MedyaFaresi MedyaFaresi

Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve Akın Atalay'ın davasında yeni gelişmeler

Yaklaşık 500 gündür tutuklu olan Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Akın Atalay'la ilgili yeni bir karar verildi.

Eklenme: 09 Mart 2018 21:11 - Güncelleme: 09 Mart 2018 22:40

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek" iddiasıyla üçü tutuklu yargılanan Cumhuriyet yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki davanın altıncı duruşması bugün (9 Mart 2018) Silivri'de görülüyor. Savcı, dava kapsamında yaklaşık 500 gündür cezaevinde bulunan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve muhabir Ahmet Şık'ın tutukluluk hâlinin devamını istedi.

t24.com.tr'nin haberine göre İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın bugünkü duruşmasında ilk olarak eski Cumhuriyet yazarı Mehmet Faraç "tanık" sıfatıyla dinlendi. Önceki duruşmalarda iş akdinin, bir kadın çalışanı saçlarından tutarak yerde sürüklediği gerekçesiyle feshedildiği belirtilen Faraç, sanık avukatlarından Tora Pekin'in "2009 senesinde gazete binasının tamamen dışında başka büroda çalışmanız istendi. Oraya geçtiniz. Nedenini anlatır mısınız?" sorusu üzerine "Böyle tuzak sorular yakışmıyor" dedi.

İfadesi boyunca, gazetenin yayın politikasını değiştirdiğini iddia ettiği Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç'e yönelik tepkisini dile getiren Faraç, daha sonra eski Cumhuriyet muhabirlerinden Leyla Tavşanoğlu'nun Erinç'in "talimatı" ile Pensilvanya'ya gönderildiğini ileri sürdü.

Leyla Tavşanoğlu ise darbe girişiminin planlayıcısı olduğu belirtilen Fethullah Gülen'i, vakıf yönetiminin isteğiyle Pensilvanya'da ziyaret ettiği yolundaki iddiayı yalanladı. "2014'te Gazeteci ve Yazarlar Vakfı beni ve başka gazeteci ve akademisyenleri davet etti. Vakıf ve gazete yönetiminde olan İbrahim Yıldız'dan izin aldım. Gülen de oradaydı. Sonra yazmaya değer haber görmedim ondan yazmadım" diyen Tavşanoğlu, Tora Pekin'in "Bir gazetecinin Pensilvanya'ya gitmesini kesinlikle suç olduğunu düşünmüyorum. Ama bu konuyla ilgili Orhan Erinç size bir şey dedi mi?" sorusunu yanıtsız bıraktı. Bunun üzerine Pekin, "Kendisi bana 'Gitmesen iyi olur' dediğini aktarmıştı. Gelince kendisi de burada sorar" ifadesini kullandı.

Daha sonra kürsüye, Cumhuriyet Gazetesi Okurları Platformu (CUMOK) Koordinatörü Namık Kemal Boya çağırıldı. Boya, üye hâkimin, "Aydın Engin'i, İlhan Selçuk'un uzaklaştırdığı söyleniyor" ifadesine "Ben birkaç kişiden 'Kapıdan içeri girmeyecek' dediğini duydum" karşılığını verdi. Boya'nın iddiası üzerine Cumhuriyet yazarı Aydın Engin söz aldı ve şunları söyledi:

"2002'de İlhan Selçuk herkesi toplayarak 'Artık milliyetçi çizgi izleyeceğiz' dedi. Ben de 'Milliyetçi değilim' dedim ve istifa ettim. İlhan Abi beni kovmak şöyle dursun, 'Beni çiğnemeden çıkamazsın' dedi. Üstelik bu istifanın ardından yine İlhan Abi gazetenin başındayken, 2006 ya da 2007'de yeniden gazeteye gelmemi istedi. Ben reddettim. Yemin etmiş bir tanığın gönlünden geçenleri objektif gibi anlatması kabul edilebilir değil."

Engin’in ardından Cumhuriyet Kitap'ın yayın yönetmeni Turhan Günay söz aldı, tirajların CUMOK sayesinde değil, haftanın iki günü gazete ile birlikte ücretsiz kitap verilmesi sonucu arttığını söyledi. Avukat Tora Pekin de Faraç ve Boya’nın "tirajlar düştü" iddiasının mahkemeye sundukları Basın İlan Kurumu verilerinde resmi olarak yalanlandığını kaydetti.

"İddialar akıl alacak gibi değil"
Duruşmada, savunma makamının tanıkları olarak eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko dinlendi.

Altan Öymen, Bahri Belen'in "Cemaate yakın bir haber içerik olduğuna dair bir izleniminiz oldu mu? Bunu utanarak soruyorum ama" sorusunu "Öyle bir şey yok" diye yanıtladı.

Bir dönem Cumhuriyet'in birinci sayfasının yazarlığını yaptığını hatırlatan Öymen, "Yöneltilen iddialar akıl alacak gibi değil. Cumhuriyet öncelikle Atatürk'e bağlıdır. 1924'ten beri zaman içinde çok şey olmuştur ama bu değişmemiştir. Atatürkçülüğün yanlış kullanımına da karşıdır. 'Bu Atatürkçülükse ben Atatürkçü değilim' sözü Nadir Nadi'ye aittir" diye konuştu.

Kani Beko da, bir okuyucu olarak gazetenin yayın politikasında herhangi bir değişiklik, "sapma" sezmediğini belirterek "FETÖ'yü öven bir gazete DİSK'in kapısından bile giremez" ifadesini kullandı. Beko, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz Cumhuriyet ile ilgili böyle bir şey duymadık bilmiyoruz. Cumhuriyet bu ilkeleri savunduğu müddetçe biz de Cumhuriyet'i savunmaya devam edeceğiz."

Duruşmayı kimler izliyor?
Silivri’deki duruşmayı yargılananların yakınlarının yanı sıra izlemeye gelenlerin bazıları şöyle:

AB Türkiye Delegasyonu temsilcileri, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Mine Söğüt, Sezgin Tanrıkulu, Alp Selek, Ercan Karakaş, Candan Yıldız, Erol Önderoğlu, Seray Şahiner, İnan Kızılkaya, Burcu Karakaş, Elif Ilgaz, Melike Demirağ, Ertuğrul Mavioğlu, Çiğdem Toker, Aram Ekin Duran, Ceyda Karan, Canan Coşkun, Dilek Şen, Meriç Velidedeoğlu, Leyla Tavşanoğlu, Ayşegül Sönmez, Arif Kızılyalın, Tayfun Atay, Fatih Polat, Kani Beko, Garo Paylan, Erdem Gül, Aslı Aydıntaşbaş, Ayşe Sayın, Yasemin Öymen, Utku Çakırözer, Gençay Gürsoy, Bülent Özdoğan, Özlem Yüzak, Sadife Karataş Kural, Semra Kardeşoğlu, Ceren Sözeri, Şükran Soner, Altan Öymen, Doğan Akın, Aslı Kazan, Beliz Özkan, Aylin Kotil, Bülent Mumay, Ayşenur Aslan, Selin Girit, Hilmi Hacaloğlu, Bülent Yener.

İşte dakika dakika yaşananlar
20:02 - Duruşmaya, ara karar için ikinci kez ara verildi.

19:40 - Ara sona erdi. Tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve Akın Atalay duruşma salonundaki yerlerini aldı.

