MedyaFaresi MedyaFaresi

Avrupa'nın en delikanlı lideri kim? Hasan Tahsin'den farklı bir analiz.

Bu adam daha bir büyüdü gözümde. "Neden?" diye sorarsanız, adamın özü de bir, sözü de...

Eklenme: 11 Mayıs 2009 08:02 - Güncelleme: 22 Aralık 2015 10:54

AB rüyası

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'i bir çokları eleştirse de, ben acayip derecede tutuyorum bu adamı. Harbi delikanlı çünkü. Özellikle sahte Kasımpaşa delikanlılarını gördükten sonra, Sarkozy daha bir büyüdü gözümde. "Neden?" diye sorarsanız, adamın özü de bir, sözü de... Zira Türkiye'deki çoğu politikacı için uzak bir kavram bu. Özünün ve sözünün bir olması.

Ne demiş Sarkozy son demecinde? Türkiye'nin AB üyeliği konusuyla ilgili olarak, "Türkiye'ye boş vaatler vermekten vazgeçelim." Yani Türkçesi: "Sen kıçını da yırtsan üye müye olamazsın. AB'yi anca rüyanda görürsün. Hadi bakalım yürrü de ense traşını görelim." Peki aslında ne olmuştu? Balık hafızalılar için kısaca hatırlatalım. Aynı AB, Türkiye'den gelen baskılara dayanamayıp, "Ulan lanet olsun sizle mi uğraşacağım? Size tarih vereyim de biraz siz uğraşın" diyerek, 3 Ekim 2005'de Türkiye ile müzakereleri başlatma kararı almıştı. Bu kararın ardından Başbakan Erdoğan Ankara'da, "Avrupa Fatihi" sloganlarıyla ve gündüz fırlatılan havayi fişeklerle karşılanmıştı. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek tüm Ankara'yı AB bayraklarıyla donatmıştı. Zannedersin ki, Türkiye AB'ye üye oldu.

Şakşakçı medyanın attığı başlıklar ise ayrı bir yazı konusu. Yalaka ve AB fonlarından nemalanan sözde liberal yazarların alkışlamaktan avuçları patlamıştı adeta. Benim de dahil olduğum küçük bir azınlık ise, "Yapmayın, etmeyin. Bu sadece görüşmelerin başlaması için osuruktan bir tarih. En önemlisi, görüşmelerin ucu açık. Yani ben diyeyim 15 yıl sen de 20 yıl, kim önce pes ederse. Milleti kandırmayın..." diye yazmıştı. Geldik bugüne. Aradan koskoca 4 yıl geçti. Soruyorum size Türkiye'nin AB üyeliği konusunda tek olumlu bir satır hatırlayan var mı? Yok imtiyazlı ortaklık, yok şartlı kabul, ebelek gübelek oyalama taktikleri. Ve sonunda delikanlı Sarkozy son noktayı koydu: "Türkiye'ye boş vaatler vermekten vaz geçelim." Delikanlı dediğin böyle olur.

Biz zaten Türkiye'ye en başından beri boş vaatler verildiğini biliyorduk ama bunu iktidar yalakalığından gözü körelmişlere anlatamıyorduk. Ağzı bir karış açık başbakanın her dediğini alkışlayan Pavlov'un köpeği misali çözümlemeden yoksun hareket eden beyinlere bunu bir türlü anlatamamıştık. Umarım Delikanlı Sarkozy'in son açıklamaları bir işe yarar. Helal be Sarkozy.

www.hasantahsin.com