MedyaFaresi MedyaFaresi

Ali Babacan: Esnaftan stopaj almayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Dükkan kapalı, esnafın cebine para girmiyor, kirasını bile ödeyemiyor. Bir de devlet esnafın yakasına yapışıyor 'stopaj' diye. Stopaj almayın" dedi.

Eklenme: 29 Kasım 2020 18:48 - Güncelleme: 29 Kasım 2020 19:57

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Eskişehir'de partisinin 1. Olağan İl Kongresinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Tashigo otelde yapılan DEVA Partisi 1. Olağan Kongresine DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın yanı sıra CHP'li Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Recep Taşel, İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Pektaş, sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. Genel Başkan kongre öncesi basın ve sivil toplum örgütleriyle bir araya geldi.

“ONLARCA GAZETECİ CEZAEVİNDE”

Kongrede konuşan Babacan, gerçek bir hukuk devletiyle, özgürlüklerin doyasıya yaşandığı, milletin refahının yükseleceği günlerin yakın olduğunu belirterek şöyle konuştu:

* Ülkemiz şu andaki bu kötü yönetim yüzünden ifade ve basın özgürlüğü alanında vahim bir noktada. İfade özgürlüğü önemli. Çünkü hastalığın teşhisi oradan başlıyor. Onlarca gazeteci cezaevinde, tam 715 basın kartı  iptal edilmiş. Basın kartı iptali ne demek artık emeklilik haklarından bile istifade edemiyorlar demek.

* Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün 2020 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre, Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154'üncü sırada yer aldı. Sonlardayız arkadaşlar. Bu listede son sırada Kuzey Kore yer alıyor. Bizim bir üstümüzde Belarus, bir altımızda ̇ ise Ruanda var. Ne yazık ki, hayırlı göstergelerde yukarılarda değiliz.

* Türkiye'yi bulmak için, listede aramaya sonlardan başlamak daha kolay. Bu utanç verici tabloyu Türkiye hak etmiyor. Hayırlı olmayan göstergelerde ise ne yazık ki yukarılardayız. Bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tarihi boyunca aldığı kararlara. İfade özgürlüğü hakkında en çok ihlal kararı verilen ülke Türkiye.

* Mahkemenin kurulduğu günden bu yana, ülkemiz hakkında tam 356 defa ifade özgürlüğü ihlali kararı verildi. İkinci sırada Rusya geliyor. Rusya hakkında ise 72 kez ihlal kararı verilmiş. En yakın rakibimize bile 5 kat fark atmış durumdayız ne yazık ki. Bu tablo Türkiye'ye yakışmıyor. Demokrasimizi mutlaka en üst seviyeye taşımak zorundayız. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmadıkça demokrasimiz ilerlemeyecek. Ekonomimiz düzelmeyecek. İşsizlik azalmayacak.

GENÇLER TWEET ATMAKTAN ÇEKİNİYOR

Babacan konuşmasında liseli, üniversiteli gençlerin özgürce tweet atamadığını da belirterek, “Bu işi öyle bir duruma getirdiler ki, gençlerimiz birbiriyle ‘Silivri soğuktur şimdi' diye şakalaşıyor. Ne kadar trajik durumda olduğumuzun göstergesi. ‘Şimdi ben bu düşüncelerimi yazarsam, başıma iş alırım' diye çekiniyorlar. Bir gece yarısı kapımız çalar, polis gelir diye çekiniyorlar. İleride bu yazdığımı önüme koyarlar, iş vermezler diye çekiniyorlar. 16, 17, bilemediniz 20, 21 yaşlarında gençlerimiz bunları söylüyor. Bırakın gençleri eleştirsinler, mizah yapsınlar. Gençler Türkiye'mizin yarını değil bugünü” dedi.

EĞİTİM POLİTİKASI İÇLER ACISI

Gençlerin üniversite bitirmesine rağmen iş bulmakta güçlük çektiğini ifade eden Babacan şunları söyledi:

* Maalesef ülkemizin eğitim politikası içler acısı. Biliyorsunuz şu pandemi döneminde uzaktan eğitimi de beceremeyip gençlerimizi mağdur ettiler. Her gelenin yapboza çevirdiği, sistemle sürekli oynandığı ülkemiz maalesef eğitimde dünya sıralamasında çok gerilerde. Türkiye, uluslararası öğrenci değerlendirme programı sonuçlarında son sıralarda yer alıyor. Üniversite mezunları iş bulamıyor.

* Yaşanan sorunların temelinde, eğitim sistemimize uzun vadeli bakılmaması yatıyor. Eğitim konusu sürekli olarak siyasi ve ideolojik bir çatışma alanı haline getiriliyor. Yönetime gelenler ‘kendi fikrine benzeyen', adeta tornadan çıkmış çocuklar ve gençler yetiştirmeye çalışıyor. Tek dertleri bu. Çocukların hayatı, hayalleri hiçbiri umurlarında değil. Oysa eğitim, devletin ideolojik görüşüne göre çocukları tornadan geçireceği bir araç değildir.

* Eğitim, toplum mühendisliği yapmanın bir aracı hiç değildir. Biz bu anlayışı sona erdireceğiz. Biz DEVA Partisi olarak eğitimde öncelikle fırsat eşitliğini, adaleti ve insanı merkeze alacağız. Türkiye'nin doğusu ile batısı, şehirleri ile köyleri arasındaki eğitim farkını azaltmak için çalışacağız. Sadece parası olanın değil, herkesin iyi eğitim alması için çalışacağız. Zorunlu eğitimi üç yaşında başlatacağız.