19:11 - Erdem Gül: Selamlaştık, bir diyalog kurmayı başardık. Akın Atalay, yurt dışından biliyorsunuz dönerek geldi tutuklandı. Akın Atalay, aylardır hapiste olduklarını söyledi. "Hiçbir kirli pazarlığa alet olmayacağız" dedi. Artık kimseden kendilerini kurtarmasını beklemediğini söyledi. Morallerinin bozuk olmadığını, bir gazetecilik mücadelesini verdiklerini söyledi.

19:10 - Artı TV'ye konuşan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül: Burada tipik bir gazetecilik işinin yargılandığı bir davayla karşı karşıyayız. Üç tutuklu arkadaşımız var. 16 aydır tutukluluklar. Senelerce verilecek bir hapis cezasının karşılığını peşin peşin yatıyorlar. Hiç olmazsa bugün itibarıyla derhal serbest bırakmaları gerekir.

18:50 - Duruşmaya kısa bir ara verildi.

18:48 - Avukat Can Atalay: (Mahkeme Başkanı'nın müdahalesi üzerine) Tanıklara göstermediğiniz hassasiyeti bize göstermenizi manidar buluyorum. Ahmet Şık'ın derhal serbest bırakılması, aksi halde adli kontrol şartlarının neden yetersiz kalacağının gerekçesinin yazılması gerekli.

18:47 -
Avukat Can Atalay: Ahmet Şık'ın FETÖ ile ilişkilendirilmesinin akılla uzaktan yakından alakası yoktur. Ahmet Şık adli kolluk bürokrasisi sessiz kaldığında Fethullahçı çeteyi yazmıştır. Onu bu gerekçeyle tutuklu tutmak imkansız. Silivri 9 Noluyu gördünüz mü bilmiyorum.

18:45 -
Avukat Can Atalay: Kısaca söyleyeyim Ahmet Şık'ın bu dosyayla alakası yoktur. Diğer tüm sanıklardan 2 ay sonra gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Cumhuriyet'te çıkan haberleri dışında, ilgili tek bir belge yoktur. Katalog suç bulunamadığı için Ahmet Şık bu dosyaya dahil edildi. İddianamedeki "Ya Apo Kandil'e ya biz İmralı'ya" röportajı hakkınds 1.5 yıl boyunca soruşturma açıldı.

18:43 -
Avukat Tora Pekin: Savcı neden propaganda değil de yardım suçlamasını seçti? Eğer "örgüt adına suç işlemek" derseniz ya da propaganda derseniz bunları göstermeniz lazım. biz burada eylemsiz bir suçu tartışıyoruz.
Mahkeme Başkanı: Savunmaya vereceğimiz en fazla 10 dakika. Nasıl kullanacağınız size kalmış. Saat 19.00'dan sonra UYAP yok.
Avukat Tora Pekin: En sağlıksızı o olur. Burada gece yarılarına kadar duruşma görülüyor.
Mahkeme Başkanı: Ama UYAP yok. Yoksa devam ederiz.
Avukat Tora Pekin: Son sözümü söyleyeceğim bir aşk hikayesine geleceğim. Oscar Wilde'ın Reading Zindanı Baladından Silivri Zindanı Baladına bir bağ kurdum. "Herkes öldürür sevdiğini" Biz bizi sevmenizi istemiyoruz, biz adil yargılanma ve tahliye istiyoruz.

18:42 -
Mahkeme Başkanı: Biz dosya içinde bu kararları (AYM tahliye kararları) kabul etmiyoruz.
Avukat Bahri Belen: Bende mi kalsın? O zaman ben savunmamda okurum.

18:41 -
Mahkeme Başkanı: Tahliye kararları örnekleri bizi bağlamaz Avukat Bahri Belen: Ceza yargılamasında sözlü müdafaa sizi ikna etmek için tanınmış bir haktır. Onu söylemeyin bunu söylemeyin olmaz ki. Biz sizi ikna edeceğiz. Kararları veriyorum, bağlayıcı olmadıklarını biliyorum ama veriyorum.

18:40 - Avukat Bahri Belen: Akın benim öğrencim, kaçmayan biri, gözaltı kararı olduğunda kalktı geldi. Onun ve diğerlerinin kaçacağını varsaymak, deliller toplanacak gerekçesiyle tutuklamaya devam etmek mümkün değil.

18:28 - Avukat Fikret İlkiz: Murat Sabuncu bana "Benim tahliye ihtimalim var mı?" dedi, "Hiç umudum yok" dedim. O da "Biz düşman mıyız?" dedi

18:27 - Avukat Fikret İlkiz: Murat Sabuncu bana soruyor, "2 ay yayın yönetmeni olarak görev yaptım. İbrahim Yıldız en uzun süreli yayın yönetmeni ama o tanık oldu ben sanık oldum" diye.

18:25 - Mahkeme Başkanı, UYAP kaydının saat 7'de biteceğini bildirerek Avukat Tora Pekin'i savunmasını toparlaması konusunda uyardı.

18:02 -
Avukat Tora Pekin: Burada iki hatalı karar. Emre İper'in ve Turhan Günay'ın tutukluluk kararı.
Mahkeme Başkanı: Bunu anlatın.
Avukat Tora Pekin: Bunu anlatacağım zaten. Sizin kararınıza daha dikkatli bakmanızı istemekten daha doğal ne olabilir? İşin özünü nasıl savunabilirim?
Mahkeme Başkanı: Siz İper ve Günay hakkında verdiğimiz kararları buyurun tartışın ama diğer başka meseleleri bize bırakın.
Avukat Tora Pekin: Bilirkişiler geldi ve "Emre İper'in telefonunda ByLock yüklü değildir" dedi. Bu bizim için şanstı tahliye kararı çıktı, sizin için şanstı. Eğer uzmanların raporlarını kuvvetli suç şüphesi bağlamında tartışsaydık Emre İper daha erken çıkacaktı.

18:00 -
Avukat Tora Pekin: Bugün ara karar verdiniz, bundan sonraki kararlarınızda bu ara kararlarınızı dikkate almanızı istiyoruz.
Mahkeme Başkanı: Bu üslup ve telkin doğru değil. Biz nasıl kararlar vereceğimizi size soracak değiliz. Şöyle bir şey yok. Bu duruşmada diğer emsal duruşmalara göre birçok kuralı esnetiyoruz. Ama herkes gelecek mahkemeye giydirecek, böyle bir şey yok. Tora Pekin: Bu benim görevim Başkan: Bizi etkileme, delilleri gözümüze sokma yükümlülüğünüz var ama bundan önce yanlış kararlar verdiniz bir daha yapmayın deme hakkınız yok.

17:45 - Avukat Tora Pekin: Şu Silivri Cezaevi'nde kimsenin kalmasını istemem. Doğru düzgün bir cezaevi sistemi kurarsınız, o zaman suçu olan gelsin çeksin. Ama Silivri öyle bir yer değil. Toplum barışını tehdit eden, yoksunlukla insanı topluma küstüren bir yer burası.

17:30 - Avukat Abbas Yalçın: 495 gün tutuklu olmayı gerektirecek tek bir gelişme olmadı. Bunu göz önüne alarak müvekillerimizin tahliyesini talep ediyoruz.

17:29 - Avukat Abbas Yalçın: Faraç niçin saatinde duruşma salonunda değildi? Sosyal medya hesabından "bana tebligat vermedi" dedi. Duruşmaların en başında olduğu varsayılan kuvvetli şüphe arttı mı azaldı mı? Yerlerinde yeller esti

17:28 - Avukat Abbas Yalçın: "Tanıklar üstünde baskı ihtimalini" eklediniz tutukluluk gerekçesine. Sonra 8 tanık dinlediniz. Müvekillerimiz için suç oluşturacak tek bir ifade olmadı hatta Aykut Küçükkaya ve Miyase llknur, savcı Yasemin Baba sorduğu soruları eklemeden alt alta yazmış, anlam bozulmuş dedi. Mahkemeniz Tavşanoğlu'nu çağırmayı unutmuş, Faraç'a da üçüncü defa ulaşamadığı için müvekillerimiz bir kez daha tutuklu kaldı. Doğan Satmış'ı dinlediniz, röportaja söylemediklerinin eklendiğini söyledi.

