MedyaFaresi MedyaFaresi

Akıncı Üssü iddianamesinden darbenin siyasi ayağı son anda mı çıkartıldı?

15 Temmuz çatı iddianamesinde siyasi ayağa işaret eden Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen, görevinden alınmıştı

Eklenme: 01 Nisan 2017 14:43 - Güncelleme: 01 Nisan 2017 14:48

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişiminin yönetildiği Akıncı Üssü’nde yaşananlara ilişkin soruşturmasını tamamlayarak, 481 kişi hakkında dava açtı.

İddianamede darbe girişimini FETÖ'nün yaptığı ve “üst aklın” taşeronu olduğu öne sürüldü. Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre, bir numarası Fethullah Gülen, iki numara ise firari Adil Öksüz olan iddianamede, daha önceki Çatı ve Karargâh iddianamelerinde 'FETÖ’nün siyasi ayağına/sorumluluğuna' işaret eden bölümlerinin yer almadığı görüldü.

Cumhuriyet'in haberine göre, önceki gün Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’la birlikte 3 savcının, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a yaptıkları Akıncı iddianamesi sunumundan sonra gelmesi dikkat çekti. 15 Temmuz çatı iddianamesinde siyasi ayağa işaret eden Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen, ardından görevinden alınmıştı. Adil Öksüz’ün kaçışı ve yakalanamamasında ihmali olan kamu görevlilerinin rolüne yer verilmeyen Akıncı iddianamesinde, darbe girişiminin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “liderliğinde” bastırıldığı ifadesine de yer verildi.

25 general sanık
İddianamede, Akıncı’da darbeye katılan 1 Orgeneral, 6 Tümgeneral, 18 Tuğgeneral, 22 Albay, 26 Yarbay, 33 Binbaşı, 56 Yüzbaşı, 62 Üsteğmen, 115 Teğmen, 131 Astsubay, 1 Uzman Çavuş olmak üzere toplam 481 şüpheli yer aldı. İddianamenin ilk 6 sırasını darbenin sivil yöneticileri oluşturdu. Bir numaranın Fethullah Gülen olduğu iddianamede, sırasıyda Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç, Harun Biniş şüpheli olarak bulundu. 7 numaralı sanık ise eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk oldu. 6 sivil dahil 45 yönetici hakkında 303 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.


Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Adalet Bakanı ile Başbakanlık müşteki olarak iddianameye girdi. Erdoğan’ın avukatının şikâyet dilekçesi de iddianamede yer aldı. Savcılık, bu dilekçede geçen bazı ifadeleri iddianameye taşıyarak, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde, iktidar ve muhalefet partilerinin desteğiyle darbeye teşebbüs eyleminin millet olarak, şehitler ve gaziler vermek suretiyle engellendiği” ifade edildi.

'Üst akıl' ifadesi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6. maddesinde düzenlenen “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” kuralını hazmedememiş üst aklın, taşeronları vasıtasıyla, 2013 yılının bahar ve yaz aylarında İstanbul Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesini bahane edip sokak eylemleri gerçekleştirerek, milletin bağımsız yargı kontrolünde hür ve özgür seçimler ile seçtiği yönetimi değiştirmeye teşebbüs ettiği öne sürülen iddianamede, bu eylemler ile milletin seçtiği idarecileri değiştiremeyen üst aklın; 17-25 Aralık sürecinde bir başka taşeronu olan FETÖ/ PDY Terör Örgütü’nün Emniyet ve yargı kurumları içerisindeki elemanlarını kullanmak suretiyle; milletin seçtiği yöneticileri değiştirmeye yeniden teşebbüs ettiği kaydedildi.

17-25 Aralık sürecinden sonra seçimlerden istemedikleri sonucun çıkması, yargı ve emniyetteki örgüt elemanlarının deşifre olması ve devlet tarafından pasifize edilmeye başlanması nedeniyle son çare olarak; FETÖ/PDY terör örgütünün yıllardan beri TSK’nin içerisine sızarak oluşturdukları gücü kullanmaya karar verdikleri anlatıldı. 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan genel seçim sonuçlarının kesinleşmesinin hemen sonrasında, FETÖ/ PDY terör örgütü kurucusu ve yöneticileri tarafından darbeye teşebbüs faaliyetini organize edecek kişilerin belirlendiği anlatılan iddianamede, bu kapsamda; sivil yönetici şüpheliler bölümünde detayları anlatılan Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş’in darbeye hazırlık faaliyetlerini Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış örgüt elemanlarıyla irtibat kurmak suretiyle yürütmekle görevlendirildikleri kaydedildi.

