MedyaFaresi MedyaFaresi

Biz ölümü bir saat gibi kolumuzda taşıyoruz!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri'de yemekte bir araya geldiği sivil toplum örgütü temsilcilerine hitap etti.

Eklenme: 17 Mayıs 2015 23:08 - Güncelleme: 09 Nisan 2016 15:40

Muhabbet sofrasında olduklarını ve herkesi selamladığını ifade ederek, sözlerine başlayan Erdoğan, "Malum, muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl. İnşallah, Sevgili Peygamberimizin, şu anda izinde öyle bir STK gayreti ile bu sofrayı bereketlendiririz" dedi.

Erdoğan, iki gece önce idrak edilen Miraç Kandili'ni ve içinde bulunulan üç ayların, millet, ülke ve tüm insanlık için huzura, barışa, kardeşliğe vesile olmasını dileyerek, "Rabbim'den bizleri huzur, emniyet, güven içinde sağlıklı bir şekilde Ramazan-ı Şerif'e ulaştırmasını özellikle niyaz ediyorum" dedi.

Bugün resmi açılışı yapılan özel sektör yatırımlarıyla birlikte toplamda 458 trilyon liralık 50 ayrı projenin de Kayseri'ye ve Kayserililer'e hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, bu yatırımları Kayseri'ye kazandıran bakanlıkları, belediyeleri, özel sektör kuruluşlarını, hayırseverleri gönülden tebrik ettiğini bildirdi.

Erdoğan, Kayseri'nin bir ticaret ve sanayi şehri olduğunu belirterek, bu yatırımlarla Türkiye'nin 2023 hedeflerine bir adım daha yaklaşmasını dilediğini söyledi. Kayseri'nin şimdiye kadar bölgesinde, tüm Türkiye'de örnek alındığını ve başarılarının gıpta ile takip edildiğini vurgulayan Erdoğan, kentin bundan sonra da yoluna bu şekilde devam edeceğine inandığını kaydetti.

ANADOLU'DAN CUMHURBAŞKANI SEÇTİRMEMEK İÇİN HAR YOLA BAŞVURDULAR

Erdoğan, "Kayseri'nin tarihi aynı zamanda Anadolu'nun öz evlatlarının yıllarca ötekileştirilmiş, dışlanmış, ikinci sınıf muameleye tabi tutulmuş vatandaşlarının tarihidir" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kayseri'nin tarihi, tıpkı bir kardelen gibi başarının, umudun, inancın tarihidir. Kayserili kardeşlerimin, nasırlı ellerinde vakurlu bir anlayışla vakur bakışlarında onurlu ve kararlı bir mücadelenin izleri vardır.

Sizler, millet iradesinin egemen olduğu demokrasinin de her türlü özgürlüğün ayaklar altına alındığı darbelerin de ne anlama geldiğini de çok iyi bilirsiniz. Yakın tarihimizin en muşum, uğursuz günlerinden biri olan 28 Şubat'ı sizler, iliklerinize kadar hissettiniz. Sermayenin renklere ayrıldığı, baskıların, tehditlerin ayyuka çıktığı, asılsız haberlerle iş adamlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın yıpratıldığı günleri hep birlikte yaşadık.

İstanbul'daki bir avuç elit, tüm köşe başlarını tutarken; Kayserili, Konyalı, Gaziantepli, Mersinli iş adamlarımız, Anadolu'nun fedakar, cefakar müteşebbisleri, üvey evlat muamelesine maruz kaldı. Anadolu'nun birçok şehri gibi Kayseri de kendi yağıyla kavrulmayı, kendi imkanlarıyla büyümeyi, kendi gücüyle ayakta durmayı başardı. Bu sebeple Kayseri, aynı zamanda yiğitliğin, mertliğin, çalışkanlığın, helal kazancın, bereketin şehridir. Bütün olumsuzluklara, şevk kırıcı, motivasyon kırıcı uygulamalara ve bütün bunların karşısında sizler sabrettiniz, mücadele ettiniz ve sonuçta zafere ulaştınız."

Erdoğan, bugün "Kayseri Modeli" diye ifade edilen bir başarı hikayesinin sahibi olduklarını dile getirerek, "2007 yılında değerli kardeşim 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün adaylığını ilan ettiğimizde, biliyorsunuz önümüze olmadık engeller çıkartılmıştı. Eski Türkiye'nin güçleri el ele verdiler, bize kendi içimizden Anadolu'nun bağrından, bu topraklardan bir Cumhurbaşkanı seçtirmemek için her yola başvurdular" diye konuştu.