17:27 - Avukat Abbas Yalçın: Cevapsız aramalar, gönderilen SMS'ler ve pideci telefonları çıktı hepsi. İddianamedeki para hareketleri de otoparka verilen paralar, kaynağı belli paralar, iktidara yakın medyaya verilenlerle karşılaştırılamayacak kadar düşük miktarda reklamlar.

17:26 - Avukat Abbas Yalçın: Aradan geçen 495 günde kuvvetli şüphe arttı mı yoksa hiçleşti mi? HTS kayıtlarıyla yüzlerce ByLock kullanıcısyla irtibat olduğu iddiası dosyaya girdi. Dosyamızdaki HTS kayıtları gerçekten ByLock kullanıcılarıyla irtibatı gösterdi mi? Sayfa sayfa anlattı müvekillerimiz.

17:25 - Avukat Abbas Yalçın: Kuvvetli suç şüphesi tutuklamanın başından beri mevcut olmadı. Ama mahkeme "Kuvvetli suç şüphesi gösteren delillerin varlığı" ve "Toplanacak deliller" gerekçesiyle tutukluluğa devam kararları verdi.

17:20 - Avukat Kaan Karcılıoğlu: Basın İlan Kurumu'nun iddianameye dayanak gösterilen rakamlarının yanlış olduğunu mahkeme biliyor. İddianamedeki bir diğer bilgi Vakfın iflasa ve dağılmaya sürüklendiği. Vakfın 31.10.2016 itibariyle alacağının 10 milyonun üstünde olduğu, borçlarının 600 bin olduğu ortaya konmuştur.

17:17 - Duruşma Avukat Kaan Karcılıoğlu'nun konuşmasıyla devam ediyor: İddianamede, gazete satışının yayın politikasındaki değişikliklikle düştüğü söyleniyor. Bu bilgisinin maddi hataya dayandığı ortaya çıkmıştır. 2015'te gazete satışı yüzde 39 artmıştır. Basın İlan Kurumu'nun iddianameye dayanak gösterilen rakamlarının yanlış olduğunu mahkeme biliyor. İddianamedeki bir diğer bilgi Vakfın iflasa ve dağılmaya sürüklendiği. Vakfın 31.10.2016 itibariyle alacağının 10 milyonun üstünde olduğu, borçlarının 600 bin olduğu ortaya konmuştur.

17:00 - Avukat Hafize Sabancı: Gayrimenkullere ilişkin bilirkişi raporu, rücu gerekçesinde de yer aldığı gibi yargılamaya hiçbir katkıda bulunmamıştır.

16:57 - Avukat Hafize Sabancı: Cumhuriyet Vakfı'nın sorumluluğu Yeni Gün AŞ'nin Cumhuriyet'i çıkarmaya devam etmesidir. Yeni Gün AŞ batar ve gazete çıkamazsa vakıf görevini yapmamış olur. Kaldı ki Vakıf, Yeni Gün AŞ'nin ortağıdır.

16:55 - Avukat Hafize Sabancı: Vakıflar Kanunu'nun gerektirdiği tüm vecibeler yerine getirilmiştir. Gayrimenkul değer tespiti raporlarının değiştirilmiş olması sonucu değiştiremez. Daha önce de bu dava sonucunun beklenmesi kararından rücu edilmesini (Geriye dönülmesini) istemiştik.

16:53 - Sözü avukat Hafize Sabancı aldı: Cumhuriyet Gaztesi'nde atılan manşetler nasıl ceza kanununa uzaksa, gayrimenkullerin satışı üzerinden bir görevi kötüye kullanma suçlaması da ceza kanununa uzaktır.

16:50 - Avukat Fikret İlkiz: Bize göre bu dava mahkemelerin gereksiz işgalidir. Bizi buraya sürükleyen tek şey, Alev Coşkun'un seçilememiş olmasıdır.

16:47 - Avukat Fikret İlkiz: Faraç 'Kubilay yazım nedeniyle beni attılar' diyor. Cumhuriyet'te çalışmasına son verilmesinin nedeni yazısı değil, bir kadın muhabiri saçından sürüklemesidir. Ve CHP'ye seçilmek için Cumhuriyet'in birinci döneminde CHP Genel Başkanı'nın elini öptüğü için... Kubilay yazısı iş akdinin feshinden sonradır. Kaldı ki iş akdinin feshinden sonra Cumhuriyet'te çalışmayan birinin yazısı yayınlanmaz. Binaların ayrılması konusunda Tora Bey'in söylediği buydu.

16:46 - Avukat Fikret İlkiz: Bu tanıkları siz seçtiniz, siz getirdiniz. Biz sadece üç tanık talep ettik. Ve bunların adı da çok açık: Savunma tanığı. Madem Türmen'in dinlenmemesi konusunda karar veriyorsunuz o zaman iddianame yazıları Önal Aydemir'i neden bilirkişi olarak addetti?

16:45 - Avukat Fikret İlkiz: Meslektaşımın da dediği gibi Erinç bize Leyla Tavşanoğlu'nun söylediği gibi anlatmadı bize. Müvekkilim bugün rahatsız olmasa anlatırdı. Demek ki 8 ay önce bugün dinlenen tanıklar konusunda Orhan Erinç fikrini ifade etti. Aydınlık gazetesinin aynı gün yazdığı yazıları da sundu.

16:40 - Avukat Fikret İlkiz: Anladığım kadarıyla Faraç ve Tavşanoğlu'nu tekrar çağırmadığımızdan ötürü onun da dinlenmesine 3 numaralı kararınızda karar verdiniz. Sonra anladığım kadarıyla Boya'yı fark edip dinlenmesine karar verdiniz. Ve bizim karşımıza CUMOK çıktı.

16:39 - Avukat Fikret İlkiz: Siz mahkeme heyeti olarak 24.7.2017 tarihli oturumda karar verdiniz ve birçok adın dinlenmesine hükmettiniz. O gün dinlenmesi için bir gerekçeniz yoktu bugün hangi gerekçeyi sordunuz.

16:37 - Avukat Fikret İlkiz söz aldı: Basın savcılığı terörle ilgili bir iddianame yazmaz. Siz yazdınız. Tanıkların arkalarından konuşmamak için kalmalarını istemiştim. Ama ifadelerine bakınca Erinç ve diğer sanıklar için değerlendirme yapmaya gerek var.

16:36 - Mahkeme Başkanı: Bugüne kadar elde edilemeyen dijital delillerin, Adli Tıp’tan gelecek bilgilerin de beklenmemesine karar verdik. Açılan davanın mahiyeti klasik örgüt üyeliği davası değildir, bulmayı umduklarımız ilişkiler değildir.

16:35 - Mahkeme Başkanı: Görüşümüz Rıza Türmen’in dinlenilmesinden vazgeçilmesi yönündedir. Şahıs burada değildir. CMK gereğince tanıklığının yargılamaya esastan ne kadar etki edeceği konusunda tereddütlerimiz var. Sadece kanaatimiz için her şeyi bir kenara bırakıp bir celse uzatmanın usul ekonomisine uygun değil. Burada olsa dinlerdik ama davamızın geldiği aşamada bir takım başka değerlendirmenin kesintiye uğramaması için dinleme talebini reddediyoruz.