YÖK'Ü KAPATACAĞIZ

Hastalık veya benzer nedenlerle sınavı kaçıran gençlerin farklı tarihlerde sınava yeniden girme hakları olacağını belirten Babacan, üniversitelerin de özgürleştireceklerini söyledi. Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

* Yüksek Öğretim Kurulu'nu kapatacağız, kaldıracağız. 12 Eylül darbesinin akademideki kalıntılarına son vereceğiz. Üniversitelerde itaatin, biatın değil, aklın, bilimin önünü açacağız. Herkesi tek mesleğe zorlayan katı eğitim modellerini terk edeceğiz. İnsan ömrü uzuyor artık. Teknoloji de gelişiyor. İş gücü piyasasının talepleri zaman içinde değişiyor.

* Bu yenidünyada gençleri tek bir mesleki kalıbın içine sıkıştırmak doğru mu? Bu gençlerimizi mutlu eder mi? Ülkeyi geliştirir mi? Bunun yerine hayat boyu eğitim ile bireylerin değişmelerine imkan tanıyacak, yeni ilgi alanlarına cevap verecek eğitim modelini oluşturacağız.

MÜLAKAT OLMUŞ PARTİCİLİK ARACI

Türkiye'de her geçen gün işsizliğin arttığına dikkat çeken Babacan şu ifadeleri kullandı:

* Ülkemizde işsizlik almış başını gitmiş. Gençlerimiz işsizlikten yakınıyor. Tabloya şöyle bir bakalım: 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 26. İstihdam oranı ise yüzde 31'e geriledi arkadaşlar. Yani her 100 gencimizden sadece 31'i çalışıyor şu anda. Ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı da artışta; yaklaşık yüzde 30 seviyesinde. Yani bu her üç gencimizden biri demek.

* Gençler, iş bulamadığı için ailesinden aldığı harçlıkla geçimini sürdürüyor. İşsizlik, gelecek kaygısı can yakıyor, can alıyor. Gençlerimiz “Boşuna mı okuduk?” diyor. Aileler “boşuna mı okuttuk?” diyor. Onca yıl okumuş, emek vermiş bir genç, torpili olmadığı için devlette ya da özel sektörde işe giremezken, mevcut hükûmetten referanslı olanlar iyi mevkilere gelebiliyor. Biz, kamuda işe alımlarda mülakat sistemine son vereceğiz.

* Gençlerimizin yazılı sınavlardan aldıkları yüksek puanlara rağmen işsiz bırakılmalarına sebep olan mülakat sistemini kaldıracağız. Mülakat olmuş particilik aracı, mülakat olmuş bazı toplum kesimlerini dışlama aracı, mülakat olmuş eş, dost, ahbap kayırma aracı. Onun adamı, şunun yakını, o partiden, bu fikirden demeyeceğiz. Liyakate, bilgiye değer vereceğiz. Ben ve arkadaşlarım 2008-2009 küresel krizinde, yoğun emeklerle, işsizliği %9'a kadar düşürmüştük. Bu çalışmalarımızı da diğer siyasi partilerle istişare ederek yaptık.

ESNAF KEPENK KAPATIYOR

Babacan konuşmasında esnaf ve sanatkarın zor durumda olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

* Her şey almış başını gitmiş. Esnafımız da özellikle şu dönemde iş yapamaz hale geldi. Kepenkler kapatılıyor. Ekonomi yönetiminde çuvalladıkları için pandemi döneminde de son derece başarısız bir sınav verdiler. Zaten canının derdiyle uğraşan vatandaşlarımızın adeta yakasına yapışıyorlar ‘vergi vergi' diye, ‘SGK primlerini' öde diye.

* Pandeminin ilk günlerinden bu yana defalarca tavsiyelerde bulunduk. Biz sadece eleştirmiyoruz, çözüm de sunuyoruz. Çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Pandeminin hem sağlık hem de ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak için yapılması gerekenleri açıkladık. Bize ders vermeyin diyorlar ama derse çok ihtiyaçları var. Bunları söylemek zorundayız. Çünkü esnafı bilmiyorlar, koptular. Ev ödevlerini ellerine tutuşturuyoruz, daha ne bekliyorlar?

* Yıllarca ekonomiyi yönetmiş ve ekibiyle beraber bu ülkeyi krizlerden çıkarmış bir kardeşiniz olarak söylüyorum; yapılacak şey çok açık. Derhal ama derhal küçük işletmelerin tüm vergi ve SGK prim ödemelerini pandeminin etkisi bitene kadar erteleyin. Hele hele stopajı hiç almayın. Dükkan kapalı, esnafın cebine para girmiyor, kirasını bile ödeyemiyor. Bir de devlet esnafın yakasına yapışıyor “stopaj” diye. Stopaj almayın. Ertelediğiniz vergilerin geri ödemesini de uzun vadeye yayın. Kredi borçlarını, en az bir yılı ödemesiz olmak üzere, faiz almadan uzun vadeye yayın.

* Esnafımıza, küçük işletmelere, kapalı kaldıkları dönem boyunca derhal kira desteği sağlayın. Ancak böyle destekler ve yeniden yapılandırma esnafımızı rahatlatır. Uzun vadeli ve kesinlikle sıfır faizli yapılandırma. Merkez Bankasının faizini yüzde 15'e çıkarttınız, ‘faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur' diye. Yanlış bir tezle ülkeyi bu hale düşürdünüz. Üçüncü Merkez Bankası başkanı ilk günden açıkladı, sizin teziniz ne oldu?