MedyaFaresi MedyaFaresi

Bizde uygulanan sansür normalin çok üstünde!

İlk kez birlikte kamera karşısına geçen Aydan Şener ve Tarık Tarcan ile son dönemin dizilerinde tecavüz kavramının ağır basmasından tutun da, Rutkay Aziz'e kadar pek çok konuyu konuştuk.

Eklenme: 22 Ekim 2011 10:45 - Güncelleme: 05 Nisan 2016 11:08

Aydan Şener ve Tarık Tarcan’ın Kanal D’de yayımlanacak yeni dizileri ‘Yıllar Sonra’, geçmişte derin ilişkileri olan iki insanın 30 yıl sonra karşılaşmasının ardından başlarına gelenleri anlatıyor. Bu iki insan, kaybolan o 30 seneyi farklı yerlerde geçirmiş. Tarık Tarcan’ın canlandırdığı Murat karakteri, 80 ihtilalinde Avrupa’ya kaçmış. Aydan Şener ise Türkiye’de kalıp evlenmiş, kocası ölünce, başına koca bir şirketin kaldığı Leyla rolünde. Şirketi yönetecek birileri aranırken, kader yıllar sonra İstanbul’a dönen Murat’ı Leyla’nın karşısına çıkarıyor. Tam bir Türk filmi gibi değil mi? Aydan Şener, “Seyirci mutlaka eski Türk filmleri tadını bulacaktır” diyor ve ekliyor: “Aile ilişkileri, ihanet, anne-çocuk ilişkileri, gençlik hikâyesi, aşk hikâyesi… Çok fazla hikâye iç içe.”

Yıllar Sonra Kanal D’de izleyiciyle buluşuyor!-VİDEO

Ahlak, saygı gibi şeyler biraz öbür tarafa itildi
Hazır diziyi konuşurken, son dönemde reyting almak için tecavüzün ön plana çıkarılmasını konuşmak farz oluyor. Aydan Şener, tecavüz, taciz konularının ön plana çıkarılmasını gereksiz buluyormuş. “İnsanlar dizileri çoluklu, çocuklu aileleriyle izliyorlar. Öpüşme sahnelerinin bile bu kadar abartılı şekilde çekilmesi gerekli mi?” diye soruyor. Tarık Tarcan ise konuyu TRT zamanıyla açıklıyor: “Eskiden TRT ne verirse seyirci onu izlemek zorundaydı, TRT sansürü vardı. Sonra özel kanallar çıkınca, RTÜK doğdu. Her şey reyting oldu. Sektördeki reklam pastasından pay edinirsen kanalın yaşayacak. O zaman senin seyredilme oranının yüksek olması lazım. İşte bu seyredilme oranının yüksek olması için de her şeyi yapmak mubah oldu artık. Ahlak, saygı, sevgi gibi şeyler biraz öbür tarafa itildi.” Eskiden ayıp gelenin artık ayıp gelmediğini söyleyen Tarcan, tutucu, muhafazakâr kanallarda bu tarz dizilerin olmadığını, çünkü o kesimde ayıp, günah kavramları olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Karısını aldatan kadınları, çıplak dolaşanları o kanallarda veremezsin ama o kanalların müşterileri diğer kanallardaki bütün dizileri seyrediyorlar. Nasıl bir çelişkidir bu? O kanallarda ahlaka aykırı kesitler gösterebilir misin? Kanalı keserler. Ama o muhafazakâr kesim geliyor senin, kanalına o malum dizileri bayıla bayıla seyrediyor. Hayatta her şey değişiyor elbette ama kast ettiğim şu: Biz sanatçılar topluma örnek olması gereken kişileriz. Örnek davranışlar, örnek yaşamlarla toplumu güzel yönlendirmemiz gerekir.”
TRT’den çok kısaca bahsedilmiş olsa da, Şener ve Tarcan’a, TRT’nin geçen aylarda, ‘Tosun Paşa’ filminde Adile Naşit’in hamam sahnesini sansürlemesini hatırlatıyorum. Her ikisi de özgürlüklerden yana olduklarını söylüyor. Aydan Şener, “Sanat yapılıyorsa, sansürün bu kadar katı uygulanmaması gerekiyor” derken, Tarık Tarcan bizde uygulanan sansürün normalin çok üstünde olduğunu vurguluyor ve bu tarz uygulamaların ‘Biz ahlaklıyız’ı göstermek için yapıldığını belirtiyor.
48 Altın Portakal Film Festivali geçen günlerde gerçekleşti. Rutkay Aziz’in konuşmasının yankısı hâlâ sürüyor. İşte o konuşmayı nasıl bulduklarını sorduğumda, Aydan Şener tek atışla “Rutkay harika bir konuşma yaptı ve çok da desteklendi” diyor. Tarık Tarcan ise Rutkay Aziz gibi konuşan cesur insanların çoğalması gerektiğini, çoğalmadıkça, sindikçe, hiçbir yere varamayacağımızı söylüyor ve ekliyor: “Kitabı basılmamış insanlar bile bugün hapiste. İnsanlar tedirgin. Güvenebilecekleri hukuk var mı yok mu? Her an senin de kapın çalınabilir!”

Susturuluyoruz
Bu noktada, “Sanatçı, siyasi olaylara müdahil olmasın” görüşünün epey destekçisi olduğunu söylüyorum, Tarık Tarcan noktayı koyuyor: “Sanatçının toplumu yönlendirme görevi vardır. Onun bakışı daha cesur ve yaratıcıdır, olayları daha kolay görür ve algılar. Toplumu uyandırmak, zorundadır. Bizim konuşmamız lazım ama susturuluyoruz! En önemli insan olan gazeteciler bugün ne halde görüyorsun!”