16:33 - Savcı: Asliye Hukuk'taki Vakıf davasının kesinleşmesi beklenen davanın beklenmesi davayı uzatacağı için reddi talep olunur.

16:32 - Savcı: CMK gereğince hukuk konusunda bilirkişi tutulamayacağı gibi tanık dinlenmesi de düşünülemez. Rıza Türmen'in dinlenmesi talebinin reddine karar verilmesini istiyoruz.

16:30 - Mahkeme Başkanı: Her iki hususta da ara kararımızı alacağız. İddia makamından iki talep hususundaki mütalaasını soruyoruz.

16:26 - Avukat Tora Pekin: Biz bir hukuk davasının ceza davasının konusu olamayacağını söylesek de, siz tutuklama gerekçesi olarak bunu sundunuz. İkinci talep olarak bu konuyla ilgili ara karar alınmasını talep ediyoruz.

16:25 - Avukat Tora Pekin: Ara kararınızda, bizim tutukluluğumuzun 495. gününde tutuklama gerekçelerinin başında bu vakıf davası var. O dava henüz kesinleşmedi. Bölge istinaf bir karar verdi yargıtay yolu açık olarak, sizin 7 numaralı ara kararınız da açık duruyor.

16:23 - Avukat Tora Pekin: AİHM kararlarının iddianameye çokça konduğunu ancak bağlamından koparıldıklarını görüyoruz. Bu yüzden Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenilmesini talep ediyoruz.

16:20 - Aradan sonra duruşma tekrar başladı. Avukat Tora Pekin, savunmanın taleplerini sıralıyor.

16:01 - Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

16:00 - Mahkeme Başkanı: Artık savcılık makamının son mütalaasını alabiliriz.

15:59 - Mahkeme Başkanı: Rıza Türmen'den vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de adli tıptaki bilgileri davayı uzatıcı aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya ilerlememiz gerekiyor.

15:58 - Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: Yargılamanın geldiği bu aşamada toplanacak daha fazla delil kalmadı. Heyetimizle adli tıbba giden Çetinkaya ve Engin'e ait SIM kartlara ait çözümleme gelmedi. Tanık dinleme olayı bitmiştir.

15:55 -
Mahkeme Başkanı: İki tanığınızın da meslek ve konumları nedeniyle çok değerli şeyler söyledi. Rıza [Türmen] Bey bundan daha fazlasını yapacaksa amennah.
Avukat Bahri Belen: Kendisiyle ne bildiğini konuşmadım. Ama bu konuda yararlı olacak bilgileri olduğunu düşünüyoruz.

15:53 - Avukat Bahri Belen: Sayın Başkan, Cumhuriyet okuru olan çok sayıda tanığı buraya getirebiliriz ama biz temsil ettikleri konu açısından daha aydınlatıcı olan isimleri ilettik. Bugün yurtdışında [Rıza Türmen] tanığımızın da yargılama açısından açıklık getirecek beyanları olabilir.

15:45 - Avukat Bahri Belen: Gülen hareketi o dönemde hükümetin, toplumun, siyasetin, ekonominin itibar ettiği bir hareketti. Sizden önceki tanık cemaat ile ilgili ilk gerçek bilgileri Çetinkaya ve Şık'tan öğrendiğini söyledi. Siz bu yazarların 2012-13'te cemaati övücü bir yayınına rastladınız mı? Bütün işçilerin konfederasyon başkanı olarak gözü kulağısınız. Özellikle Çetinkaya ve Şık açısından böyle bir hareket değiştiren tutum var mı?
Kani Beko: FETÖ'ye yakınlık gösteren bir Cumhuriyet'i tanımıyorum. FETÖ'yü öven ya da yakınlık gösteren bir cümle dahi okumadım, bilmiyorum.

15:41 - Kani Beko: Geleneklerinden taviz vermiş olsaydı DİSK'e bağlı hiçbir kuruma Cumhuriyet giremezdi. Çocuklarıma da mutlaka her haftasonu Cumhuriyet okutuyorum.

15:40 -
Mahkeme Başkanı: 2014'ten sonra gazete yayın politikasında değişiklik olduğu iddia ediliyor. Siz buna bizzat şahit oldunuz mu?
Kani Beko: Kesinlikle böyle bir şey olmadı. Çevremde, sendikamda, ailemde gazete okurlarının azaldığını değil arttığını gördüm.

15:36 - Kani Beko: FETÖ'yü öven bir gazete DİSK'in kapısından bile giremez. Biz Cumhuriyet ile ilgili böyle bir şey duymadık bilmiyoruz. Cumhuriyet bu ilkeleri savunduğu müddetçe biz de Cumhuriyet'i savunmaya devam edeceğiz.

15:35 - Kani Beko: Bu utanç verici bir dava. Cumhuriyet bu ülkenin bağımsız demokratik hukuk devleti ilkesini savunan bir gazetedir. FETÖ suçlamarını kesinlikle kabul edemem, anlamam.

15:31 - Savunmanın ikinci tanığı olarak DİSK Genel Başkanı Kani Beko kürsüye geldi.

15:25 -
Mahkeme Başkanı: 'Cumhuriyet eski Cumhuriyet değil' diye düşündüğünüz, konuştuğunuz oldu mu?
Altan Öymen: Hayır. Birçok olayı biz Cumhuriyet'ten öğrendik. İktidarın baskısı nedeniyle yazılamayanları yazan az sayıdaki yayından biri ve hatta bu yayınların başında geliyor

15:20 -
Avukat Bahri Belen: Cemaate yakın bir haber içerik olduğuna dair bir izleniminiz oldu mu? Bunu utanarak soruyorum ama...
Altan Öymen: Öyle bir şey yok!

15:19 - Altan Öymen: Yöneltilen iddialar akıl alacak gibi değil. Cumhuriyet öncelikle Atatürk'e bağlıdır. 1924'ten beri zaman içinde çok şey olmuştur ama bu değişmemiştir. Atatürkçülüğün yanlış kullanımına da karşıdır. 'Bu Atatürkçülükse ben Atatürkçü değilim' sözü Nadir Nadi'ye aittir.

15:18 -
Mahkeme Başkanı: Cumhuriyet ile yazarlık ilişkinizi ne zaman tamamladınız?
Altan Öymen: 1981'de Milliyet'e geçtim. O dönem Nadir (Nadi) Bey hayattaydı, Vakıf yoktu ama teşebbüsü vardı.

15:17 - Altan Öymen: 1971'de milletvekili olana kadar ön sayfada yazmaya devam ettim. 1980'de askeri yönetimde parlamento tasfiye edildiğinde ben de yasaklılar arasına girdim. O zaman yine gazeteye döndüm.

15:16 - Altan Öymen: Cumhuriyet, malum 1924'ten itibaren çıkıyor, babamın da gazetesiydi. O da yazardı. Ben de 1945'ten beri okuru sayılırım. Gazeteciliğe başladıktan sonra '70'li yıllardan itibaren Cumhuriyet'in birinci sayfasının yazarlığını yaptım.

15:15 - Öğle arası sona erdi. Savunmanın tanığı Altan Öymen dinleniyor.

13:47 - Duruşmaya öğle yemeği için ara verildi. Aranın ardından savunma tarafının çağırdığı iki tanıkla devam edilecek.