Aralık 2015'te başladı
ABD’de Fethullah Gülen’den aldığı talimat sonrası Adil Öksüz’ün Ankara’da darbeye hazırlık toplantılarına 27 Aralık 2015 tarihinde başladığı belirtilen iddianamede, Öksüz’ün Ankara’da çeşitli tarihlerde yaptığı toplantılara örgüte bağlı rütbeli askerlerin katıldığı, darbe planlamasının yapıldığı ayrıntılarıyla anlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişiminin Akıncı Üssü’ne ilişkin 4 bin 658 sayfalık iddianame hazırlayarak mahkemeye sundu. Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman, başsavcı vekili Ergün Şahin ve soruşturma savcısı Ramazan Dinç ile birlikte basın toplantısı düzenleyerek, iddianamenin mahkemeye gönderildiğini açıkladı. Basın açıklamasının yapıldığı salonda, iddianamenin 570 klasörü de yer aldı.

Bakan mı temizledi?
4 bin 658 sayfalık iddianamede, FETÖ’nün TSK’de yapılanması ve 15 Temmuz darbe girişimini yapacak gücü ulaşmasındaki siyasi iktidarın rolünün yer almaması dikkat çekti. Sivillerin sanık olduğu FETÖ çatı iddianamesi ile Genelkurmay Karargâhı’nda yaşananları anlatan 15 Temmuz çatı iddianamesinde, siyasi sorumluluğa işaret eden bölümler yer almıştı. Özellikle bu iddianamelerde, FETÖ’nün TSK yapılanması ayrıntılarıyla anlatılmıştı. FETÖ’nün AKP dönemini işaret eden yıllarda TSK içinde “yerleştiği” ve “yayıldığı”, son yıllarda TSK’yi ele geçirdiği, 2011’den bu yana albaylıktan generalliğe terfi ettirilenlerin yüzde 80’inin FETÖ üyesi olduğu, Haziran 2016’da FETÖ’nün siyasi otoriteye Atatürkçü askerleri tasfiye etmek amacıyla kanun değişikliği yaptırdığı vurgulanmıştı. Karargâh iddianamesini yazan Başsavcı Necip Cem İşçimen, bu dosyanın mahkemeye sunulmasının ardından görevinden alınarak, pasifize edilmişti. İşçimen, darbe gecesi televizyona ilk çıkanlar arasında yer almış ve soruşturma başlattığı darbeciler ve FETÖ üyeleri hakkında gözaltı kararı verdiğini açıklamıştı. Akıncı iddianamesinde ise “Fethullahçı Terör Örgütü” bölümünde sadece 18 sayfa anlatılırken, TSK’deki yapılanmasına hiç değinilmedi. Oysa son Karargâh çatı iddianamesinde bu bölüme yaklaşık 400 sayfa ayrılmıştı.

Ankara Başsavcılığı, Akıncı iddianamesini normalde perşembe günü açıklayacaktı. Ancak perşembe günü Başsavcı Yüksel Kocaman, yeni atanan başsavcı vekili Ergün Şahin ve soruşturma savcısı Ramazan Dinç’in, perşembe gün boyu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sunum yaptığı öğrenildi. İddianamede, siyasi sorumluluk bölümünün yer almaması, bu sunumda temizlendi mi sorusuna neden oldu. İddianamede, Adil Öksüz’ün kaçması ve telefonunun bir hafta boyunca açık kalmasına karşın yakalanamamasına ilişkin ihmallere değinilmemesi de dikkat çekti.