'VESAYET DÜZENİNİN SON SIKINTILARINI ORTADAN KALDIRACAĞIZ'

"Anayasa'yı ve tahammülleri çiğneme pahasına 367 gibi bir hukuk garabeti üreterek, önümüzü kesmeye çalıştılar. Biz, bu durum karşısında kararlı bir duruş sergiledik ve hemen milletimize müracaat ettik" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ve seçim sonrasında Abdullah Gül kardeşimizi Cumhurbaşkanı olarak hak ettiği makama uğurladık. Akabinde, Kayseri'nin yüzde 82,1 gibi çok yüksek bir oranla destek verdiği anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanının doğrudan milletin oylarıyla belirlenmesinin önünü açtık. 10 Ağustos 2014 tarihinde Türkiye ilk defa Cumhurbaşkanını seçmek için sandığa gitti. Kayseri, yüzde 66 oy oranıyla Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir teveccühle şahsımı bu göreve layık gördü.

Ben, bu vesileyle tüm Kayserili kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum. Geçen yıl 30 Mart ve 10 Ağustos'ta gerçekleşen seçimlerle, yeni Türkiye'nin kapısını aralayacak olan iki kilidi açmış olduk. Bu kapının üçüncü kilidi ise 20 gün sonra açılacak. Ülkemizin geleceği bakımından son derece önemli bir dönüm noktası olan 7 Haziran tarihi yaklaştı. Bu seçimlerin ardından inşallah, yeni Türkiye'nin inşası yolunda daha süratli, daha verimli şekilde çalışmaya devam edeceğiz."
Bu kutlu yola, mayın döşeyenlerin, bizi engellemek isteyenlerin, bize çelme takmaya çalışanların tüm umut ve beklentilerini boşa çıkaracağımıza inanıyorum. 1960 darbesiyle başlayan, 1971 muhtırası, 1980 darbesiyle tahkim edilen, 28 Şubat müdahalesiyle zirve noktasına ulaşan vesayet düzeninin son sıkıntılarını da hep birlikte ortadan kaldıracağız."

Bunun için yeni anayasanın ve başkanlık sisteminin süratle hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "İnşallah, 8 Haziran'dan itibaren kolları sıvayıp, bu doğrultuda çalışmaya başlayacağız" dedi.

BEYAZ TÜRKLER ZENCİ TÜRKLER AYRIMI

Erdoğan, Kayseri'nin yeni Türkiye'nin inşasında da öncü rol üstleneceğinden şüphe etmediğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Allah, yar ve yardımcımız olsun. Bu sabah, bazı köşe yazarı arkadaşlarımızla bir kahvaltı yapalım istedim ve bu kahvaltıda arkadaşlarımızın çok anlamlı tespitleri vardı. Ekranlardan da kendilerini gayet iyi tanıdığımız bu arkadaşlarımız, şöyle bir noktaya özellikle vurgu yaptılar. Dediler ki, tabii yıllar yılı bu ülkede malum beyaz Türkler, zenci Türkler, bu ayrım yapıldı. Sen Anadolu'nun bir esnafıysan, tüccarıysan, zaten o zamanlar sanayicisi yoktu. Sen, o zaman 'zenci Türksün.' Diğerleri, 'beyaz Türk' malum.

Bu beyaz Türkler, baktılar ki şimdi Anadolu'dan bu 'zenci Türk' diye baktıkları, artık sanayicileşmeye de başladı. Para, pul sahibi olmaya başladı. Bu defa ne demeye başladılar, dikkat edin, bu çok önemlidir. Son 12-15 senede şu ifadeyi kullanmaya başladılar. Bunun geliştirilmesi çok önemli. Bu bir kasta mahsustur. Dediler ki, şu andaki sıfatımla konuşmuyorum tabii. O zaman Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakanım. 'AK Parti, kendi zenginlerini yarattı' dediler. Bununla da kalmadılar ne dediler, 'AK Parti, kendi aydınlarını yarattı' dediler. Şimdi, bir partinin bu tür bir çalışması olabilirse, varsa, sen bunu teşvik edersin. Böyle bir şey de yok ama bunlar Anadolu'nun bağrından çıkacak bu yiğit sesi, bu eli nasırlı insanların sermaye sahibi olmasına katlanamıyor, buna tahammülü yok. Bunlar, kendi bağırlarına bakın, o bağırlarının içerisinde Anadolu'nun sesini bulamazsınız. Niye hazmedemiyorsun? Niye Kayseri'den, Konya'dan, Van'dan, Erzincan'dan, Elazığ'dan, burada birisi olmasın? Niye, buna tahammül edemiyorsun?