13:43 -
Avukat Bahri Belen: İlhan bey, Uğur Mumcu, Cüneyt Arcayürek var ve sonra Alev Coşkun da dahil oldu. Belen: Burada yargılananların ne zamandır gazetede olduğunu hatırlıyor musunuz?
Namık Kemal Boya: Personel müdürü değilim hatırlamıyorum. Ama bana hakaret dolu tivitlerinden Akın Atalay'ı biliyorum.
Avukat Bahri Belen: Ben söyleyeyim, Akın Atalay 1990'da iflas sürecinin ardından yeni kurulan gazetede başlayıp ölümüne kadar İlhan Bey'le çalıştı.
Namık Kemal Boya: İlhan Bey iyi bir insandı ama kişiler hakkında yanılmış.

13:42 -
Avukat Bahri Belen: 2003 yılında gazete 33 bin rotalamaya düştüğünde gazete başında kim vardı?
Namık Kemal Boya: İlhan Selçuk.
Avukat Bahri Belen: Gazetenin geçirdiği iflas davası dönemini hatırlıyorsunuz. Gazete yönetiminde kim vardı?
Namık Kemal Boya: İlhan Bey'in olup olmadığını hatırlamıyorum.

13:41 -
Avukat Bahri Belen: 2014'te boykot kararının oybirliği ile alındığını söylediniz. Kaç kşiyle alındı bu karar?
Namık Kemal Boya: 100 kişi.
Avukat Bahri Belen: Türkiye'de kaç CUMOK var?
Namık Kemal Boya: Bilmiyorum.

13:40 -
Avukat Tora Pekin: "Fakirhaneme malikhane dediler" haberinde bir siyasetçinin Gülen'i ziyaret ettiği anlatılıyor. O siyasetçinin adını söyler misiniz?
Namık Kemal Boya: Yazının başlığını hatırlıyorum, içeriğini hatırlamıyorum.
Avukat Tora Pekin: O kişi Berat Albayrak.

13:34 - Avukat Tora Pekin: Görgüye dayalı tanıkların olup olmadığı hususunu tiraj meselesinden görebilirsiniz. "8 bine indi sonra 100 bine çıktı" dendi ama Basın İlan Kurumu'na bakın. Ne 8 bine indi, ne 100 bine çıktı. Bu nesnel veri. Bu tanık beyanıyla nasıl değişebilir. Eğer suçlama 220/7 ise, yargılananların terör örgütü yöneticilerinden talimat aldığına dair bir tanıklığınız var mı?

13:33 - Turhan Günay, Namık Kemal Boya'ya cevap olarak söz aldı: Tirajların artması arkadaşlar değil, haftada iki gün kitap verirdi ondan tirajlar artmıştı.

13:32 - Aydın Engin: Ben İlhan Selçuk döneminde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptım, anlaşarak içeride çalışmak istemediğim için ayrıldım. 2002'de İlhan Selçuk herkesi toplayarak "Artık milliyetçi çizgi izleyeceğiz" dedi. Ben de "milliyetçi değilim" dedim ve istifa ettim. İlhan Abi beni kovmak şöyle dursun "Beni çiğnemeden çıkamazsın" dedi. Üstelik bu istifanın ardından yine İlhan Abi gazetenin başındayken, 2006 ya da 2007'de yeniden gazeteye gelmemi istedi ben reddettim. Yemin etmiş bir tanığın gönlünden geçenleri objektif gibi anlatması kabul edilebilir değil. Kendisi CUMOK kurucusu diyor, kendisi gazete okuyucularını temsil etmiyor. Buraya 5 kişiyi okuyucu diye getirse haber değeri taşır.

13:31 - Aydın Engin: Desteksiz atılan bazı cümleler nedeniyle söz almak zorunda kaldım. Sanırım heyetiniz de ilgileniyor CUMOK ile neden bilmiyorum. CUMOK daha CUMOK olmada, tohumlarının atıldığı dönemde ben görevlendirildim. İlhan Abi espriyle "CUMOK'un kurucusu Aydın Engin" derdi. Kurucusu değilim ama ben sadece gazeteyi temsil ettim. Boya "İlhan Selçuk'un gazeteden kovduğu Aydın Engin" dedi. Bilmeden, içinden geçenlerle tanıklık yapmak bir avukat için çok acı.

13:30 - Namık Kemal Boya'nın sözleri üzerine Aydın Engin müdahale ederek söz aldı.

13:28-
Üye hâkim: Aydın Engin'i İlhan Selçuk'un uzaklaştırdığı söyleniyor.
Namık Kemal Boya: Ben birkaç kişiden "Kapıdan içeri girmeyecek" dediğini duydum.

13:20 -
Mahkeme Başkanı: Gazete mali olarak zor durumdayken CUMOK bir bir araya gelme, destek etme çabasına girmez mi? Namık Kemal Boya: Gazete eğer Cumhuriyet duruşunu savunmazsa aldığınız mal bozuk çıkıyor öyle düşünün. Logonun üstüne Gülen'i koymuşlar. Atatürk'ün olması gereken yere. İnfial yarattı bu.

13:17 -
Namık Kemal Boya: Gazete 1924'de M. Kemal Paşa emriyle kurulmuştu. Cumhuriyet'i savunmayanlar Cumhuriyet adını da kullanamaz.
Mahkeme Başkanı: Mumcu öldüğünde gazetenin tirajının 19 bin olduğunu söylüyorlar.
Namık Kemal Boya: Şaşırtıcı bir durum.
Mahkeme Başkanı: CUMOK'un yayın, genel yayın yönetmeni üzerinde istişare hakkı var mı?
Namık Kemal Boya: Konuşacağımız zamanlarda İlhan Selçuk ile Alev Coşkun ile görüştüğümüz oldu ama böyle bir yetkisi yoktu. Ama özellikle 2013'ten sonra böyle bir istişare de olmadı çünkü önce CUMOK'a savaş açtılar. İlanlarımızı engellediler. Sadece etkinlik, kahvaltı ilanları vereceksiniz dediler, ama biz görüşlerimizi de açıklayan bir grubuz.

13:15 - Namık Kemal Boya: 2014'te başlayan bu boykot ile bazı etkilenmeler oldu ama yeni yönetimler ve yeni çalışanlarla değişim devam etti.Tek nik'in yayınlandığı Cuma günleri dışında genel boykot düzenlenmesine karar verdik. Herkes eline aldığı gazetenin kendini temsil etmediğini söylüyordu. Bu tüm okurlarda benzer tepki oldu. 2014'te başlayan bu boykot ile bazı etkilenmeler oldu ama yeni yönetimler ve yeni çalışanlarla değişim devam etti.

13:14 - Namık Kemal Boya: 2014'te 27 Mayıs'ın yıldönümünde gazetede haber çıkmaması dikkatimi çekti herkese mail attım. '27 Mayıs devriminin getirdiği kazanımların bize katkısını biliyoruz tek satır bile olmamasını garipsedik' diye yazdım. Bazı yayın değişiklikleri de oldu. Bazı haberlerin logonun üstüne çıkması ya da Gülen ile yapılan Fakirhane haberi gibi olaylar yaşandı. Bunlarla ilgili ufak tefek görüşmelerimiz olsa da çözüm olmadı. 2014 Eylül'ünde temsilcilerle toplanarak boykot kararı aldık ama bu durumda çalışan arkadaşları zor duruma düşürecek diye esneterek Bilim ve Herkes eline aldığı gazetenin kendini temsil etmediğini söylüyordu. Bu tüm okurlarda benzer tepki oldu.

