen taraf gösteriliyorsunuz. Özellikle siyasette. Yoksa laf aramızda Başbakan Tayyip Erdoğan'ı çok iyi taklit ediyorum (gülüşmeler).


Yeni programda farklı tiplemeler olacak mı?

Yeni tiplemeler her zaman devam edecek tabii. Birçok karakterin taklidini ilk ben yaptım. Aziz Yıldırım, Gökhan Özen, Rasim Ozan Kütahyalı, Çelik... Yarışmalarda da benim gibi yapıyorlar. Sefa Yetenek Sizsiniz'in finalinden önce yanıma geldi. Elimden geldiğince yardım ettim, esprilerini birlikte yazdık...

Dizi filmlere mesafelisiniz...

Dizi benim yapmak istediğim bir şey değil. Önce insanlar beni bir tanısın yapmak istediklerimi yapayım. Ona sonra bakarız. Dizi oynasam diziyle birlikte karakter de bitecek.

Programlara sırf taklit için çağırıyorlar

Yetenek yarışmalarında o kadar çok taklit yapılıyor ki insanlar artık bıkıyor aynı şeyleri görmekten. Benim farkım hayatın içinden birilerini taklit etmem. Özgün bir şey yaptığımız zaman "Bu kim?" deniliyor. Özgün karakterlerin sevilmesi zaman alıyor ama bir süre sonra çok tutuluyor. Programlara bile bazen sırf taklit için çağırıyorlar. Şunu yaparsın, bunu yaparsın, deniyor. "Neden, beni taklit için mi çağırdınız?" diyorum. Belki beni sevenler başka özelliklerimi merak ediyor.

Çağrı merkezini arayıp Cüneyt Arkın gibi konuşuyorum

Bir akşam arkadaşım aradı. "Abi bir mekâna gireceğim, görevliler almıyor. Ne olur telefonu al da bir Yılmaz Erdoğan taklidi yap, beni alsınlar." dedi. Görevlilerle konuştum. Hemen almışlar. Hatta içeride kavga çıkmış. Görevliler Yılmaz abinin yeğeni diye ilk onları korumuş. Bazen de işim olduğunda call center'ı arayıp Cüneyt Arkın gibi konuşuyorum. Kimse anlamıyor ama ben çok eğleniyorum.
Aslıhan Köşşekoğlu/ ZAMAN

İsmail Baki, Adnan hoca olursa.. Kızlarıyla ekranı salladı!.. VİDEO

Adnan hoca ve kızlarından dans show!.. VİDEO