Sermayeyi de oralara doğru yaymazlar. Oralarda yatırım yapmazlar. Ben, kendilerine hep onu söylerdim. Niye, gidip de bak 6. bölge teşvik bölgesi. Gelin oraya yatırım yapın. Beşinci bölge teşvik bölgesi, gelin oraya bir yatırım yapın. Dördüncü bölge, önemli bir teşvik bölgesi, oraya bir yatırım yapın. Beyefendiler, en ufak bir riske dahi girmezler. Çünkü, oraya o yatırım yaparsa o bölge ayağa kalkacak."

BİZ BÖYLE BİR ŞEY İSTEMİYORUZ

Radisson Blu Hotel'deki yemekte bir araya geldiği sivil toplum örgütü temsilcilerine hitap eden Erdoğan, Putin'in geçenlerde Rusya'da yatırım yapmayan, pasif direnişte bulunan iş adamlarını toplayarak, "Hepiniz yatırım yapacaksınız, yapmadığınız takdirde tüm yatırımlarınıza el koyacağım" dediğini söyledi.
      
"Biz böyle bir şey istemiyoruz" diyen Erdoğan, 780 bin kilometrekarelik vatan toprağının her yerinde her türlü imkanı iş adamlarına hazırladıklarını anlattı.
      
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu'nun sesinin yükseldiğini, ülkenin geleceğinde çok umutlu olduğunu dile getirdi.
      
Milletvekili genel seçiminin öneminin, eski Türkiye heveslileri tarafından da iyi bilindiğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
      
"Bunun için ellerindeki tüm imkanlarla, araçlarla hiçbir sınır ve ilke tanımadan üzerimize geliyorlar. Hangi medya grupları nasıl saldırıyor. Ben seni tanıyorum, sen de beni tanı, senin hakkında ne düşündüğümü de bil. Zaten bunlar bizim ailelerimize varıncaya kadar her türlü saygısızlığı, hakareti yaptılar. Ama biz bunlara hakaret yapmadık. Biz, 'Haysiyetli olun, onurlu olun, bizim onurumuzla, haysiyetimizle oynamayın, bulunduğumuz makamın haysiyetiyle, onuruyla oynamayın. Oynarsanız bunun da bir bedeli olur' dedik. Bunlar şu anda ellerindeki imkanların, beyaz Türkler ya, büyüklüğüne bakıyorlar. Bugün var, yarın olmaz ne yapacaksın. Yalnız kapalı kapılar ardında bu irtibatları yapıyorlar, bir araya geliyorlar. Çünkü bunlar gezicidir. Gezide de bunları boyunlarına falan taktılar, onlarla yürüdüler falan."
      
MURSİ HAKKINDA İDAM KARARI
      
Darbeyle görevinden uzaklaştırılan seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'nin idama mahkum edilmesini de değerlendiren Erdoğan, Mısır'da cunta rejiminin, halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanını idama mahkum ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
      
"Tevafuk ya o da yüzde 52 ile seçilmişti, biz de yüzde 52 ile seçildik. Şimdi o Doğan Medyası başlık atıyor, 'Şok karar, yüzde 52 halkın oylarıyla seçilmiş Mursi idama mahkum oldu.' Yani ne demek bu, ne demek istiyorsun. Ondan sonra itiraz sesleri yükselince, sosyal medyadan saldırılar başlayınca bu sefer hemen kaldırıyorsun. Kaldırıp, 'biz onu demek istemedik, şunu demek istedik, bunu demek istedik.' Şimdi köşe yazılarında da bunu yazıyorlar. Niye, çünkü bunlar dürüst değiller."
      