13:13 - Namık Kemal Boya: 1996'da başladı 2003'te gazete satış ortalamasının 33 bine düşmesi üzerine yeniden ateşlenerek devam etti. İlhan Selçük ve Alev Coşkun ile görüştük. Herkes gazetenin desteklenmesini savundu. Selçuk "Sen ne diyorsun bu işe 68'li" dedi. Ben 68'liler derneğinin kurucu başkanıyım. Çalışmalarımızla gazetenin 100 bin tirajına ulaştırdık. 21 Mart 2008'de İlhan Selçuk ve Türkan Saylan'ın gözaltına alınmasıyla başlayan süreçten ben de 2009'da nasibimi aldım. 2013'te bugün sözü geçen yönetim değişiklikleri ile okuyucu arasında değişim oldu. Verdiğimiz ilanlara müdahale edildi biz de ilan vermekten vazgeçtik.

13:10 -
Mahkeme Başkanı: Bize CUMOK'tan bahsedebilir misiniz? Tanıklık kavramı içinde okumaktan ziyade anlatımlar önemli. Metinden okumazsanız seviniriz.
Namık Kemal Boya: 1995 yılı sonunda okurlar arasında bir toplantı yapıldı ve sonucunda beklenenin çok üstünde insan katıldığı için Cumhuriyet okurunun bir gücü olduğu nedeniyle insanlar toplantıları sürdürmeye karar verdiler. Toplantıların amacı gazetenin savunduğu Cumhuriyet ilkeleri, ülkenin kalkınması, rehafa erişmesi, aydınlanma devriminin devam etmesi ve laikliğin devam etmesi, ülkenin yararına gördüğümüz kişileri desteklemek, şer gördüklerimize karşı tutum almak. Değerlerine sahip çıkıp eksik gördüklerimiz durumlarda eleştirmek.

12:59 - Leyla Tavşanoğlu'ndan sonra Namık Kemal Boya'nın tanıklığına geçildi, kürsüye gelmesi bekleniyor.

12:55 -
Savcı: Cumhuriyet gazetesini batıran ekip olarak tarihe geçecekler demişsiniz. Ne demek istediniz?
Leyla Tavşanoğlu: İdeolojiyi sulandırırsanız tiraj da düşer. Bunu söylemek istedim

12:52 -
Mahkeme Başkanı: Can Dündar size belli bir şekilde haber yazmanızı telkin etti mi?
Leyla Tavşanoğlu: Hayır.
Avukat Tora Pekin: Bir gazetecinin Pensilvanya'ya gitmesini kesinlikle suç olduğunu düşünmüyorum. Ama bu konuyla ilgili Orhan Erinç size bir şey dedi mi?
(Tavşanoğlu, Erinç sorusuna cevap vermedi)
Avukat Tora Pekin: Kendisi bana "Gitmesen iyi olur" dediğini aktarmıştı. Gelince kendisi de burada sorar.

12:51 - Leyla Tavşanoğlu: Can Dündar'ın gelmesinin ardından gazetenin ideolojisi sulandırıldı gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldı.

12:50 - Leyla Tavşanoğlu: 2014'te Gazeteci ve Yazarlar Vakfı beni ve başka gazeteci ve akademisyenleri davet etti. Vakıf ve gazete yönetiminde olan İbrahim Yıldız'dan izin aldım. Gülen de oradaydı. Sonra yazmaya değer haber görmedim ondan yazmadım.

12:46 - Leyla Tavşanoğlu: Fikir uyuşmazlığım olsa dahi hiçbirinin terör bağı olduğunu düşünmek bile istemem. Gazetenin benden sonraki işleyişi konusunda söyleyeceğim hiçbir şey yoktur. Yargılananlar gazeteci ve hukuk insanıdır.

12:45 - Leyla Tavşanoğlu tanık olarak dinleniyor.
Mahkeme Başkanı: Cumhuriyet'te ne zaman çalıştınız, ne zaman ayrıldınız, neden ayrıldınız ve nasıl ayrıldınız?

12:39 -
Avukat Tora Pekin: Sizin dışınızda gazete ana binası dışına gönderilen başka yazar var mı?
Mehmet Faraç: Yazarların çoğu dışarıdan yazıyor. Bilmiyorum gönderildi mi. Bana oda vermişlerdi.
Avukat Tora Pekin: Bu olay gerçekleştiğinde İlhan bey hayatta mıydı? Sorumun sebebi şudur. Kendisi gazeteden gönderildi. Sebebini açıklamak istemedi. Dava konusunu ilgilendirmediği için önemi yok ama tecrit edildi gazetede. Bu dönemde İlhan Selçuk hayattaydı. Bu İlhan Selçuk üzerinden kurduğu tüm gerekçeleri çürüttüğü için söylüyorum..

12:38
Avukat Bahri Belen: İşten çıkarılınca gazeteye dava açtınız. Kaç yıl sürdü?
Mehmet Faraç: 5 yıl
Avukat Tora Pekin: 2009 senesinde gazete binasının tamamen dışında başka büroda çalışmanız istendi. Oraya geçtiniz. Nedenini anlatır mısınız?
Mehmet Faraç: Böyle tuzak sorular yakışmıyor.
Avukat Tora Pekin: Soru çok açık. Size basitleştireceğim. Önceki çalıştığınız bölüm neredeydi, sonra çalıştığınız nerdeydi?
Avukat Tora Pekin: (Mahkeme başkanı müdahale ediyor) Doğru cevap verirse göreceksiniz efendim.
Mehmet Faraç: Ben Cumhuriyet'te yurt haberleri servisi şefiydim. Gazetenin ortasında çok sıkışık bir yerde çalışıyordum. Gazete ana binası tıkış tıkıştı, gazetenin bitişiğinde de iki ayrı bina da vardı. Oda sıkıntısı olduğu için bana oda tavsiye ettiler.

12:37 -
Avukat Bahri Belen: Erinç'in gazeteye ne zaman girdiğini ve İlhan Selçuk ile dostluğunu biliyor musunuz?
Mehmet Faraç: Ben İstanbul'a geldiğimde Erinç genel yayın yönetmeni idi.
Avukat Bahri Belen: Orhan Erinç İlhan bey zamanında da vardı, sizden evvel de vardı. Sizce İlhan Selçuk, tüm gazetenin ideolojisini değiştirdiğini söylediğiniz Erinç'in niyetini anlamayacak zeka düşüklüğü mü vardı?

12:35 -
Avukat Bahri Belen: Cağaloğlu'ndaki gazete mal varlığının 20 milyon olduğunu söylediniz doğru mu?
Mehmet Faraç: Hepsi 20 milyon değerindeydi

12:32 -
Mehmet Faraç: İlhan Selçuk, Alev Coşkun, Hikmet Çetinkaya, Orhan Erinç
Avukat Bahri Belen: Uğur Mumcu da var mıydı?
Mehmet Faraç: Bilmiyorum.
Avukat Bahri Belen: Vardı.

12:30 - Avukat Bahri Belen: Tanıdığım herkese sayın derim ama tanıklıktan beklenen bilgi ve olaya ilişkin cevaplar vermediğiniz için sadece Mehmet Faraç diye soracağım. Faraç, gazete iflas davası döneminde yönetimde kimler vardı?

12:26 Avukat Tora Pekin: Gazetelerde genel yayın yönetmeninin ne kadar fonksiyonu var? Arkada icra kurulu ve Vakıf var. Genel yayın yönetmeni "Hadi Penisilvanya'ya git" diyemez, Vakıf kararıdır bu.

12:25 -
Avukat Tora Pekin: O dönem gazetenin yönetimi kimdi?
Mehmet Faraç: Bir şey söyleyeyim mi?
Avukat Tora Pekin: Söyleyin ismi söyleyin...
Mehmet Faraç: Cumhuriyet gazetesinin o günkü yayın yönetmeni, bugün yargılanan Hikmet Çetinkaya, Akın Atalay ve Orhan Erinç'in göreve getirdiği İbrahim Yıldız'dı.

