MedyaFaresi MedyaFaresi

Ah Özlem Gürses, İslamiyet hakkında biraz daha okusaydın!!!

Özlem Gürses'in "Bildiğin gibi değil"deki tavırları beni adeta yasa boğdu. Belki sadece o programda onu izleyen birisi olsaydım, konukları ile ilgili gözüken, dünya dinlerine meraklı bir sunucu olduğunu düşünerek yorum yapmadan geçerdim.

Eklenme: 23 Temmuz 2006 16:30 - Güncelleme: 30 Mart 2016 16:36

Özlem Gürses'in ikilemi içimi acıttı…

"Başka her şey, İslamiyet'ten daha derin bir felsefeye sahip."

"Ah ne kadar derin şeyler, insanın dinledikçe ruhu temizleniyor."

Öncelikle yazım onun meslek hayatı ile ilgili olmayacak. Onu izleyici olarak bugüne kadar takdir ettiğimi belirtmek isterim.

Bu  biraz onun hayata bakış açısından kaynaklanan, yansıttığı adaletsiz yön ile ilgili bir eleştiri olacak sanırım. Kendisinin felsefeye ve belki biraz dinler tarihine ilgisi olduğunu, bu konularda bilgi ve birikim sahibi olarak bazı yargılara vardığını düşünürdüm ekrana yansıttığı havadan.

Geçen hafta içerisinde yayınlanan Basın Kulübünde kadim gazeteciler koltuğunda otururken, başörtüsü mağduru bir genç kıza verdiği cevapları dinledim. Ters tavırlarını laikliğin yerini almasından endişe ettiği bir şeylere karşı takındığını düşündüm. İnancının gereğini yerine getirmeye çalışan bir insanı, dogmatik düşüncelere karşı duran birinin anlamasını beklemedim.

Olaya manevi açıdan bakmayışına saygı da duydum. Ne kadar realist olduğuna yorarak. Belli ki bu kişi ülkemizde pek çok insan gibi, İslamiyet'in derin felsefesini, ruha bakış açısını, bedenlerin anlamını, dünyaya geliş amacına olan yorumunu kavrayamamış, bu sebeple başörtünün insanları, en başta kadını ve dolayısıyla aileleri korumak maksadı ile tavsiye edildiğini öğrenmemişti. Bu çok normaldi. Müslüman geçinen, din alimi geçinenlerin sadece namaz kıl, oruç tut, başını ört dediği bir ülkede, derinliğin öğretilmediği bir ülkede daha da normaldi. 

Herkes elbette dini sadece bunlardan ibaret bir kurallar manzumesi zannediyor. Deruni boyuttan, bunların arkasında bir Tanrıya yakınlaşma imkanı sunulduğundan kimse bahsetmiyor bile. Çünkü bilmiyorlar o tüm bildiği "şunu yap bunu yapma" olanlar.

Oysaki İslam önce iman der. İnsanın ruhunu geldiği yüksek yerlere çıkartabilmesi için bu dünyayı düzenlemeye çalışır. Özlem Gürses'in her şeyi araştıran bir kadın olduğundan şüphem yok. Ama bu konuda gerçek kaynaklara ulaşamamış olabilir. Ki bu nedenle başörtüsünün sadece siyasi sembol olduğu üzerinde durmayı tercih edip, inanç sistemindeki yerine dokunmamayı seçmiş.

Dediğim gibi ben bu duruşa, o gün saygı duydum. Ancak aynı Özlem Gürses'in "Bildiğin gibi değil"de, Ali Saydam ile birlikte bir Guru'yu ağırlarken, bu felsefeyi hayran hayran dinliyor olmasını anlayamadım. Hayran kelimesi yanlış oldu. Aslında bir anda dogmaya nasıl da yumuşak baktığını, hatta anlatılanlarla koltuğunun üstünde yükselmekte olduğunu gördüm yüzündeki ifadelerden program boyunca.

Bir programda "din siyasete karışmamalı" diye savaş veren Özlem, bu programda politikacılar bir Guru olsa, dünyaya barış hakim olur anlamına gelen sözler söylüyor ve sürekli gülümsüyordu. Temeli barış olan bir din olan İslam felsefesini görmezden gelip, bu derinliğini kurcalamadan, bu yoldan politikaya girenlere karşı kesin yargıları olduğunu düşündüğüm bir gazeteci, bütün politikacılar guru olsalar, yani Hindu felsefesinde Tanrı katında makbul olan bir dereceye gelseler, dünya işlerini ve kendi menfaatlerini değil de halkı düşünürlerdi ve her şey daha iyi olurdu dedi. (İslam felsefesinin anladığı adalet çizgisinden gelen politikacıların yollarını şaşmış olabileceği insani zaaflardan kaynaklanabilir.Bu İslam felsefesine zarar vermez…)

Dini (namaz kıl, oruç tut) diye öğretmekten başka bir şey yapmayarak insanları başka her türlü dine, felsefeye yönelten din cahilleri artık susmalı.

(Hinduizm'i onaylayan insanlara saygım sonsuz.Ancak bu İslam'a yakın görüş, din cahillerinin İslam'ı yanlış anlatması yüzünden, tasavvuf felsefesinden çok daha yüksek ve huzur verici yansıyor. Sadece karşılaştırmayı yapabilecek eşit bilgilere sahip olunması gerektiğine inanıyorum )

Ve bulunduğumuz coğrafyada yaşayan insanlar da, başka şeylere özenmeden önce tasavvufu okuyup doğduğumuz topraklar itibari ile yakın olduğumuz bu felsefeyi çiğneyerek büyük bir fırsatı kaçırmadan önce bir düşünmeliler. Sadece mutlu olmak adına…

Hindu selamıyla programı bitiren Özlen Gürses ile ilgili ileri asla önyargılı olmak istemem.Ancak birkaç gün önce yüzünde İslam'ın simgesi olan, ancak bana göre en azından oradaki bayan için siyasi olmadığı ortada olan başörtüye karşı gördüğüm nefretin ve yanlı duruşun yerini, sıcak yerinde duramayan, programını bir sembolle kapatan bir yayıncının almış olması ile ilgili görüşlerimi aktarmak istedim.

Kendisini, biraz tasavvufu okuyup, sempati ile baktığı oluşuma olan yakınlığını anladıktan sonra bir karar vermeye çağırıyorum. Zaten biliyor olsaydı, bunu program esnasında karşılaştırmalar yaparak biz izleyicilere gösterirdi diye düşünüyorum. Yoksa herkes elbette özgür, başını örtmekte de, Hinduizm'in gereklerini yerine getirmekte de. Bu İki felsefe belki yeryüzünde ruha ve insan ahlakına bakışı olarak birbirine en yakın olanıdır.

Bir dogmaya karşı duruş varken diğerine sempati olabilmesi beni yaraladı. Tekrar ediyorum felsefeler birbirine yakın olduğu için. Buna rağmen Özlem bu yakınlığı fark edemediği için…