"MISIR DEMOKRASİNİN İDAM FERMANIDIR"
      
Erdoğan, Mursi hakkındaki kararın muhatabının, umutlarını, taleplerini, beklentilerini meşru siyasete bağlamış tüm Mısır halkı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
      
"Bu karar, Mısır demokrasisinin idam fermanıdır aslında. Dün verilen kararla Mısır'daki demokrasi umutlarına, adalete, barış, huzur beklentisine bir kez daha kurşun sıkılmıştır. Ancak bu kararın sadece Mısır'ın cuntasını değil, Türkiye'deki gazeteci kılıklı bazı sivil darbecileri de sevindirdiğini görüyoruz. Eskiden beri attığı manşetlerle, yaptığı tetikçilikle darbecilerin sesi olmuş bir gazetenin internet sayfası, dün bu haberi şahsımı da ima edecek şekilde sevinçle verdi. Bundan birkaç gün önce de paralel örgütün militanı olan, geçmişi hukuk katliamlarıyla dolu bir savcı, bizi rahmetli Adnan Menderes'in akıbetiyle tehdit etmişti. Biri açıktan diğeri de güya imalı şekilde bizi beyaz gömlek ve yağlı urganla tehdit ediyor. Bu yağlı urganı zaten siyasilerin içerisinden yapanlar da oldu. İşte geçen gün Erzurum'da vatandaşın üzerine o yağlı urganı atıyor. Peki neticesi ne oldu. Millet ferasetiyle konuşur, milletin feraseti başkadır. Bu mahfillere bugün bir kez daha açık ve net olarak ifade ediyorum. Bunların yularını elinde tutan ağababalarına sesleniyorum, o üst akla sesleniyorum, biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Biz ölümü bir saat gibi kolumuzda taşıyoruz. Her zaman söylüyorum, korkaklar zafer abidesi dikemezler. Evelallah bizim Allah'tan başka kimseden korkumuz yok. Biz ölümü öldürmüşüz, sizin tehditleriniz vız gelir tırıs gider. Şayet bu tehditlerin, imaların aba altından sopa göstermelerin bizi yeni Türkiye'yi inşa yolundan vazgeçireceğini düşünüyorlarsa boşuna uğraşıyorlar."
      
"BU TEKERLEK TÜMSEKTE KALMAZ"
      
Necip Fazıl Kısakürek'in "Mehmedim sevinin başlar yüksekte, ölsek de sevinin eve dönsek de, sanma bu tekerlek kalır tümsekte, yarın elbet elbet bizimdir, gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir" dizelerini okuyan Erdoğan, şunları kaydetti:
      
"Ben de bizim için Menderes ve Mursi gibi bir akıbet hayalleri kuranlara diyorum ki, bu tekerlek tümsekte kalmaz. Bu davayı sürdürecek nice Tayyip Erdoğanlar var, nice Mursiler, nice Menderesler var, yeni Türkiye idealine omuz verecek milyonlarca Anadolu evladı var. Arkası gür geliyor. İşte Kayseri burada. Kayseri bu tekerliği tümsekte bırakır mı, Kayseri yarınlarına sahip çıkmaz mı, Kayseri bu darbeci zihniyete hak ettiği dersi vermez mi, paralel örgütüyle, bölücü örgütüyle, anamuhalefetiyle, diğer muhalefetiyle bir olup bu ülkenin, bu milletin tüm kazanımlarına saldıranlara Kayseri 7 Haziran'da 'dur' demez mi.
      
Çok enteresan şu anda, bölücü terör örgütüyle iş tutanlarla bu paralel örgüt iş tutuyor. Bu kadar açık, her şey ortada. İşte bugün gazetelerde de var, oturmuşlar beraberce ne yapacaklarının adımlarını atıyorlar. Yerine göre. Ne yapıp yapıp, bölücü terör örgütünün desteğindeki siyasi hareket barajı aşmalı, böyle bir gayretin içerisindeler."
      
Van ziyareti sırasında kadınların devamlı tehdit altında olduklarını dile getirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hani demokrasi, barış diyordun. Bu tehdit nedir, niye bu tehditleri yapıyorsunuz. Çok açık ve net. Şimdi aynı yöntemi Batı'da da yapmaya başladılar. Ne yaparlarsa yapsınlar. Eğer namuslu insanlar, namussuzlar kadar cesur olmazsa başarıyı yakalayamayız. Bunu yakalamak zorundayız" diye konuştu.
      
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin eski Türkiye heveslilerini bir kez daha sukutuhayale uğratacağına inandığını dile getirdi.
      
Erdoğan, otel çıkışında kendisine sevgi gösterisinde bulunan vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.

AA