12:21 -
Avukat Tora Pekin: Cumhuriyet'ten Penisilvanya'ya giden bir muhabirden bahsettiniz. Kimdir o?
Mehmet Faraç: Gazetelerde, televizyonlarda TUSCON'un peşine muhabir gönderildiği için Cumhuriyet yazarı istifa etti. Leyla Tavşanoğlu'nun Pensilvanya'ya gönderildiğine dair onlarca haber geçti.

12:20 - Tutuksuz sanıklardan Turhan Günay söz aldı: Dikkat ediyorum tüm tanıklar Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk'u anıyor. Mumcu öldürüldüğünde milyonlar yürüdü ama o dönemki tirajı biliyorlar mı? 19 bindi. Mumcu ve Selçuk'un anısına sığınmaktan vazgeçilmesini istiyorum.

12:12 -
Avukat Tora Pekin: Alev Coşkun'un adını başkan yardımcısı olarak anmayı reddettiğini gözünüzle gördünüz. İfade verdiğiniz dönemde hangi gazetede yazıyordunuz?
Mehmet Faraç: Aydınlık
Avukat Tora Pekin: Tirajın 8 bine düştüğü bilginizin kaynağı nedir? Elinizde belge var mı? Yoksa bu bir söylenti mi?
Mehmet Faraç: Reklam ajansı
Avukat Tora Pekin: Galiba belge yok
Mehmet Faraç: Saçma sapan konuşmalarla bölmeyin.

12:11 -
Avukat Tora Pekin: Bu tanıklık rezilliktir. Cumhuriyet'teki göreviniz sona erdiğinde yönetim kimdi?
Mehmet Faraç: İbrahim Yıldız, genel yayın yönetmeni. Çetinkaya ve Erinç başkan ve başkan yardımcısıydı.
Avukat Tora Pekin: Kendisi söylemek istemiyor ama Alev Coşkun başkan yardımıcısıydı...

12:10 - Avukat Tora Pekin söz aldı: Biz Faraç'ı dinlenmenin anlamlı olmayacağını söylemiştik ama siz tercih ettiniz. Gördünüz de zaten. Burada gazete yöneticilerimize, çalışma arkadaşlarımıza yaptığı rezillikleri kendisine iade ediyorum

12:08 - Mehmet Faraç: Tarafsız konuşuyor namuslu ahlaklı konuşuyorum sizin tavrınız beni ilgilendirmiyor. Gazetenin bir yazarını Gazeteci ve Yazarlar Vakfı'na gönderen, Zaman ile aynı manşetleri atan mekanizmanın başındaki adam Orhan Erinç. Gazetedeki ideolojik dönüşüm buradaki yargılananların yöneticiliğinde gerçekleşti. Bizleri tasfiye ettiler, düşünce özgürlüğü sadece Fathullahçı gazeteler kapatılmasın derken mi düşünce özgürlüğü. Nerede bizim düşünce özgürlüğümüz?

12:07 - Mehmet Faraç: O köşe o gün kaldırıldı ve çok ilginçtir, sonra Can Dündar gazetenin başına geldi. Çektiği film Atatürk'ü aşağıladığı gerekçesiyle kamuoyunda tepki çeken insan Atatürk'ün kurduğu gazetenin başına geçiyor. Cumhuriyet'in ideolojisine, Vakıf Senedi'ne tamamen ters insanları. gazeteye dolduran, yazarını da Pensilvanya'ya gönderen... (Bu arada salondan müdahalaler oldu)

12:06 -
Mahkeme Başkanı: Can Dündar mı yönetiyordu?
Mehmet Faraç: Hayır burada yargılananlar yönetiyordu. Çok ilginç olan ise o dönem yayın yönetmeni İbrahim Yıldız'dı.

12:05 - Mehmet Faraç: Bir terör örgütünün gazetelerine yönelik operasyonlara militanca karşı koyma, miitanca savunma bunlar Cumhuriyet'i bir ay bile okumuş insanların aklına sığdıracakları durumlar değil. Cumhuriyet'teki ideolojik dönüşümün sadece yöneticiler tarafından yönlendirilmediğine dair bir kuşku ortaya çıkar ama bu kuşku çok tehlikelidir. Ülkenin bölünmesine karşı hassasiyetleri olan insanların gazeteden gitmesi, sadece onların iradesiyle tasfiye edilemeyeceğini düşünmeme neden oldu. Can Dündar'ın çektiği Mustafa filmi Atatürkçüler arasında infiale dönüştü. Ben de filme bakıp "Bu filmle Atatürk'ün başına çuval geçirilmiştir" dedim. Ertesi gün köşem kapatıldı.

12:00 - Mehmet Faraç: Burada ben "Cumhuriyet gazetesi Fethullahçılarının arasına girdi örgütlendi" diyemem. Ama icra kurulunun Fethullahçıları savunduğunu gördüm. Zaman gazetesinin bile özgürlüğünü savunan bir yönetim, Kubilay'ın ölümü üzerine yazılan yazıyı sansürledi.

11:59 - Mehmet Faraç: Ama devletin için sızmış bir örgütün, İlhan Selçuk'un ölümüne sebep olan bir örgütün yayın organlarının avukatlığını cansiperane bir şekilde yapması beni üzmüştür. Üzdü, çünkü o gazeteyi var eden, ayakta tutan insanlardan biri benim.

11:56 - Mehmet Faraç: Twitter'da Zaman gazetesine ve Fethullahçılara gövdesini siper edenlerin başında Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay geliyordu. Bence toplumu birbirine düşürmediği sürece cemaatler tarikatlar gazete çıkarır.

11:55 - Mehmet Faraç: Zaman gazetesiyle aynı manşetler atılıyor burada. Fethullahçı Gladyo diye kitap yazan bir yazarın Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın toplantısına katıldığını görüyoruz, ertesi gün Zaman'da Fethullahçılara "terör örgütü diyemem" diyor.

11:45 - Mehmet Faraç: Bence İlhan Selçuk'un ardından Cumhuriyet'te düşünce özgürlüğü kalmadı. Uğur Mumcu, Abdullah Öcalan'ın devlet bağlantılarını yazacağını söyledikten sonra öldürüldü. "PKK öldürdü" demiyorum ama onu öldürenler dışarıda. Bugün bir Cumhuriyet yazarı Kandil'e gidip röportaj yapıp "Yere izmarit bile atmıyorlar" diye manşet atabiliyor.

11:44 - Mehmet Faraç: Benim gibi Urfa'dan gelen bir kişinin elini taşın altına koyması nedeniyle büyük bir coşku vardı ama gazeteden sonra partide de altımı oydular.

11:41 - Mehmet Faraç: Cumhuriyet çalışanı siyasetçi olur mu diye yazdılar. Bunu yazanlar arasında rahmetli olanlar da vardı, burada yargılananlar da. O dönem CHP'de vekil ya da görevli olan 6 kişi daha yazıyordu ama tek bana operasyon yapıldı. Kıskançlık olarak açıklayabileceğim acayip bir tepki oldu.

11:40 - Mehmet Faraç: O dönem Atatürk'ün kurduğu CHP'de Baykal'dan sonra dönüşüm oldu. O dönüşüm içerisinde, parti tabanının baskısıyla ve ben Cumhuriyet'İn bir yazarı olarak CHP PM'ye en yüksek ikinci oyla seçildim. Bu durum Cumhuriyet'te bazı kesimlerin tepkilerini çekti.

