MedyaFaresi MedyaFaresi

Bekir Ağırdır Ayşe Arman'a konuştu: Rüşveti değil, karısının kısa eteğini namussuzluk olarak görüyor

Gazeteci Ayşe Arman, KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır ile röportaj yaptı.. Bekir Ağırdır, modern muhafazakarların Erdoğan'a desteği azaldı diyor.

Eklenme: 24 Aralık 2019 22:22 - Güncelleme: 24 Aralık 2019 22:36

Bekir Ağırdır'ın Ayşe Arman'a verdiği röportajda öne çıkan açıklamaları şöyle:

“Modern muhafazakarlar” Erdoğan’ı mı destekliyor? Babacan’ı destekleyenler kimler? Davutoğlu’nu destekleyenler kimler?

-2008’de, neredeyse yüzde 90’ı, evet AK Parti’yi ve Erdoğan’ı destekliyordu. 2008’den bugüne kadar “modern muhafazakarlar” yüzde 10’lardan, 15-16’lara geldi. Şu anda AK Parti’ye destekleri yarıya düştü. Çünkü onların da “makbul vatandaş”ın devlet tarafından belirlenmesine itirazları var.

Sadece bizden farklı olarak, onlar bu tartışmaları bizim gibi çok aleni yapmıyorlar. Babacan ve Davutoğlu hareketi de bunun uç noktası. İçlerinde kalamadı bu tartışma ve düdüklü tencere gibi patladı. Günah korkusunun bir takım sapan işlere engel olmadığını, hepimizin reel hukuka ihtiyacı olduğunu, onlar da gördü. Davutoğlu ve Babacan hareketi de işte bu ihtiyaçtan doğdu.

AK PARTİLİ GENÇ KIZLAR ARTIK KAPI KAPI DOLAŞMIYORLAR ÇÜNKÜ BUNUN İLİŞKİ VE ÇIKAR MESELESİ HALİNE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRÜYORLAR

“Modern muhafazakarlar” siyasetle ne kadar ilgililer?

-Başta daha ilgililerdi. Türkiye’nin 80 sonrası, hızlı metropolleşme döneminde, cami cemaati ilişkilerden doğan bir örgütlenmeydi. Ama şimdi, bir liderin kumandasında olan bir araç haline dönüşünce, işler değişti. AK Partili genç kızların samimi şekilde, kapı kapı dolaştıklarını hepimizi biliriz. Artık dolaşmıyorlar. Çünkü bunun bir ilişki ve çıkar meselesi haline dönüştüğünü görüyorlar. Dolayısıyla o gençler de siyasetten kopuyorlar. Babacan ve Davutoğlu bunun gerçek ifadesi midir, bütün o oyları onlar mı alır, onu bilmem…

AK Parti, “Dindar gençliği, dindar yapamadı” diye üzülüyor mudur?

-Üzülmez mi? Hala kanırtmaya devam ediyorlar gördüğünüz gibi…

Ama siz, “modern muhafazakarlar”ın içinde bulunduğu durumun, “Dini inanç zayıflıyor” söylemi olmadığını söylüyorsunuz. Bunun üzerinden tartışılmasını yanlış buluyorsunuz. Mesele ne peki? Sadece kentleşme ve metropolleşme mi?

-Kentleşme ve gündelik hayatta dahil olma… Onlar da yurtdışına gidiyorlar, pek çok şey görüyorlar. Onlar da Bodrum’a tatile gitmek istiyor. Onlar da Bodrum’da ev edinmek istiyor. Ki “modern muhafazakar” eğitimleri de gelirleri de yüksek bir kesim, maddi imkan açısından pek sorunları yok. Peki, dert nerede? “Bodrum’a geleceksen, ille de bikini giyeceksin!” dediğimiz zaman sıkıntı var. Ama o da aşılıyor…

TEMEL MESELEMİZ “ORTAK ALANLARI” ÇOĞALTMAK OLMALI

Yani kutuplaşma filan “modern muhafazakarlar”a sökmüyor mu aslında…

-Aynen öyle! Ben gündelik hayat pratiklerinde, “selam mesafesinde” olmak diyorum, buna. Yani aynı kentte, aynı okulda, aynı mahallede, aynı kulelerde, plazalarda çalışmaya başladıkça, birbirini gördükçe, onun da aynı umutları-kaygıları- beklentileri olduğuna tanık oldukça, “ortak alan” çoğalıyor. Türkiye’de temel meselemiz bu olmalı: Temas alanlarını çoğaltmak. İlişki ve diyalog platformlarını çoğaltmak. Ama iktidar, kutuplaşmadan var olan bir zeminden belli bir oy devşirdiği için, bu zemin sürsün istiyor. Aslında CHP de farklı davranmıyor.

ADAM, RÜŞVET YEMEYİ DEĞİL KARISININ ETEĞİNİN KISA OLMASINI NAMUSSUZLUK SAYIYOR!

Türkiye’deki muhafazakarların tek referansı Kur’an mı?

-Değil. Esas referans kaynağı gelenekler. Örneğin kadına şiddet meselesini var eden referanslar, Kur’an’ın emirlerinden kaynaklanmıyor. “At, avrat, silah” diye bir kültürü var, bu insanların. Ve sözde “onur, haysiyet, şeref…” Yani adam, yalan söylemeyi, rüşvet yemeyi değil, karısının eteğinin kısa olmasını namussuzluk sayıyor. Felaket ilkel ve cinsiyetçi bir bakış var. Asıl değiştirmek için uğraşmamız gereken bu.

Röportajın tamamını okumak için tıklayın.