Clinton’ın şirketine bağış
15 Temmuz darbe girişiminin saat saat anlatıldığı iddianamede, iki numaralı sanık Adil Öksüz ile ilgili geniş yer ayrıldı. Bank Asya’da hesabı bulunduğu, ByLock kullandığı ifade edilen Öksüz’ün birinci derecede yakınlarının 17 Aralık’tan sonra Bank Asya’nın kurtarılması amacıyla yüklü miktarda para yatırdıkları belirlendi. İddianamede, Öksüz’ün 22/12/2010 ve 25/04/2011 tarihlerinde 2 işlemde “HARMONY ENTERPRISES LLC” isimli şirkete 200 bin ABD Doları para gönderdiği, bahse konu şirketin 08/11/2016 tarihinde ABD Başkanlık seçimlerinde başkan adayı olan Hillary Clinton isimli adaya finansman sağlamak amacıyla kurulduğu ifade edildi. Öksüz’ün ABD’de Gülen ile çekilmiş bir fotoğrafına yer verilen iddianemede, HTS kayıtlarına yer verildi. Buna göre Adil Öksüz, Akıncı Üssü çevresinde gözaltına alınıp konulduğu jandarma karakolundayken bazı kişileri aradı.

ABD’den telefon
18 Temmuz’da serbest bırakıldıktan sonra telefonunu kapatmayan Öksüz’ün telefonu 18 Temmuz’da Esenboğa Havalimanı ve Sabiha Gökçe Havalimanı ile Üsküdar’da baz verdi. Öksüz, o tarihte çeşitli kişilerle görüştü. Hakkında yakalama kararı çıkarıldığı tarih olan 19 Temmuz’da ise Sakarya Akyazı’dan sinyal veren Öksüz, 20 Temmuz’da ise Sakarya Üniversitesi rektörlüğünü aradı. 21 Temmuz’da ise Öksüz ABD Başkonsolosluğu’ndan arandı. Bu tarihten sonra Öksüz telefonunu bir daha açmadı. Öksüz’ün kaçışıyla ilgili ihmallere değinilmezken, buna ilişkin ayrı soruşturma yapıldığı kaydedildi.

Darbeciyle 177 görüşme
Öte yandan Adil Öksüz, 2010-2012 tarihleri arasında darbe teşebbüsü faaliyeti sırasında Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi’nde Tuğgeneral olan Recep Ünal ile 177 kez telefon görüşmesi yaptı. Bir diğer sivil imam Kemal Batmaz ise Ünal ile 62 kez konuştu. İddianamede Adil Öksüz’ün serbest bırakıldıktan sonra GPS cihazı ile iki telefonunun teslim edildiği, şüpheliden ele geçen üzerinde Hava Kuvvetleri amblemi olan kol saatine ise el konulduğu belirtildi. İddianamede Öksüz’ün o gece Akıncı’ların içinde olduğunu belirten tanık ifadeleri olduğu kaydedildi.

Bombalamalar iddianamede
İddianamede, sadece 15 Temmuz darbe girişiminin Akıncı Üssü’nden değil, buradan kalkan uçakların arasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin çevresi, Özel Harekât Daire Başkanlığı, TÜRKSAT Tesisleri, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Havacılık Dairesi Başkanlığı’nı bombalanması dahil 13 eylem yer aldı. Bombalamalar sonucu 77 kişi öldü, 222 kişi yaralandı. Bombalama sonucunda yaklaşık 80 milyon TL zarar oluştu.

25 pilot F-16 kullandı
Darbeye teşebbüs faaliyeti sırasında 25 pilotun F-16 uçağı kullandığı, 25 pilottan 11 pilotun bombalama faaliyetlerini gerçekleştirdiği anlatılan iddianamede, diğer pilotlardan 2 tanesinin darbeye teşebbüs faaliyeti sırasında İstanbul üzerinde de alçak uçuş yaptığı, 2 tane F-16 pilotunun Cumhurbaşkanı’nın uçağını takiple görevlendirildiği ve Afyon üzerine doğru uçuş yaptıkları, diğer 10 tane F-16 pilotunun Ankara üzerinde alçak uçuş yaptıkları ifade edildi. Yine iddianame kapsamında Adana/İncirlik 10. Tanker Üs Komutanlığı’ndan 3 adet tanker uçağının; izinsiz kalkış yaptığı ve gece boyu Akıncı Üssü’nden darbeye teşebbüs faaliyetine katılan F-16 uçaklarına yakıt ikmali yaptıkları tespit edildi.

Hava NATO’ya kapatılmış
İddianamede, darbe teşebbüsünün bastırılması amacıyla 16 Temmuz saat 02.19’da; Eskişehir BHHM’den Türk hava trafiğini NATO’nun görmemesi için NATO’ya kapatma talimatının verildiği anlatıldı.