11:39 - Mehmet Faraç: İlhan Selçuk'un ölümünün ardından yaşanan tehlikeli süreç beni gazetenin dışına attı. Bizim mesleğimizin en iyi yanı, her şey arşivde 2010'da bugün bu davada yargılananların talimatıyla gazeteden çıkarıldım. Bunun tek gerekçesi Kubilay'ın ölümüyle ilgili bir yazıdır.

11:37 - Mehmet Faraç: Benim ailem Adalet Partili. Cumhuriyetle tanışınca Atatürk'ün öneminin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Cumhuriyet'te gazeteciliği öğrendim, siyasal anlamda geliştim ve Cumhuriyet gazetesinin kitlelere yayılması için yurtiçi ve dışında konuşmacı oldum.

11:35 - Mehmet Faraç: PKK ve Hizbullah'ın en kötü olduğu dönemde görevi üstlendim 11 yıl sigortasız çalıştım sonra merkeze çağrıldım. Sonra köşe yazarı ve ardından da serbest yazarı oldum. Benim gibi taşradan gazete yönetimine giren az sayı kişi var. İlhan Selçuk ile çalıştığım için çok onurluyum.

11:33 - Mehmet Faraç: Bu konuda bazı çevreler Cumhuriyet'i şikayet ettiğim gibi mesnetsiz suçlamalarda bulundu. Hayatım boyunca kimseyi şikayet etmedim Açık açık yazdım, ihbar kabul eden ediyor 18 yaşımda Cumhuriyet'e girmiş çok genç bir muhabirdim.

11:30 - Mehmet Faraç: Bazı konulardaki yargısız infazlara değinmek istiyorum Ben tanık olmak için başvuruda bulunmadım, Cumhuriyet Savcısının talimatıyla geldim. Tanık olmamın nedeni Cumhuriyet ile ilgili çalıştığım gazetede yazdığım yazılar.

11:29 - Eski Cumhuriyet yazarı Mehmet Faraç tanık olarak ifade vermek üzere kürsüye geldi.

11:25 - Duruşmada 3 avukat sınırlamasının kaldırılması talebi reddedildi.
Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: Avukat sınırlaması konusunda kanun hükmünde kararname açıktır. Talep reddedildi.

11:16 - Avukat Leyla Han Tüzel: Dün mahkemenin yazdığı yazıda 3 avukat sınırlaması yapılacağı söylendi, jandarma buna göre bizi sayarak içeri aldı. Bu karardan geri dönmenizi istiyoruz. Çünkü 3 avukat sınırlaması bu davaya uygun değil.

11:15 - Avukat Kemal Aytaç, çok sayıda avukatın ayakta olduğunu, boş yerlere alınmalarını talep etti.

11:14 - Duruşma başladı. Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Namık Kemal Boya tanık olarak dinlenmek üzere salonda hazır bulunuyor.

10:44 - Silivri’deki büyük duruşma salonunda gazeteciler, yargılanan meslektaşlarına yakın sıralar boş olmasına rağmen en uzak köşeye yerleştirildi. Gazeteciler, “Mahkeme heyetini, yargılananları, tanıkları, kimseyi göremiyoruz. Neden boş sıralara gazeteciler değil de jandarma görevlileri oturuyor” diye itiraz ettiler. Gazetecilerin yer değiştirme talebi mahkeme heyetine iletildi.

10:26 - Murat Sabuncu, Akın Atalay ve Ahmet Şık salona getirildi. İzleyiciler, içeri alınmaya başlandı.

DİSK Genel Başkanı'na gözaltı girişimi
DİSK Genel Başkanı Kani Beko basın açıklaması yapacağı sırada gözaltına alınmaya çalışıldı. Etraftaki basın mensupları, milletvekilleri ve izlemeye gelenler engel oldu.

Duruşma öncesi Silivri Cezaevi kampüsü önünde jandarma ekiplerinin peş peşe kurduğu iki kontrol noktası nedeniyle uzun araç kuyruğu oluştu. Duruşma ve açık görüş için gelen onlarca kişi araçlardan inerek kampüse yürüyerek ulaşmaya çalıştı.

Silivri Cezaevi Kampüsü’nde bulunan duruşma salonlarına sarı basın kartı olmayan basın mensupları “izleyici” kartı ile giriş yapabildi. Duruşma salonlarının olduğu binaya giren sarı basın kartlı gazetecilerin ise mahkeme salonuna bilgisayar ile girmelerine izin verilmedi. Bu nedenle birçok gazeteci duruşmayı basın odasındaki televizyondan takip etmek zorunda kaldı.

Mahkeme heyeti, 25 Aralık 2017'de verdiği ara kararında her "sanık" için 3 avukat sınırlaması getirmişti. "Sanık" avukatları Fikret İlkiz ve Bahri Belen, mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği iddiasıyla reddi hâkim talebinde bulunmuştu. Ara kararda söz konusu talebin, bir üst mahkeme tarafından değerlendirileceği bildirilmişti.

Ahmet Şık, duruşma salonundan çıkarılmıştı

Davanın son duruşmasında Ahmet Şık, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in "Türkiye'de nüfusa oranladığımızda yüzde 8 civarında kişi şüphelidir" dediğini hatırlatarak iktidara yönelik olarak birtakım eleştirilerde bulunmuştu. "Ülkenin yüzde 15’ini şüpheli, terörist olarak gören bir iktidar, terörist iddiasını akıl almaz suçlamalara dönüştüren bir yargı var" diyen Şık'a Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ'ın yanıtı "Böyle devam edersen keserim. Bu savunma değil. AKP iktidarını gidin milletvekili olup eleştirin" olmuştu. Dağ, daha sonra sözlerine "Bu siyasi bir davadır" diye devam eden Şık'ı salondan çıkarmıştı.

Akın Atalay ve Murat Sabuncu da Ahmet Şık'ın duruşma salonundan çıkarılmasına tepki göstermişti. Her iki isim de, savunma yapmayacaklarını vurgulayarak Şık'ın yanına gitmek istediklerini belirtmişti.

Ne olmuştu?

"PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları" iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 31 Ekim 2016'da gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Turhan Günay, Bülent Utku, Önder Çelik ve Hakan Kara, 4 Kasım 2016'da tutuklandı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay da, Almanya dönüşü sonrası çıkarıldığı mahkemece 12 Kasım 2016'da cezaevine gönderildi.

Gazete muhabirlerinden Ahmet Şık, 31 Aralık 2016'da sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda "FETÖ progpagandası yaptığı" iddiasıyla tutuklandı. Şık hakkında ileri sürülen iddialar, kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

'Sanık'lardan karikatürist Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri Bülent Utku ve Önder Çelik, vakfın Danışma Kurulu Üyesi Avukat Mustafa Kemal Güngör, Okur Temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara ve Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay 29 Temmuz'da sona eren ilk duruşmada, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ise davanın 24 Eylül’de görülen üçüncü duruşmasında tahliye edilmişti.

Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper ile Twitter’da "Jeansbiri" adlı hesabı kullandığı iddia edilen Kemal Aydoğdu'nun tutukluluk hâli sürüyor.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ile yazarlar Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya da tutuksuz yargılananlar arasında.

Kime, hangi suçlamalar yöneltildi?

Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan 156 gün sonra hazırlandı. Gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan, ancak daha sonra hakkında ‘FETÖ’ davası açılan Murat İnam’ın imzasının yer almadığı iddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı.

Silahlı terör örgütüne üye olmaktan 15 yıla kadar hapis
İddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın da “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.

Ahmet Şık’ın ise “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.